Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında fatura alacağının ispat yükümlülüğünü ve ticari defter kayıtlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki metin, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir; davacı, verdiği hizmet karşılığı kesilen faturalara itiraz eden davalının takibi durdurduğunu belirtirken, davalı ise işin 2016da yapılıp bedelinin ödendiğini ve 2018de düzenlenen faturanın geçersiz olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davacının iddialarını yazılı delillerle ispatlayamaması nedeniyle davayı reddetmiş, davacı ise istinafta, faturanın iş bitiminde düzenlenmesinin ticari gereklilik olduğunu, kısmi ödemenin borcu kanıtladığını ve davalının ticari defter beyan yükümlülüklerine uymadığını ileri sürmüştür.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...

T.C
B U R S A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
...UKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO :...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP :...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2021
NUMARASI : 2...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2024
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili ışıl metal çelik konstrüksiyon işleri ile intikal etmekte olup, bu ticari ilişki çerçevesinde davalıya hizmet verildiğini, karşılığında faturalar düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, hatta faturanın bir kısmını müvekkiline ödediğini, bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40’ten az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu faturaya konu iş için müvekkiline ait ... Avm adlı işyerinin açıldığı sene olan 2016 yılında davacı tarafla şifahi olarak anlaşma sağlandığını ve işin 2016 yılında yapıldığını, işin yapılmasının akabinde taraflarca anlaşılan tutarın müvekkilince ödendiğini ve borcun bittiğini, iş yapılmasından ve bedelinin ödenmesinden 2 yıl sonra fatura düzenlenmesinin ve fatura tarihinden 2 yıl sonra icra takibine konu edilmesinin izaha muhtaç olduğunu, dolayısıyla takip dayanağı fatura tarihinin doğru olmadığını ve faturanın tutarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması da sonuca etkili olmayıp, davacı tarafın 2016 ve 2017 yıllarına ait işletme defterleri incelendiğinde davalı taraf adına düzenlenmiş fatura veya gelir gider evrakına rastlanmadığı, davacının 2018 yılına ait yasal defter ibraz etmediği, davalının 2016-2017 ve 2018 yıllarına ait yasal defterlerinde davacı tarafından düzenlenmiş fatura veya ödeme kaydına rastlanmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını yazılı delilerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE, yasal şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, müvekkilinin ikinci sınıf tacir sayılıyor olması sebebiyle tutması gereken defter türünün işletme defteri olduğunu, müvekkilince 2018 yılına ait işletme defterinin ibrazı bu süreçte mümkün olmadıysa da, raporda belirtildiği üzere borçlanılan ya da alacaklanılan tutarlar, alış-satış ve giderlerle ilgili kasaya giriş çıkışların vs. işletme defterine kaydedilmesinin zorunlu olmayan bilgiler olduğunu, Ba-Bs formlarına ilişkin olarak da, bilirkişinin de belirttiği üzere müvekkilinin mal alışı veya mal satışına ilişkin herhangi bir yasal bildirimde bulunma zorunluluğu bulunmadığını, fakat, Vergi Usul Kanunu ve ilgili yan mevzuata göre davalı tarafın bu bildirimlerde bulunma zorunluluğu olduğunu, ancak yükümlülüklerine aykırı olarak 2016 yılında almış olduğu ve borcunu ödemiş olduğunu iddia ettiği hizmeti ticari defterlerinde göstermediğini, hizmet ve mal alımını usulüne uygun olarak Ba-Bs formlarında beyan etmediğini, daha önce de beyan etmiş oldukları üzere, davalı yanın iş yerinde ortaya çıkan kaza sonucunda bahsedilen işin tamamlanmasının ancak 2018 yılını bulduğunu, bu sebeple iş bitiminin akabinde usulüne uygun fatura düzenlendiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı'na yine usulüne uygun olarak bildiriminin yapıldığını ve karşı yana tebliğ edildiğini, ticaret hayatında basiretli bir tacirin yapması gerekenin fatura düzenlemek için işin bitmesini beklemek olduğunu, aksi halde işin bitimine kadar geçen sürede oluşabilecek ek hizmet ve masrafların ayrıca faturalandırılması veya işten dönülmesi/tamamlanamaması durumunda itiraz sürelerinin geçecek olması gibi sıkıntılar yaşanabileceğini, fatura bedelinin bir kısmının ödenmiş olmasının borcun olduğunun kanıtı olduğunu, ancak davalı yan söz konusu faturalara dayalı olarak açılan takibe itiraz ederek borcu ödemekten kaçınmakta olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı işin 2016 yılında yapıldığını ve bedelinin aynı yıl ödendiğini, bu şekilde borcun sona erdiğini, dava konusu faturanın kendisine tebliğ edilmediğini ve tutarının gerçeği yansıtmadığını savunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu icra dosyası incelendiğinde, davacının █████/2020 tarihinde davalı hakkında 1 adet faturaya dayalı olarak 13.650,00 TL asıl alacak ve 3.274,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.924,88 TL üzerinden icra takibi başlattığı, takibin davalının yasal sürede borca itirazı ile durduğu görülmüştür.
Dava konusu fatura incelendiğinde, 6597 nolu █████/2018 tarihli “çelik asma kat yapımı ve klima motorlarının altın paslanmaz çelik tava yapımı” açıklamalı 26.550,00 TL bedelli fatura olduğu görülmüş olup, taraflar arasında bu faturaya konu işleri kapsayan eser sözleşmesi akdedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı iş sahibi, faturaya konu akdi ilişkiyi kabul etmiş, ancak işin 2016 yılında yapıldığını ve bedelinin de aynı yıl ödendiğini, işin bitiminden çok sonra düzenlenen faturada yazılı bedelin gerçeği yansıtmadığını savunmuş, buna karşılık davacı yüklenici, işin yapımına 2016 yılında başlanmışsa da davalı işyerinde meydana gelen bir kaza nedeniyle işin yapımının ertelendiğini ve ancak 2018 yılında bitirilebildiğini, ayrıca davalının tebliğ aldığı faturaya ilişkin kısmi ödeme yaparak faturayı kabul ettiğini ileri sürmüştür.
Görüldüğü üzere faturaya konu işin yapılıp teslim edildiği uyuşmazlık konusu olmayıp, uyuşmazlık iş bedelinde toplanmaktadır.
6102 sayılı TTK’nun 21/2 m. “ Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” şeklinde düzenlenmiş ise de, dosya kapsamında dava konusu faturanın davalıya tebliğine ilişkin bilgi veya belgeye rastlanılmamıştır.
Bu durumda iş bedelinin TBK 481.maddesi uyarınca yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre tespiti gerekecektir.
O halde mahkemece tarafların tanık dahil tüm delilleri değerlendirilerek işin yapıldığı yılın-yıların tespiti, ardından iş bedelinin yapıldığı yılın-yılların mahalli piyasa rayiçlerine göre tespiti yönünde rapor alınması, ayrıca taraflardan davalının kısmi ödemesine ilişkin belgelerin celbi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan yukarıda da açıklandığı üzere davacının icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz talebi de bulunmakta olup, davalı tarafça borcun tamamına itiraz edilmiş ve iş bu davada itirazın tümden iptali talep edilmiş olmasına rağmen, harca esas değer olarak asıl alacak tutarı gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece HMK 31.m. uyarınca davacıya bu davada takip öncesi işlemiş faiz talebi olup olmadığının açıklattırılması, talebi var ise harç eksikliği tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a/6 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih, ... karar sayılı
KARARIN KALDIRILMASINA,
Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!