Bankanın, konkordato sürecindeki asıl borçlu şirket yerine kefillere yönelttiği kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak takibine yapılan itirazın iptali talebi davası.
Özet: Bir banka, kredi borçlusu şirketin konkordato mühleti içinde bulunmasına rağmen, şirkete kefil olan davalı şahıslara yönelik başlattığı icra takibindeki faiz ve faiz oranına yapılan itirazların iptalini talep ederken; davalı müteselsil kefiller ise, konkordato süresince asıl borçluya karşı takip yapılamayacağı yasağının kendileri için de geçerli olduğunu, bankanın bu durumu göz ardı ederek borcun tahsilini kendilerinden istemesinin hukukun temel ilkelerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia ederek davanın reddini istemektedir.

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptaliDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Bankamız ile borçlu ... ... Tic. A.Ş. (VKN: ... ) firması arasında ... tarih ... EURO miktarlı kredi çerçeve sözleşmesi, ... tarih ... USD miktarlı kredi çerçeve sözleşmesi, ... tarih ... TL miktarlı kredi çerçeve sözleşmesi, ... tarih ... TL miktarlı kredi çerçeve sözleşmesi, ... tarih ... TL miktarlı kredi çerçeve sözleşmesi ve ... tarih ... TL miktarlı kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığını ve firmaya kredi kullandırıldığını, ... ... A.Ş.'nin asıl borçlu kredi kullanan firma olduğunu, davalılar ..., ... ve ... ise söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu-müşterek müteselsil kefil olarak imzaladığından, imzalamış olduğu kredi sözleşmesinden dolayı borç ve ferilerinden sorumlu bulunduğunu, davalı borçlulara sözleşme gereği yükümlendiği borcu ödemesi için Ankara ... . Noterliği 'nin ... tarih, ... yevmiyeli ihtarnamesi ile eki hesap özeti gönderildiğini, ihtarnameye rağmen alacağın ödenmediğini, söz konusu kredi sözleşmesini davalılar müşterek borçlu-müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarından, imzalamış oldukları sözleşmeden dolayı borç ve ferilerinden sorumlu olduğundan alacağımızın tahsilini teminen Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü 'nün ... /... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takipteki faize ve faiz oranına davalılar tarafından itiraz edildiğini, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak davalı borçlularla herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu beyanla, davalı borçluların takipteki faize ve faiz oranına yaptıkları itirazlarının iptali ile takibin bu miktarlar yönünden de devamına, davalı aleyhine alacağın %20 ’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Güncel piyasa şartlarının elverişli olmaması, işlerinin öngördüğü gibi gitmemesi nedenleri ile mali durumu bozulmuş ve elinde bulunan mal varlığının aktifi, bütün borçlarını ödemeye yeterli olmayacak duruma gelmiş olan dava dışı esas borçlu ... ... Tic A.Ş. (VKN:... ) ... tarihinde Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... /... Esas sayılı dosyasından konkordato başvurusunda bulunduğunu, Mahkemece verilen geçici mühlet kararı İİK 288/2 maddesi gereğince ilan edildiğini ve yine aynı maddenin “Mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunur ve derhâl tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahallî ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelen yerlere bildirilir.” hükmü kapsamında gerekli ilanların yapıldığını, Mahkeme, ... tarihli kararı ile esas borçlu ... A.Ş. hakkında ... tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı, akabinde ... tarihli duruşmada geçici mühlet süresinin 2 ay daha uzatılmasına karar verildiğini, son olarak ... tarihli duruşma ara kararı ile 1 yıllık kesin mühlet kararı tayin edildiğini, bilindiği üzere konkordato mühleti verilmesinin en önemli sonucu, mühlet kararının verilmesiyle birlikte borçluya karşı takip yapma yasağının başladığını, İcra ve İflas Kanunu’nun 294. Maddesinde “Mühlet içinde borçlu aleyhine █████/1953 tarihli ve Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış olan durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.” ifadesi yer aldığını, geçici mühlet tarihi olan ... itibarıyla borçlu aleyhine takip başlatılması mümkün olmadığından, davacı banka, huzurdaki davaya konu Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ... /... Esas sayılı dosyasında, esas borçlu şirket olan... A.Ş. yerine, söz konusu şirkete kefil olan davalılar ..., ... ve ... aleyhine takip başlattığını, ancak, konkordato sürecine dahil olan ve nihai olarak... A.Ş. tarafından ödenmesi gereken borcun, kefillerden tahsili yoluna gidilmesi, hukukun temel ilkeleri ve özellikle Türk Borçlar Kanunu’nun Dürüstlük Kuralına açıkça aykırı olduğunu, davacı banka, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan hükümleri, borcun asıl borçlu tarafından ödenmesi gereken konkordato sürecini göz ardı ederek, alacaklarını tahsil etmek için hukuka uygun olmayan bir şekilde genişletici yorumlarla uygulamış ve bu süreçte kefiller aleyhine son derece ağır sonuçlar doğuracak işlemler tesis ettiğini, Yargıtay kararlarıyla da sabit olmak üzere, kefalet sözleşmelerinde kefilin tali sorumluluğu esas olup, bu sorumluluk açıkça hukuka aykırı bir şekilde ağırlaştırılamayacağını, bunun yanı sıra, geçici mühlet sürecinde esas borçlu olan... A.Ş.’nin borçlarını konkordato projesi kapsamında ödemekle yükümlü olduğu dikkate alındığında, bu borcun kefillerden bir hayli yüksek faiz ve faiz oranlarında tahsil edilmeye çalışılması ve bu süreçte sözleşme hükümlerinin dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına aykırı şekilde değerlendirilerek uygulanması, borçluların korunması ilkesi ile bağdaşmadığını, iş bu sebepten davacının, davalılara yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve %20 oranında icra inkâr tazminatı talebi hukuka aykırı olup, davanın reddini gerektirdiğini, zira davacı taraf, Kredi Sözleşmesi’ndeki hükümleri çarpıtarak taleplerini dayandırmakta olup, bu hükümlerin hukuka uygun şekilde incelenmesi gerektiğini, uygulanan faiz oranının olağan piyasa koşullarına göre oldukça yüksek olduğu ve hukuk düzeninin bu denli haksızlığa mahal vermeyeceği de göz önüne alınmasını, zira, davacı tarafın bankanın temerrüt faizinin %50 fazlasını uygulamak suretiyle gereğinden fazla kazanç elde etmeye yönelik bir amaç taşıdığını, TBK’nun 27. maddesi uyarınca, kamu düzenine, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı hükümlerin geçersiz olduğunu, bu bağlamda, bankanın sözleşmeye dayalı olarak orantısız bir şekilde kazanç sağlamaya çalışması hukuk düzenince korunamayacağını, ayrıca, davacı tarafın maktu sözleşmelere dayanarak dosyanın esas borçlusu dahi olmayan davalı kefillere bu denli ağır yaptırımları dayatması da hukuk devleti ilkeleri ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, bilindiği üzere, kefillerin sorumluluğu ancak açık irade beyanı ile doğar ve sözleşmelerin ağır yaptırımlar içermesi halinde bu durum müteselsil kefalet sınırlarını aşacak şekilde yorumlanamayacağını, taraflar arasında akdedilen Kredi Sözleşmeleri, davacının ileri sürdüğü şekilde tek taraflı olarak borçlunun zararına olacak biçimde uygulanmaması gerektiğini, özellikle, temerrüt faizinin %50 fazlasının talep edilmesi hükümlerinin, davacının iddialarının aksine Medeni Kanun’un 2. maddesindeki iyi niyet kuralları ile çeliştiğini, davacı tarafın talepleri gerek Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları gerekse akademik doktrinde belirtilen genel ilkelere aykırı olduğunu, Doktrinde, temerrüt faizlerinin orantısız bir şekilde belirlenmesinin hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sıklıkla ifade edildiğini(Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 852). “temerrüt faiz oranlarının, borçlunun ödeme gücünü aşacak şekilde ağırlaştırılmasının ve bu yolla aşırı kazanç sağlanmasının hakkaniyete aykırı olduğu” açıkça belirtildiğini, davacı tarafın talep ettiği faiz ve faiz oranının hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar davacı taraf, davalıları tacir sıfatına sahip olmakla nitelendirmiş olsa da davalıların ekonomik durumu, ticari faaliyetleri ve statüsü dikkate alındığında, bu iddianın dayanaksız olduğu açıkça görüleceğini, davalılar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 12. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz kişiler olmadığını, tacir sıfatının bulunmadığı durumlarda, borçlunun hukuki durumuna göre uygulanacak faiz oranlarının ticari işlerde geçerli olan faiz oranlarından farklılık arz edeceğini beyanla, davacının Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... /... Esas sayılın dosyasına yaptığı itirazın iptali ve takibin devamı taleplerinin reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafına yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Antalya ... .Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... /... Esas .../... Karar sayılı ilamı ile dava dışı asıl borçlu şirket hakkında konkordato talebinin reddine karar verildiği bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldı.Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... /... Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizin ... /... D.iş sayılı dosyası Uyap sistem üzerinden celp edilip, dosyamız arasına alınmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; DİLEKÇELERİN İNCELENMESİ SONUCUNDA; Davanın, dava dışı şirket ile davacı banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan davalılar hakkında ödenmeyen kredi borcunun tahsili istemiyle yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra alacaklı banka tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile; Mahkememiz dosyasında davalı tarafça icra dosyasına yapılan itirazın geri çekilmiş olması nedeniyle takibin kesinleştiğini ve iş bu huzurdaki davanın konusuz kaldığını, davalı taraftan yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı talepleri bulunmadığını, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiştir. Davalıların ... tarihli dilekçesi ile; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona erdiğini icra dosyasından yapılan itirazdan vazgeçildiğini, dava konusu talebin konusuz kaldığını, 6100 sayılı HMK’nın 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması halinde esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini, tarafların karşılıklı olarak yargılama giderleri ve tazminat talepleri bulunmadığı hususu dikkate alınarak, yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi bulunmadığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiştir. Yukarıda belirtilen davacı vekilinin davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazlarından vazgeçtikleri dilekçesinin değerlendirmesinde;Taraflarca davanın konusuz kaldığı beyan edilmiştir. HMK 331. maddesinde; "davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde Hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder" düzenlemesi mevcut olup, tarafların beyan dilekçeleri dikkate alınarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ayrıca davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin olmadığına ilişkin beyanı ile davalı tarafında aynı doğrultudaki beyanları dikkate alınarak davacı lehine icra inkar tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretine, davalı lehine de vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlaşılacağı üzere; 1-Davalılar tarafından Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazdan vazgeçilmiş olmakla konusu kalmayan itirazın iptali davası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2-Alınması gerekli olan ... TL harçtan peşin olarak alınan ... -TL harcın mahsubu ile bakiye ... -TL harcın karar kesinleştikten sonra ve istek halinde davacıya İADESİNE, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu █████ ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... -TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Yapılan yargılama masraflarının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, tarafların beyanları dikkate alınarak davacı ve davalı yararına vekalet ücreti TAKDİRİNE YER OLMADIĞINA, 5-Taraflarca yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştikten sonra taraflara İADESİNE,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Başkan ... ¸E- İmzalı Üye .. ¸E- İmzalıÜye ... ¸E- İmzalıKatip ... ¸E- İmzalı