İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, tek taraflı trafik kazasıyla tünel malzemelerine verilen zararın tazmini istenmekte, davalı ise belirsiz alacak davası itirazıyla savunma yapmaktadır.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin işlettiği otoyol tünelinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu oluşan maddi zararın tazmini talebiyle açılan bir davayı incelemektedir. Davacı, kaza nedeniyle tünel malzemelerinin zarar gördüğünü belirterek, haksız fiil tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tazminat ödenmesini talep etmiştir. Davalı ise, zararın miktarı belli olduğu için davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının zararı tam olarak tespit edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İstinaf Mahkemesince ilk karar kaldırıldıktan sonra yeniden görülen davada, bilirkişi raporu alınmış ve davacı tarafından talep artırımı yapılmıştır. Metin, haksız fiil sorumluluğu ve trafik kazalarındaki tazminat esaslarına dair genel hukuki gerekçeleri de sunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:████████ EsasKARAR NO :████████DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:█████/2024KARAR TARİHİ:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihinde müvekkili şirketin işletme alanında bulunan otoyolun ana gövde güney yön ... tüneli içerisinde, 187+800 km 'sinde ...'nun sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, iş bu kaza sonucu ... tüneli içerisinde yer alan malzemelerin zarar gördüğünü bildirip, müvekkili şirketin şimdilik 10.000,00 TL zararının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraflardan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı kanaatinde olduğunu, çünkü bu dava sebebiyle haksız fiilden kaynaklı zarar oluştuğunu, Zarar oluşmuşsa miktarı da belli olmalıdır yada davacı şirketin bu konuya ilişkin uğradığı zarar ve yapım firmasına ödediği miktarının belli olması gerektiğini, bu sebeplerle zarar belli olduğu içinde belirsiz alacak davası açılamayacağını, 22.07.2020 tarih ve 7551 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile kanun metninin gerekçesinde "Belirsiz alacak davasında alacağın tamamı dava edilmekte, ancak davanın açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi davacıdan beklenememekte veya bu belirlemeyi yapmak davacı açısından imkânsız bulunmaktadır. Maddenin mevcut ikinci fıkrasındaki düzenleme gereğince belirsiz alacak davasında davacının, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu “an”da talebini artırması gerekmektedir." dendiğini, halbuki olayımızda zarar gördüğü iddia edilen tüm materyaller davacının elinde olduğunu, zararın miktarını tam olarak tesbit edip , ne kadar zarar miktarını ödediği kendi kayıtlarında belli olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde zararın tesbiti de istenmediği için bu konuda talepli bağlı olunması gerekeceğinden zararının tesbitininde Mahkemece yapılamayacağını, tüm bu sebeplerle açılan davanın reddini talep ettiğini, ayrıca dava konusu olayın yerinde yolun özellikle bu kısmında yol yapım hatasının bulunup bulunmadığı ve ayrıca hatalı yapılıp yapılmadığınında tesbiti amacı ile davacı şirket tutanaklarının ve Kaza mahalli tutanakların isteneceği kamu kurumlarından da bu durumun teyidi gerekli olacağını bildirip, öncelikle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme masraf ve dava vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.DELİLLER:Mahkememizin ... sayılı █████/2025 tarihli kararının davacı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi ile istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas █████████ Karar sayılı █████/2025 tarihli kararı ile "İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca kaldırılmakla, yeniden yargılama yapılarak, dosyanın mahkememizin ████████ Esas numarasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce █████/2026 tarihinde İnşaat Mühendisi ve Elektrik Mühendisi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. █████/2026 tarihinde davacı vekilince değer artırım dilekçesi sunulduğu ve eksik harcın ikmal edildiği anlaşılmıştır. GEREKÇE:Dava, tek taraflı meydana gelen trafik kazası sonucu davacı şirketin işlettiği otoyola verilen zararın tazmini talebine ilişkindir. Trafik kazaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri asıl olarak haksız fiil sorumluluğuna dayanır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır.KTK md. 85 ve 88 uyarınca trafik kazası sonucu meydana gelen kazadan aracın işleteni veya aracın bağlı bulunduğu işletmenin sahibi de müştereken ve müteselsilen sorumludur. İşleten veya aracın bağlı bulunduğu işletmenin sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusursuz olması ve kazanın araçtaki bir bozukluktan meydana gelmemesi şartıyla, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını ispat ederek sorumluluktan kurtulur. Hem TBK md. 52 hem de KTK md.86/2 uyarınca kazada zarar görenin de kusurunun bulunması halinde tazminat miktarından indirim yapılması gerekir.Trafik kazasından doğan tazminat davalarında 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır. Ancak fiilin cezayı gerektirmesi durumunda, ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmesi şartıyla, bu süre uygulanır.Davalı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına itiraz etmişse de, davacının zarar miktarı yönünden kendi yaptığı hesaplama üzerinden sigorta şirketine başvuru yapmasının alacağı belirli hale getirmeyeceği, kusur, zarar ve illiyet bağının yargılama sonucu ortaya çıkması ve zararın teknik hesaplama sonucu net bir şekilde belirlenebilir olması sebebiyle davalının itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Dava konusu kaza █████/2023 tarihinde davalının maliki olduğu ... plakalı araçla tek taraflı olarak meydana gelmiştir. Kaza sonrası tutulan tutanaklar ve dosya kapsamındaki belgelerden araç sürücüsü ...’nun seyir halindeyken aracın freninin tutmaması üzerine aracı yavaşlatmak için aracı tünelde kaldırıma çıkarttığı ve beton kapaklar ile fiber kabloların zarar gördüğü anlaşılmıştır. Sürücünün bilinçli olarak, başka bir aracın veya kişinin müdahalesi olmadan aracı yoldan çıkartması suretiyle gerçekleşen kazada tam ve asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı, aracın maliki olarak işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumludur. Mahkememizce alanında uzman bilirkişi heyetinden zarar hesabı için alınan rapor uyarınca, kaza sonrası davacının zararının 1.446.957,44 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunun, kaza sonrası tutulan tutanaklar ile sigorta eksper raporu ile uyumlu olduğu, yapılan hesaplamada hata bulunmadığı anlaşılmakla denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacının dava açmadan önce dava dışı ... Sigorta’ya başvurduğu ve sigorta şirketinin davacıya 240.000 TL ödeme yaptığı görülmüştür. Sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin tenzili ile davacının davalıdan talep edebileceği zarar 1.206.957,44 TL’dir.HMK md. 107/2 uyarınca mahkememizce davacıya verilen süre içinde davacı talebini 1.200.710,00 TL olarak belirlemiştir. Açıklanan sebeplerle, davalının araç maliki olarak zarardan sorumlu olması ve dava dışı araç sürücüsünün tam kusuru ile davacının işlettiği otoyola zarar vermesi sebebiyle, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın kabulü ile 1.200.710,00 TL’nin █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 82.020,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 20.761,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 61.258,55 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin/nisbi harcı, 20.334,35 TL tamamlama harcı, 15.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 7.140,57 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 43.330,12 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 186.099,40-TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.2000,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...