İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan bilgisayar donanımı borcu itirazının iptali davasında, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul ve inkar tazminatı kararının istinaf incelemesini içeren kararı.
Özet: Bir davacının, ticari satıştan kaynaklanan bilgisayar ve donanım ürünleri borcunu ödemeyen davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin ticari defterler ve ödenmeyen çek analizi sonrası davalıyı 43.087,78 TL borçlu bularak davanın kısmen kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına hükmetmesi üzerine, hem davacının talebinin tamamının kabul edilmemesi hem de davalının karara esas alınan delillerin geçerliliğini sorgulaması nedenleriyle taraflarca istinaf yoluna başvurulan hukuki süreci incelemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu şirketin müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi nedeniyle .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu şirkete gönderilen ödeme emrinin 25.08.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı/borçlunun 27.08.2021 tarihli itiraz dilekçesiyle asıl alacak tutarına, işlemiş faize, takip sonrası talep edilen faize, takip öncesi ve sonrası talep edilen faiz oranına, icra masraflarına vekalet ücretine ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu, müvekkili şirketin bilgisayar ve bilgisayar donanımına ilişkin modem, klavye, mause gibi ürünler sattığını, davalı borçlu şirket ile müvekkili şirketin ticari ilişkisi bulunduğunu, davalı şirketin talebi doğrultusunda kendisine mal satıldığını, davalıya ticari defterlerde kayıtlı faturada belirtilen malların teslim edildiğini ve faturaları ticari kayıtlara işlendiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin cari hesap ekstresinde yer alan borcunu ödemediğinden, borçlunun .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla takibin devamına, haksız ve mesnetsiz kötü niyetle takibe itiraz ederek takibi durduran borçlunun icra inkar, kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapılmış, ancak davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Davacı tarafça, davalıya bilgisayar ve donanım ürünleri satıldığından bahisle cari hesap alacağı için başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itiraz üzerinde işbu davanın ikame edildiği, davalı tarafça davaya cevap verilmediği ve ticari ilişki olmadığı yönünde bir savunma yapılmadığı, mahkememizce alınan ve taraflarca, yapılan hesaplamalara yönelik bir itirazın da yöneltilmediği bilirkişi raporunda davalının en son tutulan ve usule uygun olan 2021 yılı defter kayıtları uyarınca 3.712,22 TL alacaklı gözüktüğü, ancak davalı yana ait ticari defterlerde yer alan 46.800,00 TL tutarlı çekin davacı yana ait Ticari Defterlerde yer almadığı hususunun belirlendiği, taraflarca sunulan beyan ve senet fotokopisinde görüldüğü üzere anılan çekin keşide tarihindeki ihtilaf nedeniyle ödenmediği ve bu nedenle senedi davacıya ciro eden davalının, davacıya karşı senet tutarından sorumlu olmaya devam edeceği, zira anılan tutarın davacıya ödenmemiş olduğu , bu durumda davalı yanın davacı yana 43.087,78 TL borçlu olacağı, davacı yanın kayıtlarında da anılan çekin yer almadığı ve davalı tarafça yapılan ödemelerden sonra davacı defter bakiyesinin de 43.087,78-TL alacak göründüğü anlaşılmakla, davanın 43.087,78-TL asıl alacak üzerinden KISMEN KABULÜNE, alacak davalı tarafça belirlenebilir olmakla icra takibine yapılan haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının, dosyadan alınan ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda verildiğini, davalı şirket kayıtlarında yer alan ödemelerin müvekkil şirket kayıtlarında bulunmadığını, ancak bilirkişi raporunda davalı şirket kayıtlarına itibar edilerek rapor tanzim edildiğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, reddolan kısım yönünden kararın kaldırılması ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini, dosyada mübrez deliller ile davacı alacağının açıkça ortada olduğunu, davanın kısmen reddi yönünde karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece açılış ve kapanışları usulüne uygun olmayan davacı şirkete ait 2021 yılına ait ticari defterlerin gerekçeli kararda hükme esas alındığını, bu durumun Türk Ticaret Kanunu'na açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirketin bilirkişi raporunda da tespit edilen davalı şirketin cari hesap borcuna karşılık yapmış olduğu ödemelerin hiçbirini kendi ticari defterlerine işlemediğini, davalı şirketin 2020 tarihinde yapmış olduğu ve davacı şirketin ticari defterlerinde yer almayan nakit ödemelerin dekontlarının da bilirkişi incelemesinde dosyaya sunulduğunu, davacı şirketin 2020 yılına ait ticari defterleri usulüne uygun olsa bile kötü niyetli hareket ettiğini, davalı ... tamamen borçlu atfettiğini, 2021 yılına ait ticari defterlerinin ise ticari defter açılış ve kapanışlarının usulüne uygun olmadığını, davacı şirketin istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde alacak miktarının 135.087,71 TL olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin 2020 yılına ait 02.10.2020 tarihli 12.000TL ödemesini ve 13.10.2020 tarihli 80.000,00 TL ödemesinin dekontlarının olmadığını belirtmiş olmasının kötü niyetli hareket ettiğini gösterdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap ekstresi alacağı" borcun sebebi gösterilerek 95.000,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Aynı maddenin (4). Fıkrası gereği, Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.6098 sayılı TBK'nın 133. Maddesine göre; yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz.Borçlunun temel borç ilişkisine dayalı bir borcun ödenmesi amacı ile kambiyo senedi düzenleyerek alacaklısına vermesi halinde temel borç ilişkisi varlığını devam ettirecek, buna karşılık kambiyo senedinin ifa uğruna değil de ifa yerine geçmek üzere düzenlenmesi halinde borcun yenilendiği kabul edilecektir. Kambiyo senedinin ifa uğruna düzenlemesi durumunda ise birisi temel borç ilişkisinden diğeri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkı ortaya çıkacaktır. Davacı tarafa verildiği kaydı bulunan çek ve bonoların davacıya teslimine ilişkin bir kayıt bulunmadığı gibi borcun yenilenmesi amacıyla verildiğine dair tarafların açık iradelerini gösteren bir belge veya delilin de davalı tarafça dosyaya ibraz edilmediği görülmektedir. Bu durumda borcun yenilendiğinden bahsedilemez. Alacaklı tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hem temel ilişkide hem de kambiyo yoluyla alacağını talep edebilir. (Yargıtay 19. HD. ██████████ e. █████████ K. Sayılı ilamı) Kaldı ki çek bir kıymetli evrak olup, ifa uğruna verilmektedir. Ancak çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılır. (Yargıtay 11. H.D.'nin █████/2018 Tarih, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı İlamı).Bilirkişi raporunda ; davacının 2021 yılına ait ticari defterleri ile davalının 2020 yılına ait ticari defterlerinin e-beratlarının süresinde yapılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinin mahkemenin takdirine olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı vekilince rapora karşı itirazlarını içerir █████/202 tarihli dilekçesinde gelir idaresi başkanlığının █████/2021 tarihli vergi usul kanunu sirküleri/133 başlıklı bildirimi ile bu sürenin █████/2021 tarihine kadar uzatıldığı dolayısıyla ticari defterlerini usulüne uygun olduğu savunulmuş, ancak mahkemece bu konuda bilirkişiden ek rapor ve görüş alınmamıştır.Raporda davacı ticari defterlerinde █████/2021 tarihine kadar olan kayıtların bulunduğu, davalı ticari defterlerinde ise davacının bu tarihten sonra düzenlediği bir kısım faturaların kaydedildiği görülmektedir. Bilirkişi tarafından sunulan raporda davacı ve davalı kayıtları arasındaki uyumsuzluğun sebebi tek tek belirlenip değerlendirilmemiş, raporun sonuç kısmında davacının açık hesabındaki alacaklı göründüğü miktardan davalının ticari defterindeki ödeme düşülmesi ihtimaline göre denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. 25 Eylül 2024 Tarihli ve 32673 Sayılı Resmî Gazete'de “Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 565)” ile Eylül 2024 dönemi bildirimlerinden başlamak üzere Form Ba ve Form Bs bildirimlerinin verilmesi uygulamasına son verildiği, eldeki uyuşmazlıktaki faturaların düzenleme tarihi itibarıyla uygulamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece BA ve BS formları ilgili vergi dairesinden istenilerek dosya arasına alındıktan sonra, dosyanın yeni bir bilirkişiye verilerek davalının bilirkişi raporuna itirazında belirtiği gelir idaresi başkanlığının ek süre verildiğine dair iddiası da değerlendirilerek, davacı ve davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı hususları tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, taraflar ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlık sebebi tek tek belirlenerek üzerinde durulmalı ve denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı ve davalı taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026