İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari kefalet ve müteselsil sorumluluk iddialarıyla itirazın iptali davasında verilen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacı tarafın borçlular hakkında başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali talebiyle açtığı davayı özetlemektedir; dava, 2010 tarihli bir protokol kapsamında gayrimenkul devri ve senetlerle borç ödeme taahhüdünün kısmen yerine getirilmemesi sonucu doğan 450.000 TL alacağın tahsilini amaçlarken, davalılar davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddini, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması sebebiyle asliye hukuk mahkemesinin görevsizliğini ve takip dayanağı protokoldeki kefalet hükümlerinin yanlış yorumlandığını iddia etmektedirler.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO : ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlular hakkında.... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile başlattıkları takibe davalıların itiraz ettiğini, davalı ile borçlulardan dava dışı .... Şti., ... ve davalı ... arasında varılan anlaşma neticesinde gerek.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında gerekse haricen mevcut borç-alacak ilişkisini bitirmek ve borcun ödenmesi amacıyla 12.02.2010 tarihinde bir protokol imzalandığını, protokolün 2. maddesinde borcun ödenmesine ilişkin olarak öncelikle taraflar arasındaki borcun bir kısma (yaklaşık 450.000 TL) karşılık olmak üzere protokol ekinde yer alan Tapu Senetleri bulunan taşınmazların 3 iş günü içerisinde tapuda alacaklı müvekkiline veya onun göstereceği bir kişi adına devir ve ferağ edileceğinin imza altına alındığını, protokolün 4. maddesinde ise borcun ....000.000 TL'lik kısmının 3. kişilerin kefilliğinde imzalanacak sıralı bonolar halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, buna göre 2010 yılı için belirlenen miktarın 75.000 TL'sinin Eylül, Ekim, Kasım aylarında, 2011 yılı için belirlenen miktarın 310.000 TL'sinin 12 aya eşit vadeli bonolar ile 2012 yılı için belirlenen miktarın 310.000 TL'sinin 12 aya eşit vadeli bonolar ile 2013 yılı için belirlenen miktarın 305.000 TL'sinin 12 aya eşit vadeli bonolar ile ödeneceğini, borcun ....000.000 TL'lik kısmının ödenmiş olmasına karşın 450.000 TL'lik kısmın halen ödenmediğini, protokol ekinde yer alan Tapu Senetleri ile ilgili de herhangi bir işlem yapılmadığını, bu nedenle davalıların protokolün 2. maddesine aykırı davrandığını 450.000 TL alacağın ödenmesi talebiyle haklarında icra takibi başlatıldığını, davalılardan ..., ..., ... ve ...'ın borçları bulunmadığından bahisle itiraz ettiğini, takibe dayanak işbu protokolün dava dışı...Ününleri, ... ve davalı ...'ın borçlu sıfatıyla, ..., ... ve ...'ın ise borcun tamamı yönünden kefil sıfatıyla imzaladıklarını, dava dışı ...'ın ise sadece 450.000 TL'lik senetler yönünden borca kefil olduğunu, bu nedenle borçlu ...'ın yanında borç ödeme protokolünü imzalayarak borcun tamamına kefil olan diğer davalıların da dayanak protokolün 2. maddesinde belirtilen 450.000 TL'lik kısmın ödenmemesinden borçlular ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, TTK'nın 7/II maddesi uyarınca "iki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar." denildiğini, teselsül karinesi olarak nitelenen, ticari borçlarda kefaletin mütesilsil kefalet hükümlerine tabi olduğunun açıkça düzenlendiğini, bu düzenlemenin sonucu olarak ticari borçlara kefalet halinde kefil müteselsil kefil olarak borçlu ile birlikte yada ayrı ayrı takip edilmesinde yasal olarak hiçbir engelin bulunmadığını, bu nedenle haksız ve yasal mesnetten yoksun itirazların ayrı ayrı iptaline, duran takibin devamına, itirazın kötü niyetle ve alacağı sürüncemede bırakma amaçlı yapılmış olması nedeniyle borçlular aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal ... yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, söz konusu icra takibinin 2014 yılının başında açılmış bir icra takibi olduğunu, icra takibine süresinde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, takibe itirazları üzerinden 3 yıl geçtiğini, buna rağmen davacı tarafından henüz dava açıldığını, öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın söz konusu alacağın .... Şti. ve müvekkili ... arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki borcun kapatılması ilişkisinden dolayı diğer müvekkillerinin kefilliğine binaen açıldığını açıkladığını, bu beyandan da anlaşılacağı üzere davacının iddiası ticari bir ilişkiden kaynaklanan borç nedeniyle müvekkillerinin kefil sıfatıyla borçlandırıldığı, bu nedenle de söz konusu davanın ticaret mahkemelerinde açılması gerekirken asliye hukuk mahkemesinde açıldığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ... ve diğer davalılardan ...'in..... Şti'nin ortaklarından olduğunu, davacı tarafından hiçbir şekilde müvekkili ... veya bir başkasına herhangi bir para ödemediğini, davacının takip talebinde borçlu olarak gösterilen hiç kimseye para vermediğini ve hiç kimsenin de davacıya borcunun olmadığını, asıl alacaklının ...olduğunu, alacaklı olduğu 100.000 Dolar'ın kendisine ....000.000 TL ve ...'da ... daire olarak ödendiğini, borçlu şirket adına şirket yetkilisi olan ... tarafından ...'den şirket adına parça parça olmak üzere toplamda 100.000 Dolar borç alındığını, şirketin borcu ödemekte zorlanması sonrasında ...'nin ...'den borca karşılık 100.000 Dolar ve yaklaşık 320.000 Euro bedelli şirket çeklerini teminat olarak aldığını ... ve ...'ın da ciroladıklarını, ...tarafından teminat olarak alınan bu çeklerin.... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, müvekkili ... ve diğer davalı ...'i haciz korkusu ve hayati korkularla davaya konu protokolü imzalamak zorunda kaldıklarını, diğer davalıların da kefil olmak için ikna edildiğini, yapılan protokol sonrasında davalılar aile birliği içinde söz konusu protokolü imzaladıklarını, bu borca karşılık da ....000.000 TL tutarında senetlerin imzalattırıldığını ve davalıların yanılarak ve korkularından faydalanılarak protokole teminat olduğu söylenerek 450.000 TL için 3 adet gayrimenkulün devrinin sağlanacağının protokolde hüküm altına alındığını, ....000.000 TL bedelli senetlerin korkuyla ödendiğini ve davacının da bu senetlerin ödendiğini kabul ettiğini, 100.000 Dolar miktarlı borç için davacı tarafından ....000.000 TL tahsil edildiğini ve bununla yetinilmeyerek protokol öncesinde müvekkili ... adına kayıtlı İstanbul, ... mahallesi 162 ada, 21 parsel nolu taşınmazın da ...'ye devrinin gerçekleştirildiğini, davacının iddia ettiği gibi ....450.000 TL miktarda alacağının bulunması halinde ispata mecbur olduğunu, müvekkillerinin herhangi bir borcu olmadığını, açılan haksız ve mesnetsiz, kötü niyetli davanın reddine, davacının dava miktarının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin 2014 yılında açıldığını, müvekkili tarafından herhangi bir borcu olmadığından itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, huzurdaki itirazın iptali davasının yaklaşık 3 yıl sonra açıldığını, itirazın iptali davası için ön görülen ... yıllık süre geçtikten sonra açıldığını ve bu nedenle usulden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya dayanak tutulan protokol ve protokolün asıl tarafı dikkate alındığında taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olduğunu ve davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, itirazın iptaline ve icra takibine konu olan 12.02.2010 tarihli protokolün dayanak olarak gösterildiğini, protokolün incelenmesinde müvekkilinin sözleşmede asıl taraf olmadığının anlaşılacağını, müvekkilinin protokolün 4. maddesinde bonolar halinde ödenmesi planlanan ....000.000 TL'lik kısımdaki bonolarda kefil olarak yer aldığını, söz konusu bonoların ödendiğini ve davacının da dilekçesinde bu hususu belirttiğini, müvekkilinin doğrudan borçlu gösterilerek icra takibi başlatılması ve davaya taraf olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ifade ile hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
ÖNCEKİ KARARLAR:
...21. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas, ████████ karar sayılı █████/2019 tarihli kararı ile; "Alacaklı vekilinin 18.08.2015 tarihinde dosyada takip durduğu halde talep açtığı bu tarihte takibin durduğunu öğrenmesi gerektiği, itirazın iptali davasının ise İİK. 67 md. ve belirtilen ... yıllık süre geçtikten sonra 28.12.2016 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, süresinde açılmayan itirazın iptali davasının REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf kanuna yoluna başvurması neticesinde Dairemizin ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2021 tarihli kararı ile; '' İtiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği ve ... yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı, bu sebeple de itirazın iptali davasının süresinde açıldığı kabul edilerek, Mahkemece işin esası hakkında yargılama yapılarak, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/...-a/6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra ...21. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas, ███████ karar sayılı █████/2022 tarihli kararı ile; ''Somut olayda mahkememizce verilen kararın istinaf incelemesi için gönderildiği ...BAM 12. Hukuk Dairesi istinafa konu hükmün dava dışı şirkete verilen borç nedeniyle alacağın tahsili için imzalanan protokolde verileceği taahhüt edilen taşınmazların tapusunun verilmemesi nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali davasının ticari dava olduğu gerekçesi ile dosyanın istinaf incelemesi için ...BAM 44. Hukuk Dairesine gönderildiği, ...BAM 44. Hukuk Dairesinin uyuşmazlığı ödünç sözleşme kapsamında değerlendirerek verdiği görevsizlik kararında görev uyuşmazlığın çözülmesi için dosyanın BAM Başkanlar kuruluna gönderilmesi ile 12. Hukuk Dairesinin gerekçesine göre 44. Hukuk Dairesinin görevsizlik kararı davanın ticari dava olarak değerlendirilerek kaldırıldığı anlaşılmış olup uyuşmazlığa konu temel ilişkinin dava dışı şirkete verilen borcun ödenmemesinden kaynaklı ticari dava olduğu anlaşıldığından davanın TTK 4.md. gereğince nisbi ticari dava olup bu davaya bakma görevi TTK'nun 5. maddesi kapsamında Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı değerlendirilerek HMK'nın 114/...-c ve 115. Maddeleri gereğince açılan davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine'' karar verildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2023 tarihli kararı ile; ''Taraflar arasında 12.02.2010 tarihli protokol bulunduğu ve bu protokolün 2. maddesinden kaynaklanan icra takibine konu borç bulunduğu, davalı ... tarafından HMK hükümleri uyarınca ödemeye dair herhangi bir yazılı (makbuz ve dekont örnekleri vb) delil sunulmadığı, devri kararlaştırılan taşınmazların davacıya veya davacının gösterdiği 3. Bir kişiye devrinin gerçekleşmediği, ........ İcra Müdürlüğünün... esas sayılı icra takibine davalı ...'ın itirazının haksız olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi, tapu kayıtları, davacıya yemin teklif edilmemesi ve tüm dosya kapsamı ile davacının davalı ...'dan 450.000 TL ve taleple bağlı kalınarak 264.461,30 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu sabit görülerek davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile; ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takibine davalının vaki itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere kefilliğin taşınmazların devrine ilişkin 2. Maddeyi kapsamaması ve icra takibinin kefil olunan bonolara ilişkin olmaması nedeniyle davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın reddine,
...-Davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile; .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takibine davalının vaki itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden takip talebindeki şartlarla devamına,
2-İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın reddine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...5. İcra Müdürlüğündeki kesinleşen takibe konu borçları sonlandırmak amacıyla 12.02.2010 tarihinde bir protokol imzalandığını, bu protokolü davalı ...’ın borçlu, diğer davalılar ..., ... ve ...’ın ise borcun tamamı yönünden müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, protokolün 2. maddesi uyarınca borcun 450.000,00 TL’lik kısmına karşılık taşınmaz devri kararlaştırılmış olmasına rağmen bu devirlerin gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalılarca haksız yere itiraz edildiğini, yerel mahkemenin ise borcun varlığını kabul etmesine rağmen taşınmaz devri yükümlülüğünün kefalet kapsamında olmadığı gerekçesiyle bir kısım davalılar yönünden davanın reddine karar verdiğini, oysa kefillerin borcun tamamından sorumlu olduklarını ve ticari işlerde teselsül karinesinin esas olduğunu, tarafların iradesine ve hukuka aykırı olan bu kısmi ret kararının kaldırılarak davanın tüm davalılar yönünden kabulüne, itirazların iptaline ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borçu bulunmadığını, davacı taraf ikame ettiği itirazın iptali davasına ve bağlı icra takibine 12.02.2010 tarihli protokolü dayanak gösterdiğini, söz konusu protokol incelendiğinde davalı müvekkilin sözleşmede asıl taraf olmadığı görüleceğini, borcun kefillerin sorumluluğunda olan ....000.000,00 TL'lik kısmının ödendiği de açıkça belirtildiğini, dolayısıyla müvekkilin borçlu olmadığı konusunda bizzat davacının beyanları bulunduğunu ileri sürerek davacının hukuki dayanaktan yoksun olan istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; █████/2010 tarihli protokolün 2. maddesi gereğince borcun 450.000-TL'sine karşılık gelen tapuda devri gereken taşınmazın devri yapılmadığı iddiası ile başlatılan.... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasına vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
İstinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında uyuşmazlığın; davalı kefiller ..., ... ve ...'ın █████/2010 tarihli protokolün 2. maddesinde belirtilen 450.000-TL’lik kısmın ödenmemesinden asıl borçlu (...) ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadıkları noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Bahsi geçen 12.02.2010 tarihli borç ödeme protokolünün ilgili maddeleri; “Alacaklı ... ile borçlular .... Şti., ... ve ... arasında varılan anlaşma neticesinde taraflar arasında gerek.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından gerekse de haricen mevcut borç-alacak ilişkisini bitirmek ve borcu ödemek amacıyla aşağıda belirtilen şartlarda uzlaşarak anlaşmışlardır.
....Borçlular, borçlarını kabul etmişler ve ödemek amacıyla borcun yapılandırılması halinde 3.kişi kefillerinde imzalayacağı Ek’te tablo olarak gösterilen sıralı bonolar ile borcu ödeyeceklerini kabul ve beyan etmişlerdir.
2.Borcun ödenmesinde, öncelikle taraflar arasındaki borcun bir kısmına (yaklaşık 450.000TL miktarına) karşılık olmak üzere işbu protokol ekinde mevcut tapu senetleri bulunan taşınmazlar 3 iş günü içerisinde tapuda alacaklı veya onun göstereceği bir kişi adına devir ve ferağ verilecektir.
3.Borcun bir kısmına karşılık alacaklı veya göstereceği bir kişi adına tapuda devir edilen taşınmazlar üzerindeki ipotek borcu 2012 yılının Şubat ayına kadar ödenecek ve ipotekler kaldırılacaktır. Mevcut kredi riski dışında bu taşınmazlar üzerinden bankalar nezdinden yeni ve ilave kredi kullanılmayacak, teminat gösterilmeyecektir. Aksi davranış sözleşmenin ihlali kabul edilecektir.
4.Borcun ....000.000,00 TL kısmı ise sıralı bonolar halinde 3.kişiler kefilliğinde yapılandırılacaktır. Borcun bu yapılandırılması ve bonoya bağlanması aşağıdaki şekilde olacaktır. - 2010 yılı için belirlenen miktarın 75.000 TL’si Eylül, Ekim, Kasım aylarına vadeli bonolar ile ödenecek. - 2011 yılı için belirlenen miktarın 310.000 TL’si 12 aya eşit vadeli bonolar ile ödenecek, - 2012 yılı için belirlenen miktarın 310.000 TL’si 12 aya eşit vadeli bonolar ile ödenecek, - 2013 yılı için belirlenen miktarın 305.000 TL’si 12 aya eşit vadeli bonolar ile ödenecektir.
7.Borçlular ve 3.kişi kefiller tarafından da imzalanmış sıralı bonoları alacaklıya veya alacaklı vekiline teslimi halinde icra takip dosyasından işlem yapılmayacaktır.
8.Alacaklı vekilinin vekalet ücretine karşılık günleri kararlaştırılmış çeklerin verilmesi ile birlikte icra dosyasından muhafaza altına alınan tüm menkuller borçlulara iade edilecektir. Ayrıca dosya üzerinden konulan tüm hacizler kaldırılacaktır.
9.Yukarıdaki madde hükümleri yerine getirildiğinde takip konusu çekler borçlulara harici olarak iade edilecektir. Feragat ve tahsil harçlarının ödenmesi borçlulara aittir…” şeklinde düzenlenmiş olup alacaklı vekili Av. ..., borçlular .... Şti., ..., ..., kefiller ..., ..., ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Protokol ekinde sunulan tapu senetlerinin incelenmesinde; ...ili, ... ilçesi, ..., ... parselde bulunan taşınmazın, ... Blok ....kat .... no.lu dairesi, ...ili, .... ilçesi, ...., ...parselde bulunan taşınmazın, ... Blok ....kat ... no.lu dairesi ve ...ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, .... ada, ...parsel sayılı taşınmazın, ....kat . no.lu dairesine ilişkin olduğu görülmüştür. Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla (rızalarını beyan etmeleriyle) kurulmakta olup sözleşme ilişkisinin varlığı halinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşme kapsamına göre belirlenmesi gerekmektedir. Sözleşme içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında ise tarafların sözleşmenin kurulması anındaki gerçek ve ortak iradelerine göre tespit yapılması elzemdir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; protokol kapsamındaki hükümlerde kefaletin açıkça bonolara yönelik olarak düzenlendiği, taşınmazların devrine ilişkin 2. maddeyi kapsayan kefalet düzenlemesinin mevcut olmadığı, teselsül karinesinin sonuca etkili olmadığı gibi protokol tarihi itibari ile bahsi geçen 3 adet taşınmazın davalı kefiller adına kayıtlı olmadığı tapu kayıtlarından anlaşılmış olup ilk derece mahkemesinin davalı kefiller yönünden yaptığı değerlendirmenin isabetli olduğu kanaatine varılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/...-b/.... maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
...-Usûl ve yasaya uygun .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../███████ tarih ve 2022/... E. 2023/. K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/...-b/.... maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 12.201,22-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.469,22-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/.... maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!