Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde, müteselsil kefaletin finansal yeniden yapılandırma nedeniyle TBK 601 uyarınca sonlandırılması davası kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, genel kredi sözleşmesine müteselsilen kefil olan davacının, asıl borçlu ile davalı banka arasında yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin kendi kefaletini Türk Borçlar Kanununun 601. maddesi uyarınca sona erdirip erdirmediği, bu durumun yeni bir borç doğurup doğurmadığı ve davacının bankaya çektiği ihtarname sonrasında bankanın kanuni yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususlarında taraflar arasındaki uyuşmazlığı ve davacının kefaletin sonlandırılması talebini ele almaktadır.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: █████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████BAŞKAN : ....ÜYE :....ÜYE : ....KATİP : ....DAVACI : ....VEKİLLERİ : Av. .... Av. ....DAVALI : ....VEKİLİ : Av. ....DAVA : Kefaletin TBK m. 601 uyarınca Sonlandırılması/Genel Kredi SözleşmesiDAVA TARİHİ : █████/2021KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR Y.TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan "Kefaletin TBK m. 601 uyarınca Sonlandırılması" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. ile davalı arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesine müteselsilen kefil olduğu; daha sonra dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı arasında "Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi" kurularak borçların yeniden yapılandırıldığı; asıl borçlu şirkete borçlarını ödemesi için mühlet tanındığı ve yeni bir borç doğumu gerçekleştiğinden eski borca ilişkin kefaletlerin hükümsüz kaldığı; davacının kefillikten kurtulacağına ilişkin olarak davalı bankaya noter aracılığı ile ihtarname keşide edilerek bir ay içerisinde asıl borçlu şirkete karşı dava ve icra takibi haklarının kullanılması, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçilmesi ve ara vermeden icra takibine devam edilmesi gerektiğinin ihtar edildiği; ihtarnamenin gerekliliklerinin davalı banka tarafından yerine getirilmediği ve arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığı; beyan edilmiş olup; davacının müteselsil kefaletinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 601. maddesi kapsamında sonlandırılmasını talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada hukuki yarar bulunmadığı; davacı aleyhine yapılan icra takibinde davacının Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesine dayanarak erteleme talep etmesi ve İcra Hukuk Mahkemesinde icra takibinin iptaline yönelik dava açılması ile bu davanın konusunun çelişkili olduğu; asıl borçlu firma ve kefiller hakkında yasal sürecin durmaksızın devam ettiği; dava dışı asıl borçlu firma tarafından sözleşme yükümlülüklerinin ihlal edildiği; Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin imzalanmasının kredi borçlusu ve müteselsil kefilin borçlarının hiçbir şekilde ertelendiği, yenilendiği veya borçların nakledildiği anlamına gelmediği; sözleşmede imzası bulunmayan kefiller hakkında icra takibi başlatılabileceğinin açıkça düzenlendiği; davacının iddialarının mesnetsiz ve kötü niyetli olduğu; ihtiyati tedbir talebinin yasal şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar3. Taraflar arasında, █████/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, davacının anılan sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı banka arasında █████/2020 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, davacı tarafça davalı bankaya .... Noterliğinin █████/2021 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; i) Davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin, davacının müteselsil kefaletini sona erdiren yeni bir borç niteliğinde olup olmadığı. ii) Davacı tarafından keşide edilen ihtarname sonrasında davalı bankanın Türk Borçlar Kanununun 601. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği. iii) Davacının kefaletinin Türk Borçlar Kanununun 601. maddesi uyarınca sonlandırılması şartlarının oluşup oluşmadığı. iv) Davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER5. Taraflar arasında akdedilen █████/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde; davalı banka ile ... AŞ arasında imzalandığı 10.000.000,00 USD kredi açılmasının kararlaştırıldığı sözleşmede davacının 15.400.000,00 USD müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, 9. maddesinde "Kefalet" başlığı altında kefaletin kapsamına yer verildiği, 9/c maddesinde; "kefil/kefiller, bankanın müşterinin taahhütlerini temdit etmesi, borcu taksitlendirmesi vb halleri uygun gördüğünü ve kefaletinin aynen devam edeceğini kabul ve taahhüt eder" düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür.6. 11.06.2020 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi incelendiğinde; dava dışı asıl borçlu ile davalı banka dahil 12 banka arasında imzalandığı, amacının alacakların tespit edilmesi, teminatlandırılması, yeniden yapılandırılması olduğu, sözleşmesinin imzalanmasının hiçbir şekilde borcun ertelendiği, borçlu ve müteselsil kefiller bakımından borcun yenilendiği, nakledildiği, kefaletin sonlandığı anlamına gelmediği, kredi ilişkisinin devamı boyunca oluşmuş teminat, sorumluluk ve kefaletlerde erteleme, yenileme, borcun nakli hukuki sonuçları doğmayacağı, müteselsil kefiller bakımından başlatılan takiplere devam edilmesi ve takip başlatılması konusunda yetkili olunduğu, bu sözleşmede imzası bulunmamakla beraber daha önceki kredi sözleşmelerinde imzası bulunan kefiller hakkında alacaklının yasal takip yapmaya ve devam ettirmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.7. ....Noterliğinin 01.07.2021 tarihli ihtarnamesinin incelenmesinde; davalı bankanın dava dışı asıl borçlu ile akdedilen finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi gereği borcun 10 yıl vadelendirildiğini, asıl borçlu hakkında dava ve takip hakkının kullanılması, ara vermeden takibe devam edilmesi aksi halde TBK'nın 601. maddesi kapsamında kefaletin sonlandırılması yoluna gidileceğinin ihtar edildiği görülmüştür.V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, davacının dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerindeki kefaletinin TBK'nın 601. maddesi kapsamında sonlandırılması istemine ilişkindir. 9. Mahkememizin ...., sayılı 08.12.2022 tarihli kararı ile; TBK m. 601 hükmüne uygun talep bulunmadığından, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verildiği, verilen karara karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, .... Dairesi'nin █████/2025 tarih,...., sayılı kararı ile mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür. 10. .... Dairesi'nin █████/2025 tarih, ....., sayılı kaldırma kararı gerekçesi; "TBK'nun 601.maddesi kapsamında sonlanlandırılması talep edilen toplam kefalet limiti 35.900.000,00.-USD ve 120.175,00.-TL 1.586.600-TL'nin üzerindedir. Hal böyle olunca, dava değerinin 1.586.600,00.-TL'nin üzerinde olması sebebiyle davanın asliye ticaret mahkemesinde bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacak işler kapsamında kaldığı, davanın heyetçe görülmesi gerektiği gözetilerek dosyanın heyete tevdi gerekirken tek hakim tarafından değerlendirilme yapılarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir." özetle şeklindedir. 11. Davacı yan, davacının dava dışı asıl borçlu ... San. ve Tic. A.Ş. ile davalı banka arasında akdedilen Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi uyarınca asıl borçluya yeni bir mühlet verilerek borcun yenilendiği; bu nedenle kefaletinin sona erdiği iddiasıyla Türk Borçlar Kanununun 601. maddesi kapsamındaki ihtarına rağmen davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle müteselsil kefaletinin sonlandırılmasına karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. 12. 6098 sayılı TBK m. 601 hükmü "Süreli olmayan kefalette kefil, asıl borç muaccel olunca, adi kefalette her zaman ve müteselsil kefalette ise, kanunun öngördüğü hâllerde, alacaklıdan, bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve ara vermeden takibe devam etmesini isteyebilir. Borç, alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa kefil, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten bir yıl sonra alacaklıdan, bu bildirimi yapmasını ve borç bu suretle muaccel olunca, yukarıdaki fıkra hükümleri uyarınca takip ve dava haklarını kullanmasını isteyebilir. Alacaklı, kefilin bu istemlerini yerine getirmezse, kefil borcundan kurtulur." düzenlemesini içermektedir. 13. Somut dosya kapsamında; davacının dava dışı asıl borçlu ile davalı banka arasında akdedilen █████/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefalet limitinin 120.175,00.-TL, █████/2015 tarihli sözleşmedeki kefalet limitinin 10.000.000,00.-USD, █████/2015 tarihli sözleşmedeki kefalet limitinin 15.400.000,00.-USD, █████/2014 tarihli sözleşmedeki kefalet limitinin 11.500.000,00.-USD olduğu anlaşılmaktadır. 14. Dava dışı asıl borçlu şirket tarafından .... Mahkemesine konkordato mühleti süresi verilmesi için 25.04.2018 tarihinde açılan davada, feragat beyanı üzerine 14.09.2020 tarihinde feragat nedeniyle davanın reddine kararı verilmiştir.15. .... takip sayılı icra dosyasında dava dışı şirket, kefiller .... hakkında 11.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, alacak tutarının 25.317.920,82.-TL olduğu anlaşılmıştır. 16. Taraflarca sunulan dilekçeler ve kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı tarafından davanın menfi tespit davası olduğu ve icra takibine konu borç kadar harç yatırılarak davaya devam edilmesi gerektiği savunmasında bulunulmuş ise de, davanın TBK'nın 601. maddesinde düzenlenen kefaletin sona erme koşullarına bağlı özel bir dava türü olduğu anlaşılmakla yargılamaya devam edilmiştir.17. Davacı iddiası davalı bankaya gönderilen ihtarname ile asıl borçlu ile yapılan 11.06.2020 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi uyarınca borçluya borçların ödenmesi için 10 yıl mühlet verildiği ve ödeme planı oluşturulduğu, TBK'nın 601. maddesi uyarınca dava ve takip haklarının kullanılması, aksi halde kefaletin sona erdirileceği ihtarının sonuçsuz kaldığına dayalıdır.18. Dosya kapsamında sunulan Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde; 9. maddesinde kefaletin kapsamının düzenlendiği ve kefillerin, alacaklı bankanın müşterinin taahhütlerini temdit etmesi veya borcu taksitlendirmesi gibi hallerde kefaletlerinin aynen devam edeceğini peşinen kabul ve taahhüt ettikleri anlaşılmaktadır. Diğer yandan, asıl borçlu ile bankalar konsorsiyumu arasında imzalanan █████/2020 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin "Sözleşmenin Amacı" bölümünde de bu sözleşmenin imzalanmasının, müteselsil kefillerin borçlarını hiçbir şekilde borçlu ve müteselsil kefiller bakımından borcun yenilendiği, nakledildiği, kefaletin sonlandığı anlamına gelmediği, aksine alacaklı kuruluşların müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlatma ve devam ettirme haklarının saklı tutulduğu açıkça ifade edildiği ve ve sözleşmenin borcun yenilenmesi değil muaccel olan borcun tasfiyesine yönelik olduğu anlaşılmıştır.19. Süreli olmayan kefalete ilişkin TBK'nın 601. maddesi hükmünden müteselsil kefilin yararlanabilmesi adi kefilden farklı olarak “kanunun öngördüğü haller” ile sınırlı tutulmuştur. Burada “kanunun öngördüğü haller” ibarssinden anlaşılması gereken husus, alacaklının, müteselsil kefile başvurabilmesi için yerine getirilmesi kanun gerekli zorunlu eylemlerdir. TBK'nın 586. maddesinde; alacaklınını borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden müteselsil kefile başvurabileceğini ancak bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olmasının gerektiği düzenlenmiştir. TBK'nın 586/2 maddesinde ise alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı, ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği düzenlenmiştir.20. Davacı taraf, Türk Borçlar Kanununun 601. maddesi uyarınca asıl borçluya karşı icra takibi haklarının kullanılması hususunda davalı bankaya ihtarname göndermiş ve bir aylık sürenin sonuçsuz kalması nedeniyle kefaletinin sona erdiğini ileri sürmüştür. Ancak somut olayda, alacaklı bankanın asıl borçluyu icra takiplerinden bağışık tutmadığı, aksine yasal icra takibi ve yapılandırma süreçlerinin bütünüyle sürdürüldüğü görülmektedir. Asıl borçlunun iflas ve konkordato gibi ödeme güçlüğü risklerine karşı borcun yapılandırılmasını sağlayan anlaşmaların, alacaklının asıl borçluyu takipten imtina ettiği şeklinde (tecdit iradesiyle) yorumlanması hukuken mümkün değildir.21. Buna göre, genel kredi sözleşmesindeki müteselsil kefalet hükümlerinde borcun yapılandırılmasına önceden muvafakat edildiği, yeni bir borç ihdas edilmediği, dolayısıyla icra takibi yönünden kefaleti sona erdiren yasal koşulların oluşmadığı dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacının, █████/2014 tarihli sözleşmenin 9. maddesinde yapılandırmalara muvafakat edildiği dolaysıyla, yapılandırma nedeniyle TBK 601. maddesi gereği kefaleti sonlandırama hakkının bulunmadığı gibi, davalı bankanın yapılandırmadan önce hesabı kat edip asıl borçluyu ihtar ettiği ve akabinde icra takibi başlattığı, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında yapılandırma imzalandığı, ancak sözkonusu yapılandırmanın kefiller bakımından borcun yenilendiği, nakledildiği, kefaletin sonlandığı anlamına gelmediği bu bakımdan da TBK 601. maddesi gereğince davacının kefaleti sonlandıramayacağı kanaati ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL harcın düşümü akabinde bakiye 672,70.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,5-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davalı yan kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026 Başkan ....E-İmza Üye .... E-İmzaÜye .... E-İmzaKatip .... E-İmzaBU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR."5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"