Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin şirket yöneticisinin kötü yönetim, güven kaybı ve akaryakıt lisansı riski nedeniyle azli istemine ilişkin asıl ve karşı dava istinaf kararının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir akaryakıt istasyonu işleten şirkette ortak olan iki şahsın, karşılıklı olarak birbirlerini şirket yöneticiliğinden azletme taleplerine odaklanmaktadır; taraflardan biri, diğer ortağın şirketi işletememesi, sürekli hacizler ve akaryakıt lisansının iptali riski gibi nedenlerle azlini talep ederken, diğer taraf ise karşı davasında, ortağının paravan şirket kurarak şirket haklarını usulsüz devretmesi, mali zararlar ve hatta fiziksel saldırı iddiaları ile azlini istemiştir; ilk derece mahkemesi, her iki ortağın da yöneticilik yetkisinden azline karar vermiş, şirket hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine hükmetmiştir.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2023
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
ASIL VE KARŞI DAVA : Şirket Yöneticisinin Azli
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli istemine ilişkin asıl ve karşı davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkındaki davanın kabulüne, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı-karşı davada davacı vekili ile davacı-karşı davada davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette müvekkili ile diğer davalının ortak olup, müvekkili ve davalı ...'nun şirketin müşterek imza yetkilileri olduğunu, davalı şirketin ... markası altında akaryakıt istasyonu işlettiğini, işletmenin konumu ve iştigal konusu nazara alındığında yüksek bir ticaret hacminin bulunduğunu, davalının eylemleri nedeniyle halihazırda şirketin işletilemediğini, davalı tarafın borçları dolayısıyla da şirkete sürekli hacizler geldiğini, davalının eylemleri dolayısıyla şirketin halihazırda yakıt satışı yapamamasının yanı sıra akaryakıt lisansının iptali müeyyidesi ile karşı karşıya kaldığını, şirketin faaliyetini, ... ile imzalamış oldukları 01.06.2019 tarihli 2 yıllık süreli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve Otogaz Bayilik Sözleşmesine istinaden sürdürdüğünü, sözleşmelerin süresinin 01.06.2021 tarihinde dolduğunu, bu tarihten önce 27.05.2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile davalı ...'na sözleşmelerin yenilenmesi için imza atmaya gelmesi veya bir kişiye vekaletname vermesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye karşı davalı tarafından verilen cevabi ihtarnamede benzin istasyonunun işletilmesi ile ilgili işlemlerin bu süreçte yürütülmesinin mümkün olmadığını ifade ederek sözleşmenin imzalanmasına gelmediğini, yeni bir bayilik ilişkisinin tesis edilmediğini, bu sebeple şirkete herhangi bir ürün ikmali yapılmadığını, bu durumun █████/2021 tarihine kadar devam etmesi ve bu tarihe kadar bayilik sözleşmesi imzalanmaması durumunda şirketin akaryakıt lisansının iptal edileceğini, şirketin lokasyon olarak çok önemli bir noktada olmasına rağmen şu anda yakıt satışı yapamadığını, her geçen gün de milyonlarca TL kayıpla karşı karşıya kaldığını, şirketin lisansının iptaline kadar varan risklerle de karşı karşıya kalacağı, şirketin iflasının önlenmesi ve ayakta kalması adına ilk etapta bayilik sözleşmesi yapılması ve yakıt satışına başlanması gerektiğinin bildirildiğini, davalının borcu nedeniyle şirkete sürekli haciz geldiğini, davalının eylemlerinin temsil yetkisinden azlinin gerektiğini belirterek davalı ...'nun davalı ... Petrol Turizm Gıda İnş. Züccaciye San.ve Tic. Ltd. Şti'ndeki temsil yetkisinden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı davada davacı ... vekili karşı dava dilekçesinde özetle; karşı davalının bacanağı ve şoförüne ... Petrol Limited Şirketi'ni paravan şirket olarak kurdurduğunu, ... şirketindeki müdürlük yetkisini kullanarak haksız bir şekilde istasyondaki tüm haklarını, diğer ortağın haklarını, istasyon ruhsatını ve tapusunu kurdurduğu paravan şirket olan ... şirketine devrettiğini, müvekkilinin ve diğer ortağın durumdan haberdar olunca karşı davalı hakkında savcılığa şikayette bulunduklarını, tapu iptal davası açtıklarını, açılan davada tapuya tedbir konulduğunu, dosya Yargıtay'da karar düzeltme aşamasında iken karşı davalının davalıyla görüşülerek karşılıklı zarar ve ziya protokolü imzalandığını, karşı davalının paravan olarak kurdurduğu ... şirketinin hisselerinin %50'sinin karşı davalıya, %50'sinin de müvekkiline ait olacak şekilde bila bedel devrinin karşı davalı tarafından sağlanmasının kararlaştırıldığını, bu süreç devam ederken işletmenin çift imzayla müşterek temsil ile yönetileceğini, ... şirketince karar alınarak bu kararın ilan edildiğini, görüşmeler devam ederken karşı davalının müvekkilini öldürmek kastıyla iş yerine baskın düzenlediğini, müvekkilinin yaralandığını, can güvenliği bulunmadığını, bu olaydan sonra tarafların karşılıklı mutabakatı sonucu karşı davalının kızına sadece şirketin açılmış hesaplarından para yatırmaya ve çekmeye, internet bankacılığı kullanmaya yetki verildiğini, taraflar arasında hiçbir hesap mutabakatı sağlanamadığını, müvekkiline hiçbir gelir hakkı ödenmediğini, taraflar arasında yeniden güven problemi yaşanmaya başladığını, karşı davalının kızına verilen yetkinin ihtarname ile sonlandırıldığını, müvekkilinin can güvenliği bulunmadığından karşı davalının bulunduğu bir yere bayilik anlaşması için imza sebebi için bile gidilmesinin mümkün olmadığını, karşı davalının kötüniyetli olduğunu, şirketi çalışamaz hale getirdiğini, karşı davalının kötüniyetli, saldırgan olup hiçbir donanıma sahip olmadığını, şirkete zarar verdiğini belirterek karşı davalının ... Petrol Tur. Gıda. İnş. Züc San ve Tic Ltd Şti'nde bulunan temsil yetkisinden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlarından dolayı şirkete haciz gelmesinin gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen takibe konu borcun diğer davalı şirketin borçları olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin hisselerini devretmeye zorlamak amacıyla kanun yolunun dolandırıldığını, dosya borçlarının alacağın usulsüz temliği ve dolandırıcılık ile müvekkiline yıkılmaya çalışıldığını, borcun ödenmesine rağmen alacağın usulsüz bir şekilde ödendiğinin de ikrar edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı şirket temsil kayyımı cevap dilekçesi sunmamış ise de, yargılama aşamasında davanın reddini istemiştir.
Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen protokol hükümlerinin karşı davacı tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilinin ve şirketin zor durumda bırakıldığını, müvekkilinin ceza dosyasına konu eylemlerle hiçbir ilgisi bulunmadığını, karşı davacının azli için haklı sebeplerin oluştuğunu bildirerek karşı davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ... ve davalı ...'nun, ... Petrol Turizm Gıda Ltd. Şti.'nin büyük pay sahibi ortakları , müşterek imza ile temsile yetkili müdürleri olup, aralarında şirketin parasal konuları nedeniyle anlaşmazlıkların bulunduğu, davalı İlyas'ın borçlu olduğu takip nedeniyle şirketteki hissesine haciz konduğu, şirketin tek faaliyeti olan petrol istasyonuna bu nedenle hacze gelindiği, davalı ...'un 26.01.2021 tarihinde bu anlaşmazlıklar nedeniyle şirketin işlettiği petrol istasyonuna yanında bir kaç kişiyle gelerek davalı İlyas ve yanındakilerle tartışmaları sonucu çıkan kavgada davalı ...'nun silahla yaralanmasına neden olduğu, ortaklar arasında bu nedenle giderilemeyecek boyutta güven kaybı yaşandığı, bu aşamadan sonra davalı şirketin tek faaliyet ve gelir kaynağı olan petrol ofisinin bayilik sözleşmesi için müdürlerin bir araya gelemedikleri, sözleşmenin yenilenmediği, dava açıldıktan sonrada mahkemece bayilik sözleşmesi imzalanması yönünde sınırlı olarak atanan kayyımların katılımıyla 1 yıl daha uzatılan bayilik sözleşmesinin ise, 6 ay pompadan yakıt satışı yapılmadığından EPDK tarafından davalı şirketin lisansının iptal edildiği, bu nedenle akaryakıt vs alınarak satış yapılmadığı, şirketin bu dönemlerde zararda olduğu, yönetilemediği, her iki müdürün kusurlu davranışları nedeniyle şirketi ve ortakları zarara ve hak kaybına uğrattıkları, şirketin çıkarlarının gözetilmediği, şirket sözleşmesinde kendilerine yüklenen yükümlülüklere aykırı davrandıkları, bu aykırılıkların ağır derecede olup, şirketin zararına neden olduğu, her iki müdür de şirkete karşı özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığından azli istemine yönelik olarak açılan asıl ve karşı davanın kabulü gerektiği, ortağın açtığı müdür azli davasında davanın yöneltileceği kişinin azli istenen müdür olup, şirkete bu davada pasif husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davacının davalı ... Petrol Turizm Gıda ... Ltd. Şti.'nin aleyhindeki davanın pasif husumetten reddine, davacının davalı ... aleyhindeki davasının kabulüne, ... Petrol Turizm Gıda ... Ltd. Şti.'nin █████/2019 tarihli ve ███████ genel kurul kararı ile atanan ...'nun TTK' nun 630. maddesi gereğince müdürlük görevinden azline, karşı davada davanın kabulüne, ... Petrol Turizm Gıda ... Ltd. Şti.'nin █████/2019 tarihli ve ███████ genel kurul kararı ile atanan karşı davalı ...'un TTK'nun 630. maddesi gereğince müdürlük görevinden azline, kararın kesinleşmesinden itibaren ortaklar kurulu kararı ile yeni müdür seçimi yapılıncaya kadar ... Petrol Turizm Gıda ... Ltd. Şti.'ne kayyum olarak birlikte şirketi temsile ve yönetime yetkili olmak üzere ... ve ...'nun yönetim ve temsil kayyumu olarak atanmasına, kayyumlara bu iş için aylık 5.000,00'er TL'den ve de görev süresinin tahmini olarak 1 yıl süreceği nazara alınarak 120.000,00 TL'nin 1/2 oranında taraf vekillerince dosyaya depo edilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davalı karşı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin %35, davacı ...'un %47,5, Turgut'un %2,5 ve ...'ın%15 hisse ile ... Petrol Turizm Gıda İnşaat Züccaciye Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin hissedarları olduklarını, aslında ...'a ait gözüken %15 hisse de davalı karşı davacıya ait olup, ...'ın ... Petrol Ltd Ştiden'den alacaklı olduğu için verilen 2 adet 2.550.000 TL bedelli senetler ödenene kadar işlerin sulhe bağlanabilmesi için müvekkilinin kendi hisselerinin %15'ini teminat olarak verdiğini, şirketin bekası için fedakar davrandığını, borcun ... Petrol Ltd Şti tarafından odenmesi durumunda bilabedel müvekkiline devredeceğini, esasında davalı-karşı davacı müvekkilinin şirkette %50 hisse sahibi olduğunu, davacı ile davalı şirketin müşterek imza yetkilisi olduğunu, davalı müvekkilinin borçlarından dolayı dava konusu şirkete haciz gelmesi durumunun tamamen gerçek dışı bulunduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen Ankara 8. İcra Dairesi Müdürlüğü ██████████ sayılı ve █████████ sayılı dosya borçları müvekkilinin borcu olmayıp diğer davalı olan dava konusu şirketin borçları olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından hisselerine devretmeye zorlanmak amacı ile kanun yolu ile dolandırıldığını, icra dosya borçları alacağının usulsüz temliği ile dolandırıcılık suçlarının müvekkiline yıkılmaya çalışıldığını, olayın 17.03.2020 tarihli protokolde, " Ankara 8. İcra Dairesi Müdürlüğü ██████████ sayılı ve █████████ sayılı dosya borçlarına istinaden alacaklı ... İnş Emlk Eğ. Taah. San Tic Ltd Şti ile ... Petrol Tur Gıda İnş Züc. San Ve Tic Ltd. Şti ve avalist ..., ... arasında anlaşma sağlandığını, işbu dosya borçlarına istinaden 30.06.2020 ödeme tarihli 1.100.000,00 TL bedelli keşideci ... Petrol Tur Gıda İnş Züc. San Ve Tic Ltd. Şti olan bir adet senedin dosya borçlarına mahsup edilmek üzere alındığını, tarafların karşılıklı açılacak davalardan feragat edecektir şeklinde anlaşma yaptığını, senet bedeli alacaklı ... İnşaat Emlak Eğitim Taah. San Tic Ltd Şti'e ödendiğini, ödemeye mukabil senedin yırtıldığını, senet bedelinin ödenmesine ve dosya borcu kapatılmasına rağmen kötü niyetli olan alacaklı icra dosyalarını kapatmadığını, bununla da kalmamış dosya alacaklarını, organize ve planlı bir şekilde hareket ettiği ...'e temlik ettiğini, temlik edilen alacağa mukabil ..., müvekkili aleyhine haciz işlemlerine başladığını, müvekkilinin yüzde elli ortağı olduğu ... Petrol San. Tic Ltd Şti hisselerine icra dosyaları üzerinden haciz koydurulduğunu, hisselerin satışının istendiğini, alacağın usulsüz bir şekilde temlik edilmesinin sebebinin, ... Petrol San. Tic Ltd Şti'nin bir diğer ortağı olan, davacı ...'un, ... ile organize olarak hareket etmesi olduğunu, ... ve ...'un akraba olduğunu, davacı ... ödenmiş dosya borcunu akrabası ...'e temlik ettirerek 3. şahıs oluşturup o şahıs adına işlemlere devam ederek müvekkilinin şirketteki hisselerini ele geçirmek istediğini, bahsi geçen borç ile ilgili olarak Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ e. sayılı dosyada menfi tespit davası açılmış olup, soruşturma dosyası ile de suç duyurusunda bulunulduğunu, gerek soruşturma dosyası gerekse menfi tespit davasının derdest olduğunu, müvekkilinin şirketi borç altına soktuğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu hususaı ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davacı taraf her ne kadar müvekkilinin borçlarından dolayı şirketin çalışamaz hale geldiğini beyan etse de, bu hususun gerçek olmadığını, ortakların kişisel alacaklıları da, borçlu ortak aleyhine genel haciz yolu ile veya rehinin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatabileceğini, davalı tarafın iddia ettiği müvekkiline ait borçların ya ödenmiş yada hukuki süreçlerinin devam ettiğini, kanun maddesinde de açıkça belirtilen hususa değinmek gerekirse, müvekkilinin şahsi borçlarının şirketi çalışamaz hale getirebilmesinin imkanı bulunmadığını, şirketin ayrı tüzel kişiliği olduğunu ve kendi mallarından sorumlu olduğu gerçeğini belirtmek ihtiyacının hasıl olduğunu, ..., müvekkili ile birlikte, ortağı olduğu, Petrol- Tur Petrol Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinde 2013 yılında münferiden müdürken, paravan şirket olarak şoförü ve akrabası üzerinden ... Petrol Turizm Gıda İnşaat Züccaciye Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurdurduğunu, daha sonra şirketin sahibi olduğu ... Parsel'de bulunan benzin istasyonunun tamamını hukuki hile ile kurdurmuş olduğu paravan şirkete devrettiğini, müvekkillerinin bu olayın üzerine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ e. ████████ k. sayılı dosyasında yapılan işlemin iptali için dava açıldığını, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi yapılan işlemin iptaline karar verdiğini, verilen iptal kararı sonucunda müvekkilleri ...'un kötüniyetli olarak yapmış olduğu işlemden kurtulduğunu, büyük bir zararın önüne geçtiklerini, yaşanan olaylar üzerine müvekkili ... ile ... diğer müvekkili ...'ın da haklarını garanti altına alacak şekilde daha önce sunulan 15.02.2019 tarihli protokolü düzenlediklerini, bu protokol ile taraflar ... ve ... %50-%50 ortak olarak halen davalı olan şirket hisselerini 7. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ e. ████████ k. sayılı dosyası kararı ve 15.02.2019 tarihli protokol kapsamında bedelsiz olarak Ankara 18. Noterliği 18.02.2019 tarih 06220 yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile aldığını, geçmişte ...'un yapmış oldukları sebebiyle güven ilişkisi zedelendiği için şirketin sevk ve idaresinde müşterek imza ile yönetmek üzere anlaştıklarını, her iki tarafında karşı tarafın yönetimden azlini istediği işbu dosya derdest haldeyken davacı karşı davalı ... ilgili şirketin diğer ortağı ve oğlu olan ... ile birlikte 13.05.2022 tarihinde şirket adına genel kurul toplantısı düzenlediğini, bu toplantıda şirketin yönetiminde müşterek yetkili müdür olan müvekkilinin yetkileri kaldırıldığını, ...'un ibra edildiğini, müvekkilinin ibra edilmediğini, bahsi geçen genel kurul kararlarının iptali doğrultusunda taraflarınca Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ e. sayılı dosyasında dava açılmış olup, alınan tedbir kararı doğrultusunda ilgili genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulduğunu, davacı karşı davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından davalı müvekkilinin canına kasdettiğini, müvekkilinin halen can güvenliği bulunmadığını, davacı ...'un bulunduğu bir yere bayilik anlaşması için imza sebebi için bile olsa gitmesinin mümkün olmadığını, saldırıya uğrama ihtimali olduğunu, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi ████████ e. sayılı dosyasında verilen kararın bu durumu açıkça ortaya koyduğunu, aynı dosyada müvekkili aleyhine iştirak halinde silahla kasten yaralama suçundan ceza aldığını, ancak verilen bu kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından eksik ceza tayini olması nedeniyle bozulduğunu, davacı ...'un müvekkiline karşı işlemiş olduğu suçun sabit bulunduğunu, aynı dosyada her ne kadar müvekkilinden de şikayetçi olunmuş ise de müvekkilinin beraat ettiğini, istinaf incelemesi sonucunda bu hükmün kesinleştiğini, şirketin yönetimi açısından müşterek imza yetkisi olan iki kişiden birinin, diğerinin canına kastetmesi ve bu durumdan dolayı ceza alması durumu göstermektedir ki şirketin yönetiminde kusurlu olan tarafın, ceza yargılamasında suçu sabit olan kişi olduğunu, ... A.Ş ile husumet devam etmekte olup, ... A.Ş’nin işletme ruhsatının devri ile kiralama yapmak istemesinin kötüniyetli olduğunu, kiralama olması durumunda, bu durumun müvekkilinin ve ortağı olduğu ... Petrol Turizm Gıda İnşaat Züccaciye Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi adına telafisi imkansız zararlar doğuracağını, davacı tarafın, ilgili şirketle husumeti bulunan ... A.Ş ile, işletme ruhsatının bir daha alınamaması ile sonuçlanacağı ortada olan bir anlaşmaya imza atmaya çalışmasının ve bu anlaşmayı imzalamaya çalışırken mevcutta devam eden davaları sonuca bağlayarak zararın önlenmesinin önüne geçmemesinin, davacının basiretli tacir gibi hareket edemediğini, şirketin ortağı ve müdürü olan müvekkilinin kendi nam ve hesabından kayyumların aylık ücretini ödemesi ve şirketten alacaklı hale getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mevcut şirkette her ne kadar şu an itibariyle benzin satışı yapılamasa da şirkete ait dükkanlarda kiracılar bulunmakta olup, şirkete gelir geldiğini, bu durumda atanan kayyumların maaşını bu kira gelirlerinden sağlaması ve kalan gelirler ile şirketin yönetilmesi gerektiğini, burada bir diğer itiraz devreye girecek olup, şirketin devamlılığı için temsil ve yönetim kayyumu atanması durumunda şirketin sermayesinin, şirketin devamlılığını sağlamayacağını, şirketin devamlılığı ve ticarete devam etmesi için gereken davacı ...' un müşterek temsil yetkisinin kaldırılarak müdürlükten azli ile şirketin yönetiminin müvekkiline tek başına bırakılması veya davacı ...'un yerine atanacak temsil kayyumu ile birlikte müşterek olarak şirketi yönetmesi olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin zarara uğramasına sebebiyet veren tek, tam ve asli kusurlu davalı karşı davacı iken müvekkili aleyhine verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafın eylemleri dolayısıyla şirketin işletilemediğini, davalı tarafın borçları dolayısıyla da şirkete sürekli hacizler geldiğini, şirketin ... ile 01.06.2019 tarihinde, 2 yıl süre ile imzalamış olduğu sözleşmeye istinaden akaryakıt istasyonu işletmekte iken 27.05.2021 tarihinde, davalı karşı davacıya sözleşmelerin yenilenmesi için imza atmaya gelmesi veya bir kişiye vekaletname vermesinin ihtar edildiğini, ancak davalı karşı davacı tarafından benzin istasyonunun işletilmesi ile ilgili işlemlerin bu süreçte yürütülmesinin mümkün olmadığı ifade edilerek sözleşme imzasına gelinmediğini, bu aşamada da ... A.Ş.'nin şirkete ihtarname göndererek sözleşme süresinin dolduğunu, yeni bir bayilik ilişkisinin tesis edilmediğini, bu sebeple şirkete herhangi bir ürün ikmali yapılmayacağının bildirildiğini, davalı karşı davacı tarafından sözleşme imzalamaya gelinmemesi nedeni ile şirketin çok büyük bir zarara uğradığını, davalı karşı davacı tarafın sözleşme yenilemeye gelmemesi sebebiyle şirketin akaryakıt satışı yapamadığını, gelinen aşamada şirketin akaryakıt lisansının iptal edildiğini, şirketin halihazırda da her geçen gün milyonlarca TL kayıpla karşı karşıya kaldığını, mahkeme kararında müvekkilinin müdürlük görevinden azline gerekçe olarak yalnızca derdest ceza dosyası gösterildiğini, hukukun en temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğini, müvekkilinin hangi eyleminin TTK 630 gereğince, şirketin veya ortakların zararına sebebiyet verdiği ve müdürlük görevinden azlini gerektirdiğinin mahkemece açıklanmadığını, mahkemece ise adeta müvekkili hakkında kesinleşmiş bir ceza hükmü varmış gibi bir değerlendirme yapıldığını, bu hususta salt olarak davalı karşı davacının beyanlarına itibar edilerek haksız ve hukuka aykırı bir şekilde karşı davanın kabulüne karar verildiğini, ortada herhangi bir kesinleşmiş mahkeme kararı dahi yok iken karşı davanın hangi sebeplerle kabulüne karar verildiğinin anlaşılamadığını, müvekkili hakkında davalı karşı davacıya karşı gerçekleştirilmiş bir eylem nedeni ile hakkında ceza hükmü verildiğini, kesinleşmiş olsa dahi, işbu eylemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, bir zarar meydana gelmişse işbu zararın müdürlük görevini yerine getirmesi ile ilgili olup olmadığının da ortaya konması gerekmekte iken mahkemece karşı davanın kabulüne ilişkin verilen kararda bu hususların eksik bırakıldığını, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin, davalı karşı davacı ile şirketin menfaati adına iş ve işlemleri yürütmek için defalarca girişimde bulunmuşsa da işbu girişimlerin davalı karşı davacının özen ve bağlılık yükümünü ihlal etmesi nedeni ile her defasında karşılıksız kaldığını, şirketin bulunduğu ana taşınmaz, konumu itibari ile çok önemli bir noktada bulunmasına ve akaryakıt satışı için oldukça elverişli olmasına rağmen davalı karşı davacı tarafın sözleşme yenilemeye gelmemesi sebebiyle şirket önce akaryakıt satışı yapamadığını, 6 ay süre ile akaryakıt satışı yapamayan şirketin lisansının iptal edildiğini, gelinen aşamada ... şirketi, davalı karşı davacının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeni ile ayakta durmakta zorlandığını, bayilik lisansı iptal edildiğinden hem şirket özkaynakları bakımından hem de elde edilmesi muhtemel kar açısından her geçen gün milyonlarca TL kayıp yaşadığını, şirket borçlarından haberdar olmasına rağmen davalının, ... ile yalnızca 2 yıl süre ile yapılacak olan anlaşmayı, akla sığmayacak şekilde aleyhe bulduğunu, kaldı ki şirketin zarara uğruyor olmasının en büyük nedeni de bizzat davalı karşı davacı tarafın ortaklıktan ve müdürlük yetkisinden doğan sorumluluklarını ihlal etmesi ve şirkete her gün gelen hacizler nedeni ile şirketin olağan faaliyet göstermemesi olduğunu, davalının cevabi ihtarnamesinde ... ile yapılacak olan kira sözleşmesinden sonra şirketin işletme haklarının geri alınamaması haline, hayatın olağan akışına aykırı bir biçimde yer verildiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirket ile ... yıllardır çalıştığını ve gelir elde ettiğini, kaldı ki ... arsa ortağı ve bir sözleşme imzalanacak ise bu şirket ile yapılması gerektiğini, öte yandan bir kira sözleşmesinin sonunda şirketin işletme haklarının geri alınamaması kanaatine nasıl varıldığı da anlaşılamadığını, müvekkilinin şirket menfaatine olacak tüm adımlarına davalı karşı davacı tarafından özen ve bağlılık yükümüne aykırı hareket etmek suretiyle engeller konmuş olup şirket zararına sebebiyet verildiğini, oldukça geniş bir ticaret hacmine sahip şirketin, salt olarak davalının eylemleri ve borçları nedeni ile çalışamaz hale geldiğini, şirket hisseleri haczedilmiş, iş ortaklıkları sona erdiğini, en son noktada akaryakıt satış lisansı iptal edildiğini, şirketin zarara uğramasının tek, tam ve asli kusurlusunun yalnızca davalı karşı davacı olup, müvekkilinin tüm eylemlerinin şirket lehine ve menfaatine olduğunu, mahkemece şirketi temsil ve yönetmeye yetkili olarak atanmasına karar verilen kayyımların işbu karar kesinleşene dek görev yapmalarına ilişkin ara karar tesis edilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin müdürlükten azlinin doğru olup davalının imzaya yetkili müdür olarak şirkette faaliyetlerine devam etmesini talep etmişse de, işbu iddiaların hiçbirine itibar etme olanağı bulunmadığını, davalı ...'nun şahsi piyasa borçları nedeniyle şirkete sürekli olarak hacizler geldiğini, bu hacizlerin birinde de şirket hisselerinin tamamının haczedildiğini, davalı tarafın işbu tavırları sebebiyle şirketin sürekli zarara uğradığını, bilinen bu dosyaların yanı sıra davalı tarafın piyasaya birçok borcu bulunduğu bilinmekte olup salt bu sebeple dahi şirketin sürekli haciz tehdidi altında bulunduğunu, şirketin lisansının iptaline sebebiyet veren davalının borca batık halde olması da nazara alındığında davalı şahsında haklı sebeplerin gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalı karşı davacının, şirket lehine hiçbir eylemde bulunmadığı gibi müvekkili tarafından sunulan tekliflere yanıtsız kalarak şirket zararına sebebiyet verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının karşı dava yönünden kaldırılmasına, karşı davanın reddine, mahkemece şirketi temsil ve yönetmeye yetkili olarak atanmasına karar verilen kayyımların işbu karar kesinleşinceye kadar göre yapmalarına ilişkin ara karar tesis edilmesine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl ve karşı dava; limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Asıl davada davacı yan, davalı ile birlikte ortak oldukları limited şirkette müşterek imzaya yetkili olduklarını, davalının eylemleri nedeniyle şirketin işletilemediğini, davalının borçları nedeniyle şirkete sürekli haciz geldiğini, davalının eylemleri nedeniyle şirket yakıt satışı yapamadığından akaryakıt lisansının da iptaliyle karşı karşıya bulunduğunu, şirketin sürekli zarara uğradığını, davalının akaryakıt bayilik sözleşmesi süresi dolduğu halde yeni sözleşmesinin imzalanmasına yanaşmadığını, haklı sebeple limited şirket müdürünün azli koşulunun oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise borçlarından dolayı şirkete haciz gelmesinin gerçek bir iddia olmadığını, şirketteki hisselerini devretmeye zorlamak amacıyla davacının hareket ettiğini savunmuştur. Karşı davada davacı yan, davalının kötüniyetli olduğunu, şirketi çalışamaz hale getirdiğini, karşı davalının öldürmek kastıyla iş yerine baskın düzenlediğini, kendisini yaraladığını, şirketi zarara uğrattığını, haklı nedenle azil koşullarının oluştuğunu iddia etmiş, karşı davalı yan ise taraflar arasında akdedilen protokolün karşı davacı tarafından yerine getirilmediğini, ceza dosyasındaki eylemlerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davada davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkındaki davanın kabulüne, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalı ... Petrol Tur. Gıda. İnş. Züc San ve Tic Ltd Şti'nde █████/2020 tarihi itibarıyla 2.000 adet hissenin 950 adedinin davacı ...'a, 700 adedinin karşı davacı ...'na, 50 adedinin dava dışı ...'a, 300 adedinin dava dışı ...'a ait olduğu, davacı ve karşı davacının aksi karar alınıncaya kadar şirketi müşterek imza ile temsile yetkili bulundukları hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Asıl ve karşı davada uyuşmazlık, limited şirket müdürü olan asıl ve karşı davalının şirket müdürlüğünden azline ilişkin haklı sebep koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Esasa yönelik istinaf başvurularının incelenmesine geçilmeden önce asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararında karar kesinleştikten sonrası için şirkete kayyım atandığını belirterek kayyımların karar kesinleşene dek görev yapmalarına ilişkin ara karar tesis edilmesini talep etmiştir.
Anılan talep istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.
6102 sayılı Kanunun 630. maddesinde limited şirket müdürünün görevden alınması, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlanmasının düzenlendiği, haklı nedenin varlığında her ortağın şirket müdürünün görevden alınmasını, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınmasını ve sınırlandırılmasını mahkemeden istemesinin mümkün olduğu, nitekim işbu asıl davada da davacı vekilince davalı şirket müdürü ...'nun haklı nedenle şirket müdürlüğünden azlini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl ve karşı dava müdürler yönünden kabul edilerek müşterek temsile yetkili her iki müdürün de şirket müdürlüğünden azline karar verildiği, kararın kesinleşmesi halinde şirketin ortaklar kurulu kararıyla yeni müdür seçilinceye kadar organsız kalacağı gözetilerek şirkete temsil ve yönetim kayyımı atandığı, karar kesinleşinceye kadar şirket müdürlerinin görevinin devam edeceği, şirketin organsız kalma durumunun söz konusu olmadığı gözetilerek asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili ile asıl davada davalı karşı davada davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, asıl davada davacının davalı şirket müdürünün, karşı davada davacının ise karşı davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta, ispat yükü asıl ve karşı davada davacılar üzerinde olup, asıl ve karşı davada davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, şirket ortakları arasında güven ortamı sağlanmadığı, geçmiş dönemlerde yaşanan anlaşmazlıklar dikkate alındığında 6 ay süreyle pompa satışı yapılmadığı, bu nedenle bayilik lisansının sonlandığı, temsil yetkisinin kaldırılıp kaldırılmayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
İstasyonlu ve bayilik sözleşmesi ve otogaz bayilik sözleşmesinin davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında █████/2019 tarihinde 2 yıl süreli olarak akdedildiği görülmüştür.
Dava dışı ... A.Ş. Tarafından davalı şirkete bila tarihli yazı ile, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin █████/2021 tarihi itibarıyla sona erdiğinden ve yeni bayilik sözleşmesi akdedilmediğinden kendiliğinden sona erdiği, herhangi bir ürün ikmali yapılmayacağı bildirilmiştir.
EPDK tarafından davalı şirkete gönderilen █████/2021 tarihli yazı ile, ...'ın █████/2021 tarihli yazısıyla davalı şirketle imzalanan otogaz bayilik sözleşmesinin süresinin bittiğinin şirkete bildirildiği, sözleşme süresinin sona erdiği █████/2021 tarihinden itibaren 30 gün içinde herhangi bir dağıtıcı ile sözleşme yapılmazsa Lpg otogaz bayilik lisansının sona ereceği bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında EPDK'ya yazılan müzekkereye verilen bila tarihli cevapta, bayilik lisansı sahiplerinin 6 ay içerisinde istasyonlarında 6 ay boyunca pompadan satış gerçekleştirmediklerinde lisanslarının iptal edileceği bildirilmiş, █████/2022 tarihli cevapta ise, davalı şirkete █████/2019 tarihinden itibaren 2 yıl süreyle faaliyet göstermek üzere akaryakıt bayilik lisansı verildiği, davalı şirketin █████/2021-█████/2021 tarihleri arasında 6 ay süreyle pompa satışı yapmadığı, █████/2022 tarihli olurla davalı şirketin de aralarında bulunduğu 4 adet bayinin lisanslarının sonlandırıldığı bildirilmiştir.
Toplanan delillerden davalı şirketi müşterek imza ile temsile yetkili müdür olduğu anlaşılan asıl davada davalı ile karşı davada davalının aralarında anlaşmazlık bulunduğu, asıl davada davalının borçlu olduğu Ankara 8. İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı icra takip dosyası nedeniyle asıl davada davalı ...'nun şirketteki payları üzerine haciz konulduğu gibi, şirketin işlettiği akaryakıt istasyonunda da fiili haciz uygulandığı, taraflar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle taraflar arasında çıkan kavga sonucu asıl davada davacı ...'un asıl davada davalı ...'nu silahla yaraladığı, anılan eylem nedeniyle hakkında Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı davanın açıldığı, taraflar arasında güven sorunu bulunduğu, bu sorun nedeniyle taraflar bir araya gelemediklerinden davalı şirketin tek faaliyet ve gelir kaynağı olan akaryakıt istasyonunun bayilik sözleşmesinin yenilenemediği, mahkemece atanan kayyım tarafından imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında pompadan 6 ay akaryakıt satışı yapılamadığından davalı şirketin akaryakıt lisansının EPDK tarafından iptal edildiği, müşterek imza ile temsile yetkili her iki müdürün de kusurlu bulundukları, kusurlu davranışlarıyla şirketin zarara uğradığı, şirket müdürlerinin özenle bağlılık yükümlülüklerine aykırı davrandıkları, asıl ve karşı davada şirket müdürlüğünden azil için haklı sebebin oluştuğu anlaşıldığından mahkemece asıl ve karşı davanın davalı şirket müdürü yönünden kabulüne karar verilmesinde şirketin zarara uğratılmamasında 3. Kişilerin de yararı olduğu gözetildiğinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, mahkemece kararın kesinleşmesinden itibaren ortaklar kurulu kararıyla yeni müdür seçimi yapılıncaya kadar şirkete yönetim ve temsil kayyımı olarak atanan her iki kayyıma aylık 5.000,00'er TL'den görev süresinin tahmini olarak 1 yıl sürece nazara alınarak 120.000,00 TL'nin 1/2 oranında taraf vekillerince dosyaya depo edilmesine karar verilmiştir. Depo edilmesine ilişkin karar yargılama giderinin peşinen ödenmesi niteliğinde olup, tak başına istinaf konusu yapılamaz. Ancak yargılama gideri kapsamında istinafa konu edilebilir. Bu nedenle anılan ücret netice itibarı ile yargılama gideri niteliğinde olup, asıl ve karşı dava davalı müdürler yönünden kabul edildiğinden asıl davada davacı ve karşı davada davacının anılan yargılama giderinden 1/2 oranında sorumlu tutulmaları Dairemizce yerinde görülmüştür.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davada davalı ... hakkındaki davanın kabulü, karşı davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı-karşı davada davacı vekili ile davacı-karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)Davacı-karşı davada davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,
B)1-Davalı-karşı davada davacı ... vekili ile davacı-karşı davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı-karşı davada davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı-karşı davada davalıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı-karşı davada davacı ile davacı-karşı davada davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı-karşı davada davalı vekilinin HMK'nun 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, taraf vekillerinin HMK'nun 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan - Üye - Üye Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!