Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, işverenin yüklenicinin işi yarım bırakarak zarara yol açması ve işçi alacaklarını ödemesi iddialarına karşılık, yüklenicinin haksız fesih ve işverenin kusurlu hareketleri savunması.
Özet: Bu dava, davacının, davalı yüklenicinin üstlendiği eser sözleşmesini yarım bırakması, kendi işçilerinin ücretlerini ödemeyerek davacıyı zarara uğratması ve işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmek zorunda kalınması üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup; davalı ise sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiğini, işteki gecikmelerin davacının kendi edimlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, hatta davacının kendisine ödeme yapmadığını ve zarara uğrattığını iddia ederek davanın reddini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2025
KARAR TARİHİ:█████/2026
Mahkememizde görülmüş olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil İdare arasında 27.07.2017 tarihli Eser Sözleşmesi imza edildiğini, davalının üzerine aldığı işi yarım bırakarak müvekkilini zarara uğrattığı gibi kendi sigortalı işçilerin ücretlerini ödemediği için şantiyenin yanmasına neden olarak verdiği zarar ve son olarak da işbu çalışanlarına ödemediği ücretlerin müvekkilince ödenmek zorunda kalınmasıyla müvekkiline verdiği fahiş zararı örtbas ederek aradaki sözleşmeye rağmen ödeme yapmadığını, davalının Eser Sözleşmesindeki belirlenen işi belirtilen vadede %40’ını bitirmeyi taahhüt ettiğini ancak yapmadığını işi hem düşük kalitede yaptığını hem de 18.12.2017 günlü delil tespit dava dosyasında işi bitirmesi için 4 ayın gerektiğini, ayrıca erde beton işleme kalitesinin çok düşük olduğunun tespit edildiğini, devam eden süreçte sözleşme süresinin uzatılması için görüşmeler yapılırken kötü niyetli olarak müvekkilince
sözleşmenin feshedildiğinin ileri sürdüğünü, işin uzaması sebebi olarak işçilerin işi bırakmasının sebep gösterildiğini, davalının işçilerin alacaklarını ödememesi sebebi ile ödemeleri müvekkilinin yaptığını, yapılan ödemeler için davalı aleyhine 16.06.2025 tarihinde .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyasından davacının ödemek zorunda kaldığı davalı/borçlunun işçilerin işçilik alacaklarına dair icra takibi başlattığını, dava dışı işçilerin .... İş Mahkemesinin– 2021/... – ... E arasındaki seri dava dosyaları, 2018/... E – 2018-... E sayılı dosyalarında sonuçlandığı ve ödemeleri davacıya
yaptığını, ayrıca hala devam eden .... İş Mahkemesinin 2022/... E. .... İş Mahkemesinin 2022/... E sayılı dosyalarında da bu durumun açıkça görüldüğünü, taraflar arasında imza edilen 24.07.2017 tarihli kaba inşaat sözleşmesinin 5.7, 7, 9.3, 14.2 ve ilgili
maddeleri gereği rücu kapsamında olan bu alacaklara karşı borçlu aleyhine icra takibi
başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile
aralarında olan 27.07.20217 tarihli sözleşmenin haksız feshi sebebi ile davalı aleyhine
açtıkları tazminat davacının kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, kısmen red
kararı sebebi ile istinaf başvurusu yaptıklarını, dosyanın halen istinaf incelemesinde
olduğunu, davacı yanın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin işin tamamı
müvekkili tarafından yapılacakmış gibi iddialarda bulunduğunu ancak sözleşmeden de
anlaşılacağı üzere müvekkil şirket işin tamamını üstlenmemiş, hatta inşaatın temelini ve
temel üstü bir kısım kolon ve perdelerin betonarme imalatlarını dahi müvekkil şirket
yapmamış, sözleşmeden önce davacı şirket tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin geneli
işçilik olmak üzere üstlendiği betonarme yapıyı yapabilmesi için öncesinde davacı şirketin
iş sahibi olarak sözleşmesel yükümlülüğünde olan işleri yapması, temin etmekle yükümlü
olduğu malzemeleri onaylı projelere, teknik şartnameye ve işin süresine uygun sürede
temin etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sözleşmesel yükümlülüklerinden çok daha fazla ve kapsamlı olduğu açıklıkla görüleceğini, müvekkil şirketin üstlenmiş olduğu işin
%80 oranındaki kısmı ise sadece işçilik olduğunu, davacı şirketin üzerine düşen
sorumlulukları yerine getirmediği için gecikme yaşandığını, davacı şirketin müvekkili
şirketin yaptığı sözleşme konusu yaptığı imalatların tam karşılığını, sözleşme harici yaptığı
imalatların karşılığını ve gecikmelerden kaynaklanan müvekkil şirketin maliyet artışı
zararlarını işin yapım sürecinde ödemediğini, davacı şirket yetkililerinin müvekkili şirkete
karşı hasmane tutumları nedeniyle işin yapım sürecinde müvekkil şirketin iş yapması engellendiği gibi, hakediş ödemeleri ve diğer alacaklarının da ödemesinin yapılmadığını,
.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas dosyada müvekkil şirketin davacı
şirketten alacaklı olduğuna karar verildiğini, davacı dilekçesinde belirtilen devam eden
dava ise inşaatın yapım sürecinde meydana gelen iş kazası ile ilgili olduğunu, taraflar
arasında imzalanan Sözleşmenin 6.6 Maddesi “C” şıkkında “İnşaat için yapılan all risk
sigortasının (13.817 usd/2) %50 si olan 6.908,50 usd tutarın inşaat süresindeki tekbul eden
aylık istikak tutarı hakkedişten kesilecektir” şeklinde belirtilmiş ve bu bedel müvekkil şirketin alacaklarından kesildiğini, Müvekkili şirket iş kazasından sonra iş kazasının sigorta
şirketine bildiriminin yapılmasını talep etmiş ancak davacı şirketin yaptırmış olduğu
sigorta poliçesi müvekkil şirketi ve çalışanlarını kapsamadığını, Davacı şirket tarafından 7
Ekim 2017 tarihinde meydana gelen iş kazasından sonra 25 Kasım 2017 tarihinde müvekkil
şirket yetkilisine hitaben gönderdiği eposta yazısında “Nurettin bey; İşveren sorumluluk
poliçesi ektedir” denildiğini, davacı şirketin müvekkil şirketi ve çalışanlarını kapsayacak
sigorta poliçesini iş kazasından sonra yaptırmış olması ile meydana gelen iş kazası sigorta
kapsamına alınmadığını, müvekkili şirket ve iş kazası geçiren çalışanı sigorta poliçesindeki
haklarından mahrum kaldığını, devam eden bu davada tüm maddi ve manevi kayıpların karşılanmasından sigorta poliçesinin bedelini müvekkil şirketten tahsil ettiği halde
zamanında yaptırmayan davacı şirketin sorumlu olduğunu, davacının .... İcra
Müdürlüğü’nden müvekkili aleyhine işleme koyduğu belgenin müvekkili şirketin verdiği
teminat mektubu olduğunu, davacının yangından mal kaçırırcasına müvekkili aleyhine
işleme girişse de yapılan yargılama sonunda müvekkili şirketin alacaklı olduğuna karar
verildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
İşbu dava konusu uyuşmazlık; davacı tarafça üçüncü kişilere işçilik alacağı olarak yapılan ödemelerin rücuen alacak kalemi olarak konu edilmiş olduğu ... Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Öncelikle ve özellikle belirtmek gerekirse, her ne kadar davalı tarafça, takibe ve rücu talebine konu edilmiş ilamların esasına yönelik bir takım iddialar ileri sürmüşse de, mahkememizce ilgili ilamların ve kurulan hükümlerin isabetli olup olmadığına dair değerlendirme yapma imkanı hukuken mümkün değildir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Asıl işveren ile alt işverenin birbirine karşı sorumluluk paylarına dair, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167'nci maddesinin 1'nci fıkrasına göre “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.” ve yine 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167'nci maddesinin 2 ve 3'ncü fıkralarına göre “Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” şeklinde düzenlendiği, bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, davacı asıl işveren ile davalı alt işverenler işçiye karşı müteselsilsen sorumlu bulundukları, kendi aralarındaki iç ilişkide (rücuda) teselsül olamayacağından, her biri kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olacağı, bu nedenle, her bir alt işverenin dava dışı işçiyi istihdam ettiği hizmet süresi ve ücret seviyesi üzerinden sorumlu bulunduğu rücu alacağının ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiği, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 168'nci maddesine göre “Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.” şeklinde olduğu, YHGK 2017/3-993 E - ████████ sayılı kararı ile rücu davalarında temerrüt için; rücu borçlusunu ayrıca temerrüde düşürmesine gerek olmadığı, temerrüt tarihinin ödemenin yapıldığı tarih olarak kabul edilebilmesi gerektiği, yine rücu alacağına yürütülecek faiz oranı yönünden ise tarafların tacir olması ve ilişkinin ticari iş niteliğindeki Hizmet Alım Sözleşmesinden kaynaklandığı göz önüne alınarak rücu alacağına avans faizi talep edilebileceği, müteselsil sorumlular arasındaki iç ilişkide (rücu ilişkisinde) her bir alt işverenin kıdem tazminatı sorumluluğunun işçi-işveren arasındaki iş hukuku hükümlerine göre değil, Borçlar Kanunu hükümlerine göre tespit edileceği, bu bakımdan, davalı alt işverenin “işçiye karşı” sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarları devir tarihindeki ücret seviyesi üzerinden hesaplanmakta ise de, işçi-işveren ilişkisinde uygulanması gereken iş hukuku hükümlerinde geçerli bu ilkenin asıl işveren-alt işveren arasındaki iç ilişkide (rücu ilişkisinde) uygulanmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olacağı, bu itibarla, dava dışı işçiye yapılan ödemelerin dayanağı olan ilamlar incelendiğinden davalının tek alt işveren olduğu (başkaca alt işveren nezdinde istihdamının söz konusu olmadığı anlaşılmakla), davalı alt işverenin sorumlu olacağı bölümünün tamamına isabet edeceği anlaşıldığından bilirkişi raporundaki hesaplamada da işaret edildiği üzere herhangi bir oranlamanın yapılmaması gerektiği,
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespitinin gerektiği, taraflar arasında imza edilen 24.07.2017 tarihli “ ... Otel Şişli İnşaatı Kaba İnşaat Kalıp Demir Beton İşleri Anlaşması” başlıklı sözleşmenin incelenmesi ile; 5.7 maddesi ile “ücret ve SGK primlerinden davalının sorumlu olduğunun” 7 ve 14.2 maddesi ile “iş kazasından meydana gelen tüm ödemelerden davalının sorumlu olduğunun” ve 9.3 maddesi ile “... dilerse, bu ANLAŞMA nedeniyle uğradığı tüm zarar, ziyan ve kar mahrumiyetini ve doğmuş tüm alacaklarını, teminatlardan tahsil edebileceği gibi, sadece ceza şartını teminatlardan tahsil edip, tüm zarar ziyan ve kar mahrumiyeti ile alacağını ayrıca talep edebilir. Bununla birlikte ...'nun bu sözleşme ve/veya sözleşme konusu iş nedeniyle bir zarara uğraması halinde, uğradığı zarar ziyan karşılamaya teminat yeterli gelmez ise teminatı aşan bakiye zararın Müteahhidden her zaman talep etme hakkına sahiptir. ...'nun fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklıdır, teminat ile sınırlı değildir” sözleşmeden doğan tüm zarardan davalının sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı görülmekle, davacı asıl işverenin dava dışı işçiye yaptı ödeme tutarının TBK 167. maddesi gereğince tamamını rücu edebileceğinin kabul edildiği,
Dava dışı işçilerin dava dosyaları, davacı yanca yapılan ödemeler incelendiğinde; dava dışı işçilere yapılan tüm ödemelerin davalı yanında geçen ve davacı ile davalı arasındaki eser sözleşmesine istinaden olan hizmet süresine ilişkin olduğu anlaşılmakla rücu ilişkisi kapsamında dava dışı işçilerce takibe konu edilen alacaklardan davalının sorumluluğunun tüm hizmet süresine/hüküm altına alınan tüm alacaklara ilişkin olduğu, (bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava dışı işçilerin işçilik alacaklarına dair ikame ettikleri dava ilamları incelendiğinde işçilerin “ işten çıkartıldıklarını” beyan ettikleri ve işten çıkış işlemlerin davalı yanca yapıldığı ve işbu ilamların kesinleşmiş olduğu) Yine taraflar arasında bahsi geçen sair yargılamalara ilişkin olarak ilgili dava dosyalarının taraflar arasındaki sözleşmenin eksik ifası iddialarına yönelik olup kesinleşmiş ilamlar sonucu doğmuş olan işçi alacakları ve bu yönde yapılan ödemelere herhangi bir etkisinin olmayacağının değerlendirildiği,
Buna göre kesinleşen mahkeme ilamlarına konu işçilik alacakları yönünden davacı tarafça yapılan ödemeler ve bu ödemeler yönünden talep edilebilecek işlemiş faiz hesabına göre davacı tarafça takip tarihi itibariyle icra takibine toplam (takip çıkışı olarak) 1.244.047,32-TL'nin konu edilebileceği, dava konusu icra dosyası kapsamında ise takip çıkışı toplam miktarın 1.196.651,38-TL olduğu, görüleceği üzere davacı tarafın icra takibine haksız olarak konu ettiği fazlaya dair isteminin bir söz konusu olmadığı, alınan bilirkişi raporunun talebi karşılar mahiyette, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, yerinde görülen davanın kabulü ile, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptaline ve icra takibinin ödeme emrinde belirtilen şartlar ile devamına, itirazın kaldırılmasına karar verilen asıl alacak likit mahiyette olduğundan yasal şartları oluştuğu için asıl alacağın %20'si oranına isabet eden 125.236,75-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak ile davacıya verilmesine ve tüm dosya kapsamına ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜ K Ü M / Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı tarafça yapılmış olan itirazın İPTALİNE ve icra takibinin ödeme emrinde belirtilen şartlar ile DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilmiş toplam 626.183,77-TL olan asıl alacağın %20'si oranına isabet eden 125.236,75-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak ile davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılmış toplam peşin harcın (20.435,82-TL) mahsubu ile karar tarihi itibariyle alınması gereken bakiye 61.307,46-TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca nisbi olarak takdir edilmiş 185.497,71-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yargılama kapsamında yapılmış harç, tebligat ve bilirkişi ücretinden ibaret toplam 30.425,46-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının re'sen davacı tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize sunulacak bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ..
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!