Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonucu oluşan araç hasar bedeli nedeniyle açılan sigorta davasında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası sonucu aracında oluşan hasarın sigorta şirketince ödenmemesi üzerine açılan maddi tazminat davasına odaklanmakta olup, davacı, sigortalı aracına çarpan başka bir araç nedeniyle oluşan ve tespit edilen 55.000 TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesini talep ederken, davalı sigorta şirketi ise zamanaşımı, yetki itirazı, kusur ispatı ve poliçe limitleri gibi savunmalarla davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüyle 50.000 TL hasar bedelinin belirli bir temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar vermiş ve davalı taraf, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmemesi, hasar bedeli hesaplamasındaki eksiklikler ile kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.DENİZLİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ...ÜYE : ...ÜYE : ...KATİP : ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ...Esas ...KararDAVACI : ... ...VEKİLİ : Av....DAVALI : ...VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... ...DAVANIN KONUSU : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)G.KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Maliki bulunduğu ...plaka sayılı aracını davalı sigorta şirketine sigortalattığını, davalı şirketçe sigortalı olan aracına █████/2019 tarihinde ... İlçesi ... Mahallesinde ... plaka sayılı aracın arkadan çarpığını ve.... Sulh hukuk Mahkemesi'nce yapılan tespit dosyası ile 55.000,00 TL hasar bedeli tespit edildiğini, davalı şirketten talepte bulunduğunu, ancak davalı şirketçe herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine.... Noterliğinin █████/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ve ... Noterliğinin █████/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameleri ile hasar bedelinin ödenmesini talep ettiğini, ancak bedelin ödenmediğini, bunun üzerine ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bunun üzerine ... İcra hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığını, ancak davanın genel mahkemelerde açılması gerektiği için davanın reddine karar verildiğini, davaya konu edilen trafik kazası nedeni ile ... plaka sayılı aracında meydana gelen 55.000,00 TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...Sigorta A.Ş. Vekilinin Mahkememize sunduğu █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın talepleri zamanaşımına uğradığını trafik kazasının █████/2019 tarihinde meydana geldiğini, davanın üzerinden beş yıl geçtiğini, alacak davaları 2 yıllık zamanaşımına tabi olup işbu süre içerisinde takip başlatılmamış ve dava yoluna gidilmediğinden huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı taraf aracının hasarını talep ettiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin yasal faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapmadığını, davacı tarafın öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, yetki itirazlarının kabul edilerek dosyanın yetki yönünden reddini, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, mesnetsiz ve haksız yere açılan iş bu davanın poliçe teminatlarında olmaması sebebiyle esastan reddine, her halükarda davanın esastan reddi ile ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle; "1- Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 2- 50.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan Alınarak Davacıya Verilmesine, ( sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmasına), 3- Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE ," dair karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, yerel mahkeme kararının yasa ve usule aykırı olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli hesaplanırken iskonto uygulanması gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli hesaplanırken kdv hariç hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenlerle bidayet mahkemesinin usul ve yasalara aykırı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, istinaf taleplerinin kabul edilmemesi halinde istinaf sebeplerinin kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesine, kararın ittihazına kadar icranın tehirine, masraf ve ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :Dava; trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeline ilişkin maddi tazminat davası olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; davacının istinaf kanun yolu başvurusuna dair nedenlerin incelemesinden önce İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak Dairemizce tartışılıp değerlendirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294, 297 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirme yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle Usul Hukukunda “hüküm” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddesinde düzenlendiği üzere; hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada oluşturulur ve tefhim edilir. Türk Hukuk Lûgatında da “hüküm” Hukuk Muhakemeleri Usulünde yargıcın inceleme ve yargılama sonucu taraflara yükletilen külfeti, görevi ve tanınan haklar ile yetkileri gösteren beyanı, yani uyuşmazlığı sonuçlandıran karar olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 507). Hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle gerçekleştirilir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/1 inci maddesinde mahkemelerin önüne gelen uyuşmazlığı usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla sona erdireceği belirtilmektedir. Bilindiği üzere, hâkimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran kararlarına nihai kararlar denilmektedir. Başka bir anlatımla; nihai karar (son karar), bir anlaşmazlığı sonuca bağlayan ancak, istinaf ve temyiz yoluna başvurma olanağı bulunan yargı kararlarıdır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 661-662). Mahkemece yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmiş ise; buna “nihai karar (hüküm)” denilmektedir. Uyuşmazlığı usule ilişkin kararlarla sonuçlandıran mahkeme kararları, hüküm teşkil etmeyen usule dair nihai kararlardır. Bu nedenle “karar” sözcüğünün kapsamına hem maddi hukuka ilişkin “hüküm” adı verilen nihai kararlar hem de usule ilişkin nihai kararlar girmektedir. Nihai karar kapsamına da hem hüküm niteliğindeki kararlar hem de usule ilişkin kararlar dâhil bulunmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2022/6-1234 Esas, ███████ Karar sayılı kararı).Mahkemece düzenlenecek hükümde, kısa ve gerekçeli kararlara ilişkin hüküm fıkrasını oluşturacak kalemler yönünden tek tek ve anlaşılır biçimde kaleme alınması, kararın gerekçe bölümünde bunların kabul veya ret nedenlerinin ne olduğu, kararının hangi yönleriyle hukuka uygun olduğunun açıklanması kararın yargısal denetimi açısından aranan ön koşuldur. Mahkeme hükmü yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorundadırlar. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi Kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.Tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 6100 sayılı Kanun'un 297/2 nci maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren kanun yolu mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.Ne var ki, uygulamada 6100 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hâllerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Ayrıca kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/3 üncü maddesinde; “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” ifadesine yer verilmiş, anılan Kanunun 298/ 2 nci maddesinde ise; “(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” denilmiştir. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karar yanlış da olsa buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak yasa yoluna başvurulması ve kararın kaldırılması/ bozulması hâlinde düzeltilebilir. Hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, aksi durumda Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın aleniyeti, adil yargılanma hakkı ilkelerine ve kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık oluşur. Bu aykırılık kamu düzenine ilişkin olup diğer yönler incelenmeden tek başına istinaf/ temyiz sebebi olur.Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma sebebi yapılması, 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; "...Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bir bozma sebebi oluşturacağı ve bozmadan sonra hakimin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği..." şeklinde açıkça benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince, kısa kararda "Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 50.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiği belirlenmiştir. Ancak gerekçeli karardaki hüküm fıkrasında ise "Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 50.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan Alınarak Davacıya Verilmesine, (sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmasına)" karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kısa karar olan nihai hüküm ile gerekçeli karardaki hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Bu durum tek başına kararın kaldırma sebebi olduğundan hükmün bu sebeple kaldırılması gerekmiştir.Kabule göre de;Dava konusu trafik kazasına karışan ve davalı sigorta şirketine sigortalı 20 DZ 656 plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde █████/2018-█████/2019 tarihleri arası dönem için kaza tarihinde geçerli 36.000,00 TL araç başına maddi zarar teminat limiti ile sigortalı olduğu; dava tarihinden önce davalı sigorta şirketince davacıya poliçe kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.Sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçe teminat limitleri ile ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetindedir. Mahkemece, kaza tarihindeki poliçe teminat limitinin 36.000,00TL olduğu hususu gözden kaçırılarak limiti aşar şekilde 50.000,00TL hasar bedeline hükmedildiği, her ne kadar gerekçeli kararda hüküm fıkrasında "sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmasına" yazılmış ise de, sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin miktarının ne gerekçeli karar içeriğinde ne de hüküm fıkrasında belirtilmediği gibi, davada davalı sigorta şirketinden başka davalı olmamakla, hükmedilen tazminat miktarı poliçe teminat limiti ile sınırlı olması gerekirken bu şekilde kurulan hükmün infazında tereddüt hasıl olacağı anlaşılmıştır.Bu nedenle davalı sigorta şirketinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerindedir.Diğer taraftan, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin de toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve ██████████ - ████████ K. ) Yine her ne kadar davalı sigorta şirketi, davacının ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmüş ve hükmedilen alacağa bu ihtarın tebliğ tarihinden başlayarak 8 iş gününün dolduğu tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekmekte iken Mahkemece davacının davalı hakkında başlattığı icra takip tarihi olan █████/2023 tarihinin faiz başlangıcı olarak belirlenmesi hatalı ise de istinafa gelen tarafın sıfatına göre bu husus kaldırma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan nedenlerle; sair istinaf sebepleri kaldırma sebep ve şekline göre bu aşamada incelenmeksizin davacının istinaf kanun yoluna başvurusunun kamu düzeni gereğince re'sen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısa karar ile gerekçeli karar hüküm fıkrası çelişkisi nedeni ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih,... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan 854,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa, talep halinde iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026 ...Başkan...Üye...Üye...Katip... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.