Danıştay 6. Daire içtihadı, kültür varlıkları koruma alanında rekreasyon amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının şehircilik ilkelerine aykırılık, muğlak yapılaşma koşulları ve kademeli birliktelik ihlali nedeniyle iptaline ilişkindir.
Özet: Bu belge, özel nitelikli bir arazi için onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planları ile bunlara dayalı uygulama projelerinin iptali kararının temyizine ilişkin olup, iptal gerekçeleri arasında planlarda yapılaşma koşullarının muğlak bırakılması, rekreasyon alanlarında ticari kullanımlara aşırı izin verilmesi, arazinin özel değerinin göz ardı edilmesi ve planların hiyerarşik bütünlüğüne aykırı şekilde uygulama projelerine yetki devredilmesi gibi şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılıklar yer almaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı-ANKARAVEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Bakanlığı/ANKARAVEKİLİ : Av. ... 3-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) ... Tur. Loj. Sağ. Gıda Yap. Tem. San. Tic. Ltd. Şti.VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR YANINDA DİĞERMÜDAHİL : ... Çiftliği MüdürlüğüVEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Odası (... Şubesi)VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan uygulama projelerinin ve bu kararın dayanağı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu imar planının açıklama raporunda rekreasyon alanlarında kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanımlara yönelik ve imar planı kararları ile belirlenmiş eğlence, dinlenme, piknik alanı ihtiyaçlarının karşılanabileceği, yeme-içme tesisleri, piknik alanları, çay bahçesi, lokanta vb. kullanımlar ile servis yolları ve genel otoparkların yer alabileceğinin öngörüldüğü, bu plan notunda yapılaşmaya yönelik kararlar olması yanında emsal gibi inşaat alanını açıklayan kararın da üretilmeyerek, muğlak bırakıldığı, ancak bu raporda anlatıldığı gibi sorunun açıklanmayan inşaat alanı değil, doğrudan yapı, havuz ve beton zeminlerin varlığı olduğu, çiftlik arazisinin Ankara’nın diğer kesimlerindeki rekreasyon alanları gibi ele alınmaması ve özel değerinin göz önüne alınması gerektiği, bunun yanında mevcut yapıların yıkılıp yeniden yapılması durumunda mevcut yapılaşma hacimlerinin değiştirilmeyeceği belirtilmiş olsa da bu binaların yıkılabilmesinin yanında havuz inşaatı ve yapılacak hafriyat ile arazinin kotlarının değiştirilmesi ile ticari kullanımın ağırlıklı ve önde olduğu bir projenin hazırlanmasının alanın özelliğine ve koruma-kullanma dengesine uygun olmadığı anlaşıldığından, Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararı ile bu kararın dayanağı olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; dava konusu imar planları ile rekreasyon alanlarında yer alacak kullanımlara yönelik yapılaşma koşulları belirlenmemiş ise de, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesi uyarınca bu yapıların, bodrum katlar dâhil yapı inşaat alanının toplamda %5’ini geçemeyeceğinin öngörüldüğü, bir alana yönelik yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin kararlarının nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak uygulama imar planları ile belirlenmesi gerektiği, bu kararların mekansal planlama kademelenmesinde yer almayan ancak imar planlarına girdi sağlayan ve bunlara veri oluşturan bir çalışma niteliğinde olan uygulama projeleri ile öngörülmesinin hukuken mümkün olmadığı, aksi yöndeki yaklaşımın, mekansal bir plan niteliğinde olmayan uygulama projesinin, imar planlarının yerine geçmesi gibi bir sonuç doğurabileceği, bu durumun planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık teşkil edeceği, dava konusu imar planlarının 4 sayılı plan notu ile ilgili idareler tarafından onaylanacak uygulama projeleri doğrultusunda uygulamaya geçileceğinin öngörüldüğü, bir alana yönelik yapılaşma koşullarının imar planlarıyla belirlenmesi gerekirken bu kararları uygulama projelerine bırakan dava konusu planlarda bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı paftalarının incelenmesinden, planların içeriği ve niteliği itibariyle birbiriyle aynı olduğu, nazım imar planının, uygulama imar planına hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen niteliğinin olmadığı görülmekte olup ilgili mevzuat hükmü uyarınca, planlar diğer kademedeki planların büyütülmesi veya küçültülmesi yolu ile elde edilemeyeceğinden, bu yönüyle de dava konusu imar planlarında hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu parsellerin bulunduğu bölgenin 1. derece doğal ve tarihi sit alanı olduğu, koruma statüsü verilmiş alanlara yönelik hazırlanacak imar planlarında alanın bu niteliği dikkate alınarak gerekli, analiz, etüt ve araştırmaların yapılması gerektiği ancak bu şekilde doğal, tarihi ve kültürel değerlerin koruma ve kullanma dengesinin sağlanmasının mümkün olduğu, uyuşmazlık konusu imar planları ile öngörülen rekreasyon alanında belli oranlarda yapılaşmanın da mümkün olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu planların hazırlık aşamasında alanın 1. derece doğal ve tarihi sit statüsü dikkate alınarak, planlama kararlarının alınması gerektiği açık olmasına karşın, dosyada buna yönelik herhangi bir bilgi ve belge yer almadığı gibi bu yönde bir açıklama raporunun da bulunmadığı; alanın sit statüsü dikkate alınmaksızın hazırlandığı anlaşılan, bu niteliğinin gerektirdiği analizler gerçekleştirilmeksizin belli oranda yapılaşma öngören dava konusu imar planı kararlarında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu imar planlarının hukuka aykırı olduğuna karar verilmesi sonucunda, bu planlar doğrultusunda tesis edilen Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca karar veren Danıştay Altıncı ve Dördüncü Daireleri Müşterek Heyetince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Ankara İli, Etimesgut İlçesi, Atatürk Orman Çiftliği 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı içerisinde bulunan Bahçekapı Mahallesi, 3406 ada, 1 ve 3 sayılı parsellere yönelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planları, bunun üzerine Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile alana ilişkin uygulama projelerinin onaylanmıştır. Anılan uygulama projeleri ile dayanağı koruma amaçlı imar planlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davası olarak tanımlanmaktadır. 2577 sayılı Kanunun 3. maddesinde; dilekçelerde gösterilmesi gerekli hususlar belirlenmiş, 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında; dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği, hükme bağlanmıştır.3194 sayılı İmar Kanunun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.” hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanunun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan uygulama projeleri yönünden yapılan değerlendirmede;İdari yargılama hukukunda ehliyet, kişinin medeni hakları kullanabilme yeteneği yanında, idari dava açmakta menfaati olmasını; diğer bir anlatımla iptali istenilen idari işlem ile kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmiş bulunmasını da ifade etmektedir. Bu bakımdan idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasında, açıklanan nitelikte menfaati bulunmayan kişinin idari dava açma ehliyetinden de söz edilemez.İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan birisi olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının idari işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyetleri bulunmaktadır. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunun 2. maddesinde; bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek; bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek Birliğin amaçları arasında sayılmış, Birlik ve organlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı hükümlerine yer verilmiştir. Başka bir ifadeyle, anılan hükümde Birlik ve organlarının amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açıkça belirtilmiştir. Uyuşmazlıkta, Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan uygulama projelerinin genel düzenleyici bir işlem niteliğinde olmadığı, subjektif bir işlem olduğu, iptali istenilen uygulama projeleri ile davacı Oda arasında yukarıda tanımlandığı şekilde kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin olmadığı, bu nedenle dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.Dava konusu koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planı yönünden yapılan değerlendirmede; Dava açma süresine ilişkin yukarıdaki bölümde detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında, askı süresi içinde bir itirazda bulunulmadığından davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, ilanı gereken düzenleyici işlemlerin (imar planı) uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden uygulama işleminin tebliği ya da öğrenilmesi üzerine yasal dava açma süresi içinde davanın açılması gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin █████/2018-█████/2018 tarih arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içinde planlara itiraz edilmediği, Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile alana yönelik uygulama projelerinin onaylanması üzerine yasal süre içerisinde söz konusu uygulama projesi ile dayanağı koruma amaçlı nazım ve koruma amaçlı uygulama imar planına karşı █████/2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacı Oda tarafından her ne kadar uyuşmazlık konusu alana yönelik uygulama projelerinin onaylanması üzerine, bu işleme karşı yasal süresi içinde açılan işbu davada uygulama projesi ile birlikte dayanağı koruma amaçlı imar planları da davaya konu edilmiş ise de uygulama işlemi üzerine, dayanağı düzenleyici işlemin dava konusu edilebilmesi için, öncelikle davacının uygulama işleminin iptalini istemekte menfaatinin, diğer bir ifade ile dava açma ehliyetinin bulunması gerektiği açıktır.Bu itibarla, dava konusu uygulama projesine karşı dava açma ehliyeti bulunmayan davacı bakımından, söz konusu uygulama işleminin imar planına karşı dava açma süresini canlandırması mümkün olmadığından, koruma amaçlı imar planlarına askı süresi içinde itiraz etmeyen davacı Oda tarafından, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekmekte iken, bu tarihten sonra █████/2020 tarihinde açılan işbu davada imar planları yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.Bu haliyle, davanın uygulama projelerine ilişkin kısmın ehliyet yönünden, imar planlarına ilişkin kısmının ise süre aşımı yönünden reddi gerekmekte iken işin esası incelenerek dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların ve davalılar yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne,2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan uygulama projelerinin ve bu kararın dayanağı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılmıştır. T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır.2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptallleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken davacı ile dava konusu işlem arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususu gözönüne alınmaktadır.Dosyanın incelenmesinden, davacı oda tarafından, Ankara I No.lu Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile uyuşmazlığa konu parsellere yönelik uygulama projelerinin onaylanması üzerine, yasal dava açma süresi içinde anılan uygulama projesi ile birlikte dayanağı 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin de iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.İfa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre, bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubeler de doğrudan imar planına ve bu plan uyarınca onaylanan uygulama projelerinin iptali istemiyle dava açabilmeleri mümkündür.Bu durumda, davacı odanın, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğunu ileri sürerek düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planına karşı dava açması ve bu planlar uyarınca düzenlenen uygulama işlemi olan uygulama projelerinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle dava konusu işlemlerle meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu uygulama projelerine karşı açılan davada, davacı Odanın subjektif dava açma ehliyetine sahip olduğu anlaşıldığından 2577 sayılı Kanunun 7. maddesini 4. fıkrası uyarınca imar planlarına karşı açılan davanın da süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı Odanın dava açma ehliyeti bulunduğundan, dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararının esasının incelenmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.