Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında haksız tahsilat iddiası ve yetki itirazını inceleyen gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı tarafından kurulan güvenlik sisteminin sürekli arıza vermesi ve hizmetin ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden caydığını ve haksız yere kredi kartından tahsil edilen 59.868 TLnin iadesi ile borçlu olmadığının tespitini talep ederken, davalı şirket ise taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul mahkemelerinin yetkili kılındığını belirterek Diyarbakır mahkemesinin yetkisiz olduğunu ve davanın usulden reddedilmesi gerektiğini savunmuş; mahkeme ise tacirler arasındaki yetki sözleşmelerinin münhasır yetki niteliğinde olduğunu ve davalı tarafından süresinde yapılan yetki itirazının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde .....üretimi yapmakta olup, organize sanayi sitelerinin standartları gereği güvenlik kamerası, alarm ve diğer güvenlik tertibatlarını sağlamak üzere davalı şirketle anlaştıklarını, davalı şirket güvenlik kameralarını ve alarm sistemlerini müvekkilin iş yerinde kurmuş, ancak yapılan kurulumdan sonra organize sanayi bölgesinin standartlarına uygun olmayan ve sürekli arıza veren sistem nedeniyle davalı firmanın ilgili temsilcisini ve müşteri hizmetlerini arayarak sorununun giderilmesini aksi halde de sözleşmeden cayacağını bildirdiğini, davalı şirket bu süreçte müvekkile hizmet vermediği halde haksız şekilde müvekkilden 59.868 TL Cayma ve Hizmet Bedeli ile Abonelik Ücretini adı altından haksız yere kredi kartından tahsil ettiğini, davalının kurulumundan itibaren hizmet alamayan müvekkil cayma hakkını hukuka uygun şekilde kullanmasına rağmen, davalı haksız yere müvekkilden 59.868 TL tahsil ettiğini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Müvekkilin davalıya 59.868 borçlu olmadığının tespitine, 59.868 TL'nin ödeme tarihi olan .....tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müvekkile geri ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her iki tarafın da tacir sıfatını haiz olduğu, taraflar arasında bulunan .....tarihli güvenlik sisteminin temin kurulum montaj ve kiralanması sözleşmesi (kurumsal) sözleşmesinde taraflar sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda istanbul mahkemelerin yetkili olduğu hususunda anlaşma sağladığını, bu kapsamda davaya bakmakla yetkili olan mahkeme istanbul mahkemeleri olup dava yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı ile davalı arasında 1(bir) adet güvenlik sistemi hizmet sözleşmesi akdedilmiştir. işbu sözleşme kapsamında belirtilen güvenlik teçhizatı ve tüm ürünler çalışır vaziyette, eksiksiz ve her türlü fiili ve hukuki ayıptan ari olarak davacıya teslim edildiğini, davacı taraf dava dilekçesinde sözleşmeye istinaden verilen hizmetin ayıplı olduğunu, sistemin devamlı arıza çıkardığını iddia etmekte ise de bu iddiası gerçeğe aykırıdır. nitekim davacı hizmetin ayıplı olduğuna ilişkin hiçbir delil sunamamıştır. kaldı ki gerek ttk 18/3. madddesinde gerek ise de taraflar arasında bulunan sözleşmede sözleşmeye ilişkin yapılacak bildirimlerin usulü düzenlenmiştir. davacının hizmetin ayıplı olarak verildiğine ilişkin hiçbir delili bulunmamakla birlikte usulüne uygun bir şekilde ilettiği ayıp bildirimi de bulunmamakta olduğunu, davanın usuli itirazlarımız doğrultusunda usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davanın esastan reddine, tüm yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE;
Dava, taraflar arasında .....tarihli Güvenlik Sistemi Temin Kurulum Montaj ve Kiralanması sözleşmesi kapsamında davalı tarafça sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmediği iddiasıyla ödenilen bedelin iadesi talebi ile açılan dava olduğu anlaşılmıştır.
HMK 17. maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilirler. Taraflar aksi kararlaştırılmadıkça davayı sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açabilirler.HMK 18.maddesinde de kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamayacağı düzenlenmiştir.
HMK'nun 17. maddesindeki yetki kuralı kesin yetki olmayıp münhasır yetki niteliğindedir. Kesin yetki halleri aynı Kanun'un 11/1, 12/1. 14/2 ve 15/2 maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. Kanun'da açıkça “kesin” yetkiden söz edilmeyen hükümlerdeki yetki kurallarının kesin yetki olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. (.....- .....).Yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemenin yetkisi kesin yetki niteliğinde olmayıp HMK 131. maddesi uyarınca taraflarca ilk itiraz olarak ileri sürülmesi halinde mahkemece nazara alınır.
Davalı vekilince ise cevap dilekçesinin tebliğ tarihi olan .....tarihi sonrası, .....tarihli ek süre talebinin Mahkememizce kabul edilerek verilen 2 haftalık ilave süre içinde .....tarihinde sunulan cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunulduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen .....Tarih ve .....Numaralı Güvenlik Sisteminin Temin Kurulum Montaj ve Kiralanması Sözleşmesi (Kurumsal)'nin 17. Hükmü " İşbu sözleşmenin tatbik veya tefsirinden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu taraflar şimdiden kabul ve beyan ederler.” şeklinde düzenlenmiş olup buna göre taraflarca HMK m.17 kapsamında münhasıran İstanbul Merkez Çağlayan Mahkemelerinin yetkili kılındığı anlaşılmıştır.
Yetki sözleşmesi, bağımsız bir sözleşme olarak yapılabileceği gibi asıl sözleşmenin içinde bir kayıt olarak da yer alabilir. HMK m.17 ve m.18 dairesinde yapılan incelemede ise tarafların tacir hükmünde olduğu, yetkiye dair bu hükmün yazılı olduğu, dava konusu vakıaların ise tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir konu olduğu ve kesin yetki halinin de söz konusu olmadığı açıktır.
6100 Sayılı HMK'nın 17. maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olduğu, davalı vekilince de süresinde yetki itirazında bulunulduğu görüldüğünden yetki itirazının kabulüne ilişkin karar vermek gerekmiştir. ( emsal niteliğinde İstanbul BAM 43. HD █████/2021 tarih ve █████████ E ve █████████ K, İzmir BAM 13. HD █████/2024 tarih ve ████████ E ve ████████ K )
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri uyarınca yetkiye ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yetkisizlik kararından sonra davaya devam edecek olan İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, yetkisizlik kararından sonra yetkili mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
4-Süresinde dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!