Hazinenin kadastro tespitine itiraz davasında, uzun süreli tarımsal kullanım ile zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğuna dair yerel mahkeme kararlarının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Hazinenin, davalı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tespit edilen taşınmazın kadastro tespitine itiraz ettiği davada, yapılan incelemeler, uzman bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tanık beyanları sonucunda taşınmazın 1940 yılından itibaren orman vasfı taşımayan kadim tarım arazisi niteliğinde olduğu, davalı tarafından aralıksız ve sahiplenme kastıyla kullanıldığı, böylece zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu tespit edilerek, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı reddeden ve tespitin tapuya tesciline karar veren hükümleri hukuka uygun bulunmuş ve Hazinenin temyiz talebi reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 17 94... parsel sayılı 1.482,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 17 94... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, .. .. Milli Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından uydu görüntülerinden geçmişe dönük yapılan incelemelerde ve zeminde yapılan fiili durum tespitinde taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurma şartına esas kullanıma rastlanılmadığını, ayrıca taşınmazın zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığından kadastro müdürlüğüne itiraz edildiğini ve itirazlarının reddedildiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır davalı tarafından tarım amaçlı olarak kullanıldığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi gereğince davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu, taşınmazın orman sahası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın yapılan orman tahdit çalışmasında tahdit dışı orman olmayan alanda bırakıldığı, tahdidin itirazsız kesinleştiği, taşınmazın mevcut durumu itibarıyla orman veya orman içi açıklık olarak vasıflandırılamayacağı, dava konusu taşınmazın hava fotografları ve memleket haritasında öncesinde orman olmayan, zilyetlikle kazanılabilen, imar - ihya gerektirmeyen yerlerden olduğu ve davalının eklemeli olarak 1940 yılından bugüne kadar taşınmazda zilyetliğinin bulunduğu" gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "17.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın 1940 yılından itibaren açık tarım arazi niteliğinde olduğu ve tüm hava fotoğraflarında tarım arazisi olarak kullanıldığının belirlendiği, bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanları kapsamında dava konusu taşınmazın kadim tarla niteliğinde olduğu, davalı ... tarafından sürekli tarımsal faaliyette kullanıldığı, davalı tarafından taşınmazın boş bırakılmadığı ve sahiplenildiği, zilyetliğin terki unsurunun gerçekleşmediği" gerekçesiyle, davacı .. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı .. vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda zilyetlik şartlarının oluşmadığını ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı .. vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.