İş kazası neticesinde vefat eden sigortalıdan doğan kurum zararının tahsili davasında, işveren ve işçinin kusur oranları ile iş sağlığı ve güvenliği sorumluluklarına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki ihtilaf, bir iş kazasında hayatını kaybeden sigortalının hak sahiplerine kurumca bağlanan peşin sermaye değerli gelirin işverenden tahsili talebine ilişkindir; davacı kurum, işverenin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymadığını, yeterli denetim yapmadığını ve aracı bakımsız teslim ettiğini iddia ederek kazada tam kusurlu olduğunu savunurken, davalı işveren, kazanın tamamen çalışanın kendi kusuruyla, hız limitlerini aşarak ve olumsuz yol koşullarını dikkate almayarak, bakımlı bir aracı kullanırken meydana gelen bir trafik kazası olduğunu ve kendisine atfedilen kusurun haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmekte, her iki taraf da mahkemenin kusur değerlendirmesine ve hesaplama yöntemlerine itiraz etmektedir.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı ...'ın davalıya ait iş yerinde çalışırken 05.01.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini, iş kazası nedeniyle hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden oluşan Kurum zararının tahsilini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın trafik kazası olduğunu, şirket çalışanı müteveffanın 05.01.2017 tarihinde meydana gelen kazanın tamamen kendi kusuru ile gereken dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle aracı devirerek kaza yapması neticesinde vefat ettiğini, müteveffanın kullandığı aracın yeni ve teknolojik olarak tam donanımlı olduğundan araçta veya dorsede meydana gelebilecek herhangi bir arıza veya eksikliği(hararet, yağ basıncının düşmesi/bitmesi, fren ve debriyaj balatalarının azalması, cam suyunun azalması, motor arızası, egzoz sistemi arızası vs. gibi) derhal araç gösterge ekranında ışıklı ve sesli ikaz verdiğini, aracın yüklü ağırlığı da yasal limitler dahilinde olduğunu, serviste sürekli ve periyodik bakımları yapıldığını, bu sebeple davacı tarafın “işçinin çalıştığı ortam iş güvenliği açısından yetersiz olup, olumsuz çalışma koşulları kazada etken olmuştur” şeklinde haksız ve asılsız isnatlarını kabul etmediklerini, müteveffanın; kaza yapan aracı kullanmaya yeterli ehliyet, SRC belgesi ve psiko teknik yeterlilik belgelerine sahip olduğunu, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği konusunda kendisine gerekli eğitim verildiğini, ayrıca Karayolu Taşıma Yönetmeliği Hükümlerine ve güvenli sürüş kurallarına göre araç her çalıştırıldığında şoförün fren kontrolü yapması gerektiği şoförlük mesleğinin temel kurallarından olduğu hükme bağlandığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; iş güvenliği mevzuatına uygun değerlendirilmenin yapılmadığı, kusur raporuna Mahkemece itibar edilmemesi gerektiğini, kazanın, davalının işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymaması, iş yerinde gerekli denetim ve gözetimi yapmaması sebebiyle meydana geldiğini, işverenin olayda %100 kusurlu olduğunu, davalı işverenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, yasal mevzuat ve tüzük hükümlerine aykırı hareket edildiğini, sigortalının kullanımına sunulan çekici ve çekiciye bağlı dorsenin tam ve eksiksiz ayrıca tüm bakımları yapılarak sigortalıya teslim edilmediğini, iş kazasının bu yüzden meydana geldiğini, bu durumda sigortalıya kusur izafe edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece hesap raporu aldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap raporunda yaşlılık devresi için PMF cetveline göre yaşama yaşı esas alınarak kazanç kaybı hesabı yapılması gerektiğini, 50-60 yaş emeklilik dönemine ait kazançların netleştirilmesi işleminde gerçekleştirilen kesintilerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, usulden reddi gerektiğini, ... işçinin kazanın oluşumun da tamamıyla kendisinin sebep olduğunu, müvekkili şirkete %50 oranında kusur atfedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza yapan aracın yeni bir araç olduğunu, fenni muayeneden kazadan önce geçtiğini, söz konusu araçtaki dorsenin balatalarının muayene ile kaza tarihi arasında değiştirildiğini, dorseye ait tüm balataların aynı anda değişmediğini ve tümünün aynı anda bitmesi mümkün olmayacağından balatalar konusundaki tespitin hatalı olduğunu, yasal düzenlemelerin müvekkiline yüklediği tüm yükümlülüklerin gerektiği gibi yerine getirildiğini, kaza anında aracın hızının yol azami sınırının üstünde, 87 km olduğunu, kaza yerine 610 metrede kaygan yol tabelası, 200 metrede sollama yapılamaz tabelası, 137 metrede sağa devamlı viraj uyarısı bulunduğunu, ayrıca havanın karlı; zeminin ıslak ve kaygan, yolun ise virajlı olduğunu, ... gibi tecrübeli bir sürücünün aracın frenlerinde bir sıkıntı olması halinde hissetmesi ve diğer frenleme tedbirlerine başvurarak aracı durdurması, sürüşe devam etmemesi gerektiğini, müvekkili şirketin gözetme borcunu yerine getirdiğini, kazanın frenleme teknik yetersizliğinden değil müteveffanın dikkatsizliği ve tedbirsizliğinden kaynaklandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!