Kadastro Mahkemesinin, uygulama kadastrosu sırasında yol kaydırmasıyla parsel yüzölçümündeki azalma iddiasına ilişkin davanın bozma sonrası reddi kararının temyizi.
Özet: Bu hukuki evrakta, bir parselin uygulama kadastrosu sırasında yüzölçümünün azalması üzerine davacının yolun kaydırılmasıyla sınırların hatalı belirlendiği iddiasıyla açtığı dava ele alınmıştır; ilk derece mahkemesi başlangıçta davayı kabul etmiş, ancak yüksek mahkeme kararı bozarak sınır ve yol konumlarının net belirlenmesini istemiştir. Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, hava fotoğrafları ve teknik raporlara dayanarak yüzölçüm farkının tesis kadastrosundaki ölçüm ve sınırlandırma hatasından kaynaklandığını ve uygulama kadastrosunun hukuka uygun olduğunu belirterek davayı reddetmiş; davacı ise bu kararı bilimsel dayanağı olmayan raporlara dayandığı ve esaslı delillerin toplanmadığı gerekçesiyle temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/4 E., ███████ K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı .. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. .. ili .. ilçe .. (..) Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1093 parsel sayılı 28.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 23... parsel numarasıyla ve 22.525,74 metrekare yüzölçümlü olarak; kamu orta malı - mera vasfındaki eski 1854 parsel sayılı 964.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 47... parsel numarasıyla 962.960,01 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait .. ili .. ilçe .. (..) Mahallesi eski 1093 parsel sayılı taşınmazın sınırının kuzeyinde bulunan yolun kaydırılması sureti ile yanlış belirlendiğini ve bu nedenle taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, uygulama kadastrosunun iptali ile taşınmazın 28.300,00 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Tapu ve ... cevap dilekçesinde; husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, ayrıca taşınmazın yüzölçümündeki farkın sınırların değişmesinden ya da yüzölçüm azalmasından ileri gelmeyip, tesis kadastrosu sırasındaki ölçü metotları ve alan hesaplama yöntemlerinin yetersizliğinden kaynaklandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, "... dosya kapsamına ve hava fotoğrafı incelemesine göre eski 1093 (yeni 1 23... ) parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında kuzey sınırının sonradan açılan yola değil, daha kuzeyde bulunan kadim köy yoluna dayandığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu 1 23... ve 1 47... parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile 26.08.2022 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen 11.000,00 metrekarelik alanın 1 47... parselden ifraz edilerek 1 23... parsele ilave eklenmesine ve bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararı, davalı Tapu ve ... vekilinin temyizi üzerine Dairemizce, "... hükme esas alınan raporda belirtilen 11.000 metrekarelik alanın, taşınmazların sınırlarının net belirlenmemesi, yol konumu konusunda belirsizliklerin giderilmemesi ve yeterli teknik incelemenin yapılmaması sebebiyle infazının mümkün olmadığı, ayrıca, kuzey sınırındaki yolun kadastroda hangi yol olarak esas alındığının açıkça tespit edilmediği açıklanarak, sonuç olarak, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi bilirkişi kuruluyla ayrıntılı keşif ve teknik inceleme yapılarak, sınırların ve yolların kesin olarak belirlenmesi ve yeni bir rapor hazırlanması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... keşif, teknik bilirkişi raporu ve 1967, 1975, 1984 hava fotoğraflarına göre parselin kuzey sınırı dışında kalan sınırlarının pafta ile uyumlu olduğu, kuzeydeki sınır farklılığının kırık noktaların tam ölçülmemesinden kaynaklı sınırlandırma ve ölçü hatası olduğu, yüzölçüm azalmasının kuzeydeki yol sınırlandırmasından doğduğu, uygulama kadastrosunun usul ve yasaya uygun yapıldığı ve Kadastro Müdürlüğünün pasif husumetinin bulunmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı .. vekili temyiz dilekçesinde; güncelleme çalışmalarında parsel yüzölçümünde meydana gelen fahiş azalmanın tesis kadastrosundaki sınırlandırma ve ölçü hatasıyla açıklanamayacağını, bu iddianın somut ve bilimsel verilerle desteklenmediğini, bilimsel ve teknik dayanağı olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak, esaslı deliller toplanıp değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Dava uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eski 1093 (yeni 1 23... ) parselin kuzey sınırında yolun kaydırılması nedeniyle sınırın yanlış belirlenip belirlenmediği, buna bağlı olarak parsel yüzölçümündeki azalmanın sınırlandırma veya ölçü hatasından mı yoksa tesis kadastrosundaki ölçüm ve alan hesaplama yöntemlerinden mi kaynaklandığı, sonuç olarak uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı .. vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi