Asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa tespitiyle işçi alacaklarına hükmedilmesine dair ilk ve istinaf kararlarının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının davalı işyerinde alt işveren aracılığıyla çalışırken, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin işçi teminine yönelik muvazaalı olduğu iddiasıyla kıdem, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını talep ettiği, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, taraflar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna ve davacının baştan itibaren davalı asıl işverenin işçisi sayılması gerektiğine hükmederek davanın kısmen kabulüne karar verdiği, davalının ise muvazaa tespitinin hatalı olduğu ve alacakların usul ve esas yönünden yanlış hesaplandığı gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. İş MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.01.2010 tarihinde davalıya ait işyerinde işe başladığını, depo görevlisi olarak çalıştığını, 31.12.2019 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, asıl işveren alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davacının başından itibaren asıl işveren bünyesinde çalıştığının kabul edilmesi gerektiğini, davalı ile dava dışı alt işverenler arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını, davalının alt işverenlik müessesini işçi teminine yönelik kullandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, ikramiye, sosyal yardım, ücret, yemek, yol, giyim, temizlik ve kıdem zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketin hizmet aldığı dava dışı ... Trafik Sinyal İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. personeli olarak çalıştığını, husumet, yetki ve görev itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının muvazaa iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 08.02.2013-31.12.2019 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu, kesinleşen mahkeme kararlarına konu dönemlerin işbu dava dosyadaki davacının ve seri dava dosyasındaki davacıların çalışma süreleri döneminin tamamını kapsadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı tarafından işçi teminine yönelik işlem yapıldığı, davalı işveren ile dava dışı alt işveren şirketler arasında muvazaalı ilişkili bulunduğu, bu haliyle davacı işçinin başlangıçtan itibaren davalı Şirketin işçisi olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporunundaki hesaplama ve tespitlerin denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ile dava dışı şirketler arasında işçi teminine yönelik muvazaalı ilişki olduğu ve davacının baştan beri davalı Şirketin işçisi olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Muvazaa iddiasının diğer tarafı olan davacının çalıştığı Şirketin davaya dâhil edilmemiş olmasının hatalı olduğunu,2. Davacının sosyal yardım ve ikramiye alacaklarına hak kazanmadığını,3. Kıdem tazminatı hesabının hatalı olduğunu,3. Müvekkili Şirket ile alt işverenler arasında muvazaa bulunduğuna dair tespitin kabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; husumet, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Asıl işveren alt işveren ilişkisi esas itibarıyla konusu iş görme olan borçlar hukuku sözleşmesinin iş hukukuna yansımasıdır. Taraflar arasındaki borçlar hukuku sözleşmesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/7 hükmünde yer alan tanımın unsurlarını içeriyorsa bu durumda borçlar hukuku sözleşmesi olma özelliğinin dışında iş hukuku bakımından asıl işveren alt işveren ilişkisi oluşturur (Nurşen Caniklioğlu, "Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisinin Unsurları-Unsur Yokluğunun ve Geçersizliğinin Sonuçları", Sicil İş Hukuku Dergisi, S.50, 2023/II, s.14). 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmüne göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir. Kanun'daki bu tanımdan yola çıkıldığında, asıl işveren alt işveren ilişkisinin dayanağı olan sözleşmenin/asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için öncelikle iki işverenin varlığına ihtiyaç vardır. Ancak asıl işveren alt işveren ilişkisinin tarafı olan işverenlerin, işverenlik sıfatına sahip olmaları mutlaka alt işverenlik sözleşmesine konu olan mal veya hizmet üretiminin gerçekleştirildiği işyerinde işçi çalıştırmaları nedeniyle olmalıdır (Caniklioğlu, s.15, ... Güzel, "İş Yasası'na Göre Alt İşveren Kavramı ve Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinin Sınırları", Çalışma ve Toplum Dergisi, 2004/1, s.51). Bir diğer unsur ise asıl işverenin işyerindeki mal veya hizmet üretimine ilişkin işin bir başka işverene (alt işverene) verilmesidir. Kuşkusuz Kanun hükmünün açıklığı karşısında, alt işveren üstlendiği işi mutlaka asıl işverenin işyerinde yerine getirmesi ve bu iş için görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştırması gerektiği belirtilmelidir. Son olarak alt işverene verilen iş, asıl işin bir bölümü ise bu işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olması şarttır. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş, bölünerek alt işverenlere verilemez.Söz konusu unsurlardan birinin yokluğu hâlinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulduğundan söz edilemez. Muvazaa ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bunun dışında işverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2/8 hükmünde bazı muvazaa kriterlerine de yer verilmiştir. Maddenin 8. fıkrasına göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. Görüldüğü gibi 4857 sayılı Kanun’un 2/7 hükmünde asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulmasına ilişkin koşullara yer verildiği hâlde sekizinci fıkrada özel muvazaa kriterlerine yer verilerek muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisinin sonuçları belirlenmiştir. Bu durumda asıl işveren alt işveren ilişkisinin, Kanun’da belirlenen unsurlardan birinin yokluğu sebebiyle geçersiz olması ile muvazaa nedeniyle geçersizliğini birbirinden ayırmak gerekmektedir.Kuşkusuz her iki durumda geçersizliğin hüküm ve sonuçları aynıdır. Böyle bir durumda, 4857 sayılı Kanun'un 2/8 hükmünün ikinci cümlesinde de ifade edildiği gibi, alt işverenin işçileri baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler (Güzel, s.62; ... Çelik, "Alt İşverenlik Konusunda Bir Yargıtay Kararındaki Değerlendirmeler Üzerine Düşüncelerimiz", İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, C.9, S.35, 2012, s. 171).Diğer taraftan asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için gereken unsurlardan birinin yokluğu o ilişkinin baştan itibaren geçersizliği sonucunu doğurur. Buradaki unsur yokluğu, yeni bir durum ortaya çıkmadığı sürece tamamlanamaz. Oysa Dairemizin yerleşik uygulamasına göre bir ihale dönemi için kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanması, önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmaz. Her ihale sözleşmesi kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Başka bir anlatımla, önceki ihale sözleşmelerinin muvazaalı olması, sonrakilerin de aynı şekilde muvazaaya dayandığını göstermez. Daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca muvazaa yönünden değerlendirmeye tâbi tutulması gerekir. Bu sebeple davalı tarafından yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararları sadece muvazaalı olduğu tespit edilen ihale dönemlerini bağlayacak olup önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından muvazaa araştırması yeniden yapılmalıdır. Bu duruma göre de kesinleşmiş muvazaa tespitine dayanılarak tespit döneminin dışında kalan ihale dönemleri için de herhangi bir inceleme yapılmaksızın muvazaanın kabul edilmesi doğru değildir.Bu sebeple muvazaaya dayalı olduğu ileri sürülen asıl işveren alt işveren ilişkisinde, her ihale dönemi bakımından muvazaa olgusunun ayrı ayrı ispatı gerekirken asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsur eksikliği nedeniyle geçersizliğinde her ihale dönemi bakımından ayrı ayrı geçersizliğin tespitine ihtiyaç yoktur. Çünkü unsur eksikliği nedeniyle geçerlilik şartlarının yokluğu, yeni bir durum ortaya çıkmadıkça sonraki dönemlerde de etkisi gösterir. Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihale konusu işlerin asıl işin teknolojik olarak uzmanlık gerektiren yardımcı işlerinden olduğu ve bu haliyle sözleşmenin tarafları arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu tespiti yapılmakla birlikte devamında işçi teminine yönelik işlem yapıldığı ve davalı ile dava dışı şirketler arasında muvazaalı ilişki bulunduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun daha önce kesinleşmiş Mahkeme kararları ile sabit olduğu ve tanık beyanları gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de emsal dosyalar ve dosya içeriğine göre yapılan işin davalının asıl işi kapsamında olduğu dikkate alınarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu kanaatiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacı işçi davalı işveren nezdinde 08.02.2013-31.12.2019 tarihleri arasında şoför olarak çalışmış olup, davalı Şirket tarafından sunulan ve davacının çalışma dönemini kapsayan çok sayıda ihale sözleşmesinin (... Sinyalizasyon Sisteminin Ağır Bakım İşlerinin Yapılması İşi Hizmet Alımına Ait Sözleşme; ... Sinyalizasyon Sisteminin Yıkanması ve Loop Dedektörlerinin Döşenmesi İşi Hizmet Alımına Ait Sözleşme; EDS, Kamera, Sensör, DMS, Ağır Bakım Arızası ve Servis Hizmetlerine Ait Sözleşme; Sinyalizasyon Sistemlerinde Ağır Bakım ve Loop Dedektör Kurulum İşlerinin Yapılması İşi Hizmet Alımı Sözleşmesi; Sinyalizasyon Sistemlerinde Yıkama ve Başüstü Seviye İşlerinin Yapılması İşi Hizmet Alımı Sözleşmesi; Elektronik Denetleme Sistemleri ... ve Saha İşletilmesi Hizmetlerinin Yapılması İşi Hizmet Alımı Sözleşmesi; Akıllı Ulaşım Sistemleri Arıza ve Servis Hizmetlerinin Yapılması İşi Hizmet Alımı Sözleşmesi; Ulaşım Yönetim Merkezi (UYM) ... ve ... Saha İşletilmesi Hizmetlerinin Yapılması İşi Hizmet Alımı Sözleşmesi; İstanbul Geneli EDS, Kamera, Sensör, ..., Ağır Bakım Arıza ve Servis Hizmeti ile Mobil EDS İşletim Hizmeti İşlerinin Yapılması İşine Ait Sözleşme) dosyada bulunduğu görülmektedir. Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre; İlk Derece Mahkemesince öncelikle davacının fiilen hangi ihale sözleşmeleri kapsamında hangi tarihler arasında ve hangi alt işverene bağlı olarak çalıştırıldığı tespit edilmeli, ardından konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından teknik yönden detaylı inceleme yaptırılarak yapılan işin asıl iş mi yoksa yardımcı iş mi olduğu hususu tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek yukarıdaki ilkelere göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı veya geçersiz olup olmadığı noktasında bir sonuca varılmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, yapılan işin asıl iş mi yoksa yardımcı iş mi olduğu hususu belirlenmeden eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.