Tapusuz ırmak mecrası niteliğindeki arazinin, sedde çalışması sonrası tarıma elverişli hale gelmesi üzerine zilyetlikle tescil davasının Hazine itirazına rağmen Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Tapusuz bir taşınmazın tescili davasında, başlangıçta ırmak mecrası olarak tescil harici bırakılan, ancak sedde çalışmaları sonrası tarıma elverişli hale gelen yaklaşık 3.000 m² büyüklüğündeki arazinin, davacı ve ataları tarafından 60 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız olarak imar ve ihya edilerek kullanıldığı iddia edilmiş; davalı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu savunmuş, ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi beyanları ışığında, taşınmazın dere yatağı etkisinin kalktığı ve davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle tescil davasını kabul etmiş, temyiz incelemesi sonucunda ise bölge adliye mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda, dava konusu ...ili, Merkez ilçesi, ... köyünde bulunan ve fen bilirkişisinin 22.02.2024 tarihli raporu ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen 2.754,24 m² yerin "ırmak mecrası" olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili: ...ili, Merkez ilçesi,... köyü,... Mevkii 1 48... parsel ve ...ili, Merkez ilçesi,... köyü... Mevkii 1 48... parsel bitişiğinde/komşu yaklaşık 3.0 00... büyüklüğünde tescil dışı olan taşınmazın davacı ve ataları tarafından masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilip 60 yılı aşkın bir süreden beri malik sıfatı ile nizasız ve fasılasız bu güne değin kullanıldığını ileri sürerek davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu edilen yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden özel mülkiyete konu teşkil edemeyecek nitelikte olduğunu, evveliyatı itibarıyla da kamunun kullanımında bulunduğunu davacının burada hak iddia edebileceği fasılasız bir zilyetliği söz konusu olmadığını, ayrıca davacının taşınmazı babasından devraldığını ileri sürdüğünden başkaca mirasçıların olup olmadığı, taksimin yapılıp-yapılmadığı hususlarının da araştırılması gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla, jeoloji mühendisi tarafından düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın Yeşilırmak havzasında kaldığı, ırmağın seddeye alınmasından dolayı taşınmazın dere yatağı etkisinin kalktığı, sel/su baskınına maruz kaldığına dair delil bulunmadığının tespit edildiği, Jeodezi bilirkişisi raporunda ise ek ve kök raporunda, (C) harfi ile gösterilen taşınmazın 1972 yılında doğu, batı ve güney sınırının Yeşilırmak yatağında kaldığı, 1986 yılında ise kallanım durumunun gösterildiği, DSİ'nin 22.05.2025 tarihli yazı cevabında sedde çalışmasının 1984-1990 yıllarında yapıldığının bildirildiği, mahalli bilirkişi beyanlarına göre sedde çalışması yapıldıktan sonra taşınmazın su baskınına maruz kalmadığı, sedde çalışmasının tamamlandığı tarih ile dava tarihi birlikte değerlendirildiğinde dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın dava tarihi itibariyle 20 yıldan uzun süredir tarımsal faaliyetlerde kullanıldığının anlaşılmasına ve yine jeoloji bilirkişi raporunda da taşınmazın dere yatağında olmadığının ve sel-su baskınına maruz kaldığına dair herhangi bir emareye rastlanmadığının tespitine, yapılan senetsiz araştırması sonucunda da norm kısıtlamasının aşılmadığının anlaşılmasına göre çekişmeli ve istinafa konu taşınmaz üzerinde adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve TMK’nın 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşulları gerçekleştiğinden davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!