Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararı: Zemin kaplama işi alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasında KDVnin sözleşme bedeline dahil olduğu gerekçesiyle kısmi kabul.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin zemin kaplama işleri karşılığında davalıdan alacağını tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını özetlemektedir; davalı, sözleşmede belirtilen birim fiyatın KDV dahil olduğunu savunurken, davacı ayrı KDV talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, sözleşmede KDVnin açıkça belirtilmemesi durumunda bedele dahil sayılacağı yönündeki Yargıtay içtihatlarına dayanarak, işin toplam bedelinden ödenen miktarı düşüp kalan 12.793,60 TL üzerinden davalının itirazının kısmen iptaline karar vermiş, icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerini ise reddetmiştir.

T.C. BURSA BAM ..... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ..... HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2.....KARAR NO : .....T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ..... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2021NUMARASI : .....DAVACI : H.....VEKİLİ : Av. ... .....DAVALI : ..... ..........ÖRKÜP [16483-84959-06076] UETSDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2024KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2024 Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi. İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında, ..... ..... inşaat şirket merkez binasına, zemin kaplama/ultratop loft malzeme ve işçilikli olarak yapılması hususunda yazılı anlaşma sağlandığını, █████/2020 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinin yüklendiği edimi yerine getirerek teslim ettiğini, yapılan işe ilişkin iki adet fatura düzenlendiğini, ancak davalı tarafın üzerine düşen ödeme edimini ifa etmediğini, müvekkilinin iki adet faturadan mütvellit cari hesap bakiye alacağı oluştuğunu, alacağın tahsili için ..... 3.İcra Müdürlüğü'nün .....esas sayılı dosyasında yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ve dava konusu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, sözleşmede belirtilen birim metrekare tutarının KDV dahil tutar olup, KDV'nin hariç olduğunun sözleşmede belirtilmediğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği işin tahmini yarı tutarı olan 20.000,00.-TL'yi █████/2020 tarihinde davacıya ödediğini, davacı şirketin sözleşme gereği yapması gereken kaplama işini hatalı ve eksik yapması üzerine şirket müdürü ile yapılan karşılıklı diyalog neticesinde, yapılan işin 122 m² olduğu ve █████/2020 tarihli kur üzerinden işin hesaplanan tutarının 32.793,60.-TL olduğu hususunda mutabakata varıldığını, ancak KDV dahil fatura kesilmesi gerekirken davacı tarafından █████/2020 tarihli faturaya KDV ilave edildiğini, anlaşmaya rağmen davacı tarafça █████/2020 tarihinde haksız olarak 73,36 m² için ek fatura düzenlendiğini, müvekkilinin daha önce yapılan ödeme ve tarafların uzlaşmasına göre bakiye 12.793,60.-TL'yi ödemeye hazır olduğu halde, önce haksız şekilde KDV eklenerek, KDV ye itiraz edilmesi üzerine de, uzlaşılan hak ediş tutarına ilave olarak 73,36 m² daha ilave edilerek ikinci fatura düzenlendiğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, ..... Çevre Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 16.07.2020 tarihli faturada; 122,00 m2 imalat için 268,80.-TL/m2 birim bedel üzerinden 32.793,60.-TL + KDV = 38.696,45.-TL tutarlı fatura tanzim edildiği, 17.07.2020 tarihli faturada ise 73,36 m2 imalat için 268,80.-TL/m2 birim bedel üzerinden 19.719,17.-TL + KDV = 23.268,62.-TL tutarlı fatura tanzim edildiği, toplam imalat bedeli KDV dahil 61.965,07.-TL olup bundan 20.000,00.-TL ödenen mahsup edildiğinde, kalanı 41.965,07.-TL olduğu, KDV'nin sözleşme bedeli içinde olup olmadığı hususunda yapılan incelemede sözleşmede KDV ile ilgili belirleyici bir ibarenin olmadığı, KDV'nin sözleşme bedeline dahil olup olmadığının sözleşmede belirtilmemiş olması nedeniyle çıkan ihtilaflar esas itibariyle taraflar arasında bir borç-alacak ilişkisi olduğundan konunun vergi hukukunu değil, borçlar hukukunu ilgilendirmekte olduğu, bu nedenledir ki, açılan davaların Danıştay'da değil, Yargıtay'da görülmekte olduğu, dolayısıyla, bu ihtilafların çözümünde de, taraflar arası ilişkinin tabi olduğu borçlar hukuku kurallarına göre oluşturulmakta olduğu, bu konuda Yargıtay'ın yerleşik hale gelen içtihadı ve kararları KDV'nin sorumlusu alıcı ise de, satış sözleşmesinde ve satış bedelinin pazarlığı sırasında bu konu gündeme getirilmemiş ise KDV'nin satış bedeli içinde olduğunun kabul edilmesi, yani tarafların sözleşme aşamasında, satış bedeline KDV'nin de dahil olup olmadığına dair bir kararlaştırmada bulunmamaları halinde satıcının KDV'yi satış bedelinden ayrıca gösterip alıcıdan isteyemeyeceği doğrultusunda olduğu, dolayısı ile yapılan imalat birim bedeli olarak sözleşmede belirtilen 35,00.-Euro bedel üzerinden hesaplama yapılması ve KDV'nin bu bedelin içinde olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilerek davalının ..... 3.İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı icra takibine itirazının 12.793,60.-TL üzerinden iptali ile, icra takibini bu tutar üzerinden devamına, yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, ilamın gerekçe kısmı ile hüküm kısmının açıkça çeliştiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen alacak miktarı ile hüküm altına alınan alacak miktarının örtüşmediğini, bilirkişi raporunda %5 nesafet kesintisi ile 29.887,12.-TL olarak saptanan alacağın hiç bir gerekçe belirtilmeksizin 12.793,60.-TL olarak hüküm altına alındığını, mahkemece davalının kabul ettiği miktar üzerinden hüküm kurulduğunu, davalının ayıp iddiasının mesnetsiz olup, faturaya yapılan itirazda ayıp hususuna değinilmediğini, ayıp ihbarının yasanın öngördüğü süre içerisinde yapılmadığını, müvekkili şirketçe toplam 195m² lik imalat yapılmış olup, bu hususun alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, bilirkişi raporundaki nefaset kesintisini kabul etmemekle birlikte bu durum dahi davalı tarafın işin yaklaşık olarak %40'lık kısmının ayıplı olduğuna dair iddiasının haksızlığını ortaya koyduğunu, yapılan 73 m²'lik kısmının müvekkili şirket tarafından yeniden yapıldığını, davalı varlığını iddia ettiği ayıp nedeni ile taraflar arasında işin 122 m² olarak kabul edildiğini, bu hususta mutabık kalındığını iddia ediyor olsa da müvekkiline yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davalının ispatlayamadığı kısmi ayıp iddiasına dayalı olarak 122 m² olarak işin kabulünün mümkün olmadığını, whatsapp kayıtlarının iddianın ispatı için yeterli olmadığını, nefaset indiriminin yapılmasının yerinde olmadığını, bilirkişi raporu ile 195 m²'lik imalatın yapıldığının sabit olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6 nolu bendinde "Vergi, resim, harç, sigorta ve diğer yükümlülükler" başlıklı kısmı ile taraflar sözleşmenin imzasından ve sözleşme altındaki işin ifasından doğan ve işe ait her türlü vergi, resim, harç, fon ve sosyal sigorta primlerinin işverene ait olduğunun kararlaştırıldığı, Gelir İdaresi Başkanlığının █████/2018 tarihli 39044742-130-50181 sayılı özelgesi ile; inşaat sözleşmesinde TDV'nin sözleşme bedeline dahil mi sözleşme bedelinden hariç mi olduğu hususunda bir belirleme yoksa, iş bitiminde fatura düzenlenirken KDV nin sözleşme bedeline ilave edilmesi yönünde görüş bildirildiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak alacaklarının birim bedel + KDV üzerinden tekrar hesaplanması gerektiğini, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi nedeni ile bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan icra takibine itiraz nedeni ile itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında, davalı işverene ait ..... ..... İnşaat Şirketi merkez binasının zemin kaplama/ultratop loft işlerinin yüklenici davacı tarafından malzeme ve işçilik dahil yapılması hususunda, zeminde ve duvarda ultratop loft uygulaması için birim fiyat belirlenerek sözleşme imzalandığı ve davalı tarafından sözleşme imzalanması esnasında peşinat olarak 20.000,00.-TL ödemede bulunulduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.İhtilaflı husus; yapılan işin ayıplı olup olmadığı, tarafların davadan önce işin ayıplı olduğunu kabul ederek, işin 122 m² olarak yapıldığı ve bu miktar üzerinden ücretin hesaplanacağına ilişkin aralarında mutabakat bulunup bulunmadığı ve sözleşmede belirlenen birim fiyatlarına KDV'nin ekli olup olmadığı hususlarındadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141.maddesinin üçüncü fıkrası ile kararlarda gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Kanunun 297.maddesinde bir mahkeme hükmünün neleri kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Bu düzenleme uyarınca bir mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Kararın açık ve gerekçeli olması, hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın üst mahkeme tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve üst mahkemenin hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için usulüne uygun şekilde oluşturulmuş hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi hâlde kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin █████████ E. █████████ K., Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin ████████ E. █████████ K.) Bu ilkeler dairesinde somut olaya gelince; mahkemece aldırılan bilirkişi raporu içeriğinde, davacının taşınmaz üzerinde yaptığı imalatların 195,36 m² olduğu, kusurlar için kesilen nefaset kesintisinden sonra iş bedelinin KDV hariç 49.887,12.-TL olup, ödenen 20.000,00.-TL'nin mahsubundan sonra kalan borcun 29.887,12.- TL olduğunun belirtildiği, mahkemece gerekçeli kararda; davacı tarafından █████/2020 tarihli, 122 m² imalat için 268,80.-TL/m² birim fiyatlı KDV dahil 38.696,45.-TL tutarlı ve █████/2020 tarihli, 73,36 m² imalat için 268,80.-TL/m² birim bedel üzerinden KDV dahil 23.268,62.-TL tutarlı fatura tanzim edildiği, toplam imalat bedelinin 61.965,07.-TL olup, bundan 20.000,00.-TL ödeme mahsup edildikten sonra bakiyenin 41.965,07.-TL olduğu, ancak taraflar arasındaki sözleşmede KDV'nin sözleşme bedeline dahil olup olmadığının açıkça belirtilmemesi üzerine yapılan işin sözleşmede gösterilen birim bedeli olarak KDV'nin bu bedel içinde olduğu kabul edilerek 12.793,60.-TL üzerinden takibin devamına karar verildiği belirtilmiş ise de, 12.793,60.-TL miktarın ne şekilde tespit edildiği açıklanmamıştır. Dosya kapsamına göre; mahkemece hesaplamaya dahil edilmediği anlaşılan █████/2020 tarihli faturaya hangi nedenden dolayı itibar edilmediği, bu itibarla tarafların iddia ve savunmalarının neden kabul edilip neden reddedildiği hususunun gerekçe içeriğinde tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, kararın gerekçeli bir karar olduğundan söz edilemez. Gerekçesi belli olmayan kararın denetlenmesi fiili olarak imkan dahilinde olmadığından kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.Kabule göre de; davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edildiği ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının tanzim edildiği görülmüştür. 6325 sayılı HUAK'ın dava şartı olan arabuluculuk hakkındaki 18/A maddesinin 13 ve 14. fıkraları uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiğinden, dosya içerisinde mevcut evraklara göre arabuluculuk son tutanağı bulunmasına rağmen söz konusu giderler hakkında mahkemece değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 141. ve HMK'nun 297.maddesi hükmüne uygun olmayarak gerekçesiz karara yönelik denetim yapılması mümkün olmadığından, kamu düzenine aykırılık nedeniyle esasa ilişkin istinaf itirazları bu aşamada incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 355.maddesi gereğince kabulüne, HMK'nın 353/1-a.4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülerek eksikliklerin giderilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, ..... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih, .....sayılı kararının KALDIRILMASINA,Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince idesine,3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...Başkan ... ¸e-imzalıdır ...Üye ...¸e-imzalıdır ...Üye ...¸e-imzalıdır ...Katip ...¸e-imzalıdır