İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında, imza inkarı nedeniyle borçlu olunmadığına dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında davacı, icra takibine dayanak senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını ve bilirkişi raporuyla borçlu olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile tazminat talep etmiştir. Davalı ise senetlerin ciro yoluyla kendisine intikal ettiğini, davacı şirket kaşesinin senetler üzerinde bulunduğunu ve imzaların davacının eşi tarafından atıldığını savunarak davacının kötü niyetli olduğunu iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi davacının borçlu olmadığına karar vermiş ancak tazminat talebini reddetmiş, davalı da mahkemenin eksik incelemeyle hatalı karar verdiği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, müvekkili hakkında █████/2020 tarihinde İstanbul.... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ile; █████/2019 tarihli 20.000 TL bedelli, █████/2019 tarihli 20.000 TL bedelli, █████/2019 tarihli 20.000 TL bedelli, █████/2019 tarihli 20.000 TL bedelli senetlere istinaden icra takibi başlatıldığını, takibin halen derdest olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe dayanak senet üzerindeki imzanın da müvekkiline ait olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için işbu huzurdaki davayı açtıklarını, davalının müvekkili aleyhine başlatmış olduğu icra takibi neticesinde taraflarınca İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi ████████ Esas numaralı dosyası ile borca ve imzaya itiraz edildiğini, İşbu dosyadan alınan bilirkişi raporu neticesinde senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, yargılama sürecinde hava koşulları ve pandemiden kaynaklanan izolasyon nedenleriyle duruşmalara katılamadıklarından dolayı "davanın açılmamış sayılmasına" karar verildiğini belirterek, öncelikle müvekkilinin imzalarının bariz şekilde farkı olduğu nazara alınarak teminatsız şekilde takibin tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin İstanbul.... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı takibinden davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacağın miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava ve takibe konu senedin borcundan dolayı ...isimli senet lehtarı kişi tarafından müvekkiline teslim edildiğini, senedin arkasına bakıldığında ...isimli senet lehtarının ciro yoluyla bu senedi müvekkiline verdiğinin açıkça görüldüğünü, takip dayanağı senet incelendiğinde, senedin ...ismi altında gerçek kişi tacir ... tarafından kaşelendiği ve imzalandığını, ...'in düzenleyen olarak sorumlu olduğunu, ... ise kaşe dışında senet üzerindeki boşluğa imza attığından avalist olarak sorumlu olduğunu, ilk olarak 29.12.2020 tarihli kambiyo takibine itiraz ve takibin iptali davası açıldığını, bu dava açıldıktan sonra söz konusu yargılamada bilirkişi raporunda senetteki imzaların borçluya ait olmadığına ilişkin tespit yapıldığında bu husus davacı tarafça senet lehdarı ...'a sorulduğunu, ...bu senedin borçlu ...'in eşi olan ... tarafından borcundan dolayı kendisine verildiğini söylediğini, daha sonra yeniden ...tarafını arayarak bu imzaların borçlunun eşi ... tarafından atıldığını ve bu hususun ... tarafından da ikrar edildiğini ifade ettiğini, senet metnine bakıldığında senet borçlusunun "... ..." olduğu açık olarak görüldüğünü, buna karşılık çevrede yapılan araştırmalarda borçlunun eşi olan ...'in eşi ... adına kaşe bastırıp eşi adına imza atarak ödemek istemediği borçları bu şekilde imza inkârı yoluna giderek piyasayı dolandırdığı ve kötü niyetli davrandığı tespit edildiğini, davaya konu senetlerin bankaya ibraz edilerek protesto edildiği ve bu senetlerin ödenmesi için borçluya ödememe protestosu çekildiğini, ödememe protestolarından sonra borçlu tarafça, herhangi bir yasal yola müracaat edilmediği ve herhangi bir işlem de yapılmadığı, açıklanan nedenlerden dolayı imza inkarına devam edildiği takdirde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağını, davacı da eşi ...'in bu şekilde işlemler yaptığını bilerek işbirliği içerisinde piyasayı dolandırmakta ve sahte evrakları birlikte düzenlediğini, davacı ... bu imzanın eşi tarafından atıldığını ve eşi tarafından bu senetlerin davacı tarafa getirildiğini gayet iyi bildiğini, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın KABULÜ ile; İstanbul.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan menfi tespit davasında yerel mahkemenin eksik inceleme ile hatalı hüküm kurduğunu, takibe konu dört adet senet üzerinde davacıya ait şirket kaşesinin bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda imzaların davacıya ait olmadığının belirtilmesine rağmen bu raporun itirazlar doğrultusunda hatalı ve hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, davacı tarafa gönderilen ödememe protestolarına karşı herhangi bir itirazda bulunulmamasının borcun ikrarı anlamına geldiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak sessiz kaldığını, daha önce aynı konuda açılan başka bir davanın takipsiz bırakılarak kötü niyetle bu davanın açıldığını, dolayısıyla davada hukuki yarar bulunmadığını ve vekalet ücreti hesaplamalarında usulsüzlük yapıldığını, senetlerin müvekkiline ciro yoluyla iyi niyetli olarak geçtiğini, imzaların davacının eşi tarafından atıldığının ve borcun kabul edildiğinin haricen öğrenildiğini, iyi niyetli cirantanın imza kontrol yükümlülüğü bulunmadığını belirterek, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kambiyo takibine dayana dört adet bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davalı tarafından İstanbul.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 03.10.2018 düzenleme tarihli, dört adet (█████/2019, █████/2019, █████/2019 ve █████/2019 vadeli, her biri 20.000 TL bedelli) bonoya dayanılarak kambiyo takibi başlatıldığını takibe dayanak senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını beyan ederek; müvekkilinin anılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin tedbiren durdurulmasına ve %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava ve takibe konu senetlerin ...tarafından ciro edilerek müvekkiline verildiğini, senetlerde “... ...” kaşesi bulunduğunu ve imza ile düzenlendiğini, davacının keşideci olarak sorumlu olduğunu, senetlerin davacının eşi ... tarafından davacının bilgisi dahilinde imzalandığını, ödememe protestolarına davacı tarafından itiraz edilmediğini, davacının kötü niyetli şekilde imza inkârında bulunduğunu ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile, davalı tarafından davacı ..., ... ve ... aleyhine , 03.10.2018 düzenleme tarihli, dört adet (█████/2019, █████/2019, █████/2019 ve █████/2019 vadeli, her biri 20.000 TL bedelli) bonoya dayanılarak toplam 98,094,15 TL nin tahsili için kambiyo takibine geçildiği, senetlerde davacının keşideci, ...'in kefil , ...'ın lehtar olduğu, lehtar tarafından davalı alacaklıya ciro edildiği görülmektedir.
█████/2023 tarihli ATK raporunda; inceleme konusu dört adet senette atılı borçlu imzaları ile ...’in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir.
Mahkemece; takip konusu bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf talep etmiştir.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.
Davalı tarafından, İstanbul.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile; █████/2019, █████/2019, █████/2019 ve █████/2019 vadeli, her biri 20.000,00 TL bedelli toplam dört adet bonoya dayanılarak █████/2020 tarihinde davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı , takip dayanağı senetlerde düzenleyen olarak “... ...” kaşesinin ve imzasının bulunduğu , ...lehine düzenlendiği, lehtar ...tarafından ciro edilerek davalıya verildiği , davalının ciranta sıfatıyla senedi devralan hamil olduğu görülmektedir.
Dosya kapsamına göre ; dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu bonolar nedeniyle takip yapıldığı, ancak denetime elverişli ATK raporuna göre borçlu imzalarının davacıya ait olmadığının tespit edildiği bu durumda imzanın sahteliği iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup hamilin iyiniyetli olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, geçerli imzanın varlığının kambiyo senetlerinde zorunlu unsur olduğu, senet üzerindeki ticari işletme kaşesinin bulunmasının imza yerine geçmeyeceği ve tek başına kambiyo sorumluluğu doğurmayacağı, ödememe protestosuna davacı tarafından itiraz edilmemesinin borcun ikrarı olarak kabul edilemeyeceği , protesto, kambiyo hukukunda alacaklı hamilin lehtar ve cirantalara karşı müracaat hakkının doğabilmesi için şekli bir işlem olduğundan, protestoya cevap verilmemesi, imzanın aidiyetini ve borcun varlığını kabul anlamına gelmez.
Menfi tespit davası, genel mahkemede açılabilen ve maddi hukuk yönünden borcun varlığını kesin hükümle ortadan kaldırmaya yönelik bir dava olduğundan icra mahkemesinde davanın takip edilmemesi davacının menfi tespit davası açmasına engel değildir. Takip devam ettiği müddetçe borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı mevcuttur. Davacının daha önce İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında kambiyo takibine itiraz ettiği ve davanın takipsizlik nedeniyle açılmamış sayıldığı, bu nedenle işbu davada hukuki yarar bulunmadığı yönündeki istinaf sebebi de yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafından düzenlenmeyen bu nedenle davacı yönünden kambiyo senedi vasfında olmayan senet bedelinden davacının sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, mahkemece menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu olmadığı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../███████ tarih ve 2022/.... E. 2023/. K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.700,83- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.675,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.675,2-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!