Medya hizmetleri sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı feshi sonrası ödenmeyen faturalar ve munzam zarar talepli ticari alacak davası.
Özet: Davacı haber ajansı iştiraki, davalı şirketin medya hizmetleri sözleşmesini haksız yere tek taraflı feshederek, başlangıç dönemi sonuna kadar verilen hizmetlere ilişkin faturaları ödemediğini iddia ederek ana para, faiz ve ek zararların tahsilini talep etmektedir; buna karşılık davalı şirket, sözleşmeyi usulüne uygun feshettiğini, fesih sonrası hizmet almadığını, faturalara itiraz edip iade ettiğini ve bu nedenle herhangi bir borcu olmadığını savunarak davanın reddini, hatta davacının eylemleri yüzünden kendisinin maddi ve itibar kaybına uğradığını belirtmektedir.

T.C.
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1800'lü 16' dan fazla dilde, bağımsız, dürüst, ön yargıdan uzak bir şekilde haber sunan bir ajans olduğunu, müvekkili şirketin 2018 yılında Türkiye'de kurulmuş bir iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 1/███████ yürürlük tarihli ... koşulları çerçevesinde bir ... Medya Hizmetleri Sipariş Formu adı altında bir sözleşme imzalandığını, sözleşmeye istinaden davalı şirketin müvekkili şirkete ilk yıl için aylık olarak toplam 38.000 TL ödemesi yapmasının kararlaştırıldığını, sözleşme yürürlükteyken ve başlangıç döneme devam ederken davalı şirketin .... Noterliği'nin █████/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname "fesih ihtarnamesi) ile sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini bildirdiğini, müvekkilinin bu ihtarnameye karşı .... Noterliğinin █████/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "Cevabi İhtarname) yanıt verdiğini, kendisinin sözleşmenin ifasında herhangi bir eksik veya kusuru olmadığını, davalı şirketin tek taraflı nedensiz feshinin bir sonuç doğurmayacağını, █████/2023 tarihinde sona erecek olan başlangıç dönemi boyunca müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirmeye devam edeceğini ve faturaların ödenmemesi halinde her türlü hakkının saklı olduğunun ihtar edildiğini, müvekkili şirketin belirtiği gibi davalı şirkete █████/2023 tarihi sonuna kadar hizmet vermeye devam ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında faturaları kesmeye devam ettiğini, davalı şirketin kesilen faturaların hiçbirini ödemediğini, müvekkili şirketin ödenmeyen faturalardan doğan alacağın tahsili için son bir ihtarname gönderdiğini, davalı şirketin ihtarnameye cevap vermediğini, arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, arabuluculuk çerçevesinde anlaşmanın sağlanamadığını, davalı şirketin fesih beyanı hukuken bir hüküm doğurmadığından davalı şirket tarafından sözleşme kapsamında ödenmemiş bakiyle borcunun faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep ettiğini, davalı şirket borcunu ifa etmemekte kusurlu olduğundan müvekkilinin uğradığı aşkın(munzam) zararın da temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere, davanın kabulüne, müvekkili şirketin şimdilik 875.276,80 TL (KDV dahil) anapara ve dava tarihi itibariyle 220.592,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 1.095.869,... TL (KDV dahil) alacağının, faize faiz işletilmemek kaydıyla, dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşmesel aylık %1 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilin munzam zararının arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işletilecek faizi ile birlikte belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 100 TL olarak davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen Sözleşme .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 15.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile usule ve hukuka uygun şekilde fesih iradesi bildirilerek feshedilmiş olup fesih tarihi itibariyle sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir hizmet de alınmadığını, nitekim fesih tarihi sonrası düzenlenen faturalara süresi içinde hukuka uygun olarak faturaya ve fatura içeriğine itiraz edilmiş ve kabul edilmeyerek iade fatura tanzim edildiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davanın reddini talep ettiklerini, davacı ile 01.04.2021 tarihinde yürürlüğe giren Sözleşme’nin "Yargı Yetkisi" başlıklı maddesinde her iki taraf arasında anlaşmazlık yaşanması halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğu düzenlendiğinde bahisle yetki itirazında bulunduklarını, munzam zararın belirsiz alacak olarak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı'nın Sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşme, .... Noterliği'nin ... Yevmiye nolu 15.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile usule ve hukuka uygun şekilde fesih iradesi bildirilerek feshedilmiş ve sözleşme uyarınca düzenlenen faturalara müvekkil şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğini, alınmayan hizmete dayalı olarak düzenlenen faturalar iade edildiğini, en büyük haber kaynaklarından biri olan davacının bu eylem ve söylemleri kendileri ile çalışmayı çekilmez hale getirmesinin yanında ... Şirketler Grubumuz bünyesinde faaliyet gösteren şirketlerin maddi zarara uğraması ile birlikte itibar kaybına sebebiyet verdiğini, zararın tazmini açısından yapılacak idari ve adli başvuru haklarımızı saklı tuttuklarını, bu minvalde öncelikle Türk Medeni Kanunu’nun ikinci maddesinde benimsenen dürüstlük kuralı ilkesi gereğince taraflardan birinin haklı nedene dayandığı durumlarda fesih bildirimi her iki tarafı da bağlayıcı ve etkili olacağını, davacı tarafından düzenlenen faturalar, hem hukuken sona ermiş bir sözleşmeye hem de sağlanmayan hizmetlere ilişkin olup davacının düzenlemiş olduğu tüm faturalara ve fatura içeriklerine süresi içerisinde itiraz edildiğini, hukuka aykırı olarak düzenlenen işbu faturaların kabul edilmeyerek itiraz edildiği hususu düzenlenen iade faturaları nedeniyle Davacının da malumu olduğunu, davacının dava tarihi itibariyle asıl alacak ve temerrüt faizi kapsamında toplamda 1.095.869,...-TL alacağının olduğunu iddia ettiğini, ancak müvekkil şirketin temerrüte düşebilmesi için ifa etmesini gerektirir bir borcunun bulunmadığını, munzam zarar borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsa idi, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkı ifade ettiğini, munzam zarar alacaklısının, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için ispat yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, munzam zararın varlığı için, mevcut bir borcun olması, borcun ödenmesinde temerrüde düşülmesi, temerrüt faizini aşan bir zararın mevcut olması, kusurlu hareket edilmesi ve temerrüt ile munzam zarar arasında illiyet bağının bulunması ve bu hususun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, munzam zararın talep edilebilmesi için ortada ispatlanmış, kesinleşmiş bir alacağın mevcut olması gerektiğini, davacının iddia ettiği borç doğmamış olup müvekkil şirkete sağlanmayan bir hizmetin karşılığı talep edildiğini, borcun mevcut olmaması sebebiyle de temerrüte düşülmesi söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle, öncelikle usuli itirazlar yönünden davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının müvekkil şirket aleyhine yönelttiği tüm haksız talep ve iddialarını içeren işbu haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:İst CBSne müzekkere yazılarak, 2021/... soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ,.... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2022/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce █████/2026 tarihinde Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki █████/2021 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi sebebiyle maddi tazminat ve munzam zarar talebine ilişkindir. Taraflar arasında █████/2021 tarihli medya hizmetlerine ilişkin sözleşme bulunmaktadır. Sözleşme süresi 2 yıldır. Ancak davalı şirket, davacının kendisi hakkında yaptığı haberler sebebiyle sözleşmeyi █████/2021 tarihinde süresinden önce feshetmiştir. Davacının işbu davadaki talebi fesihten sonra sözleşmenin sonuna kadar olan █████/2021-█████/2023 tarihleri arasındaki sözleşmeye dayalı fatura alacaklarının ödenmesidir. Sözleşmenin varlığı ve feshi hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedilip feshedilmediği ve davacının fesihten sonra sözleşme süresindeki fatura alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.Herkes sözleşme sebebiyle yükümlendiği borcu dürüstlük kuralına uygun olarak ve özenle ifa etmek zorundadır. Somut olayda fesih gerekçesi, davacının davalı hakkında haberlerdir. Bu haberlerin, sözleşmenin feshini gerektirecek düzeyde hak ihlali ve itibar zedeleyici olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu hususta davalının davacıya karşı açtığı manevi tazminat dosyası .... ATM’nin 2022/... Esas sayılı dosyasıdır. Dosyanın incelenmesinde mahkemenin, yapılan haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ve kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı gerekçesiyle manevi zararın oluşmadığına karar vermiştir. İlk derece mahkemesi tarafından verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Bu durumda davalının fesih sebebi olarak öne sürdüğü haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, feshi gerektirecek düzeyde kişilik haklarına saldırı ve hak ihlali niteliği taşımadığının kabulü gerekir. Dolayısıyla davalının dava konusu sözleşmeyi süresinden önce feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı kanaatine varılmıştır. Haklı bir sebebe dayanmadan yapılan fesih üzerine davacının uğradığı zararların tazminini isteme hakkı bulunmaktadır. Bu hususta alanında uzman bilirkişiler aracılığıyla yapılan inceleme sonucu davacının █████/2021-█████/2023 tarihleri arasındaki sözleşmeye dayalı faturalara ilişkin alacağının 875.276,80 TL olduğu ve sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizine göre yapılan hesap sonucu dava tarihine kadar 220.592,61 TL faiz alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Düzenlenen fatura bedellerinin sözleşmeye göre kadri maruf olduğu değerlendirilmiştir. Raporun denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olması sebebiyle hükümde esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Davacının bir diğer talebi aşkın zararının tazminidir. TBK md. 122’de aşkın zarar “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” şeklinde düzenlenmiştir. Aşkın zarar kısaca, temerrüt faizini aşan zarar olarak tanımlanmaktadır. Aşkın zararın talep edilebilmesi için temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmede kusurlu olması gerekir. Aşkın zarar, borçlunun temerrüt tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında doğan zararı ifade eder. Aşkın zararı ispat yükü talep eden alacaklı üzerindedir. Aşkın zararın ispatında iki yöntem ön plana çıkmaktadır. Somut yönteme göre, aşkın zararın varlığını iddia eden somut vakıalar ile zararın varlığını ve temerrüt ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmek zorundadır. Borçlunun temerrüdü sebebiyle alacaklının kredi kullanması, cezai şart ödemek zorunda kalması, malvarlığını düşük bedelle satmak zorunda kalması örnek olarak sayılabilir. Bir diğer yöntem ise, soyut yöntemdir. Soyut yönteme göre alacaklı, aşkın zararı enflasyon, devalüasyon ve altın, döviz, asgari ücret gibi parametrelerdeki artışlar ile ispat edebilir. Alacaklının somut olayları ispat etmesi gerekmez. Yargıtay HGK ███████-668 Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı ile aşkın zararın ispatında somut yöntemin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukların tek başına aşkın zararın oluşması için yeterli olmadığı, yasa koyucunun geçmiş gün faizini belirlediğini, aynı ekonomik gerekçelerle faizden fazla bir miktar zarara hükmedilemeyeceği açıklanmaktadır. AYM █████/2017 tarihli ve 2014/... Başvuru numaralı kararında ise, enflasyon karşısında değer kaybeden alacak sebebiyle aşkın zararın doğacağını belirtmiştir. Yargıtay 11. HD ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında “Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Bu itibarla, munzam zarar davalarında alacaklının (davacının) ispat yükümlülüğü çok sıkı kurallara bağlanmamalı, genel ispat yöntemlerinde olduğu gibi her olayın kendi yapısı ve özelliği içinde değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.Ülkemizde süregelen enflasyonun belli yıllarda yüzde yüzlerde seyrettiği, vadeli mevduatların en az bu oranlarda gelir getirdiği, yabancı para değerinin (kurların) her zaman temerrüt faiz oranlarını aştığı, banka kredileri faizlerinin yüzde iki yüze kavuştuğu, paranın iç alım (satım) alma değerinin büyük ölçüde azaldığı tartışmasız ve yaşanan bir gerçek olduğu çok açıktır. Böyle bir enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması, örneğin en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirmesi, olayların normal akışına, hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Gerçekte de, anlatılan enflasyonist ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün de doğal bir sonucudur. Hal böyle olunca, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçları kamuca az veya çok herkesin bildiği, en önemlisi gerekli olduğu takdirde bilinebilmesinin kolayca gerçekleştirilebileceği ve mahkemelerin de bilgisi altında olan vakıalar olarak kabulü gerekir. Munzam zararın enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının da istikrar kazandığı dönemlerde doğmuş olması halinde ise, ispat yükü bakımından durum farklı olup, buna ilişkin Dairemiz’in uygulaması, alacaklının munzam zararını somut olarak kanıtlaması gerektiği yönündedir.”şeklinde karar vererek somut ve soyut yöntemin uygulanmasını açıklamıştır. Yargıtay 6. HD’nin █████████ Esas ve ███████ Karar sayılı ilamında, munzam zararının tazmininin şartları ile somut ve soyut yöntem açıklandıktan sonra normal enflasyon dönemi ile yüksek enflasyon dönemi arasında ayrım yapılmıştır. Kararda bu ayrım “Sürekli ve yüksek enflasyonun görüldüğü ülke ekonomilerinde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesi, borcun ifasının uzun süre alması nedeniyle alacaklı her zaman zarara uğrar. Bu zararın bazı ispat kolaylıkları ile de olsa ispat edilmesi gerekir. Paranın değer kaybetmesi alacaklının mal varlığında bir eksilmeye yol açması halinde alacaklının zararının bulunduğu kabul edilmelidir.” ve “Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermez. Enflasyon ülke ekonomisinde süreklilik ve yükseklik arzetmiyorsa bu durumda alacaklının somut olaylarla zararını ispatlaması gerekir.” şeklinde açıklanmıştır. Aşkın zararın hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğidir. Örneğin hukuki ilişkinin niteliği ve sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizi veya faiz türüne göre ekonomik verilere göre dönemsel olarak değişen faiz türleri ile yasal faiz aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt faizi %1 olarak kararlaştırılmıştır. Tarafların basiretli birer tacir olarak, ülkenin yüksek enflasyon döneminde bulunduğunu görüp buna göre sözleşme yapmaları gerekir. Sözleşme tarihi itibariyle ülkenin içinde bulunduğu yüksek enflasyon dönemi öngörülemez nitelikte değildir. Bununla beraber sözleşmelerin yorumunda ahde vefa ilkesinin gözetilmesi gerekir. Ahde vefa ilkesinin istisnası uyarlama olup, sözleşme hükümlerinin orantısız hale gelmesi durumunda taraflardan biri mahkemeden uyarlama talep edebilir. Somut olayda uyarlama talep edilmeden ve sözleşme hükümleri gözetilmeden munzam zarar talep edilmesi sözleşmeye aşırı bir müdahale niteliğindedir. Bu sebeple mahkememizce davacının munzam zararının doğmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının sözleşmeyi feshetmesinde haklı bir sebebin bulunmadığı, davacının sözleşme dönemi içindeki faturaların tazminini talep edebileceği, ancak munzam zararın doğmaması sebebiyle talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 875.276,80 TL asıl alacak ve bu alacağa dava tarihine kadar işlemiş 220.592,61 TL olmak üzere toplam 1.095.869,... TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen asıl alacak olan 875.276,80 TL’ye dava tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan aylık %1 temerrüt faizinin işletilmesine, 3-Munzam zararın tazmini talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 74.858,84 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 18.716,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.142,42 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 18.716,42 TL peşin/nisbi harcı, 20.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 2.090,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam ....234,02 TL yargılama giderinin kabul red oranı (%99,99) dikkate alınarak; ....230,26 TLnin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 170.380,...-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 0,28 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3.119,72 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...