İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden tanınmış televizyon formatı "..." adının izinsiz marka tescili ve kullanılmaması iddiasıyla açılan hükümsüzlük davasının istinaf kararı.
Özet: Uluslararası bir televizyon programı yapım ve dağıtım şirketi olan davacı, Türkiyede format lisansını verdiği davalının, sahip olduğu ünlü ... kelime yarışması formatının adını kendisinden izinsiz ve kötüniyetle ... markası olarak tescil ettirdiğini, bu tescilin kendi markasının tescilini engellediğini ve markanın kullanılmadığını ileri sürerek tescilin hükümsüzlüğünü ve iptalini talep ederken; davalı ise markanın 2003ten beri tescilli olduğunu, kendi lisans verdiği üçüncü bir şirket aracılığıyla yıllardır kullanıldığını ve davacının iddialarının hem esastan dayanaksız hem de zamanaşımına uğradığını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...',...... televizyon yayıncısı ...'ye ait çok uluslu bir... televizyon programı yapımı ve dağıtımı şirketi olduğunu, ..., ... ve üçüncü kişi yayıncılar aracılığıyla yayınlanan birçok televizyon programının prodüksiyonunu ve dağıtımını yürüttüğünü, ..... ve ... gibi birçok ülkede yapım ofislerine sahip olduğunu, müvekkilinin birçok farklı televizyon programı formatının sahibi olup; çok tanınmış program formatlarından bir tanesinin de dünyanın birçok ülkesinde "..." adı altında ülkemizde ise "..." adı altında yayınlanmış olan çok tanınmış kelime yarışması formatı olduğunu, müvekkilinin "..." yarışma formatının sahibi olup; bu formatın Türkiye'de kullanılması için ...ne ("...") izin vermiş olduğunu, müvekkili tarafından yalnızca yarışma formatının kullanılması için izin verildiğini, "..." nın marka başvurularına konu edilmesi/tescil ettirilmesi için hiçbir izin verilmemiş olduğunu, müvekkilinin ... tarafından yetki kapsamının sınırları aşılarak müvekkilinden izinsiz bir şekilde "..." ibaresi için Türk Patent ve Marka Kurumu ("...") nezdinde marka başvurusunda bulunduğunu ve ... tescil sayısı altında tescil ettirilmiş olduğundan haberdar olduğunu, diğer yandan, müvekkilinin 'TV ..., 09 ve 41. sınıflarda yer alan mallar ve hizmetler üzerinde tescil etirmek amacıyla ... nezdinde ... başvuru numaralı ..." marka başvurusunda bulunduğunu, ancak Türk Patent Markalar Dairesi Başkanlığı'nın, re'sen yapmış olduğu benzerlik incelemesinin sonrasında verdiği 21.01.2021 tarihli ve... sayılı kararı ile müvekkilinin ... sayılı "..." marka başvurusunu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun ("SMK") S/1 (ç) maddesini gerekçe göstererek 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tümü bakımından kısmen re'sen reddettiğini, kısmi ret kararına gerekçe olarak ... adına tescilli; 16, 38 ve 41. sınıflarda yer alan malları ve hizmetleri kapsayan 04.05.2004 tescil tarihli ve ... tescil sayılı "..." markasının gösterildiğini, müvekkili tarafından anılan kısmen ret kararına ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu ("YIDK") nezdinde itiraz edildiğini, belirterek ... nezdinde ... tescil sayılı “...” markasının tescili kapsamında yer alan tüm mallar ve hizmetler için kullanılmaması nedeniyle 01.01.2021 tarihinden itibaren etkili olacak şekilde TAMAMEN iptali ve sicilden terkinine ve kötüniyetle tescil edilmiş olan ... tescil sayılı “...” markasının tümüyle hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin marka tescil tarihi 2003 yılı olduğunu, anılan süreçte söz konusu formatın lisanslanması işlerini de gerçekleştiren davacı şirketin, anılan tarihten bu yana anılan davaya konu markanın varlığından haberdar olmadığını iddia etmesi zaten olası bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla, davacının zaten esas yönünden hiçbir dayanağı bulunmayan talebinin süre yönünden de geçerli bulunmadığının izahtan uzak olduğunu, davacının bir diğer iddiasının ise davaya konu “...” markasının kullanılmadığı olduğunu, ancak bu iddia, aslen davacı yanın da bildiği üzere gerçek dışı olduğunu, bilindiği üzere, SMK’nun “Markanın kullanılması” başlıklı 9’uncu maddesinin ilgili bölümü şöyle olduğunu, (1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.
Aslen davacı yanca da bilindiği üzere, müvekkilinin de anılan markanın kullanımı için, SMK.m.9/3 kapsamında tüm Türkiye'nin tanıdığı dava dışı ... ile anlaşmış olup, anılan marka taraflar arasında yapılan lisans sözleşmesi kapsamında ... tarafından senelerdir kullanılmakta olduğunu, anılan kullanımlara ilişkin bazı örneklerin mahkemeye sunulacağını, bunun yanı sıra mahkemece gerekli görülür ise anılan kullanımlara ilişkin tüm bilgilerin ...’ya yazılacak tezkere ile de talep edilebilecek olduğunu, dosyaya sunacakları örneklerde de görülebileceği üzere; anılan markanın çok uzun yıllardır kullanılmakta olduğunu, kullanımlar 2021 yılının sonuna kadar uzanmakta olduğunu, yani markanın kullanmama nedeniyle iptali için gereken şartlar somut olayımızda mevcut olmadığını, belirtilen sebeplerle, davacı yanın, kullanmama sebebiyle hükümsüzlük iddiasının da diğer iddiaları gibi gerçek dışı ve hukuka aykırı olduğunu,davacının, davaya konu markanın 01.01.2021 tarihinden etkin olacak şekilde iptalini talep etmiş olduğunu, sanırız ki, SMK’ya açıkça aykırı, hiçbir hukuki gerekçesi bulunmayan anılan taleple ilgili olarak açıklamaya dahi gerek bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla, haksız ve mesnetsiz bu talebin de reddini talep etmekte olduğunu, haksız ve kötüniyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "... tüm açıklanan nedenlerle "..." isminin her türlü hakkının uluslararası düzeyde kullanımı olan bu televizyon programının bir parçası olarak düşünülebileceği, davacı firma tarafından önce İtalya, sonra Türkiye, daha sonra da başka ülkelerde dosya konusu TV programı için kullanılabilecek bir markası ait olabileceği kanaatine varılmış olduğu, iş bu sebeple ... tescil no.lu “...” markasının SMK m. 6/9'a dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile de yerinde tespit ve değerlendirmeler ile aynı tespitin yapıldığı anlaşılmakla; anılı sebeplerle marka hükümsüzlüğü istemli davanın kabulü ile; davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı tescil sayılı "..." ibareli markanın SMK 25/1 ve 6/9 maddesi uyarınca tümüyle hükümsüzlüğüne, kararın kesinleşmesi ile birlikte hüküm özetinin sicilden terkin işlemi için Türk Patent ve Marka Kurumu'na gönderilmesine dair aşağıdaki hali ile hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili; marka hükümsüzlüğü istemi yanında marka iptali isteminde bulunmuş olup, davacı vekili terditli dava ikame etmemiş, yani bir talebin kabul edilmemesi halinde diğerinin kabulünü talep etmeyip her iki talebi aynı anda istemiş olup, marka hükümsüzlüğü istemi sonuç itibari ile marka iptalinin sağlayacağı hukuki korumadan daha geniş bir etkiye sahip olacağı mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeple kabul ile sonuçlanan marka hükümsüzlüğü davası yanında aynı zamanda marka iptali davası açma noktasında davacı tarafın hukuki bir faydası söz konusu olmayacağından marka iptali istemli davanın REDDİNE, karar verilmiştir. "gerekçesi ile,
1-Marka hükümsüzlüğü istemli davanın kabulü ile; davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı tescil sayılı "..." ibareli markanın SMK 25/1 ve 6/9 maddesi uyarınca tümüyle hükümsüzlüğüne, kararın kesinleşmesi ile birlikte hüküm özetinin sicilden terkin işlemi için Türk Patent Kurumu'na gönderilmesine,
2-Marka iptali istemli davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin itirazları karşılayan bir bilirkişi raporu almadan ve teknik inceleme gerektiren sözleşme çevirilerini tam olarak değerlendirmeden karar verdiğini, 05.06.2023 tarihli raporun hatalı olduğunu ve yeni bir heyetten rapor alınması talebinin reddedildiğini, müvekkil şirketin "..." markasını 2003 yılında Türkiye'de tescil ettirdiğini, bu ismin İtalyanca ve Türkçe sözlüklerde karşılığı olan genel bir kelime olduğunu, davacı tarafın markanın İtalya'da 1999'da kullanıldığına dair somut bir delil sunamadığını, sunduğu Wikipedia bilgilerinin ve 2017 tarihli tescillerin Türkiye'deki 20 yıllık hak sahipliğine halel getiremeyeceğini, lisans sözleşmelerinde formatın "..." olarak tanımlandığını ve ismin değiştirilmesi halinde hakların devredileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığını aksine markaya büyük yatırımlar yaparak ... aracılığıyla aktif olarak kullandığını, davacının 20 yıl boyunca sessiz kalarak dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve hak kaybına uğradığını belirterek, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile karşı istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu olan "..." markasının aslında 1999 yılından beri İtalya’da müvekkiline ait bir formatın ismi olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunun da bu ismin ilk kez davalı tarafından bulunmadığını, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu onayladığını, davalının bu ismi aynen kopyalayarak kötüniyetli bir şekilde tescil ettirdiğini, bu yüzden de sessiz kalma yoluyla hak kaybı kuralının kötüniyetli tescillerde uygulanamayacağını, davalının markayı 16, 38 ve 42. sınıflarda ciddi bir şekilde kullandığını ispatlayamadığını, ... tarafından yapılan gösterilerin yalnızca dar bir kitleye hitap eden şirket içi etkinlikler olduğunu ve ticari bir pazar payı yaratmadığını, davalının alt lisans verme yetkisi olmadığı için bu kullanımların geçersiz sayılması gerektiğini, kötüniyetli olarak tescil edilmiş bir marka baştan itibaren yok hükmünde olduğunu, bu markaya ilişkin verilmiş bir lisans ve bu lisansa dayalı tüm kullanımlar da geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede de alt lisansa yetki verilmediğini, dolayısıyla davanın kullanmama nedeniyle iptal talebi yönünden de tümüyle kabul edilmesi gerektiğini belirterek, davalının istinaf talebinin reddine karar verilerek karşı istinaf taleplerinin kabul edilerek markanın tümden iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu, Davalı adına ... tescil nolu '' ...'' ibareleri markanın kullanmama nedeniyle tüm sınıflar yönünden █████/2021 tarihinden itibaren iptali ve sicilden terkini ile, aynı markanın hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
█████/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;""..." isminin bu TV programı için ilk kez Davalı firma tarafından bulunmuş ve kullanılmış bir isim olmadığı, bu ismin bu (aynı) TV programı için ilk kez İtalya’da bulunmuş ve kullanılmış olması nedeniyle davalı firmanın "..." ismi üzerinde bir öncelik hakkının olamayacağı, Dünyamızda son yıllarda iletişim ve ulaşım konularında yaşanan büyük gelişmeler nedeniyle dünyanın artık çok küçüldüğü, marka / isim algılarının ülke sınırları içinde kalmadığı, globalleştiği, dava konusu TV programının, birçok ülkede yayınlandığı (ve tahminen başka ülkelerde yayınlanacağı), yerel değil, uluslararası bir program olduğu,
bunlar dışında, dava konusu TV programı için Davacı ve Davalı firmalar arasında yapılan anlaşmada yer alan beyanlar ve şartlar nedenleriyle (işaretlenen yerlerde genel olarak dosya konusu TV programının formatının geliĢimine yönelik her türlü ve konuda olabilecek isim dahil eklemelerin hakkının TV programının sahibine ait olacağı belirtilmektedir) bu programa her ülkede eklenebilecek her türlü eklentinin (isim dahil), bu programın bir parçası haline geldiği, geleceği, "..." isminin her türlü hakkının uluslararası düzeyde kullanımı olan bu televizyon programının bir parçası olarak düşünülebileceği, Davacı firma tarafından önce İtalya, sonra Türkiye, daha sonra da başka ülkelerde dosya konusu TV programı için kullanılabilecek bir markası ait olabileceği kanaatine varıldığı, ... tescil no.lu “...” markasının SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının olduğu ve, ... tescil no.lu “...” markasının 41. sınıfta “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetlerinde” kullanıldığı; Dava konusu ... tescil no.lu “...” markasının tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanıldığına dair bir tespit yapıldığı" belirtilmiştir.
Davacı tarafından hem markanın hükümsüzlüğü hem de markanın kullanılmama sebebi ile iptali davası birlikte açılmıştır.
Mahkemece davacının talebi terditli olmadığı ve markanın hükümsüzlüğü davasının baştan itibaren sonuç doğuracağından markanın hükümsüzlüğüne ve markanın kullanılmama sebebi ile iptali davasının reddine karar verilmiş ve her iki tarafta istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Markanın hükümsüzlüğü ve markanın iptali davasının farklı davalar olduğu, farklı hukuki sonuçları bulunduğundan davacının her iki talebinin de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Markanın Hükümsüzlüğü Davası Yönünden Yapılan İncelemede; Markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişinin “gerçek hak sahipliğine” dayalı olarak 6769 Sayılı SMK.nun 6/3 maddesi uyarınca ve aynı markanın aynı tür mal ve hizmet için bir başka kişi adına tesciline itiraz edebilmesi veya hükümsüzlük davası açabilmesi için; davacıya ait markanın ayırt edicilik kazanmış olması, markanın, itiraz eden veya dava açan tarafından diğer haksız başvuru/tescil yaptığı iddia edilen kişinin başvurusundan önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması, itiraz sahibinin veya hükümsüzlük davası açanın üzerinde önceden kullanmaya dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği ibare ile tescil başvurusu yapılan veya hükümsüzlüğü talep edilen markanın aynı veya benzer olması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı tarafından format haklarına sahip olduğu ve Türkiye'de ... ismi ile televizyon kanallarında yayınlanan yarışma programının uluslararası mecrada bilinen orijinal ismi ise "..." olduğunu belirtmek sureti ile, davalı adına tescilli ... tescil numaralı “...” markasının hükümsüzlüğünü talep ettiği anlaşılmakta ise de; lisans sözleşmesinde, ... ibaresi ve markasının yer almadığı, bilirkişi raporunda program formatının farklı ülkelerde bazen benzer, bazen farklı isimlerle yayınlandığı, ilk olarak İtalya'da 1999 yılında ... ismi ile yayınlandığı anlaşılıyorsa da, lisans alan ve bu ismi kullanan firmanın dava dışı başka bir firma olduğu ve program ismi üzerindeki kullanımdan kaynaklanan hakkın dava dışı firmaya ait olacağı, davacı format sahibinin programın yurt dışı kullanımların daki isimler üzerinde markasal hakkı bulunduğunun ispatlanamadığı, kötüniyet iddiasına yönelik dava açma hakkı gerçek marka hakkı sahibine ait olduğundan davacının belirtilen sebebe dayalı olarak doğrudan hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ E, ████████ K sayılı ilamı, 23.01.2019 Tarihli ilamı) davacının dava dışı firmaların kullanımdan kaynaklanan haklarına dayanarak kötüniyet iddiasıyla dava açma hakkının bulunmadığı kanaatiyle, mahkemece hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Markanın Kullanılmama Sebebi İle İptali Davası Yönünden Yapılan İncelemede; Kanun koyucu davayı açabilecek, yani davacı olabilecek kişiler için "ilgili kişiler" tanımını kullanmıştır. Hukuki yarar tespit edilirken "ilgili kişi" kavramına ticari rakiplerin de girdiğinin kabulü gerekir. Somut olayda tarafların aynı sınıflar bakımından ticari faaliyette bulunuyor olmaları, davacının hukuki yararının varlığını kabule yeterlidir. "Tescil tarihinden itibaren doğan tekel hakkı, marka sahibine, markanın üçüncü kişiler tarafından markaya tecavüzü engelleme ve markanın kullanımını yasaklama imkanı sağlamaktadır. Fakat, marka sahipleri tarafından kullanılmayan, ancak diğer yandan marka hakkı sahiplerine tekel hakkı tanımaya devam eden ve üçüncü şahısların kullanımına kapatılan markaların ölçüsüz artışı, marka sicilini gereksiz yere şişirecektir. Şüphesiz bu durum aynı veya benzer mal veya hizmetler için, aynı veya benzeri işaretleri tescil ettirmek isteyen diğer işletme sahipleri için ticari alanda özgürlüğü sınırlayıcı bir durum teşkil edecektir. Bu bağlamda markanın kullanılmaması nedeniyle iptal edilmesinde kamu yararı da vardır." (Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2004, s.423)
6769 sayılı SMK 9. maddesine göre; tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde farklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından ciddi biçimde kullanılmayan, kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.
Davacı tarafından, davalı adına tescilli olan markanın kullanılmaması nedeniyle iptalini talep ve dava ettiği, davalı şirket tescilli “...” markası için dava dışı ...'ya lisans verdiği, ve marka lisans yolu ile 41. sınıfta “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetlerinde” kullanıldığı, dava konusu, ... tescil no.lu “...” markasının tescilli olduğu diğer 16,21,38 sınıf mal ve hizmetlerde kullanıldığına dair bir tespit yapılamadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla markanın 16,21,38 sınıflarda kullanılmama sebebi ile iptaline, 41. sınıfta kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, davacının hukuki yararı bulunmadığından reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Tüm bu nedenlerle davalı ve davacı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,Markanın hükümsüzlüğü davasının reddine, markanın iptali davasının kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli, ... tescil no.lu “...” markasının 16,21,38 sınıflarda iptaline, 41. Sınıfta kısmen iptaline, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../███████ tarih, 2022/.... E., 2023/.. K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Markanın hükümsüzlüğü davasının Reddine,
-Markanın iptali davasının kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli, ... tescil no.lu “...” markasının 16,21,38 sınıflarda Kullanmama sebebi ile iptaline, markanın 41. Sınıfta “Sempozyum,
konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri” hariç kısmen iptaline,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince marka hükümsüzlüğü davası yönünden alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince marka iptali davası yönünden alınması gereken 732,00 TL karar harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 238,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.410,90 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.137,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka iptali davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka iptali davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ve davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 200,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.369,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 14,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.183,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!