İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari amaçla satılan araçtaki gizli motor ayıbı kaynaklı tazminat davasında istinaf başvurusu üzerine yetki, görev ve arabuluculuk itirazlarını inceleyen kararı.
Özet: Ticari amaçla araç satın alan davacı, kısa süreli kullanım sonrası motor bloğunda gizli ayıp (kaynaklı ve macunlanarak gizlenmiş çatlak) tespit ettiğini, bu durumun aracı kullanılamaz hale getirdiğini, motor değişimi ve bir aylık gelir kaybı yaşadığını ileri sürerek satıcıdan 80.000 TL motor değişim bedeli ve 20.000 TL gelir kaybı olmak üzere toplamda 100.000 TL tazminat talep etmiştir; davalı ise davanın yetkili mahkemede açılmadığını, ticari niteliği gereği asliye hukuk yerine ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini ve zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini belirterek usuli itirazlarda bulunmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026
NUMARASI : ████████ Esas ███████ Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz, ... ŞİRKETİ'nin sahibi olduğu ... Plaka,... Marka ... Model .... Şasi numaralı aracı 15.01.2024 tarihinde noter satış sözleşmesi ile satın almıştır. Müvekkilimiz tarafından peşin olarak 813.000,00-TL. Ödenmiş, kalan bakiye için ise 40.000,00-TL.'lik █████/2024 tarihli, 50.000,00-TL.'lik █████/2024 tarihli, 50.000,00-TL.'lik █████/2024 tarihli, 50.000,00-TL.'lik █████/2024 tarihli, 50.000,00-TL.'lik █████/2024 tarihli bonolar düzenlenmiş ve şirket temsilcisi ....'ne teslim edilmiştir. Araç müvekkilimiz tarafından bir süre kullanılmış, ancak kullanımdan sonra aracın motor arızası ortaya çıkması sebebi ile kullanılamayacak şekilde gizli ayıbı olduğu ve bu ayıbın bu kadar kısa bir süre kullanım ile ortaya çıkamayacağı, aracın motor bloğunda çatlak olduğu, bu çatlağın kaynak yapılarak macunlanıp üzerinin boyanarak gizlendiği ve aracın müvekkilimize teslimi esnasında da var olduğu motorun sökülmesi sonrasında tespit edilmiştir. Bahsedilen motor arızasının tamirinin çok külfetli bir işlem olduğu ve tamiratının imkansız olduğu anlaşılmıştır. Müvekkilimiz esnaf olarak nakliyecilik yapmakta olup, aracı da bu işte kullanmaktadır. Aracın kullanılamamasından kaynaklanan gelir kaybı sebebi ile müvekkilimiz aracın motorunu sıfır sandık motor ile değiştirmek zorunda kalmıştır. Ayrıca, aracın yaklaşık bir ay süren tamiratı boyunca da aracı kullanamadığı için gelir kaybına uğramıştır. Satın alınan araçtaki bu ayıp, gizli bir ayıp olduğundan müvekkilimin bunu aracı alırken bilebilmesi mümkün değildir. Araçtaki motor arızası haricen tespit edildikten sonra müvekkilimiz satıcı ile iki kez telefon görüşmesi yapmış satın aldığı malın ayıplı olduğunu bildirmiş ancak olumlu bir yanıt alamamıştır. Bunun üzerine Salihli 6. Noterliği'nin 25.04.2024 tarih 01230 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile satıcıya tekrar malın ayıplı olduğu ve müvekkilimizin zararının tazminini talep ettiği konusunda bilgi ve 7 gün süre verilmiş, ihtarname 29.04.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Hem sözlü hem de yazılı şekilde satıcıya başvurulmasına rağmen kendisinden herhangi bir olumlu dönüş alınamadığı için işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuştur.Yukarıda izaha çalıştığımız sebeplerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik; Müvekkilimizin aracında ortaya çıkan gizli ayıbın tamiratı için sat edilmek zorunda kalınan .80.000,00-TL.'nin 07.05.2024 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkilimize ödenmesine, 20.000,00-TL. gelir kaybının ise 07.05.2024 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkilimize ödenmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise davalından tahsili ile müvekkilimize ödenmesine karar verilmesini bil'vekale saygılarımızla arz ve talep ederiz" şeklinde talepte bulunmuştur.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu dava yetkili mahkeme de açılmamıştır. 6100 Sayılı Kanunun 6. Maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yine 6100 Sayılı Kanunun 10. Maddesi gereğince sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Gerek satış sözleşmesinin ifa edildiği yer gerekse davalının yerleşim yeri ... ili olmasına rağmen ilgili dava davacının yerleşim yeri olan ... de açılmıştır. İşbu sebeple yetkiye itiraz ediyoruz , Karaman Mahkemeleri yetkilidir. İşbu dava görevli mahkemede açılmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde, davaya konu aracı esnaf olarak nakliyecilik işi ile uğraştığını aracı da bu işte kullandığını beyan etmiştir. Davacı tarafın da belirttiği üzere ilgili araç ticari iş için alınmış olup ticari iş için kullanılmaktadır. Müvekkil şirkette tacir olduğundan işbu davanın Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekirken genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması usul ve yasalara aykırıdır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere; işbu dava ticari dava olduğundan arabuluculuk yoluna da başvuru yapılması ve son tutanağın anlaşmama olarak mahkemenize sunulması gerekmektedir. Ticari davalarda arabuluculuğa başvurma dava şartıdır. Arabuluculuk Kanunu m.18/A’nın 2’nci fıkrasının son cümlesinde “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” denilmekle usulî olarak davanın reddedileceğini hükme bağlamıştır. Esasa ilişkin cevaplarımız: Öncelikle belirtmek isteriz ki; ilgili aracın satışından önce her ne kadar ekspertiz raporu alınmasa da taraflar birlikte ustaya gidip aracı göstermişler ve araçta bir sorun olmadığına ilişkin mutabık kaldıktan sonra aracın satış işlemini gerçekleştirmişlerdir. Biran için aracın motorunda bir arıza olduğu kabul edilmiş olsa bile bu arızanın davacı tarafın kullanımından ötürü gerçekleşmesi de ihtimal dahilindedir. Araç 3-4 ay boyunca davacı tarafça kullanılmış ve herhangi bir sıkıntı da çıkarmamıştır. Motor arızasının mevcut olduğu var sayılır ise 3-4 aylık yoğun bir kullanımda bu arızanın ortaya çıkıp çıkmayacağının da mahkemenizce değerlendirilmesini talep ederiz. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere her iki taraf da tacir olup ilgili araçta davacı tarafın beyan ettiği üzere nakliye işi için kullanılmak üzere alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince ''Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.'' maddeden de anlaşılacağı üzere davacı taraf tacir olmanın getirmiş olduğu basiretli davranma yükümlülüğü gereği araç ile ilgili gerekli araştırmayı yaptığı kabul edilir. Davacı tarafça araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğuna ilişkin iddialarına da itiraz ediyoruz. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
MAHKEMECE: "...,Açılan dava, araç satışından kaynaklı ayıp iddiasına dayalı tamir bedeli ve gelir kaybı istemine ilişkindir. Dosyanın görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. Davaya konu "...." plakalı aracın dosyadaki satış sözleşmesinde kullanım amacının "ticari" ve kullanım şeklinin "yük nakli" olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 115/1. maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği belirtilmiştir.
HMK'nın 115/2. maddesinde mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi ve noksanlığın giderilmesi için mahkemece verilen kesin sürede de noksanlığın giderilmemesi halinde davanın usulden reddedileceği belirtilmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere; "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile eklenen 5/A maddesinin 1. fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 31. maddesi ile ticari nitelikteki menfi tespit davalarının da zorunlu arabaluculuk kapsamına alındığı, yapılan bu yasal değişikliğin █████/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği, eldeki davanın da █████/2025 tarihinde açılmış olması dikkate alındığında somut uyuşmazlıkta dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Yine 7155 Sayılı Yasanın 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Yasaya eklenen 18/A maddesinin 2. Fıkrası; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmündedir.
6100 Sayılı HMK'nın 115/2.maddesinde tamamlanabilir dava şartı eksikliğinin giderilmesi için davacı tarafa süre verilebileceği belirtilmiş ise de 6352 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2.maddesinde arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği açıkça belirtildiğinden anılan dava şartı eksikliğinin, tamamlanabilir dava şartı eksikliği olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk, tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışcıl yöntemlerle sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla getirilmiş bir alternatif çözüm yoludur. ( İzmir BAM 4. Hukuk Dairesinin █████████ Dosya, █████████ Karar numaralı ilamı)
Buna göre; TTK.'nun 4. maddesine göre aracın ticari araç olması sebebiyle davanın ticari dava niteliği taşıdığı, dava dilekçesinde arabuluculuğa ilişkin hiç bir bilgiye yer verilmediği, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı arabulucuk kapsamında arabulucuya başvurulduğuna ilişkin son tutanağın dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulmadığı, mahkememizce verilen kesin süre içinde de sunulmadığı, (sunulan arabuluculuk son tutanağının dava açıldıktan sonra yapılan başvuruya ilişkin olduğu ve fakat arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı) buna göre dava tarihinde arabulucuya başvurulmadan davanın açıldığının anlaşıldığı, yukarıda anılan yasal düzenleme uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği anlaşılmakla, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-7155 Sayılı Kanunun 20'nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 Sayılı Kanunun 23'üncü maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulup sonuçlandırılmadan dava açılmış olması karşısında, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile DAVANIN USULDEN REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup yanlış görev tespitinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK m.114 ve 115 uyarınca görevin dava şartı ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkemece re’sen gözetilmesinin zorunlu olduğunu, 6102 sayılı TTK m.5 hükmü uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin yalnızca ticari davalara bakmakla görevli olduğunu, bu nedenle öncelikle somut uyuşmazlığın “ticari dava” niteliğinde olup olmadığının doğru şekilde tespit edilmesinin gerektiğini, yerel mahkemenin, uyuşmazlığa konu aracın “kamyon” olması ve ticari araç niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın ticari dava olduğu sonucuna ulaştığını, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde bir davanın ticari dava sayılabilmesi için eşyanın niteliği değil, tarafların tacir sıfatı ve işlemin ticari işletmeyle bağlantısının esas alındığını, yerel mahkemenni, tarafların tacir olup olmadığını ve işlemin ticari işletme kapsamında bulunup bulunmadığını araştırmaksızın yalnızca eşyanın niteliğine dayanarak görev belirlediğini, TTK sistematiğine göre bir davanın ticari sayılabilmesi için kanundaki şartların gerçekleşmesinin gerektiğini, müvekkilinin tacir sıfatının bulunmadığını, satım konusu aracın “kamyon” olmasının ticari dava sonucunu doğurmayacağını, bir kamyonun; bir çiftçi veya bir esnaf tarafından bireysel kullanım veya yardımcı faaliyet için edinilebileceğini, bu durumun, tek başına ticari işletmenin varlığını ispatlamaya yetmeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, görev yanlış belirlendiğinden arabuluculuk dava şartı yokluğu gerekçesiyle verilen ret kararının da hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olmadığından zorunlu arabuluculuk dava şartının da bulunmadığını, başlangıçta davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek yerel mahkemece görevin yanlış tespit edilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesi ve ardından arabuluculuk yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesinin, hatalı görev tespitinin doğal sonucu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Dava; araç satışından kaynaklı ayıp iddiasına dayalı tamir bedeli ve gelir kaybının tahsili istemine ilişkindir.Davaya konu aracın dosyadaki satış sözleşmesinde kullanım amacının "ticari" ve kullanım şeklinin "yük nakli" olduğu dolayısıyla ticari araç olması sebebiyle TTK.'nun 4. maddesine göre davanın ticari dava niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
TTK'nın 5/a-1 maddesi:" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde"Davanın HMK'nun 114/2 ile 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan reddine," karar verilmiştir.
İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A-1.maddesi uyarınca eldeki dava, arabuluculuğa tabi olup bu husus dava şartıdır. Dava dosyası görevli Mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemesine tevzii edilmeden arabuluculuk işleminin tamamlanmadığı (Asliye Ticaret Mahkemesine tevzii tarihi 29.07.2025, arabuluculuk başvurusu ise 24.12.2025 tarihindedir) anlaşıldığından kanunun uygulanmasındaki amaçta gözetilerek Mahkemece arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.03.2024 tarih █████████ esas █████████ karar ile 21.01.2025 tarih █████████ esas ████████ karar sayılı ilamları aynı doğrultudadır) anlaşılmakla; yapılan istinaf başvurusunun açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın hukuka uygun olmasına göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih, ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!