İflas Eden Şirketten Satış Vaadiyle Tamamı Ödenen Dairenin Teslim Edilmemesi Üzerine Mağdur Alacaklının Sıra Cetveline Kayıt Kabul ve Terkin Talepli İtirazı.
Özet: Müteahhit firmadan konut satış vaadi sözleşmesi ile daire satın alarak bedelini tamamen ödeyen ancak taahhüt edilen tarihten çok sonra dahi dairenin teslim edilmemesi, üçüncü kişilere satılma ihtimali, firmanın iflas süreçlerinde olması ve davacının büyük maddi ve manevi mağduriyetler yaşaması sebebiyle açılan bu dava, davacının iflas tasfiyesinde alacağının kabul edilerek sıra cetveline itirazı ve uğradığı zararın tazmini talebini içermektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; tarafı ile davalı şirket arasında 18.08.2013 tarihinde ...... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. Satış Vaadi Sözleşmesi ile, İstanbul İli, ......İlçesi, 2/3 Pafta ..... Ada, ..... Parsel numarasında kayıtlı bulunan, ..... Projesinden D Blok 6. Kat 172 Nolu daire bedelinin tamamını ödemek suretiyle satın almış bulunduğunu, satın almış olduğu bağımsız bölümlerin en geç 30.12.2015 tarihinde sözleşmeye uygun şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, teslim tarihinin üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen dava konusu taşınmazın halen tarafına teslim edilmemiş olduğunu, haricen yapmış olduğu araştırma neticesinde davalı şirketin yapılan sözleşme gereği satın almış olduğu duyumlara göre dava konusu taşınmazların 3.kişilere satılmış olma ihtimalini öğrenmiş bulunduğunu, bu zamana kadar çalışıp kazanmış olduğu birikimlerini kendi ve ailesi için dava konusu taşınmazlara ilişkin yapılan projeye yatırdığını, dava konusu taşınmazlar tarafına devredilmediğinden dolayı maddi ve manevi olarak mağdur olduğunu içinde bulunduğu mağduriyetin halen daha giderilmemiş olduğundan ve maddi imkansızlıktan dolayı çok fazla sıkıntı çekmekte olduğunu, içinde bulunduğu bu kötü durumdan dolayı ailesi ile de arasının açılmış olduğunu, davalı şirketin üzerine düşen edimlerini bu zamana kadar yerine getirmediği için ve bundan sonra da davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getireceğine ilişkin inancı kalmadığından, hakkı olan taşınmazın 3.kişilere devri yakın tehlike olduğundan ve hakkını elde emenin imkansız hale gelmesi ihtimalinden dolayı iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, 115.000,00 TL tutarındaki sözleşme bedelini 18.08.2013 tarihinde 25.000 TL peşin, 90.000 TL'yi ise 9 ayrı (18.09.2013, 18.10.2013, 18.11.2013, 18.12.2013, 18.01.2014, 18.02.2014, 18.03.2014, 18.04.2014 ve 18.05.2014 tarih vadeli senetlerle ödemiş olduğunu) davalı şirketin mevcut proje hakkında televizyon ve internette yoğun reklamlarının olması, inşaa edilen projenin edindiği dönemde, projedeki A1, A2, A3, A4 ve C Blokların %80 oranında zaten bitmiş olması kendisi gibi yüzlerce kişinin projede yer almaları ve davacının Esenyurt belgesinde ........ projesi haricinde, İstanbul İli Esenyurt İlçesi ..... Ada .... ve ..... Parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa edilecek " ...... Projesi" ve yine İstanbul İli Esenyurt İlçesi ...... Parselde inşa edilen " ...... Projesi"nin de müteahhidi olmasının kendisinde güven duygusu oluşturduğunu, haricen yapmış olduğu araştırmada, davalı şirketin kendisi gibi yüzlerce kişiye muhtelif satışlar yaptığını, uzun süredir projenin durağan halde beklediğini, davalının mevcut projeyi terk ettiğini, davalı şirketin yüzlerce icra dosyası ile borçlu olduğunu, şirket yöneticileri aleyhine yüzlerce kişinin suç duyuruları neticesinde 1764 yıl hapis istemli iddianame Bakırköy ..... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve ...... Esas sayılı dosya ile yargılamaya başlanmış olduğunu, diğer taraftan, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasıyla █████/2019 tarihinde iflasına karar verildiğini bilahare bu iflas kararının davacını feragati ile geri çekildiğini, ayrıca Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas ve Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyaları ile davalı şirketin iflasının istenildiğini ve davaların devam ettiğini öğrenmiş bulunduğunu, bu süreçte davalı şirket yöneticilerine mağduriyetinin giderilmesi amacıyla ulaşmaya çalışmasına rağmen kendileriyle görüşme imkanı olmadığını, dava konusu bağımsız bölümün, dava tarihi itibariyle kat irtifakına tabi olup, haricen elde ettiği bilgilere göre %90 ı tamamlanmış halde olduğunu, gayrimenkul tarafına tapu tescili yapılmaması ve eksikliklerin giderilmesi hususunda hak kaybına uğramamak adına, TBK 1235 maddeye göre 10 yıllık zamanaşımına tabi eksik iş sebebiyle uğranılan zararın tanzimi ve bu zararın davalıdan tahsil edilmesi için işbu davayı açma zarureti doğmuş olduğunu, davalı şirket ile yaptığı sözleşmede satış almış olduğu bağımsız bölümü en geç 30.12.2015 tarihinde sözleşmeye uygun şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, sözleşmenin 8. Gayrimenkulün teslimi maddesinin e bendinde davalının bu tarihi 90 gün uzatabileceği ve uzatma tarihi de dikkate alındığında bağımsız bölümün en geç █████/2015 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesini, teslim edilmesi gereken tarihten itibaren mahrum kalınan kira bedellerinin tespit edilmesini ve yüksek mahkemenin, eksikliklerin maddi değerini ve belirlenen tutar üzerinden kira ödemesinin tarafına yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı yanın, sözleşmenin resmi şekle uyulmadan yapılmış olması sebebiyle geçersizliğini iddia edemeyeceğini beyanla; fazlaya ilişkin hak ve davaları saklı kalmak kaydıyla öncelikle İstanbul İli Esenyurt İlçesi 2/3 Pafta .... Ada ..... Parsel numarasında kayıtlı bulunan D Blok 6. Kat 172 Nolu daire üzerine 3.kişilere devir ve temliki önlemek amacıyla davalıdır şerhi ve ihtiyati tedbir konulmasına, davanın konusu mülkiyet hakkına ilişkin olması sebebiyle icra yoluyla satışların tedbiren durdurulmasına, İstanbul İli Esenyurt İlçesi 2/3 Pafta ..... Ada ..... Parsel numarasında kayıtlı bulunan D Blok 6. Kat 172 Nolu dairenin sözleşme tarihinden sonra 3.kişiler lehine konan haciz ve ipoteklerin terkin ettirilmesine, tapu iptallerinin yapılarak tarafına tescil edilmesine, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren davalının tacir olmasından dolayı en yüksek ticari faizi ile birlikte, rayici belli oladığı takdirde satış bedellerinin şimdiye kadar işleyen tüm faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmeye göre teslim tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren, bilirkişi marifetiyle rayiç kira bedeli belirlenerek, bedelin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davaya konu olan bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesine ve tespit edilen bedelin güncel değeriyle davalıdan alınarak tarafına verilmesine, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı İflas İdaresi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müflis şirket ..... Grup İnşaat ile ilgili olarak Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasından 24.03.2021 tarihi itibarı ile iflasına karar verilmiş olup; Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... iflas sayılı dosyasından da tasfiye işlemlerinin devam etmekte olduğunu, iflas kararı kesinleşmiş olup, 10.05.2023 tarihinde 2. alacaklılar toplantısı yapılmış olduğunu, davacının dava dilekçesinde davalı müvekkili şirketle yaptığı harici satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescili; bu talep uygun görülmediği takdirde ödediği bedelin faiziyle iadesini talep etmiş olduğunu, ancak bu talebin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müflis şirket ile davacı arasında gerçekleştirilen sözleşme geçersiz olduğundan davacı taleplerinin reddi gerektiğini, tapu iptali ve tescili davası açılamayacağını, müflis şirket ile davacı arasında gerçekleştirildiği iddia edilen sözleşme kanunda yazılı resmi şekil şartına uymadığından geçersiz olduğunu, geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak herhangi bir talepte bulunulamayacağının kanunen ve Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, tapulu taşınmazlara ilişkin sözleşmeler resmi şekilde yapılmadığından hukuken geçersiz olup taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmayacağını, davacının geçersiz bir sözleşmeye istinaden tapu iptali ve tescili davası da açılamayacağını, iflastan sonra müflis veya masa aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin olarak dava açılamayacağını, davalı Müflis ..... Grup Enerji İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... E. sayılı dosyasından 24.03.2021 tarihi itibarıyle iflasına karar verilmiş olduğunu, iflas kararının kesinleşmiş olduğunu, işbu davanın ise iflasım kesinleşmesinden sonra █████/2025 tarihinde açılmış olduğunu, İİK 184/1. maddesinde "İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer." hükmü yer aldığını, davacı, iflastan önce doğan bir alacağı olduğunu iddia etmekte ise alacağın kaydı için iflas idaresine başvurmak zorunda olduğunu, davacının kayıt kabul talebinin iflas idaresince kabulü halinde alacağın sıra cetveline kaydedileceğini, davacının, kayıt kabul talebinin reddi halinde ise İİK m.235/2 uyarınca sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açılması gerektiğini, ancak bu durum gözetilmeksizin, direkt olarak müflise karşı alacak davası açılmış ise, bu davaya iflas idaresine karşı sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilmesi gerektiğini, iflastan sonra müflis aleyhine dava açılamayacağından huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, mahkememiz aksi kanaatte ise davacıya alacağını masaya yazdırması için süre verilmesi gerektiğini, davacının alacak talebi masa tarafından kabul edilirse sıra cetveline geçirileceğini ve dava konusuz kaldığından iş bu açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğini, davacının alacak kayıt kabul talebi masa tarafından reddedilirse davaya sıra cetveline itiraz (kayıt kabul ) davası olarak devam edilmesi gerektiğini, İİK 198. maddesi gereği iflasın açılmasıyla birlikte konusu para olmayan alacakların para alacağına dönüşeceğini, bu itibarla tapu iptal ve tescil talebinin kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, her ne kadar davanın usulden reddi gerekmekte ise de; davanın esası yönünden de davacı taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı dava konusu gayrimenkullerin tapu kayıtlarının iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ise de, İİK 198. maddesi hükmüne göre, iflasın açılmasıyla birlikte konusu para olmayan alacakların para alacağına dönüşeceğini, bilindiği gibi taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin nisbi hak doğuran bir nitelikte olduğunu ve bu anlamda sadece sözleşme tarafları olan vaat borçlusu ile vaat alacaklısı arasında hüküm ifade edeceğini, ancak sözleşmenin taraf olmayan üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesinin tapu siciline şerh edilebilmesi ile sağlanabilecek olduğunu, başka bir deyişle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin vaat alacaklısına ayni hak değil şahsi hak sağlayacağını, iflas halinde iflas idaresinin, müflisin yaptığı sözleşmelerde, sözleşmeyi aynen yerine getirmek istemezse sözleşmeden kaynaklı olan ve para alacağı dışındaki borçların, iflas tarihindeki karşılığı esas alınarak iflas masasına kayıt-kabul olarak yazılacağını, müflisin borcu, tapu vermek ise tapu iptali ve tescil talebinin mahkemece kabul görmeyeceğini, terditli talep varsa kayıt kabul (para alacağı) olarak masaya yazılacağını, Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarının da aynı yönde olduğunu, bilindiği gibi HMK 389/1 gereği ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, davalı şirketin iflası ile birlikte dava kayıt kabul davasına dönüştüğünden artık tapu iptal tescile karar verilmesinin mümkün olmadığını, kayıt kabul davalarında ancak belirli bir miktar paranın masaya kayıt ve kabulüne şeklinde karar verilebileceğini, iş bu davada taşınmaz uyuşmazlık konusu olmadığından ihtiyati tedbir kararının bir hukuki dayanağı da kalmamış olduğunu, ayni hakka dayanmayan ve para alacağına dönüşmüş bir talep bakımından taşınmazın üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, iflas idaresi olarak müflis ...... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.nden alacaklı olan yüzlerce alacaklının daha fazla mağdur olmaması için dava konusu taşınmazda dahil müflis adına kayıtlı taşınmazların satılacak olduğunu, tedbir kararı dosyadaki diğer işlemlerin devamını da engellediği için İflas Masası alacaklılarının da mağdur olmakta olduklarını beyanla; taşınmaz üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dosyanın mahkememize Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'nin ...... Esas ..... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Bakırköy ....... Tüketici Mahkemesi'nin ..... Esas .....Karar sayılı görevsizlik kararı gerekçesinde davalı şirketin Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... E.- ...... K. Sayılı dosyasında iflasına karar verildiği, kararın █████/2022 tarihinde kesinleştiği, 2. Alacaklılar Toplantısının █████/2023 tarihinde yapıldığı, işbu davanın █████/2024 tarihinde iflastan sonra ikame edildiği, dava konusu taşınmazın halen iflas eden şirket adına kayıtlı olduğu, iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklar için doğrudan dava açılamayacağı, iflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi gerektiği, bunun kabul edilmemesi halinde sıra cetveline itiraz davası açması gerektiği, buna göre açılan davanın iflas masasının olduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiği kanaati bildirildiği, davalı şirketin iflas kararının █████/2022 tarihinde kesinleştiği, dava tarihinin █████/2025 olduğu, iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklar için doğrudan dava açılamayacağı, buna ilişkin iflas işlemlerine karşı iflas masasının olduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de; davanın konusunun öncelikle tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde ise bedel ve kira kaybı iadesine lişkin olup, İİK 198. Maddesi hükmüne göre;" Mevzuu para olmayan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir." hükmü yer almakta ise de; buradaki mevzuu para olmayan alacaktan maksat ayni haklara ilişkin olmayıp, paraya çevrilebilir nitelikte olan alacakları kapsamakta olduğu, mülkiyet hakkı bir ayni hak olup, paraya çevrilmesi mümkün olmadığı ve tarafların öncelikle tescil iradelerinin değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle İİK 235/1,2 ve 198. Maddeleri kapsamına göre değerlendirme yapılamayacağı ve davaya devam olunarak mahkememiz görevli olduğu kanaati oluşmakta ise de; benzer istinaf kararlarının göreve ilişkin olduğu ve ilk derece mahkemelerini bağladığı ve kesin hüküm niteliği taşıdığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği belirtilmiştir. Bakırköy ...... Tüketici Mahkemesi'nin görevsizlik gerekçesinin incelenmesinde kararın dayanağının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi tarafından son dönemde verilen göreve ilişkin kararlar olduğu görülmektedir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. M.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. İİK’nın 194. maddesinde, iflas açılması ile kural olarak müflisin taraf olduğu hukuk davalarının duracağı ve ancak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam olunabileceği hususu düzenlenmiştir. İkinci alacaklılar toplantısında dava konusu alacağın masaya kabul edilmemesi halinde davaya kayıt kabul davası olarak devam edilerek bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda. davacı █████/2024 tarihli dilekçesi ile aynen ifadan vazgeçerek müspet zararın para alacağı olarak hüküm altına alınması talebinde bulunduğuna göre iflas tarihinden sonra açılan davaya (hukuki yararın varlığı bakımından alacağın masaya yazılıp yazılmadığı da denetlenerek) kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekmektedir." (████████ Esas █████████ Karar, ████████ Esas █████████ Karar vs. diğer dosyalar)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal ve hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu temlik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir. (İ.İ.K. m. 198) Dava konusu taşınmazın taraflar arasında imzalanan sözleşmede dükkan olarak belirtildiği, sözleşmenin devamı maddelerinde de dükkan olarak nitelendirildiği, tapu kaydında da taşınmazın niteliğinin dükkan olarak yazılı olduğu ve dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın dava edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescile yönelik olup bedelin tahsili talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkın masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkindir. Davacının talebi gayrimenkul satış sözleşmesi ile satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca davacının adına tescilini talep ettiği dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm 6502 Sayılı Kanunun 3/h maddesinde belirtilen mallar arasında sayılmamaktadır. Dava konusu taşınmaz dükkân niteliğinde olduğundan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda tanımları yapılan satıcı ve tüketici arasındaki mal ve hizmet satışına ilişkin düzenlemeye uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının adına tescilini talep ettiği bağımsız bölümün niteliği dükkan olup 6502 Sayılı Kanunun 73.maddesi uyarınca uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görev alanına girmediğinden tüketici mahkemesince çözülemez. Başka bir anlatımla çekişmenin genel mahkeme olarak asliye hukuk mahkemesinde görülmesi kanundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Bu nedenle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. ..... davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğini belirterek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı hatalıdır. " (████████ Esas ████████ Karar) "Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptal ve tescile yönelik olup davacının alacak yada tazminat talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağının masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkının masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkidir. Davacının talebi satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt Kabul niteliğinde olmayan tapu iptal ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. " (████████ Esas ████████ Karar, █████████ Esas █████████ Karar, █████████ Esas █████████ Karar vs. diğer dosyalar)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Eldeki davanın davacının aynen ifa ve aynen teslime ilişkin tapu iptal tescil içermeyen talebinin içeriği ve mahiyet itibariyle İcra İflas Kanunu 235 maddesi kapsamında kayıt kabul davasına konu olabileceğinin kabul edilmesi halinde; dava, iflastan sonra açılmış olmakla ticaret mahkemesinin görevli olduğu ve yargılamaya ticaret mahkemesince devam edilerek sonuçlandırılmasının gerektiği tartışmasızdır. Davanın kayıt kabul davasına konu olamayacağı değerlendirildiğinde ise; tüketici mahkemesi, kayıt kabul davası olarak göremez ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve mevzuat ile hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre inceleyip sonuçlandırılması gerekmektedir. Ayrıca İcra İflas Kanunu, Madde 198'de "Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Anılı düzenlemenin ikinci cümlesi nazara alındığında, iflas idaresinin aynen ifayı deruhte etmesi mümkündür. Dolayısıyla, ancak para alacakları veya İİK 198. maddesi gereğince konusu para olmayan alacaklarda ona muadil bir kıymet kayıt kabul davasının konusunu teşkil edebilir. Eldeki dava açılmadan önce iflas idaresine başvuru yapılmadığından, iflas idaresinin aynen ifa talebini para alacağına tahvil edip etmediği, yada İİK.198. Maddesi 2. cümlesi gereğince aynen ifayı, yani inşaatı tamamlayarak teslim etme yönündeki tercih hakkını kullanıp kullanmayacağı bu aşamada bilinmemektedir. İflas idaresinin tercih hakkını inşaatı bizzat tamamlama ve aynen ifa yönünde kullanması halinde, iflas iadaresinin sözleşme ilişkisinin içine dahil olduğundan davanın 6502 sayılı TKHK hükümleri ile genel hükümleri göre çözümlenmesi gerekir ve eldeki dava kayıt kabul davası olarak nitelenemez. " (█████████ Esas █████████ Karar, █████████ Esas █████████ Karar vs. diğer dosyalar ) İlgili daire tarafından verilen ve görevsizlik kararına emsal teşkil kararlarda temel olarak; "Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşeceğinden davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise, sözleşmeye konu dava konusu taşınmazın tamamlanmış halinin emsal taşınmazlar gözetilerek iflas tarihi itibari ile belirlenecek kıymeti üzerinden usulü kazanılmış haklar gözetilerek kayıt kabule karar verilmesi gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, kararın kaldırılması ve mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. " gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.Bu kapsamda öncelikli olarak görevsizlik kararına emsal teşkil eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarının irdelenmesi gerekmiştir....... Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda, ilk derece mahkemesi tarafından tapu iptali tescil talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin tartışma yapılarak bir kısım davalarda asıl talebin kabul edilmesine, davacılar lehine tapu iptali tescili kararı verilmesine rağmen; bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan yalnızca davalı tarafın müflis olması nazara alınarak tapu iptali ve tescili talep edilemeyeceği ve davanın para alacağına dönüşeceği ve yine bu kapsamda kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak bu durum benzer iflas dosyaları yönünden devam etmekte olan tüm davalarda bazı temel hukuki sorunlara sebebiyet vermektedir. ( bkz. Garanti Koza, Uluhan, Hiper, Fi Yapı vb. devam etmekte olan iflas ve sıra cetveli davaları )-Mevcut davaların davacılar yönünden incelenmesinde;Müflis şirketler ile gerçek/tüzel kişiler arasında yapılan bir kısım sözleşmelerin adi yazılı olduğu, bir kısım sözleşmelerin noter huzurunda yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir.Bir kısım dosyalarda ödemelerin döviz cinsinden kararlaştırıldığı ve davacılar tarafından sözleşme tarihinden iflas tarihine kadar döviz cinsinden çeşitli ödemeler yapıldığı, bir kısım davacılar tarafından TL cinsinden ödemelerin yapıldığı görülmektedir.Bir kısım dosyalarda ise adi yazılı sözleşme yapılmasına rağmen yükleniciden satın alınan taşınmazlarda ödemelerin gerçekleştirildiği ve yine sözleşmenin tarafı olan müflis şirketlerce taşınmazların tesliminin gerçekleştirildiği ve bu kapsamda tescil şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebileceği görülmektedir.Tüketici Mahkemesi'nde görülen bir kısım davalarda sözleşmede bedel yönünden eksik ifanın bulunduğu, ancak tapu iptal şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından eksik bedelin depo ettirilerek tescil kararlarının verildiği görülmektedir. Yine yukarıda ayrıntılarına yer verildiği şekliyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi tarafından güncel içtihatların tam aksi yönünde 2022-2023 yıllarında kararlar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aksi yönde kararlar verildiği, İstanbul ..... Hukuk Dairesi tarafından da tescil şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden davacının talebine göre alternatifli değerlendirme yapıldığı ve davacılar tarafından bu yönde istikrar kazanmış yargı içtihatlarına güvenerek işbu davaları ikame etmeye devam ettikleri görülmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi tarafından verilen güncel kararlarda; davacıların tapu iptali tescil talepleri doğrudan reddedilmiş ve para alacağına dönüşeceği varsayılmıştır. Ancak Mahkememizce ve diğer mahkemelerce verilen, tüzel kişiller tarafından açılmış bir kısım davalarda tescil şartlarının oluştuğundan bahisle tescil kararlarının verildiği ve yine iflas masası tarafından bu işlemlerin uygulandığı görülmektedir. Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m.235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü "kaydetmek" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi) sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m.250, n.1). (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı)Yine istikrar kazanmış içtihatlar ve yasal düzenlemelerle sabit olduğu üzere bir tüzel kişiliğin iflas etmesi kanunda düzenlenen istinai haller hariç olmak üzere ( vekalet sözleşmesi vs. ) şirketin sözleşmelerden doğan ifa borcunu sona erdirmeyeceği gibi, bilakis müflisin vadesi gelmemiş olanlar da dahil olmak üzere tüm borçları muaccel hale getirmektedir.Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarda açıkça belirtildiği üzere; "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: ████████, █████/2011, § 57)."Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını değerlendirdiği bir kararında; Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayrılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan güvenin muhafaza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine karar vermiştir (Hakan Altıncan [GK], B. No: ██████████, 17/5/2018, § 48). ( Anayasa Mahkemesi Gazi Böyük Başvurusu, Başvuru Numarası: ██████████, Tarih: █████/2021)Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlar kapsamında iflas tarihi itibariyle rayiç değerin tespit edilerek kayıt kabul kararı verilmesi ivedi şekilde yargılamayı sona erdirecek olsa da, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin tapu iptali isteminin doğrudan reddedilmesi ve iflas tarihi itibariyle rayiç değer hükmedilmesi gerektiği şeklinde kararların istikrar kazanması halinde;Benzer iflas dosyalarında aynı sözleşmeye ve şartlara sahip davacılar arasında farklı sonuçların ortaya çıkacağı,Benzer mahiyette dosyalarda tapu iptali ve tescil kararları verilmesine karşın, bir kısım davacıların enflasyon ortamı, sözleşme tarihleri vade tarihleri ve iflas tarihi nazara alındığında, sözleşme geçerlilik ve aynen ifa hususunun tartışılmadan para alacağı şeklinde alacağı ödemelerin hakkaniyetsiz sonuçlar ortaya çıkaracağı,Yukarıda belirtildiği şekilde bir kısım sözleşmelerin döviz cinsinden yapılmış olması, sözleşme kapsamındaki ödemelerin döviz olarak yapılması, verilen kararlarda geri ödemelerin iflas tarihinden efektif satış kuru üzerinden belirlenmesi ve yine taşınmazların iflas tarihi itibariyle rayiç değerleri nazara alındığında aynı sözleşme şartlarına sahip kişiler arasında kişiler arasında geri ödemelere dayanan farklı ve hakkaniyetsiz sonuçların ortaya çıkacağı, Yine benzer dosyalarda yapılan ödemelerin iadesi kapsamında, verilen kararlarda denkleştirme alacağı talep edilmesine karşın, teslim tarihi ve iflas tarihi nazara alındığında denkleştirme yapılması halinde dahi döviz cinsinden ödemelerin ödeme tarihindeki bakiyelerin altında kaldığı, bu durumun da aynı sözleşme şartlarına sahip farklı davacılar arasında eşit olmayan sonuçlara yol açtığı,Benzer iflas dosyalarında müflis şirketler üzerine kayıtlı taşınmazların bulunması, taşınmazların halen müflis şirketlerin adına kayıtlı olması nedeniyle aynen ifa ifa şartlarının değerlendirilebileceği, sözleşmelerin imza ve kararlaştırılan teslim tarihleri nazara alındığında; her iflas eden şirketin herhangi bir gerekçe olmaksızın sözleşme kapsamında doğrudan ifa yapamayacağının kabul edilmesi halinde; gayrimenkul satışı yapan şirketler yönünden iflas seçeneğinin avantajlı hale geleceği ve hileli iflasların artışına sebebiyet vereceği, İstikrar kazanmış Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına dayanarak dava açan davacıların somut bir gerekçe olmaksızın, ifa hususu tartışılmadan reddine karar verilen tapu iptali tescil taleplerinin yukarıda belirtildiği şekliyle Anayasa Mahkemesi kararlarına açıkça aykırılık teşkil edeceği ve hukuki güvenilirliği zedeleyeceği görülmektedir. Açıklanan nedenlerle Mahkememizce içtihat farklılıklarının giderilmesi, tarafların sözleşme kapsamında talepleri olan doğrudan ifa ve tapu iptali tescil taleplerinin değerlendirilmesi, yukarıda yer verilen gerekçelerle hakkaniyetsiz sonuçların ortadan kalkması gerektiği açık olmakla, gerekli olması ve uygun görülmesi halinde temyiz mercii tarafından içtihat farklılıklarının giderilmesinin de sağlanması amacıyla, davacıların asıl talepleri olan tapu iptali tescil talebi yönünden Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,2-Davaya bakmaya Bakırköy ...... Tüketici Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunun tespitine,3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın taraflarıca yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, masrafların davacı yanca karşılanmasına,4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026Katip .....Hakim ....