Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasında, 18 yaş öncesi çıraklık süresinin emeklilik için sigortalılık niteliği taşıyıp taşımayacağının değerlendirilmesi.
Özet: Bu karar, davacının 01.03.1986 tarihindeki başlangıcını iddia ettiği sigortalılık süresinin tespiti istemiyle açılan davada, Sosyal Güvenlik Kurumunun itirazına rağmen ilk derece mahkemesinin davacının 18 yaşını doldurduğu 24.04.1990 tarihini sigorta başlangıcı olarak tespit etmesi ve bu kararın istinaf tarafından onanması üzerine temyize taşınan uyuşmazlığı ele almakta; hukuki ihtilaf, çalışanın işyerindeki emeği ve üretime katkısı esas alınarak bir meslek öğretilmesi amacının ötesinde aktif çalışma ilişkisi olup olmadığına göre, çıraklık dönemindeki sosyal sigorta kapsamının belirlenmesi prensibi etrafında şekillenmektedir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı asil dava dilekçesinde, 01.03.1986 tarihinde ... unvanlı, ... Sanayi ... Ankara adresindeki iş yerinde çalışmaya başladığını, çalışma süresi boyunca işveren tarafından sigorta girişinin yapılarak primlerinin yatırılmadığını, ancak emeklilik işlemleri ile ilgili olarak ... Sigortalar Kurumuna müracaat ettiğinde tarafına emeklilik süresinin henüz dolmadığının bildirildiğini, davalı Şirkette işe başlama tarihinin 01.03.1986 yılı esas alındığında, yasal olarak emekliliğe hak kazandığını belirterek, sigorta başlangıç tarihinin 01.03.1986 olduğunun tespitini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı SGK vekili cevap dilekçesinde; Kurum işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu, bir yanlışlık bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, davacı ...'ın 18 yaşını doldurduğu 24.04.1990 tarihinde ...'a ait ... sicil no.lu iş yerinde çalışmaya başladığının tespitine, ...'a yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı ... ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi hükümleridir.506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35'inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı ... ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20. maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli ... Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 24.04.1972 doğumlu olduğu, ... unvanlı işverenin ... sicil no.lu iş yerinden davacı adına 01.03.1986 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, yapılan araştırmada davacının çıraklık kaydına rastlanmadığının bildirildiği, oto boya işleri mahiyetli iş yerinin 15.02.1970-30.12.1996 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, davacının işe giriş bildirge tarihinde 13 yaşında olduğu, iş yerinin 1986/1-3. dönem bordrolarının dosya kapsamına alındığı dava konusu 1. dönemde yer alan tek sigortalı ... Yıldız'ın vefat etmiş olduğu, 2. ve 3. dönemde tek bildirilen sigortalı ...'ın beyanının alındığı, davacının da oto boyacısı olduğu ve hem iş öğrenip hem de haftalık karşılığında çalıştığı yönünde beyanda bulunduğu, davacı tanığı olarak dinlenen ve başka iş yerlerinde o dönemde çalıştıklarını beyan eden ... ile ... ise davacının çırak olarak işe başladığı yönünde beyanda bulundukları, davacı tanığı olarak dinlenen ... ise davacının zımparalama ve macun çekme işi yaptığını belirttiği, böylelikle tanıkların bir kısmının davacının çırak olarak çalıştığı bir kısmının ise üretime yönelik çalıştığı yönündeki beyanları arasında çelişkilerin giderilmediği, komşu iş yeri araştırmasının sadece emniyet vasıtasıyla yapıldığı komşu iş yerinin belirlenemediği, başkaca komşu iş yeri araştırması yapılmadığı, böylelikle yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 3.Buna göre, Mahkemece, dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermeye yönelik olmak üzere, davacının iş yerinin hangi bölümünde; hangi işi yaptığı, dava konusu dönemde 13 yaşında olan davacının iş yerindeki işleri yapabilecek fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, ayrıca dava konusu dönem bordrosunda yer alan tek çalışan vefat ettiğinden iş yerine dava konusu dönemde komşu iş yerleri ve kayıtlı çalışanları SGK, vergi ve belediye marifetiyle de araştırılmak suretiyle tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa iş yerinde tam olarak hangi işleri yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bu şekilde komşu iş yeri tanığının tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.4.Kabule göre de 24.04.1972 doğumlu davacının sigorta başlangıcı olarak tespitini istediği tarih olan 01.03.1986 tarihinde 13 yaşında olduğu, buna göre Mahkemece, davacının 01.03.1986 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının, sigorta başlangıcının ise 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereğince 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 24.04.1990 tarihi olarak tespiti ile 01.03.1986 tarihindeki (1) gün süreli çalışmasının prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerektiğinin tespiti şeklinde hüküm kurulması yerine, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.