İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, taşıma sözleşmesinden doğan navlun bedeli alacağı için açılan itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirketin davalıya sunduğu taşıma hizmetleri karşılığında kesilen 2.600 USD bedelli faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istenmekte olup, davacı hizmetin eksiksiz verildiğini ve faturanın Türk Ticaret Kanununun 21. maddesi gereği kabul edildiğini savunurken, davalı dava konusu faturaya ilişkin ticari ilişki ve edim olmadığını, faturanın mesnetsiz olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmekte ve ilk derece mahkemesi taraflar arasındaki mail yazışmalarını ve ödendiği kabul edilen diğer faturaları dikkate alarak davanın konusunu belirli bir konteynerin navlun bedeli olarak incelemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararTARİHİ: █████/2025DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... .... A.Ş. ile davalı... Ltd. Şti. arasında uzun yıllara dayanan cari hesap ve taşıma hizmeti ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin Rusya ve Orta Asya yüklemeleri ile gümrükleme hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi gereği davalıya ait yüklerin taşındığını ve hizmetlerin eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, bu hizmetler karşılığında 31.10.2022 tarihli 2965,00 USD bedelli ve 28.11.2022 tarihli 2.600,00 USD bedelli iki ayrı fatura düzenlendiğini, davalının ilk faturaya konu bedeli ödediğini ancak ikinci faturaya ilişkin 2.600,00 USD tutarındaki borcu ödemediğini, düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca sekiz gün içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığından faturaların içeriğinin davalı tarafından kabul edilmiş sayıldığını, buna rağmen davalının borcunu ifa etmediğini, bakiye alacağın tahsili için İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalının borca, faize ve ferilerine haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu itirazın tamamen kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmeyi amaçladığını, tarafların ticari defter ve kayıtları, cari hesap ekstresi, faturalar, ödeme dekontları ile mail ve ... yazışmaları incelendiğinde davalının borcunun açıkça ortaya çıkacağını, hatta icra takibinden sonra davalı şirket yetkilisi ...’in müvekkili arayarak borcu inkâr etmediğini ancak icra takibi başlatıldığı için ödeme yapmayacağını beyan ettiğini, zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak davalının görüşmelere katılmaması nedeniyle anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacak bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili... Ltd. Şti.’ne tebliğ edilen itirazın iptali davasına konu dilekçede ileri sürülen iddiaların tamamını kabul etmediklerini, davacı ... .... A.Ş.’nin olayları mahkemeyi yanıltacak ve müvekkili zan altında bırakacak şekilde anlattığını, davacının iddia ettiği gibi taraflar arasında dava konusu faturaya ilişkin herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacının müvekkili ile ticaret yapmış gibi göstererek gerçekte karşılığı olmayan bir faturayı düzenlediğini ve bu suretle müvekkilini borçlu göstermeye çalıştığını, söz konusu faturanın müvekkilinin muhasebe kayıtlarında yer almadığını ve taraflara ait ticari defterlerin incelenmesi halinde bu hususun açıkça ortaya çıkacağını, ortada herhangi bir hizmet veya edim bulunmadığından faturanın temel dayanağının olmadığını, bu nedenle müvekkilinin icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, davacının buna rağmen haksız ve mesnetsiz şekilde işbu davayı ikame ettiğini, davacının iddialarının ispatlanamayacağını, icra takibinin ve davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, öncelikle davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle reddine, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"......Dosyaya taraflar arasındaki taşıma sürecine ilişkin sözleşme sunulmadığı, davacı tarafından sunulan mail yazışmalarında davalı şirkete ait veya onun sorumluluğundaki iki konteynere yüklenmiş emtianın gemi rezervasyonunun yapıldığı ve davacının alacak talebinin bulunduğu anlaşıldığı, davalı şirketin emtianın taşınmadığı veya böyle bir taşıma ilişkisi bulunmadığı yönünde herhangi bir cevabı/itirazı bulunmadığı, söz konusu konteynerlerden birinin (... nolu konişmento tahrında taşınan ...-0 nolu konteynerin taşıma bedeli) taşıma bedeli ve yükleme bedelinin davalı şirket tarafında ödendiği davacı vekilinin dava dilekçesinde kabul ettiği gibi sunulan dekont ve fatura mukayesesinden de anlaşıldığı; davanın konusu ise ... nolu konişmento tahtında taşınan ...-0 Nolu konteynere ilişkin navlun bedeli olduğu, sonuç olarak mail yazışmalarında göre davacının davalı şirkete ait iki konteynerinin taşımasını gerçekleştirdiği ve bunlardan biri olan ... nolu konişmento tahtında taşınan ...-0 Nolu konteynere ilişkin navlun bedelinin ödenmesinin davalı şirket tarafından yapılmadığı anlaşıldığı, dava dosyasına sunulu iki fatura da e-fatura olarak düzenlendiği, E-faturalar düzenlendikleri anda sistem üzerinden muhatabının hesabında göründüğü, bu nedenle dava konusu faturaya düzenleme tarihinden itibaren itiraz edilmesi gerekirdi; ancak davalı şirketin savunmaları arasında faturaya itiraz ettikleri veya iade fatura düzenledikleri yönünde bir savunma bulunmadığı, sadece davacından hizmet almadıkları yönünde bir savunma taraflar arasında ticari ilişki veya taşıma ilişkisi olmadığı anlamına gelmekle birlikte davalı şirketin iki konteynerden birinin navlun ve yükleme bedelini ödemesi ve taraflar arasındaki mail yazışmaları, bu savunmanın yerinde olmadığı kanaatine ulaşıldığı, davalı şirketin bir konteynerin taşınmasına ilişkin navlun ve yükleme bedelinden oluşan faturayı ödemesi, ancak ikinci konteynere ilişkin navlun bedelini ödememesi gözetildiğinde davacının davalı şirketten 2.600-USD alacaklı olduğu dosya kapsamına uygun hükme dayanak bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olmakla; davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış olup, davacının davasının kabulü ile; davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takip talebindeki talep gibi devamına karar vermek gerekmiştir......" gerekçesi ile, ''Davacının davasının KABULÜ İLE;1-)Davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin takip talebindeki talep gibi DEVAMINA,2-)Asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 14.474,51- TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil şirketin hizmet almadığına dair savunmasını çürütecek, taşıma sözleşmesinin kurulduğunu ve edimin ifa edildiğini gösterir hiçbir yazılı delil sunamadığını, müvekkil şirket ile davacı arasında dava konusu edilen 2.600 USD bedelli navlun faturasına ilişkin bir taşıma sözleşmesinin kurulduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını, akdi ilişkinin varlığı ispatlanmadan faturanın içeriğinin kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğini, sadece faturaya itiraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulünün hatalı olduğunu,Dosyada alınan bilirkişi raporundaki varsayımların ve ticari defter kayıtlarının hükme esas alınamayacağını, davacı tarafın tek taraflı olarak tuttuğu kayıtların, müvekkil şirketin ticari defterleri ile mutabık olup olmadığı denetlenmeksizin ve müvekkil şirketin defter sunmamasının hukuki sonuçları hatalı yorumlanarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunun teknik bir incelemeden ziyade, hukuki nitelendirmeler içeren ve somut delil eksikliğini "varsayımlar" ile doldurmaya çalışan bir metin mahiyetinde olduğunu, Dava konusu olayda, yazışmaları yapan kişilerin müvekkil şirketi 2.600 USD bedelli bir borç altına sokmaya yetkili temsilciler olup olmadığının mahkemece araştırılmadığını, şirket çalışanları arasındaki operasyonel diyalogların şirketin yasal temsilcisinin iradesi yerine geçemeyeceğini, e-posta yazışmalarının en fazla bir "yazılı delil başlangıcı" teşkil edebileceğini, delil niteliğinde olmadığını, bilirkişi raporunun somut verilerden yoksun olması, ticari defterlerin delil vasfına ilişkin HMK 222 şartlarının oluşmaması ve e-posta yazışmalarının yetkisiz kişilerce yapılmış, içeriği belirsiz veriler olması nedeniyle; yerel mahkeme kararının bu bölüm yönünden de bozulması zorunluluğu hasıl olduğunu, davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediğini, taşıma hizmetini ifa ettiğini gösterir tek bir resmi belge sunamadığını, varsayımlara dayalı bir raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,Yerel mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davalarında borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için alacağın "likit" olması ve borçlunun itirazında haksızlığının mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, somut olayda, alacağın varlığı ve miktarının ciddi bir yargılamayı gerektirdiğini, müvekkilin itirazının hukuki bir temele dayandığını, likit olmayan bir alacak için müvekkilin itirazının "haksız" olarak nitelendirilerek tazminata hükmedilmesinin İİK 67/2 maddesine aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, deniz taşıması nedeniyle oluşan navlun alacağından kaynaklı █████/2022 tarih ve .... nolu fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya ve icra takibine konu fatura incelendiğinde; Davacı tarafından davalı adına düzenlenen █████/2022 tarih ve .... nolu 2.600,00 USD tutarlı, ... (deniz navlunu ) açıklamalı fatura olduğu, alacağın davacı tarafından davalıya verilen deniz taşıma hizmetinden kaynaklı navlun alacağından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Mahkemenin görevli olması, HMK'nın 114/1-c maddesine göre dava şartıdır. HMK'nın 1. maddesine göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Yine HMK'nın 115. maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 6102 Sayılı TTK'nın 5 maddesine göre; asliye ticaret mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevli olup, TTK’nın beşinci kitabında "Deniz Ticareti" başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin davalar ise denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girer. 6102 Sayılı TTK'nın "Deniz Ticareti" başlıklı beşinci kitabının sekizinci kısmında yer alan 1352/1 fıkrasının alt bentlerinde ise "deniz alacakları" tanımlanmıştır. Somut olayda uyuşmazlık, deniz taşımasından doğan navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda açıklanan düzenlemeler çerçevesinde, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nın deniz ticareti hükümlerini uygulamak suretiyle yargılama yapma görevi denizcilik ihtisas mahkemesine aittir. Bu durumda uyuşmazlığın, deniz yoluyla taşıması gerçekleşen emtiadan kaynaklandığı ve ... tarafından, İstanbul ili içerisinde deniz ticaretinden ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalara bakma görevi İstanbul 17. Asliye Ticaret mahkemesine verildiğinden, mahkemece davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan karara bağlanması doğru görülmemiş, kamu düzenine ilişkin bu yanılgı dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355, 353/1-a.3 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, kayıtların kapatılarak görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmek üzere mahkemesine iadesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.