İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satıştan kaynaklanan cari hesap alacağı itirazın iptali davasında ilk derece kararının istinaf incelemesini yapıyor.
Özet: Bu hukuki evrak, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan 40.098,08 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davacının alacak talebini kabul ederek takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmettiği, davalı-karşı davacının ise taraflar arasında sözleşme ihlali iddiasıyla açtığı cezai şart talepli karşı davasını sözleşme yokluğu nedeniyle reddettiği kararına karşı, davalı-karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunu ve bu başvuruya konu edilen ilk derece mahkemesi kararının içeriğini özetlemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketle davalı arasında cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, borçlunun 28.08.2017 tarihi sonunda toplam 40.098,08 TL borcu bulunduğunu, borçlunun, müvekkili şirket tarafından defaatle yapılan şifahi talepleri karşılıksız bıraktığını, ödeme hususunda herhangi bir olumlu dönüşte bulunmadığını, itirazın iptali davası açabilmek için arabuluculuğa başvurulduğunu fakat olumlu bir sonuca ulaşılamadığını, herhangi bir ödeme yapmayan borçlu aleyhine 40.098,08 TL takip çıkışı olarak İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında takip başlatıldığını, gönderilen ödeme emrine davalının haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; 20.06.2018 tarihinde müvekkili şirketin, sözleşme konusu bir kısım emtianın 21.06.2018 tarihine kadar sözleşme konusu ... Sahasına teslimini talep ettiğini, ancak davacı/ karşı davalı tarafın, "herhangi bir mutabakat sağlayamadığımız için malzemelerin sevkiyatı ile ilgili şu an size bilgi veremiyorum" demek suretiyle edim yükümlülüklerine aykırı davranıp sevkiyatı gerçekleştirmediğini, emtiaların tesliminin ...Noterliği'nin 13.09.2018 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar edildiğini ancak davacı/karşı davalı tarafın, sözleşmenin hiç kurulmadığını beyan ettiğini, davacı/ karşı davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak tedarik ve teslim etmediği sözleşme konusu emtianın, .... Şti.'den tedarik edildiğini, davacı/karşı davalı taraftan toplam 89.085,02 TL'ye (KDV dahil) temin edilebilecek olan sözleşme konusu emtianın, .... Şti.'den toplam 140.095,50 TL'ye (KDV dahil) temin edildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas nolu ilamsız takip dosyasından gönderilen ödeme emrinde 40.098,08 TL olarak belirtilen asıl alacak kaleminden çok daha fazla tutarla (51.010,48 TL+cezai şart bedeli kadar) davacı/ karşı davalı taraftan alacakları olduğunu, edim ve ifa yükümlülüğüne aykırı davranan karşı tarafın cezai şart bedeli ödemesi gerektiğini, karşı dava olarak 1.000,00 TL cezai şart talepleri bulunduğunu, bu nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL cezai şart bedelinin 18.11.2018 tarihinden itibaren işletilecek reeeskont faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı/ karşı davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Asıl dava bakımından; davacının davalı taraftan, birbiri ile uyumlu olan taraf cari hesaplarına göre 01.11.2018 tarihi itibarı ile 40.098,08 TL alacağı olduğu, her ne kadar 3095 sayılı yasaya göre tarafların tacir olması, taraflar arasındaki faaliyetin ticari iş sayılması ve avans faizi talep edilebilmesi mümkün ise de, davacı tarafça yasal faiz talebinde bulunulduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği yasal faize hükmedilebileceği tespitiyle beraber davanın kabulü ile İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında asıl alacak 40.098,08 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Öte yandan davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup 40.098,08 TL asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Karşı dava bakımından; her ne kadar davalı-karşı davacı tarafça, taraflar arasında sözleşme kurulduğu iddiası ile 1.000,00 TL cezai şart talebine yönelik karşı dava açılmış ise de, taraflar arasında hukuk sistemi içinde sonuç doğuracak, usulüne uygun düzenlenmiş bir sözleşmenin mevcut olmadığı tespit edildiğinden, sübut bulmayan karşı davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede, hangi malzemenin, ne kadar süre ile hangi fiyat üzerinden satışı yapılacağının kararlaştırıldığını, ödeme emrinde belirtilen 40.098,08 TL asıl alacak kaleminin, davalı şirket alacaklarına mahsup edildiğini, davalı şirketin borçlu olmadığını, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, edim ve ifa yükümlülüğüne aykırı davranan davacı/ karşı davalı şirketin, davacı/ karşı davalı şirketin, 30.10.2018 tarihine kadar belirtilen sabit fiyatlar üzerinden tedarik ve satım yükümlülüğü olmasına rağmen bu yükümlüğüne aykırı davranarak basiretli bir tacir gibi davranmadığını, mal tedarik etmekten ve satmaktan kaçındığını, haksız ve hukuka aykırı yere ilave ek ve ücret talep ettiğini, taraflar arasındaki satın alma sözleşmesini ihlal ettiğinden cezai şart bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, davalı şirketin net zararının 51.010,48 TL olduğunu, zarar tablosu ve faturaların delil olarak dosyaya sunulduğunu, yerel mahkemece, yargılama sırasında ileri sürülen savunmalarının ve iddialarının değerlendirilmeksizin usul ve yasaya aykırı şekilde hüküm tesis edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Asıl dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava aynı ticari ilişkiye dayalı sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasında sözleşme kurulup kurulmadığı, davalı karşı davacının takas defi / mahsup itirazının yerinde olup olmadığı, cezai şart ödenmesinin gerekip gerekmediği noktalarındadır. Davacı/karşı davalı tarafça davalı-karşı davacı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile ""cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 40.098,08 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptaline ilişkin asıl davanın açıldığı görülmektedir.Davalı-karşı davacı tarafça verilen cevap ve karşı dava dilekçesi ile; davacının sözleşmenin 4, 5, 6 maddelerine aykırı davranarak teslim etmesi gereken satım konusu malı teslim etmediği, malın başka yerden temin edilmesi nedeniyle 51.010,48 TL zarar ettiği, bu bedeli davacı hesabından sözleşmenin 15. maddesi gereği kesinti yapma hakkına sahip olduğunu, bu miktarın mahsubu ile davacıya herhangi bir borcu kalmadığı gibi bilakis alacaklı olduğunun savunarak asıl davanın reddini, aynı madde gereği ayrıca sözleşme bedelinin %1 oranında cezai şart alacağı bulunduğunu bunun toplam tutarının 774,388,27 TL olduğunu iddia ederek bu tutardan şimdilik 1.000 TL sinin tahsilini talep etmiştir. Davacı-karşı davalı taraflar arasında sözleşmenin kurulmadığını, kendilerince imza ve kaşelenerek davalı-karşı davacıya gönderilen metnin teklif olup karşı tarafça imzalı olarak kabule dair geri dönüş yapılmadığını belirterek asıl davanın kabulü karşı davanın reddi savunulmuştur. Tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile birbirine mutabık ve bire bir uyumlu defter kayıtları ile davacı-karşı davalının takip tarihi itibarıyla 40.098,08 TL alacağı bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık konusu davalı-karşı davacının dayandığı sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve davacı-karşı davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirip getirmediği, getirmemiş ise davalı-karşı davacının bundan doğan zararının bulunup bulunmadığı ve miktarı ile cezai şart ödenmesi koşullarının oluşup oluşmadığı hususları belirlenerek davalı-karşı davacının takas/mahsup defi ve itirazının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6098 sayılı TBK 1. maddesinde "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir" 2. maddesinde "Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır." düzenlemesi mevcuttur. Bu düzenlemeler gereği, sözleşme görüşmeleri aşamasında, taraflardan biri tarafından yapılan icap, diğer tarafça açık veya örtülü kabul edildiğinde sözleşme kurulmuş olur. Aksi halde bir sözleşmenin varlığından söz edilemez. 12. Maddesine göre ise ; sözleşmenin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Somut uyuşmazlıkta: Dosyaya toplanan deliller, davacı iddiası ve davalı savunmaları ile; tarafların satım konusunda yaptıkları görüşmeler sonucu davalı-karşı davacı tarafça, davacı- karşı davalıya "satım alım sözleşmesi" başlıklı sözleşme metninin hazırlanarak █████/2018 tarihinde e-posta yolu ile gönderildiği, davacı- karşı davalı tarafça sözleşmenin tüm sayfaları atına kaşe basılmak ve imzalanmak suretiyle yine e- posta yolu ile davalı/karşı davacıya aynı gün iletildiği her iki tarafın kabulündedir. Bu durumda tarafların bir birine uygun irade beyanlarını açıkladıkları anlaşılmakla sözleşme kurulmuştur. Yine sözleşme hükümlerince davacı tarafça davalıya bir kısım ürünlerin satılıp teslim edildiği ve bundan kaynaklanan alacak için icra takibi başlatıldığı da anlaşılmaktadır. Davacı- karşı davalı tarafça sözleşmedeki imza da inkar edilmemektedir. Bu durumda taraflar arasındaki satım sözleşmesinin dosyaya sunulan █████/2018 tarihli sözleşme tahtında kurulduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Satım sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı olmadığından sözleşme üzerinde davalı-karşı davacını imzasının bulunmamasının sözleşmenin geçerliliğine herhangi bir etkisi yoktur. Sözlük anlamı “sayışma” olan mahsup; bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, yerleşik yargı kararlarında belirtildiği gibi mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. TBK 76/2, 325/2, 408. Maddeleri, TTK 1427/3 maddesi yasada düzenlenen mahsup işlemine örnek olarak gösterilebilir.Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve ███████-496 E., ████████ K. sayılı kararı).Türk Borçlar Kanunu’nun borçların ve borç ilişkilerinin sonra ermesi başlıklı birinci kısım 3. Bölümünde, 139 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takasın şartları ise; Borçların karşılıklı olması, borçların benzer olması, borçların muaccel olması, ( her ne kadar kanunda her iki alacağın muaccel olması lazım gibi bir anlam çıkmakta ise de takas hakkını kullanan tarafın alacağının muaccel olması yeterlidir), alacağın dava edilebilir olması ve takas açıklamasında bulunulmuş olması olarak sayılabilir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-3087 E. ████████ K. - Yargıtay- 15. HD. █████████ E. █████████ K. sayılı ilamları )6098 sayılı TBK 143 maddesine göre takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Takas hakkı, dava dışında veya davada ileri sürülebilir. Takasın davada ileri sürülmesi değişik şekillerde gerçekleşmektedir. Öyle ki, takas hakkı davadan önce kullanılmış olmasına rağmen karşı taraf, takas edilen alacağa ilişkin bir dava açabilir ve davalı da daha önceden beyan etmiş olduğu takası davada ileri sürebilir. Bundan başka davalı, takası ilk defa davada da ileri sürebilir. Davalının, davadan önce takas hakkını kullandığını iddia etmesi, dava konusu alacağın kabul edildiği anlamına gelir. Ayrıca, takasın bu şekilde mahkemede ileri sürülmesi, maddi hukuk anlamında bir itiraz oluşturur. Çünkü takas hakkının kullanılması, borcu sona erdiren durumlar arasında düzenlenmektedir. Borcun sona erdiğinin mahkemede ileri sürülmesi ise, itiraz niteliğindedir. Nitekim Yargıtay uygulamasında da, dava açılmadan önce takas beyanı yapılmış olmasına rağmen karşı alacak için dava açılması halinde, davalının davadan önce takası ileri sürdüğünü belirtmesi, bir itiraz olarak nitelendirilmektedir. ( HGK 12.4.1967, ███████, (RKD, 1967/6, s. 87-89;) Doktrinde karma görüş olarak nitelendirilen görüşe göre; takasın davada ileri sürülmesi, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin özellikleri içinde barındıran “çifte mahiyetli bir işlem”dir. Davada takasın ileri sürülmesi halinde hem maddi hukuk hükümleri hem de usul hukuku hükümleri birlikte uygulanmalıdır. Buna göre, takasın ileri sürülme şekli ve zamanı usul hukuku hükümlerine tabidir. Bunun sonucu ise davada ileri sürülen takas usulü nedenlerden dolayı reddedilirse, takasın maddi hukuk bakımında da geçerli olmamasıdır. Yargıtay’ın bazı kararlarında, takasın davada ileri sürülmesinin çifte mahiyetli bir işlem olarak kabul edildiği dikkati çekmektedir. Yargıtay’ın 1967 tarihinde vermiş olduğu bir kararda, takasın ilk defa davada ileri sürülmesi halinde, hem bir usul işlemi hem de maddi hukuka giren bir işlemin söz konusu olacağı ve takasın ileri sürülme zamanı ve şeklinin de usul hukuku kurallarına göre belirleneceği ifade edilmektedir. Bu bağlamda ilk defa davada ileri sürülen takas, diğer savunmaların tâbi olduğu hükümlere tâbi olacaktır. Buna göre davalı takas defini cevap dilekçesinde bildirecek ve bu aşamadan sonra takas defini ileri sürmesi savunmayı genişletme olarak kabul edilecektir (Takasın davada ileri sürülmesi, AÜHFD Yıl 2008 Dr. Gökçen TOPUZ, Dr. Seçkin TOPUZ) Takas def'i dilekçelerin değişimi süresi içinde ileri sürülmelidir. Süresinden sonra ileri sürülen takas def'i savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşır. Ancak, sonradan davacının açık ya da zımni rızası ile veya ıslah ile takas def'i ileri sürülebilir. Takas def'i, ayrıca harca tabi değildir.Somut uyuşmazlıkta Mahkemece sözleşmenin geçersiz olduğu yönündeki kabul isabetli olmamıştır. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu da hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Sözleşmenin geçerli olduğundan hareketle, satım konusu malların piyasa fiyatlarını bilebilecek sektör uzmanı inşaat mühendisi bilirkişi ve akademisyen nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşacak heyetten davalı- karşı davacının uğradığını iddia ettiği zarar ve cezai şart konusunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli rapor alınarak davalı karşı davacının sözleşme hükümleri, takas-mahsup defisi ve cezai şart talebi konusunda bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı karşı davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026