Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, kefilin bankaya karşı kredi borcunun tahsilinde fahiş faiz ve taşınmazların düşük bedelle satılması iddiasıyla açtığı maddi tazminat davasının istinaf incelemesini yaptı.
Özet: Müteselsil kefil olan davacı, asıl borçlunun temerrüde düşmesi üzerine, davalı bankanın icra takipleri sonucunda taşınmazlarının gerçek değerinin altında satıldığını ve fahiş %60 temerrüt faizi uygulandığını iddia ederek maddi tazminat talep ederken; davalı banka, tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu, faiz oranının sözleşmede yer aldığını ve önceki yargılama süreçlerinin kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████ Esas
KARAR NO : █████████
KARAR TARİHİ : █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ███████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait (dava dışı) ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında █████/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin düzenlendiği; anılan sözleşmeyi, dava dışı şirket ... Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin asıl borçlu, davacı müvekkilinin ise müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı; sözleşme kredi limitinin 1.000.000,00 TL olarak belirlendiği; asıl borçlu (dava dışı) şirketin ödemelerde yaşadığı sıkıntı sebebiyle ... A.Ş. İvedik Şubesi tarafından █████/2014 tarihinde hesabın kat edilerek toplam borç tutarının 318.986,90 TL olarak hesaplandığı; ödenmeyen borç nedeniyle Ankara 25. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla asıl alacak ve ferileri olarak toplam 324.312,62 TL alacağın takip tarihinden itibaren %60 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte tahsilinin talep edildiği; yine Ankara 25. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapılarak 324.312,62 TL'nin takip tarihinden itibaren %60 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte tahsilinin talep edildiği; icra takipleri açıldıktan sonra davacı müvekkili tarafından kendisine ait "... parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmazın" █████/2016 tarihinde dosya alacağına mahsuben ... A.Ş.'ye 425.000,00 TL'ye ihalesinin yapıldığı; nakit olarak gerçekleştirilen ödemeler ile birlikte 680.275,00 TL tahsil edildiği; akabinde davalı banka tarafından davacı müvekkile ait olan "... parselde kayıtlı taşınmazın" Fethiye 1. İcra Dairesinin ███████ Talimat sayılı dosyası kapsamında 130.500,00 TL'ye satışının sağlanarak tahsil edildiği; davalı banka tarafından %60 oranında fahiş bir temerrüt faizi talep edildiği; gerçek alacağın çok üzerinde haksız şekilde tahsilat yapıldığı; satılan taşınmazların gerçek değerinin çok altında fiyatlara satıldığı; davacı müvekkili tarafından Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyası kapsamında menfi tespit ve istirdat davalarının ikame edildiği; anılan davanın istirdat talebi yönünden reddine; menfi tespit talebi yönünden ise kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği beyan edilmiş olup; neticeten "... parselde kayıtlı taşınmazın" davalı banka tarafından haksız bir şekilde satılmış olduğundan bahisle meydana gelen zararın, haksız fiil tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamının haksız, gerçekten ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu; kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın henüz sonuçlanmadığı; işbu davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği; davacının yapılan tüm uyarılara rağmen kredi borcunu ödemediği; Ankara 59. Noterliğinin █████/2014 tarih ve 28770 yevmiyeli hesap kat ihtarnamesi ile temerrüde düştüğü; alacağın tahsili amacıyla Ankara 25. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı icra takibinin başlatıldığı; icra takibinin itiraz edilmeksizin kesinleştiği; temerrüt faizi için %60'dan daha düşük bir oranın esas alınmasının haklı yanı bulunmadığı; söz konusu faiz oranının, davacıya gönderilen ihtarname ekinde ve kredi sözleşmesi ek maddelerinde yer aldığı; Fethiye İcra Dairesinin █████████ Talimat sayılı dosyası ile aldırılan kıymet takdirine davacı tarafından itiraz edildiği; itiraz üzerine ilgili giderlerin dosyaya yatırılmadığı ve bu sebeple itirazın reddedildiği; yapılan satış sonrasında ihalenin feshi davasının açıldığı ve söz konusu davada verilen hükmün, İstinaf ve Yargıtay denetimlerinden geçerek kesinleştiği; yapılan işlemlerde usule ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı beyan edilmiş olup davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; “Mahkememiz nezdinde açılan dava kapsamında, davacı vekili tarafından sunulan talep; davalı banka tarafından talep edilen ve İcra Dairesi tarafından gerçekleştirilen satış işleminin hukuka aykırı olarak gerçekleştirildiğinden bahisle doğan zararın, davalı bankadan tazmini talebi olup; söz konusu tazmin sorumluluğu, "İcra Dairesi görevlilerinin hukuki sorumluluğu" altındadır. İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin hukuki sorumluluklarından (kusurlarından) doğan tazminat davalarının ise; 2004 Sayılı İİK.'nın 5. maddesinde belirtilen "İcra ve İflâs Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir..." hükmü uyarınca alacaklı aleyhine değil, "idare aleyhine" açılması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen mevzuat ve açıklamalardan hareketle; davacı tarafından "zarar meydana getirdiği" belirtilen ve "ilgili zararın tazmini" talep edilen işlemin, İcra Dairesinin bir işlemi olması ve anılan işlemden kaynaklı tazmin sorumluluğunun İcra Dairesi görevlilerinin (hukuki) sorumluluğunda bulunması nedeniyle; dava konusu uyuşmazlıkta davalı bankanın taraf sıfatı (pasif husumeti) bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece talebin tamamen yanlış değerlendirildiğini, dava konusunun davalı banka ile müvekkilinin imzaladığı ticari kredi kefalet sözleşmesinden kaynaklanan bankanın haksız eylemi olduğunu, kefalet sözleşmesinde kararlaştırılan faiz oranının çok üzerinde faiz işletilerek müvekkiline olması gerekenden çok daha fazla borç tahakkuk edildiğini, bu durumun menfi tespit dosyası ile sübuta erdiğini, bu borcun ödenebilmesi için ise müvekkiline ait taşınmazın, ederinin çok altında icra dairesi kanalıyla satıldığını, davalının kusuru sebebiyle müvekkilinin malvarlığında azalma meydana geldiğini, dava dilekçesinde de icra memur işleminin şikâyeti ya da sorumluluğuna dair hiçbir beyanları olmadığını, mahkemece davaya konu işlemlere icra memurunun haksız eyleminin gerekçe oluşturduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de bu gerekçenin hukuka uyarlık göstermediğini, davalı bankaca yıllık %60 oranında fahiş bir temerrüt faizi talep edilip gerçek alacak miktarının çok üzerinde, haksız bir şekilde, nakit tahsilatlar yapıldığını ve müvekkiline ait taşınmazlar gerçek değerinin çok çok altında değerle cebri icra tehdidi altında satıldığını, kesinleşen %36,36 oranında temerrüt faizi hesabı dikkate alındığında 24.08.2016 tarihi itibariyle müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmayıp fazla ödemesi söz konusu olduğunu, 05.05.2017 ihalenin kesinleşme tarihi nazara alınsa bile asıl alacak yönünden de davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, eldeki davada fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla, davalı bankaca haksız olarak sattırılan taşınmazın rayiç bedelinin tahsiline karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın ve dosya içeriği belgelerle de uyarlık arz etmeyen, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle davanın reddine karar verildiğini, kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiil (haksız satış) nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, dava dışı şirket ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini müvekkilinin de müteselsil kefil olarak imzaladığını, asıl borçlu şirketin ödemelerde sıkıntı yaşaması sebebiyle davalı banka tarafından hesabın kat edilerek asıl borçlu dava dışı şirket ile müvekkili aleyhine Ankara 25. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi ve ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden ise ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takipleri kapsamında müvekkili adına kayıtlı Ankara ili, Yenimahalle ilçesindeki taşınmazın █████/2016 tarihinde dosya alacağına mahsuben davalı bankaya ihale edildiğini, ayrıca nakit olarak da ödemeler gerçekleştirildiğini, bu ödemeler ve taşınmaz ihalesi ile davalı bankanın %36,36 temerrüt faiz oranı hesabına göre alacağının tamamı tahsil edilmiş olmasına ve borcun sona ermesine rağmen %60 temerrüt faizi oranına göre alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibine haksız olarak devam edildiğini ve müvekkiline ait Muğla ili Fethiye ilçesindeki taşınmazın da değerinin çok altında satıldığını ve bu satışın haksız olup müvekkilinin maddi zararına neden olduğunu, satışın haksız olduğunun davalı banka aleyhine açılan menfi tespit ve istirdat davası ile sübuta erdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece dava, isabetli şekilde haksız fiile dayalı tazminat olarak nitelendirilmesine karşın, talebin; icra müdürlüğünce gerçekleştirilen satış işleminin hukuka aykırı olmasına ve uyuşmazlığın da İİK’nın 5. maddesine, eş söyleyişle icra ve iflâs dairesi görevlilerinin kusuruna dayandığı gerekçesiyle davanın alacaklı aleyhine değil idare aleyhine açılması gerektiği kabul edilmiş ve davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Oysa istemin ileri sürülüş biçimine göre davacı, davalı bankanın haksız fiiline ve icra dosyası kapsamında yapılan █████/2016 tarihli satışın haksız olduğuna dayanarak, haksız fiil faili olduğunu iddia ettiği bankaya husumet yöneltmiştir. Dava, icra memurunun kusurlu işlemine (İİK’nın 5. maddesine) dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olmayıp mahkemenin kabulü somut uyuşmazlığa ve hukuka uygun düşmemektedir.
Uyuşmazlık haksız satıştan, diğer bir deyişle haksız eylemden kaynaklanmaktadır. İcra takibinin, borçlu olmadığını bildiği kişi aleyhine veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız takip (bu takip kapsamında satış gerçekleştirilmiş ise haksız satış) söz konusu olur. Haksız takibe/hacze/satışa dayalı maddi tazminat istemlerinde, takibin/haczin/satışın haksız olduğunun sabit olması, bu nedenle bir zarar meydana gelmesi ve uygun illiyet bağı bulunması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı)
Davacı, aleyhine başlatılan icra takiplerine borç sona ermiş olmasına rağmen haksız olarak devam edilerek satışın gerçekleştirildiğini ileri sürdüğüne ve bu iddia uyarınca davayı doğru hasma yönelttiğine göre; mahkemece, işin esasına girilerek davacının iddiasının varit olup olmadığının araştırılması, satışın haksız olup olmadığının, satış nedeniyle davacının bir zararı bulunup bulunmadığının ve haksız eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı olup olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden esas hakkında değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)Davacının istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 gün ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3)Davacı tarafından peşin yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine,
4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddenin 1. fıkrasının a bendinin 6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!