Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde, satım sözleşmesinden kaynaklanan halı bedeli alacağı davasında, davacının aktif husumet ehliyeti, zamanaşımı ve ailevi anlaşmazlıklardan doğan kötü niyet iddialarının tartışıldığı hukuki süreç.
Özet: Davacının, davalıların halı işi yapacakları gerekçesiyle 2019 yılında teslim edildiğini iddia ettiği halı bedellerinin beş yıldır ödenmemesi nedeniyle açtığı 100.000 TLlik alacak davasında; davalılar, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını ve satış sözleşmesinin varlığının ispatlanamadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddini talep etmiş, ayrıca davanın, davacı ile davalıların babası arasında yaşanan eski ortaklık anlaşmazlıkları, bir darp olayı ve ceza mahkumiyeti sonrası oluşan kişisel husumetten kaynaklanan kötü niyetli bir girişim olduğunu ileri sürmüştür.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı özetle;Davalıların kardeşi ... 'nın çocukları olduğunu, Kendilerine halı işi yapacaklarından dolayı borç olarak peyder pey teslim edilen markaları ve miktarları yazılı olan halılar mağazada çalışanları tarafından teslim edildiğini, İş bu teslim edilen halı bedellerini tarafına ödemediklerini, Belirtilen bu halıları kendisinin yetkilisi ve sahibi olduğu ...'den (sicil no ... ) Mayıs-Haziran 2019 tarihinde Firma çalışanı ..., ile davacının kardeşi .... tarafından teslim edildiğini, Davalılar üzerinden 5 yıl gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen halen bu bedeli tarafına ödemediklerini, Ödenmeyen bu bedelden dolayı karşı tarafi ödenmesi için sözlü olarak uyarmış olmalarına rağmen herhangi bir ödeme yapmamış olduklarından işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, fazla ilişkin haklarının saklı tutmak kaydıyla Bilirkişi marifetiyle hesaplama yapılıp rapor alındıktan sonra ıslah hakkında mahfuz tutulmak kaydı ile Şimdilik 100.000 TL alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsiline, alacağa halel gelmemesi amacıyla davalıların mal varlığı üzerine dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına bu tedbirin öncelikle teminatsız Aksi halde uygun görülen teminatla tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve (ileride kendini avukat ile temsil ettiğirilde) Vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'nın yetkilisi olduğunu beyan ettiği...'nden Mayıs - Haziran 2019 döneminde davalıların mal teslim aldığına ilişkin beyanlar ile borçlu olduklarını ve şimdiye kadar bu borcu istemiş olsalar da, davalı yanlarca kendisine herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu iddia ve beyan ettiğini, Karşı yanın iddialarını asla kabul anlamına gelmemek üzere öncelikle davaya konu edilen malların davacının yetkilisi olan şirkete aitse işbu şirketin bir limited şirket olduğunu, dolayısıyla dava açma hak ve ehliyetinin de münhasır olarak kendisine ait olduğunun kabulü gerektiğini, Huzurdaki davanın ise şirket adına değil, şirketin yetkilisi olan ... tarafından ikame edildiğini, Bu nedenle öncelikle davacının kendisine ait olmayan mallar için huzurdaki davayı ikame etmek için aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacı ...'nın davalılara birtakım mallar teslim edildiği iddiasına rağmen bu malların bedeline ilişkin herhangi bir fatura sunulamaması herhangi bir fiyat listesi bulunmaması, davalıların işbu malları satın almak niyetiyle teslim aldıklarının ve aralarında bir satış akdi kurulduğunun ispatlanamaması nedeniyle, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak alacak isteminde bulunduğu sonucuna varılmakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu ettiği alacağın 5 yılı aşkın süredir davalılar tarafından ödenmemiş olduğunu, davacı ...'nın kamu görevlisi emekli bir öğretmenken davalıların babası ... ile adi ortaklık ilişkisi içine girmiş ve 20 yılı aşkın süre ticaret yaptıklarını, davalıların babası ....'nın ... .....i- ... unvanıyla geçmişte kendisi adına tescilli olan şahıs şirketi üzerinden emekli Cumhuriyet Savcısı kardeşi ....'nın emekli edebiyat öğretmeni kardeşi ... ve serbest meslek erbabı kardeşi ... ile bir adi ortaklık ilişkisi kurmuş ve 2000'li yılların başından 2019 yılında davacının, davalıların babasını darp ettiği güne kadar da işbu ortaklık ilişkisi devam ettiğini, İşbu darp eylemleri nedeniyle davacı aleyhine yapılan şikayet neticesinde Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile davacının mahkumiyetine karar verildiğini, davalıların babasının şikayeti üzerine mahkum olan davacının bunun üzerine eski defterleri karıştırmak suretiyle, kötü niyetle acaba nasıl zarar verebilirim kastıyla hareket ettiğini düşünmekte davalıların haklı menfaati bulunmakta olduğunu, Borç olarak halı verdiğini iddia eden davacının beş yılı aşkın süredir, bunu bir kez dillendirmeyip işbu ceza mahkemesi kararının verilmesinden sonra ve davalıların babası ile yaşamış olduğu hukuki uyuşmazlıkların zirveye çıktığı böyle bir dönemde, ileri sürülen iddialar iyi niyetli olmadığını, Adreslerindeki 4 taşınmaz satın alındığını, Bunlardan ...... Caddesinde yer alan taşınmazın en son davalıların babasına bırakılmasına karar verildiğini, Darp hadisesinden sonra birbirleriyle konuşmayan taraflardan davacının ....'nın adına sahte kira sözleşmesi tanzim ettiği ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına işbu sözleşmeyi ibraz ettiği anlaşıldığından, resmi /özel belgede sahtecilik nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı .... sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, Davacının yıllar boyunca kullanım hakkının davalıya ait olan 4 katlı taşınmazı dilediği gibi kullanmış işbu sürede bir kuruş kira bedeli de ödemediğini, Davacı ile davalıların babasının dahil olduğu adi ortaklık kapsamında yukarıda satın alındığı beyan olunan .... Mah. ... Cad. No:.... .... /..... adresinde bulunan taşınmaz bizzat davacının üzerine kayıt ve tescil edildiğini, .... Mahallesi .... Cad. No:.... ..../..... adresinde bulunan taşınmaz ise başlangıçta davalıların babası adına kayıtlı iken; davacı tarafından kimsenin haberi olmadan dava dışı ... üzerine devredildiğini, böylece davalıların babasının davacıya vermiş olduğu vekaletnamedeki yetkilerin de kötüye kullanılmış olup, işbu olayda soruşturma dosyasına dahil edildiğini, Bir defter üzerine davalıların "teslim aldım", isim, soy isim ve imza attıkları iddiasıyla taraflar arasında satım akdi bulunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, usule ve yasaya aykırı bir şekilde ikame edilen davaya ve ihtiyati tedbir taleplerine karşı cevap ve itirazlarının kabulüne, Davanın, Davacının sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine, Aksi kanaatte olunması halinde zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, Eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle esasa ilişkin işlemlerine devam edilmemesine, davacı yana mühlet verilerek harcı tamamlamaması sonucuna bağlı olarak davanın işlemden kaldırılmasına, yasal süreleri dolduktan sonra açılmamış sayılmasına, iddia edildiği gibi bir borcunun bulunmadığı ve herhalukarda karşı tarafın ispat yükümlülüğünü yerine getirememiş olması nedeniyle itirazlarının kabulü ile huzurdaki haksız, mesnetsiz ve tümüyle kötü niyetle açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, borç olarak verilen halı bedellerinin ödenmediği iddiasıyla alacak istemine ilişkindir.
İş bu dosyanın Bakırköy .... Asliye hukuk mahkemesi'nin .... esas sayılı, ... karar sayılı, █████/2025 tarihli ilamıyla verilen görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edildiği ve mahkememizin ... esasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
7155 sayılı Kanun'un 20'nci maddesi ile eklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 5/A-1 maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, 7155 sayılı Kanun'un 23'ncü maddesi ile eklenen 6325 sayılı kanunun 18/A-2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme karşısında arabuluculuğa başvurmadan dava açılması halinde işin esasına girilmesi mümkün değildir.
Borç olarak verilen halı bedellerinin ödenmediği iddiasıyla açılan iş bu alacak davası ile ilgili olarak dava açıldığı tarih itibari ile arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuk başvurusu yapıldığının ve görüşmelerin sonlandırılarak son tutanağın hazırlandığının bildirilmemiş olduğu, dava dilekçesinde ve ekinde de arabuluculuğa başvurulduğuna dair herhangi bir belge bilgi de bulunmadığı, mahkememizin █████/2026 tarihli muhtırasının, davacı asile █████/2026 tarihinde tebliğ edildiği, kendisine verilen haftalık süre içerisinde Arabuluculuk Kanunu M.18/A/2 gereğince arabulucuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretini de sunmadığı görülmekle; arabulucuğa başvurulmadan davanın açıldığı anlaşıldığından, açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin, tamamlama ve yenileme harcı olarak alınan 3.415,50 TL'den mahsubu ile, fazla 2.683,50 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda HMK madde 320/1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!