Bölge Adliye Mahkemesi, zorla imzalatıldığı iddia edilen senet ve organize dolandırıcılık mağduriyetiyle ilgili menfi tespit istinafını değerlendiriyor.
Özet: Bipolar bozukluğa sahip davacı, zorla imzalatıldığını ve bedelsiz olduğunu iddia ettiği 500.000 TLlik senede ilişkin borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali talebiyle menfi tespit davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporuyla davacının senet tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunu ve taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu kabul ederek davanın reddine karar vermiştir. Davacı ise istinaf başvurusunda, ATK raporunun hatalı olduğunu, ticari ilişkinin yanlış değerlendirildiğini ve kendisinin davalı tarafından kurgulanmış organize bir dolandırıcılığın mağduru olduğunu, gerçek ticari işlem ve kaydın bulunmadığını ileri sürmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. - 2024/3 K.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, davalı ve arkadaşlarının davacıya ''ZORLA'' 500.000,00 TL bedelli bir senet imzalattıklarını; imzanın müvekkiline ait olduğunu, bunun dışında senedin ''Ödeyecek Kişi'' kısmında müvekkilinin isminin de müvekkili tarafından yazıldığını, senedin bunun dışındaki kısımlarının müvekkili tarafından doldurulmadığını belirterek; bu senedin davalıya verilmesi için herhangi bir sebebi bulunmadığını, senedin bedelsiz olduğunu, zorla alınan senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle; bu senede dayalı olarak İstanbul....İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibini iptaline ve davalıdan %20 kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, iş bu davanın kötü niyetle ve zaman kazanmak için açıldığını, senedin zorla alındığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, icra takibi başlayana kadar geçen 8 aylık süre içinde senedin iptalinin talep edilmemesinin de davacının haklı olmadığını gösterdiğini; taraflar arasında çok sayıda ev - araba alışverişinin olduğunu, aralarında söz konusu senedi gerektirecek şekilde çok sayıda ticari ilişki bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacıdan %20 kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacı vekilinin talebi mahkemece de kabul edilerek davacıyı tedavi eden doktorda dinlenmiş olup, bu doktorun beyanında davacının bipolar bozukluğa duçar olduğu, bu tür hastalıklarda kişinin kendine aşırı bir güven hissettiği, manik nöbetler esnasında sınırsız harcama yapabileceği, 3.kişilerin telkinlerinden de çok etkilenebileceklerini 2016-2017 yıllarında muayene için geldiği bir günde ''Evimi arsamı elimden aldılar'' şeklinde beyanda bulunduğunu bildirmişse de bu beyanında davacının zaman zaman nöbet esnalarında fiil ehliyetinin yok olabildiği, ancak ATK tarafından senet tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğu kesin olarak belirlendiğinden; senedin keşide tarihi itibarıyla manik atak halinde olmadığı mahkemece kabul edilmiştir. Zaten Ağır Ceza Mahkemesi dosyası içinde taraflar arasında uzunca bir süre devam eden ticari bir ilişkinin bulunduğu, bu çerçevede tarafların ortak ticarette bulunma kararı aldıkları, paralar koydukları, davacının kendi şikayetlerinde araba ve ev sattığını bildirmesi karşısında; esasen taraflar arasında davalının savunduğu bir miktar ilişkinin kurulduğu, davacının kâr etme amacıyla davalı ile birlikte bir takım ticarete giriştiği; aynı yıllarda bu tür ticarete giren kişinin ehliyetsiz kabulünün de hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, davalının neden olan senedin zorla alınması iddiasının ispat edilemediği yanında ehliyetli olduğu da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -ATK raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu, sunulan Uzman görüşleri ile Atk raporunun çelişmesine karşın bu çelişkinin giderilmediğini, Davalı ve müvekkili arasında ticari ilişki olduğuna dair hatalı ve yanlış bir değerlendirmede bulunulduğunu, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında daha önce 3 defa bozma kararı verildiğini, dosyanın hala karar kesinleşmediğini,-Müvekkilinin Davalı ...ve ceza davasındaki sanık arkadaşlarının beraber kurguladığı, sistemli organize bir suçun mağduru olduğunu, organizasyonda; ... A.Ş'nin sahibi olarak tanıtan ancak kendisini müdür olarak atayan .... ... (kurbanı bulan ve büyük kar vaat ederek tuzağa düşüren), ...'in yöneticileri galerici ...ve ... (Müvekkilin bütün mal varlığını üzerine geçiren), ...Belediyesinde bilgi işlem memuru olarak çalışan ... (Müvekkilimin mal varlığı bilgisinin araştırılması ve bilgisinin öğrenilmesini sağlayan, araç ve gayrimenkul malvarlığının vekaleten satışını sağlayan) tarafından kurulan, kurgulanan adeta bir soygun olduğunu, soygunda iki şirket, iki tacir, bir şirket yöneticisi olmasına rağmen, ilgili dosyaların hiçbirinde ne bir defter kaydı ne bir fatura ne de bir muhasebe kaydı bulunduğunu, ortada gerçek bir satış olmadığının gerek gayrimenkul satış bedellerinin rayiç bedellerin çok altında oluşu gerekse bu gayrimenkullerin kısa bir sürede üçüncü kişilere satılarak elden çıkarılması ile sabit olduğunu, dosyaya sunulan Mali ve Hukukçu Uzman görüşü de taraflar arasındaki çıkar ilişkisi olduğu yönünde rapor düzenlediklerini, Davalı ...ve işbirlikçilerinin, Müvekkilinin bütün mal varlığını ele geçirdikten sonra bu soygundan yara almamak ve Müvekkilinden kurtulmak için, Müvekkilden dava konusu yüksek meblağlı senedi aldıklarını, Ceza dosyasında sanık ifadesinde de ''eğer ... polise gitmeseydi biz senedi icraya koymayacaktık senet teminattı'' ifadesi ile de bu durum sabit olduğunu, senedin, Müvekkilinin polise ve yakınlarına soyulduğunu anlatmaması için (eğer bizi şikayet edersen, bizden başkalarına bahsedersen, bizde bu senedi icraya koyar hacize evine geliriz) teminat olduğunu,-ATK raporunda uzman görüşü ve ilaçların niteliği de dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi talep edilmişse de, inceleneceği üzere Adli Tıp Kurumu tarafından değerlendirilmediğini, uzman görüşleri ile rapor arasında çelişki olduğunu, duruşmada dinlenilen Prof. Dr. ...'un da belirttiği üzere, bipolar affektif ve şizoaffektif bozukluğa sahip kişilerin, ilaç kullanımını ve tedavi almayı reddetmesi olup hastalığın etkilerinden birisi özellikle belirtildiği üzere aşırı özgüven olduğunu, hastalığın bir etkisi olarak aşırı özgüvene sahip ve kendisini iyi hisseden bir kişinin, nasıl tedavi almaya ikna olacağı ve ilaç kullanmayı kabul edeceği uzmanlarca ve tarafımızca anlaşılamamaktadır, tıp bilimi gerçekleriyle çeliştiğini, uzman görüşleri kesinlik ve açıklık barındırarak, müvekkilinin ilgili tarihlerde akli dengesinin yerinde olamayacağını belirttiğini, Adli Tıp Kurumu, uzman görüşlerinde yer alan ŞİZOAFFEKTİF bozukluk yönünden de hiçbir inceleme yapmadığını, sadece bipolar affektif bozukluk yönünden inceleme yaptığını, müvekkili tarafından kullanılan antipsikotik ilaç grubundan ...... 6 mg'yı 6 yıl ve ...... 300 mg'ı 5 yıl boyunca (ki bu dönem aynı zamanda dava konusu olayın gerçekleştiği 2016-2017 dönemlerini de kapsamakta olup, ATK Tarafından dikkate alınmadığını, söz konusu ilaçların bu tarihlerde sgk ve uzman doktor kayıtlarında görüleceği üzere aralıksız olarak kullanılmış olup resmi makamların kayıtlarında sabit ) kullandığını, ŞİZOAFFEKTİF bozukluk hastalığı teşhisinin müvekkiline uzun bir dönem öncesinden, 28 Yıl öncesinde konulduğunu, dosyada hastanelerden celp edilen kayıt ve raporlarda mevcut olduğunu, Müvekkili katılan ...'n stres ve baskı üreten ortamlarda nöbetlerinin, travmalarının ve hastalığının tetiklendiğinin ifade edildiğini, müvekkilinini hayatı boyunca ticaretle uğraşmamışken, bir anda milyonlarca liralık gayrimenkulü elinden çıkarmışken, tüm bunların sonunda senet imzalayıp kendisini borçlandırmışken, atk raporunda nöbet ve travmalarının tetiklenmeyeceğinin, hastalığın iyilik (remisyon halinde olabileceğinin) iddia edilmesinin de abes ve atk'nın da kendi içerisindeki görüşlerle çeliştiğini, Uzman hekimlerin bilgi ve görüşleri, sunmuş oldukları makalelere karşın, ATK uzmanları sadece ''İlgili dönemlerde poliklinik yatışı ve ilaç kullanılmadığı'' gerekçesiyle müvekkilinin akli dengesinin yerinde olduğu ileri sürüldüğünü, ATK'nın bu yöndeki değerlendirmeleri, dosyadaki uzman görüşleriyle tamamen çelişmekte olup aynı zamanda hastalığın yapısına ve sonuçlarına aykırı olduğunu, ATK da Müvekkilinin muayene için içeride kaldığı sürenin her incelemede 10 dakikayı geçmediğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, -Müvekkilinin, hayatı boyunca hep yakınlarının gözetimi altında tutulduğunu, taraflar arasında, ortaklık ve kar etme amacıyla birlikte para koydukları bir ticari ilişki bulunduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu tespit öncelikle davalının beyanlarına aykırı olduğunu, davalı gerek Ağır Ceza Yargılaması esnasında gerekse de istinaf başvurularına konu dosyada, alenen ve defaatle müvekkili ile aralarında, ortaklığa ilişkin ticari bir ilişki bulunmadığını beyan ettiğini, ...'in Cumhuriyet Başsavcılığındaki beyanlarında; ''Kendilerine bir kısım para, bir kısım araba sattığımız doğru değildir. Anladığım kadarıyla daha önce bir kaç araba alışverişimiz olmuştu. Bununla karıştırılmış olabilir. ... 2011 model ... marka bir aracı bize satmıştı. Biz de banka yoluyla parasını ödemiştik. Buna ilişkin belgeleri sunmuştuk.'' Davalı ile müvekkili arasında bir kaç araba alışverişi olmamış, sadece ..., müvekkiline ait ... Plaka aracın satışı gerçekleştiğini, müvekkili ile davalı arasında gerçekleştiği iddia edilen ticarette; davalı tarafından hem milyonlarca lira nakit elde edildiğini, hem müvekkilinin taşınmazları alındığını, aracı davalı tarafından vekaletname aracılığı ile üçüncü şahıslara satıldığını ve değerinin üçte biri müvekkiline ödendiğini, aynı zamanda müvekkilinden dava konusu senet alındığını, müvekkilinin ise bu ticarette, gerek Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan mali uzman bilirkişi raporunda, gerekse de tarafımızca sunulan uzman görüşlerinde görüleceği üzere hiç bir şey elde etmediğini, davalı ve arkadaşları ise olağanüstü şekilde zenginleştiğini, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan raporda; sanıkların sermaye yapmak için satışlar yaptığı belirtilmişse de, davalı ...tarafından bizzat ...'ya yatırım yapma amacı bulunmadığı ve ortaklık gibi bir durum söz konusu olmadığı yazılı ve sözlü beyan edildiğini, dava konusu alınan senede ilişkin davalının senedi nakit borç için alındığını savunduğunu, ancak bu husus da gerçeğe aykırı olup ilgili senet aynı zamanda İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ E. Sayılı, zararlarının maddi olarak tazminine ilişkin dosyada araç alım satımına ilişkin verildiğinin iddia edildiğini, tanık ...'nin beyanların da da bizzat senedin bir karşılık için verilmediğini senedin verilmesine şahit olmadığını ''araba ticareti'' anlatımı doğrultusunda beyan ettiğini, senedin hangi amaçla verildiğinin davalı tarafından ispat edilemediğini, davalı ...; müvekkiline ait Mercedes marka aracı vekaleten, senedin ödeme tarihine çok yakın bir sürede satmış, satış bedelinin yarısı kadar bir miktarını Müvekkiline ödemiş olduğunu, bir kimsenin, 500.000,00 TL alacağı varken, tahsil ettiği parayı borca mahsup etmemesinin eşyanın doğasına aykırı olduğu gibi senedin gerçek bir alacağa tahsis edilmediğinin de kanıtı olduğunu, Ceza dosyasında sanıkların da açıkça ifade ettiği üzere senet, müvekkilini susturmak hak aramasının önüne geçilmesi için teminat ve güvence olarak alınmış bir senet olduğunu, müvekkiline para ödendiği, araba verildiği yönündeki beyanlar gerçek olmadığı gibi bu kadar yüksek meblağın Müvekkile ödendiğine ilişkin hiç bir muhasebesel kayıt da bulunmadığını, -hem Ceza yargılaması dosyasının hem de Asliye Hukuk Mahkemesi dosyalarının bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından; müvekkili dolandırmak saikiyle kurulan ... Şirketi'ne ilişkin kayıtların incelenmesi, ...ve ...'ye ait ... şirketinin kayıtlarının incelenmesi, ... şirketin kurucusu olarak gözüken ...'nun dinlenilmesine karar verilmesine karşın, bu eksik hususlar giderilmediğini, tanıklar dinlenilmediğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı yan █████/2017 tarihinde davalının davacıya silah göstererek tehdit, cebir ve zorla davacı tarafa senet imzalattığına iddiasının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı' nın ██████████ Soruşturma No.lu dosyasınca müvekkili hakkında silah zoruyla senet imzalatma iddiasıyla ilgili █████/2018 Tarihli KYOK kararı verilmesi ve İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi ████████ esas ve ████████ karar no.lu kararı ile müvekkil hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi ile çürütüldüğünü, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi kararının istinaf edilmesi ile yeniden görülen yargılamada aynı mahkemenin ████████ esas ve ████████ karar sayılı ilamı ile davalı müvekkilinin tekrar beraatine karar verildiğini, davacı taraf son çare olarak olaylardan çok sonra kendisinin fiil ehliyetine sahip olmadığını iddia ettiğini, Adli Tıp Kurumunun davacının belirtilen tarihte fiil ehliyetine sahip olduğuna ilişkin 3 ATK raporu ile davacının bu iddiası da çürütüldüğünü, dava konusu olayın vuku bulduğu 2016 yılından beri davacıya atanan bir vasi olmadığı gibi, bir vasilik kararı hatta vasi atanmasına ilişkin açılan bir dava dahi olmadığını, senetteki bütün zorunlu unsurlar alacaklı veya 3.kişiler tarafından doldurulup sadece imza borçlu tarafından atılmış olsa bile senet hukuken geçerli olduğunu, Davacı taraf icra takibine konu bonoda da belirtildiği üzere müvekkilinden nakit olarak almış olduğu para karşılığında bu senedi kendi rızasıyla vermiş olduğunu, muhtemelen 15 seneyi bulacak bir yargılama sürecinin davalı müvekkili açısından adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ve davalı müvekkilinin mağduriyetine sebep olacağını, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğinden davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İİK 72 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Davalı taraf lehtarı bulunduğu davacını keşidecisi olduğu █████/2016 tarihinde düzenlenen ve vadesi █████/2016 olarak yazılı olan 500.000,00 TL bedelli senedin davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul....İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasıyla icra takibine konduğu, takibe itiraz edilmediği, takip devam ederken eldeki bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafça senedin zorla alındığına ileri sürülerek dava açıldığı, Mahkemece bu konuda inceleme yapıldığı ve olaya ilişkin ceza soruşturması ve ceza yargılaması da bulunup; aynı olaydan dolayı ''silahla tehdit /dolandırıcılık/ senedin yağmasından'' dolayı savcılık soruşturmasında delil yetersizliğinden dolayı KYOK kararı verildiği, senedin zorla alındığına ilişkin delil dosya kapsamında bulunmadığı, davacı tarafça yargılama esnasında senedin hile ile alındığı ileri sürüldüğü ancak davanın ıslah edilmemesi nedeniyle hile iddiasına yönelik bir araştırma yapılmamış olduğu , fiil ehliyetine yönelik olarak yapılan incelemede ise, adli tıp kurumundan gelen raporda davacının rahatsızlığı konusunda senedin imzalandığı tarihte bu miktarda bir senedin verilmesinin sonuçlarının davacı tarafından bilineceği, dolayısıyla bu senedin verilmesi yönünden davacının fiili ehliyete sahip olduğu rapor edildiği ve Davacı vekilinin talebi ile davacıyı tedavi eden doktorun da Mahkemede dinlendiği, davacı tarafça uzman mütalaası ile ATK raporu arasında çelişki bulunduğu iddiasıyla istinaf isteminde bulunulduğu anlaşılmış ise de, ATK raporunda ...'ın senet tarihinde algılama yeteneğine haiz olduğu, kendisini ruhsal yönden savunabileceği, ruhsal rahatsızlığının üçüncü kişiler tarafından ilk bakışta anlaşılabilecek mahiyette bulunmadığı, 2016 yılı Mart ayı ile 2017 yılı Mayıs ayı tarihleri arasında tam bir akli sağlık içinde olduğu serbest ara devrede olduğu tıbbi kanaatine varıldığı; Bu duruma göre 2016 yılı Mart ayı ile 2017 yılı Mayıs ayı tarihleri arasındaki 1 yıllık dönemde de fiil ehliyetine haiz olduğunun belirtildiği, uzman mütalaasının ise genel rahtsızlığa ilişkin olarak bilgi verdiği, bu nedenle raporların çeliştiğinden bahsedilemeyeceği, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının Bam 21. Ceza Dairesinin kararı ile █████/2024 tarihinde esastan red kararı verilerek kesinleştiği, kesinleşen karar nedeniyle bekletici mesele yapılması gerekli bir husus bulunmadığı, gerek ceza yargılaması gerekse eldeki dosyada dinlenen beyanları ile imzanın dolandırıcılık ve sonrasında fiil ehliyeti bulunmadan alındığının dolayısıyla senedin geçersiz olduğunun davacı tarafça yöntemince ispatlanmış olmadığı anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, davacının senedin imza tarihinde hukuki ehliyetinin varlığı ve imzanın da kendisinin eli ürünü olduğunun sabit olduğu, senedin illetten mücerret olduğu bu durumun aksinin ispatına yönelik yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından; davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı isabetli olmakla davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...../███████ tarih ve 2017/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026