Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmünü, hesap hatasına rağmen aleyhe temyiz olmadığından onarken, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan davayı zamanaşımı nedeniyle düşürdü.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmü, ceza miktarında hesap hatası sonucu eksik ceza tayin edilmiş olmasına rağmen, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmayarak onanmış; ancak konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hüküm, sanığın savunma tarihinden hüküm tarihine kadar geçen sürede sekiz yıllık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından bozulmuş ve yeniden yargılamaya gerek kalmaksızın kamu davasının düşmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/ 511 E., ███████ K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onamaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143. maddeleri uyarınca belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasından, aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 6 yıl 3 ay hapis yerine hesap hatası sonucu 5 yıl 15 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesi gereğince cezasından mahsup edilmesi infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,II.Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde iseSanığın eyleminin, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4. maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, sanığın savunmasının alındığı 31.10.2014 tarihinden hüküm tarihi olan 13.02.2025 tarihine kadar dolduğu, gözetilmeden sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşamı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.