Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, şirket kredisinin ödenmesi sonrası kişisel taşınmazlar üzerindeki yolsuz ipoteğin kaldırılması istemiyle açılan davaya dair kararı.
Özet: Davacı, çoğunluk hissedarı olduğu şirketin davalı bankadan kullandığı 40 milyon USD tutarındaki kredinin teminatı olarak kendi taşınmazları üzerine tesis edilen 2 milyon USDlik ipoteklerin, kredi borcunun 2020 yılında tamamen ödenmesiyle varlık sebebinin ortadan kalktığını ve bu ipoteklerin yolsuz hale geldiğini belirterek fekkini talep etmekte; davalı banka ise ipoteklerin, davacının ortağı olduğu şirketin kullandığı kredi teminatı olduğunu savunmaktadır.

T.C.DENİZLİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ...ÜYE : ...ÜYE : ...KATİP : ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025NUMARASI : ... Esas - ... KararDAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI :...VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...DAVANIN KONUSU : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))G.KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı müvekkili ...’nin çoğunluk pay sahibi olduğu dava dışı ... Otelcilik ve Turizm A.Ş. (... VD ...) (... A.Ş.) davalı ... Bankası’ndan 01.10.2013 tarihli kredi sözleşmesiyle 40.000.000,00 USD (kırkmilyon Amerikan Doları) kredi kullandığını, ... A.Ş.’nin kredi borcunun teminatı olarak şirketin taşınmazlarının yanı sıra, mülkiyeti davacı müvekkiline ait, tapuda “... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ...blok...nolu bağımsız bölüm, cilt:...sayfa:... ZH (...)” ile “... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...ada, ...parsel, ...blok... nolu bağımsız bölüm, cilt:...sayfa:... ZH (...)” sayılarıyla müvekkili adına kayıtlı iki taşınmazı üzerine, 26.09.2013 tarih ve ... yevmiye sayısıyla 2.000.000,00 USD (iki milyon Amerikan Doları) bedelle ipotek tesis edildiğini, ... A.Ş. davaya konu ipotekle temin edilen kredi borcunu davalı bankanın ödeme planına uygun olarak 28.06.2013 tarihinde başlayan aylık taksitlerle ödediğini, kredinin son taksitinin 28.05.2020 tarihinde ödenerek borcun sona erdirildiğini, kredi borcunun 28.06.2013 ile 28.11.2017 tarihleri arasındaki (bu tarihler dahil) 54 aylık taksiti ... A.Ş.’nin davalı ...Bankası ... Kurumsal İstanbul Şubesi'ndeki (şube adı ... Bankası Avrupa Kurumsal İstanbul Şubesi olarak değiştirilmiştir) (Müşteri No:..., Şube Kodu: ..., Hesap No: ...) USD vadesiz mevduat hesabı üzerinden ödendiğini, ... A.Ş.’nin anılan banka hesabı Kasım 2017’de ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın el koyma tedbiri nedeniyle dondurulduğundan, Aralık 2017 ve devamı ayların kredi taksitleri, davalının talebiyle, ait olduğu ayı ihtiva eden “.../(kredinin ait olduğu ay) taksit tutarı” açıklamasını havi dekontlar karşılığında davalı ... Bankası’nın Güneşli İstanbul Kurumsal Şubesi’ne (sonraki adıyla...Bankası Avrupa Kurumsal İstanbul Şubesi) şube kasasına nakit olarak yatırılmak suretiyle ödendiğini, davalı bankanın ipotekle teminat altına alınan alacağı borcun aylık son taksitinin ödendiği 28.05.2020 tarihinde sona erdiğinden buna bağlı olarak ipotek hakkının da ortadan kalktğını, davacı müvekkilinin davalının bedelsiz ipotekleri kaldırıldığını düşünerek Ocak 2023’te davaya konu taşınmazlarının satışı için dava dışı bir şahısla anlaştığını, tapu harç ve masraflarını ödeyerek satış işlemlerini başlattığını, ancak devir işlemlerinin gerçekleştirileceği 13.01.2023 gününde tapu müdürlüğünden ipoteklerin terkin ettirilmediğini öğrendiğini, satış işlemlerinin şeklen varlığını sürdüren yolsuz ipoteklerden ötürü yapılamadığını, davacı müvekkilinin bunun üzerine davalı bankaya ... Noterliğinin 16.01.2023 tarihli ... sayılı ihtarnamesiyle davaya konu taşınmazları üzerindeki yolsuz ipoteklerin terkin ettirmesini talep ve ihtar ettiğini, davalının ihtarnameyi 17.01.2023 günü tebellüğ etmesine karşın sebepsiz ve yolsuz hale gelen ipotekleri terkin ettirmekten imtina ettiğini, bu nedenlerle satış fırsatını kaçırdığı için uğradığı zararları talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacı müvekkilinin tapuda “... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...pafta, ... ada, ... parsel,... blok 1 nolu bağımsız bölüm cilt: ... sayfa ... ZH (...)” ve sayıda kayıtlı taşınmazı üzerindeki, güvencesi olduğu alacağın sona ermesiyle varlık nedeni, temeli ve dayanağı ortadan kalkarak yolsuz hale gelen davalı ipoteğinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmek zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile; davacı müvekkilinin tapunun “... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok ... nolu bağımsız bölüm" ile "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok ... nolu bağımsız bölüm" sayılarında adına kayıtlı taşınmazları üzerindeki, varlık nedenleri, temelleri ve dayanakları ortadan kalkarak yolsuz hale gelen davalı ipoteğinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu gayrimenkuller üzerindeki ipoteklerin, davacı ... ile davacının kardeşi olan ...'ın ortağı olduğu ve...tarafından kontrol edilen ... Otelcilik isimli firmanın bankadan kullandığı 40.000.000 USD tutarındaki kredinin teminatı için tesis edildiğini, dava dışı... gerçekte kendisinin olmasına karşın aile üyeleri adına muvazaalı olarak mülk edindiğine ve paravan firmalar kurmakla bilinen birisi olup bu durumu kendisinin de kabul etmekte olduğunu, gerek basından gerekse ... hakkındaki yasal soruşturmalarda dava konusu gayrimenkullerin...'a ait olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, bu doğrultuda her ne kadar ilgili gayrimenkullerin davacı adına kayıtlı görünse de esasen bu gayrimenkullerin davacının kardeşi ...'a ait olduğunu, ipotek sözleşmesi ile teminat altına alınan bankanı riskinin devam etmekte olduğunu, bu sebeple ipoteklerin fek edilmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının “ipoteklerin dayanağının ortadan kalktığını” iddia etmekte olduğunu, davacı/kefil ile akdedilen ipotek resmi senedinde açıkça kararlaştırıldığı üzere bankanın maruz kaldığı haksız fiiller nedeniyle mevcut ve muhtemel zararların ipotek teminatı dahilinde olduğunu, bu kapsamda gerek davacının gerekse dava konusu gayrimenkullerin asıl sahibinin, kredinin diğer kefili ve aynı zamanda davacının kardeşi olan...ın bankaya karşı gerçekleştirdiği haksız fiiller neticesinde meydana gelen zararların dava konusu ipoteğin teminatı dahilinde olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklanan riskin devam etmesi nedeniyle ipotek ilişkisinin devamının zaruri olup aksi yöndeki beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalı bankada olan işlem kayıtlarının dava konusu uyuşmazlığın çözümü için zorunlu olan ve muhtıra ile istenen belgelerin verilen kesin süre içerisinde sunulmaması nedeni ile muhtıramız doğrultusunda 6100 sayılı HMK 220/3 gereği belgenin içeriği konusunda davacı tarafın beyanı kabul edilerek davanın kabulüne, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel (YENİ ... ) ... blok ... nolu bağımsız bölüm ile; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada ...parsel (YENİ ...) ... blok ... nolu bağımsız bölüm üzerinde bulunan İPOTEKLERİN FEKKİNE" dair karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ...Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece harca esas değer tespit edilmediğini ve gerekli harcın davacıdan tahsil edilmediğini, ipoteğin fekki davalarında uygulanacak olan harç miktarı 492 sayılı kanunun 16.maddesinde açıkça zikredilmiş olup bu hükme göre açılan davalarda gayrimenkulün değeri üzerinden nispi harç alınmasının gerektiğini,bankanın kredi ilişkisi nedeniyle dava konusu gayrimenkuller üzerindeki ipoteklere bağlı riskleri devam ettiğini, ayrıca borcun sona erdiğini iddia eden davacı bu iddiasını somut bir delille ispat edemediğini, hal böyle iken ve henüz dosya tekamül etmeden verilen kararın hatalı olduğunu, bu sebeple yerel mahkeme tarafından tesis edilen kararın, eksik inceleme ve neticesinde tesis edilen hatalı hüküm nedeniyle kanuna ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, dava konusu gayrimenkuller üzerindeki ipotekler, davacı ... ile davacının kardeşi olan ...'ın ortağı olduğu ve ...tarafından kontrol edilen ... Otelcilik isimli firmanın bankamızdan kullandığı 40.000.000 USD tutarındaki kredinin teminatı için tesis edildiğini, dava dışı ...'ın gerçekte kendisinin olmasına karşın aile üyeleri adına muvazaalı olarak mülk edindiğine ve paravan firmalar kurmakla bilinen birisi olup resmi kurumlar önünde verdiği ifadelerde bu durumu kendisinin de kabul ettiğini, gerek basından gerekse ...hakkındaki yasal soruşturmalarda dava konusu gayrimenkullerin ...'a ait olduğunun açıkça görüldüğünü, bu doğrultuda her ne kadar ilgili gayrimenkuller davacı adına kayıtlı görünse de esasen bu gayrimenkuller davacının kardeşi ...'a ait olduğunu, mahkemenin öncelikle harca esas değerin tespiti için dava konusu gayrimenkullerin değerini bilirkişi marifetiyle tespit etmesinin gerektiğini, ancak bu hususta herhangi bir görevlendirme yapmadığını, davacının beyan ettiği değeri baz alarak hüküm tesis ettiğini, ayrıca yargılamaya konu ihtilafın çözümü için ipoteklerin fekkini gerektirecek hukuki durumun oluşup oluşmadığının tespiti gerekmekteyken, mahkeme bu konuda bilirkişi raporunun hazırlanmasını beklemeden salt davacının soyut beyanlarına dayanan gerekçelerle hüküm tesis ettiğini, yerel mahkeme tarafından eksik inceleme yapılmış olup kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından verilen istinaf talebine konu hüküm nedeniyle Bankanın icra tehdidi ile karşı karşıya olduğunu ileri sürerek ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas, ... Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;Dava ,ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Konuya ilişkin ilgili kanun hükümlerinin değerlendirilmesinde; Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).Ticari defterler HMK’nun 199. maddesi kapsamında davanın ispatına yarayan belgelerdendir. Bu nedenle belgelerin ibrazına ilişkin HMK hükümleri uygulanmalıdır. İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Şeklindeki düzenlemeler uyarınca davalı tarafa bilirkişinin █████/2025 tarihli ön raporunda belirtilen eksik bilgi ve belgelerin sunulması için █████/2025 tarih, 1 nolu ara kararla 1 aylık kesin süre verilmiş, davalı tarafça █████/2025 tarihli dilekçe ile bir kısım bilgi ve belgeler sunulmuştur. Bunun üzerine mahkemece dosya tekrar bilirkişiye tevdi edilerek rapor düzenlenmesi istenilmiştir.Bilirkişi █████/2025 tarihli ön raporunda; █████/2025 tarihinde talep edilen bilgi ve belgelerin bir kısmının dava dosyasına sunulmadığını, tüm bilgi ve belgelerin sunulması halinde sağlıklı rapor sunulabileceği gerekçelerini içerir rapor düzenlemiştir. Mahkemece de; HMK 220/3 maddesi gereğince yazılı şekilde karar verilmiş ise de; mahkeme karar ve gerekçesi eksik bulunmuştur.Şöyle ki;Mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunluluğu, HMK'nın 297.maddesi yanında, Anayasanın 141.maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Anayasamızın 141/3.maddesinde, "Bütün Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmü yeralmaktadır. Yine, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 297/1-c maddesinde, hükmün kapsamı belirlenirken "c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri(n)..." kararda bulunması gerektiği net olarak hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir mahkeme, hükmünde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini yapmalı, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıaları belirledikten sonra, bu vakıalar hakkında toplanan delilleri de belirtip, delilleri tartışmalı ve deliller doğrultusunda sabit görülen vakıaları açıklayarak, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile hukuki sebepleri tek tek ve net olarak hükümde göstermelidir."Gerekçe" olarak isimlendirilen bu kısmın yazılmasının farklı nedenleri bulunmakta olup, her şeyden önce davanın tarafları bakımından yazılması zorunludur. Gerekçe sayesinde taraflar, mahkemenin, kararı hangi somut verilere dayanarak, bu verileri nasıl yorumlayarak ve hangi hukuksal düzenlemeleri esas alarak verdiğini görebileceklerdir. Böylece mahkeme kararını sadece sonuç olarak değil, verilme dayanak ve nedenleri ile her yönü ile denetleyebileceklerdir. Tarafların mahkeme kararlarını tüm yönleri ile denetleyebilir olmaları, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenmiş olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin muhtelif kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında, kararın gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olduğu kabul edilmiştir.Gerekçe, aynı zamanda, kararın yargısal denetiminin yapılabilmesi bakımından da gerekli olup, üst derece mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini doğru şekilde yapabilmesi için de yazılmak zorundadır. Hatta Yargıtay'ın pek çok kararında, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunmasının zorunlu olduğu, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan, sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı, tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesinin ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkün olduğu, gerekçesi olmayan, görünürde gerekçeli olan ya da gerekçe ile hüküm fıkrası çelişen kararların ise kanun yolu denetiminin yapılamayacağı belirtilmiştir. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunması, resen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin kaldırma sebebidir.HMK 297 ve HMK 220 v.d maddeleri kapsamında yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde;Yukarıda ayrıntılı açıklandığı şekilde muhtıra tebliğinden sonra davalı vekilince dosyaya talep edilen bilgi ve belgelerin sunulduğunun beyan edildiği, ancak bilirkişinin tekrar düzenlediği ön raporda davalı tarafından bilgi ve belgelerin bir kısmının dava dosyasına sunulmadığının gerekçe gösterilerek, bilirkişi tarafından sunulan belgelerin tasnif edilmeksizin ve hangi belgelerin eksik kaldığı somut olarak belirtilmeksizin ön rapor hazırlama yoluna gidildiği, bu durumun savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğu ve kararın denetimine engel olduğu anlaşılmıştır.Bununla birlikte davalı tarafça bir kısım bilgi ve belgelerin ibraz edildiğinin anlaşılmasına göre davalı tarafça sunulan belgeler hakkında gerekçede herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, sunulan belgelerin esasa etkisi olup olmadığının değerlendirilmediği, HMK 297 maddesine aykırı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup istinaf kanun yolu başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasına ve dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; ....Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ...Esas, ... Karar sayılı █████/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine, 3-)İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa iadesine, 4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara tebliğine,7-)İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa, talep halinde iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile kesin olarak karar verildi.█████/2026 ...Başkan ...Üye ...Üye ...Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.