Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında mal teslimi ve faiz itirazlarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin davalı şirket aleyhine ticari satıştan kaynaklanan fatura alacakları nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin itirazı iptal ederek takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmesi üzerine, davalı vekilinin mal tesliminin ispatlanmadığı ve temerrüt olmaksızın faiz istenemeyeceği iddialarıyla karara itiraz ederek istinaf yoluna başvurmasını inceleyen bir karardır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ███████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ███████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :█████/2024
NUMARASI :████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI :ECE KAYIŞ RULMAN SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALI :VELİ AKGÜN SERAMİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :█████/2023
KARAR TARİHİ :█████/2026
KR. YAZIM TARİHİ :█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin makine kayış ve rulman ürünlerinin ticareti üzerine faaliyet gösterdiğini ve davalı şirketle 2018 yılından itibaren ticari ilişkide olup ürün satışı yaptıklarını, ürün satışına istinaden çeşitli tarihlerde fatura düzenlendiğini, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalara istinaden çeşitli ödemeler yapılmış olup 2018 yılında düzenlenen faturaların bedeli toplamda 149.590,94-TL olup davalı şirket tarafından 55.123,43-TL ödendiğini, davacı şirket tarafından ürün satışına istinaden 2019 yılında toplam 384.953,98-TL fatura düzenlenmiş olup davalı şirketin 235.118,80-TL ödeme yaptığını, 2020 yılında davacı şirket tarafından düzenlenen toplam 192.075,30-TL bedelli faturalar için davalı şirketin 344.894,10-TL ödeme yaptığını, 2021 yılı için düzenlenen faturaların toplam bedelinin 271.911,77-TL olup davalı şirketin işbu faturalar için 240.751,32-TL ödeme yaptığını, 2022 yılında davacı şirket tarafından toplamda 581.919,47-TL bedelli fatura düzenlenmiş olup 2.983,91-TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini ve davalı şirketin de işbu faturaları kabul ederek ticari defterlerine işlediğini, davacı şirketin satışını ve teslimini sağladığı ürünlerin faturaya dayalı bedellerinin ödenmesi talep edilmişse de bu alacağı ödenmediğini, Sakarya 2. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek, davacının icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın, faturaya konu malın teslim edildiğini ispat yükümlülüğü altında olduğunu, cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki de alacak likit olmadığını, davalı şirket temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceğini, davacının taleplerinin haksız olması nedeniyle davanın esastan reddine, takibin iptaline ve %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet (icra inkar) tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ İLE,
Davalının Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,
701,569,90.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, davacı tarafından mal teslimine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dosyada temerrüt doğmadan faiz yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmeden takibin aynen devamı yönünde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında satış sözleşmesine dayalı ticari ilişki olduğu, bu kapsamda davacı tarafından satılan mallara karşılık faturalar düzenlendiği, faturalara konu malların davalıya teslim edildiği, davalının bir kısım ödemede bulunduğu ancak takibe konu edilen bakiye bedellerin ödenmediği iddiasıyla eldeki davaya konu takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. ████████ k. Sayılı ilamı)
Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı)
Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı ile davalı arasında açık hesap ilişkisi olduğunun iddia edildiği, açık hesap ilişkinin incelenmesinde ilişkinin faturalara dayandığı görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takibe dayanak fatura ile sınırlı bir inceleme yapılmalıdır.
Yukarıda detaylandırdığı üzere fatura tanzimi tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını göstermez. Ancak davacı tarafından gönderilen faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olması veya davalı tarafından BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmiş olması halinde faturanın tebliğ edildiği ve fatura konusu hizmetin davalıya verişmiş olduğu kabul edilecektir. Dosya kapsamında alınan raporlara göre davacı tarafından tanzim edilen faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olması nazara alındığında, faturalara konu malların davalı tarafından teslim alındığı anlaşılmış, davalının tebliğ aldığı faturaya 6102 sayılı Yasanın 21/2.maddesindeki süresi içinde itiraz etmeyerek içeriğini de aynen kabul ettiği, mahkemece davalı defterlerindeki borç miktarına göre karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça takip talebinde sadece asıl alacak için talepte bulunulduğu, takip öncesi döneme ilişkin faiz talebinin olmadığı, icra takibi açılmasının sonuçlarından birinin de daha önce temerrüte düşürülmeyen borçlunun takiple birlikte temerrüte düştüğü dikkate alındığında davalının takipten önce temerrüt oluşmadığı yönündeki istinaf istemi de yerinde olmayıp mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalının ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 47.924,24-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 11.981,05-TL'nin mahsubu ile kalan 35.943,19-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!