İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, ticari satıştan kaynaklanan ödenmemiş faturalara dayalı icra takibine karşı itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf incelemesi, davacı şirketin, davalı tüccardan ticari satıştan kaynaklanan ve süresinde itiraz edilmeyerek kabul edildiğini iddia ettiği toplam 22.405,72 TL tutarındaki fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davaya ilişkin olup, davacının faturalara zamanında itiraz edilmemesini dayanak göstererek alacağını talep etmesine karşın, davalının ticari ilişkinin varlığını, faturaları aldığını ve içeriklerini reddederek, davacıyı haksız ve kötü niyetli fatura düzenlemekle suçlaması üzerine ilk derece mahkemesinin bilirkişi incelemesi yaptırarak ve davalının ticari defterlerini sunmamasını dikkate alarak yargılamayı sürdürdüğü bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari bir ilişkinin varlığı sabit olduğunu, ilgili icra dosyasında bulunan dayanak suretteki belgelerden ve 20.02.2020 tarihli 3.299,99 TL, 31.12.2019 tarihli 3.360,05 TL, 06.11.2019 tarihli 3.369,60, 06.11.2019 tarihli 1.123,20 TL , 28.09.2019 tarihli 4.161,92 TL , 29.08.2019 tarihli 1.474,20, 25.07.2019 tarihli 2.893 TL (759,81 TL'si ödenmiş) tutarındaki fatura bedellerinin alacaklı konumunda olan müvekkile ödenmemesi sebebiyle yedi fatura bedelinin toplamı olan 18.922,15 asıl alacak ve takip öncesi işleyen yasal faiz ile 22.405,72 TL fatura tutarının taraflarına ödenmesi amacıyla davalı borçlu aleyhine.... İcra Müdürlüğü’nde bulunan ... esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, Kanunun faturaya tanıdığı karinenin hüküm doğurabilmesi için faturanın alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraza uğramamış olması gerektiğini, bu süre içinde faturaya itiraz edilmediğini, olması durumunda faturanın içeriği faturayı alan tarafından kabul edilmiş sayılacağını, Müvekkili şirket söz konusu faturaları davalı ...'a usulüne uygun olarak tebliğ etmesine rağmen davalı ... sekiz günlük süre zarfında hiçbir şekilde itirazda bulunmadığını, Usule uygun olarak Müvekkili şirket borçlu ...'dan ticari satımdan kaynaklı alacağını talep etmesine rağmen borçlunun borcunu ödemediğini, müvekkili şirket de alacağını elde etmek için icra yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, Davalı ... faturanın düzenlendiği tarihten itibaren sekiz gün içerisinde itiraz etmemekle birlikte icra takibi ile birlikte tebligatın kendisine ulaşmasıyla borca itiraz ettiğini, İtirazında faturaları inkar edecek herhangi bir beyanı ileri sürmemiş olması, ayrıca bütün belge ve deliller açıkça ortadayken icra takibi ile birlikte tebligatın kendisine ulaşmasıyla borca itiraz ederek takibi durdurmasının süreci uzatmaya yönelik olduğunu ve tamamıyla kötü niyetli, hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek , dava sonucunda huzurdaki davada haklılıklarına karar verildiği takdirde, alacaklarının teminat altına alınmaması davacı müvekkili şirket yönünden telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağını, bu nedenlerle, HMK. 389. ve devamı maddeleri uyarınca tespit edilecek davalı adına kayıtlı alacağımızı karşılar nitelikteki menkullerin ve gayrimenkullerin 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kayıtlarına ihtiyat-i tedbir konulmasını, icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un su dağıtımı işiyle uğraşan tüccar olduğunu, takibin dayanağı olan davacı tarafça dosyaya sunulmuş faturalarda müvekkilinin hiçbir şekilde imzası yahut kaşesi bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafça faturaların usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu belirtilmiş olsa da ne faturalarda ne de haricen bir belgede müvekkilinin faturalardan haberdar olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, faturaların davacı tarafça haksız olarak düzenlendiğini ve kötü niyetli, oluşmamış bir ticari ilişkiden dolayı kâr etmek amacıyla icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin faturaları hiç teslim almadığını, yetki itirazlarının olduğunu beyan ederek; davanın reddine, takibin haksız ve kötü niyetli olması hasebiyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Bu açıklamalar ışığında deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı alacaklı tarafça davalı borçlu aleyhine başlatılan 7 adet faturaya dayalı alacaktan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle dava açılmış ise de; davalı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkinin kabul edilmediğinin anlaşıldığı, mahkememizce bilirkişi incelemesi yapıldığı, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu, faturaların ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, ancak yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere faturaların davacının defterlerine kayıtlı olmasının alacağın varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, bu nedenle davacının fatura konusu ürünleri teslim ettiğine ilişkin edimini dava değeri itibariyle HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiği, davacının defterlerinde ve dosya içerisinde faturaya konu ürünlerin teslimine ilişkin belge bulunmadığı, davacı ve davalı şirketin celbedilen BA-BS formlarında davalı tarafından yapılan alımların 5.000 TL'nin altında olması nedeniyle görünmediği, faturaların teslim alan ve teslim eden kısmının imzalı olmadığı, fatura konusu ürünlerin davalı tarafa teslimi hususunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafça ispata elverişli yazılı delil sunulmadığı, fatura konusu ürünlerin teslim olgusunun ispatı açısından davacı tarafça yemin deliline dayanıldığı, davalı asile yemin muhtırası çıkartıldığı ve söz konusu faturalar yönünden malları teslim almadığı yönünde yemini ifa ettiği ve davacının davalıdan faturalardan kaynaklı alacağının bulunduğunu ispat edemediği, davalı borçlu tarafça icra takibine yönelik yapılan itirazın haklı olması nedeniyle davacı tarafça açılan itirazın iptali davasının reddine, davacının kötüniyetli olduğu sabit olmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davanın aydınlatılması ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını ispatlayabilmesi ve kendi lehine hüküm tesis edilmesini sağlayabilmesi adına yasal defterleri ibraz etmesi gerektiğini, ancak aksine tavır sergilemiş olmasının dürüstlüğe aykırı olduğunu, davalının icra takibine haksız bir şekilde itirazda bulunduğunu, bilirkişi raporundan söz konusu yasal defterlerin davacı tarafından yasaya ve usule uygun tutulmuş olduğunun görüleceğini, bilirkişi raporundan ve davacının ticari defterlerinden açık bir şekilde davalı tarafın borçlu olduğunun görüleceğini, bilirkişinin hazırlamış olduğu raporda davacının 18.922.15 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, faturalara, davalı tarafın itiraz ettiğine dair herhangi bir ihtarname, evrak ya da belgeye rastlanılmadığını, TTK madde 21 uyarınca faturaya itiraz hakkını kullanmamış olan davalı tarafın, fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davalı tarafın icra takibine itirazda bulunmasının haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava; taraflar arasında ticari satıma dayalı açık hesap (fatura) ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuşmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde eksik inceleme bulunup bulunmadığı ve delillerin takdirinde hata edilip edilmediği noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında.... İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile 7 adet fatura borcun sebebi gösterilerek asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faizleri ile birlikte 22.40572 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve ███████-172 E. - ███████ K. sayılı kararı )Davacı taraf dava dilekçesinde ticari defterlere delil olarak dayanmış, mahkemece de davalı tarafın hazır bulunmadığı █████/2022 tarihli duruşmada ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak verilen ara kararda HMK 220/3 hükmüne uygun ihtarın bulunmadığı gibi ara kararın duruşmada hazır bulunmayan davalı tarafa tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen ara karar gereği dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporu ile yetinilmiştir. Oysa HMK 220/3 ihtarını içerir şeklide davalı tarafa defter ibrazı için süre verilip davalının defterlerini ibraz etmesi halinde her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu oluşacak kanaate göre, ticari defterlerin ibraz edilmemesi ihtimalinde ise HMK 220/3 maddesi gereği bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmekte iken Uyuşmazlık konusu vakıaların ispatı için henüz yemin deliline sıra gelmeden, davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetli olmamıştır. (Emsal Yargıtay 11.HD. █████████ E. █████████ k. Yargıtay 23 HD. █████████ e. ████████ k. Sayılı ilamları) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026