İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, ticari satıştan kaynaklı açık hesap alacağı için başlatılan icra takibine haksız itirazın iptali kararını; usulsüz tebligat ve hatalı bilirkişi raporu iddialarıyla istinaf yoluyla inceliyor.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, tarafların ticari defterlerini inceleyerek davacının alacağını ispatladığına ve davalının borcunu veya malı teslim almadığını kanıtlayamadığına hükmederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar vermiş; davalı vekili ise usulsüz tebligat, eksik inceleme, hatalı bilirkişi raporu ve alacağın ispatlanmadığı gerekçeleriyle bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davlı şirketten toplam 182.383,28 TL bakiye alacağının bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız itiraz etmesi sonucunda icra takibinin durduğunu, beyan ederek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı firma aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı uhdesinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak davalı şirkete tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı şirketin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından, davalıya teslim edilen mallar karşılığı düzenlenen faturalardan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalı yanca ödeme emrine itiraz dilekçesinde davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Tarafların tacir olması ve yapılan işlerin de faturaya bağlanıp açık hesaba yansıtılması ve buna binaen takip başlatılması nedeni ile öncelikle tarafların defter incelemelerine bakılmıştır. Her iki tarafın da defterlerinin usulüne uygun açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahipleri lehine delil olma özelliği taşıdığı denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Her iki tarafın incelenen ticari defter ve kayıtlarının takip konusu asıl alacak miktarını doğrulaması karşısında, taraflar arasında akdi ilişki olduğu ve davacı şirket tarafından takibe konu düzenlenen faturaların davalı tarafın itiraz etmeyerek ticari defterlerine davacı adına borç kaydettiği anlaşılmış olup, davalının dava konusu malları almadığını ve fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat edemediği nazara alınarak, davacının alacağını ispat ettiği, davada işlemiş faize ilişkin bir talebin bulunmadığı, alacağın likit olduğu, davalı itirazının haksız olduğu mahkememizce kabul edilmekle; davanın kabulü ile davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının İİK 67/2 maddesi gereğince asıl alacağın % 20 si oranında tazminat ile mahkumiyetine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve tensip zaptının, davalı şirketin şirket merkezine ve dava dilekçesinde belirtilen adrese yapılmadığını, usulsüz tebligat ile başlayan usul hataları sebebiyle davaya cevap verme haklarının kısıtlandığını, dava dosyasından haricen haberlerinin olduğunu ve bilirkişi raporuna beyanda bulunulduğunu, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, dosyadaki delillerin bilirkişi tarafından hatalı değerlendirildiğini, faturaların açık hesap alacağının tahsiline ilişkin olarak belirtildiğini, ancak bunun dayanağının belirtilmediğini, davacının malları teslim ettiği hususunun ispatlanmadığını, bilirkişi raporunun karineye dayanarak hazırlandığını ve kabulünün mümkün olmadığını, vergi dairesine bildirimde bulunulması üzerine malların teslim edildiği çıkarımını yapmanın hatalı olduğunu, raporda somut delil yer almadığının kabul edildiğini, ancak ayrıntılı şekilde icra dosyası ve sunulan delillerin incelenmediğini, dosyanın tam ve eksiksiz incelenmesi durumunda davalı iddialarının haklı olduğunun ve hatalı bilirkişi raporu ile hüküm kurmanın mümkün olmadığının ortaya çıkacağını, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak vekalet ücretinin nispi şekilde hükmedildiğini, kararın bu yönden de isabetsiz olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "Bakiye alacak" borcun sebebi gösterilerek 182.383,28 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.
Somut olayda: tarafları arasında emtia satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfında olduğu, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davalıdan 182.383,28 TL alacaklı olduğu, davalı kayıtlarına göre ise davacıya 271.099,22 TL borçlu göründüğü, takip konusu alacağın davacının düzenleyip kayıtlara aldığı 2 adet faturadan kaynaklandığı, faturaların davalı ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, davalının BA formunda da aynı tutarla vergi dairesine bildirildiği, davacının düzenlediği faturaların 8 günlük itiraz süresinde itiraz edilmediği gibi iade de edilmediği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 182.383,28 TL alacağı bulunduğu denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu ile sabittir.
Kabul edilen kısım yönünden AAÜT ücret tarifesinin 3. Kısmına göre nispi vekalet ücreti takdirinde de bir hata yoktur.
Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.115,00 TL harcın, alınması gerekli olan 12.458,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.343,60 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!