Basın özgürlüğü ile ticari kişilik hakları dengesinde haksız rekabetten kaynaklanan manevi tazminat davası istinafı.
Özet: İlk derece mahkemesi, davalıya ait internet sitesinde yayınlanan ve davacı şirketlerin yolsuzluk yaptığı izlenimi yaratıp ekonomik sıkıntılar yaşadığına dair mesnetsiz spekülasyonlar içeren haberin, şirketlerin kişilik haklarına saldırdığına ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca haksız rekabet oluşturduğuna kanaat getirmiştir; davalının savunmasının aksine haberin gerçek olaylara dayanmaması ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna vararak, saldırının boyutu ve basın özgürlüğü ile kişilik hakları dengesi gözetilerek her bir davacı şirket için 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2021NUMARASI : ████████Esas - ████████ KararDAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: █████/2019İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacılar vekili; davalıya ait "www.....net"alan adlı sitede █████/2019 tarihinde yayınlanan "...'den reklam geliri alan ...'nın geliri kesildi" başlıklı haber ile ... bünyesindeki davacı şirketlerin kişilik haklarına asılsız olarak saldırıldığı; yapılan haksız saldırı nedeni ile her bir davacı şirket için TTKnın 54 vd hükümleri uyarınca 15.000-TL olmak üzere toplam 45.000-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili; dava konusu haberin, bir başka yayın organında yayınlandığı ve haberin diğer yayın organından alınarak haber yapıldığı; haber içeriğinin "iddiaya göre", "medyaradarın haberine göre," şeklindeki ifadeleri içermesi nedeniyle haberdeki içeriklerin birer iddia olduğunun açık olduğu; tazminat gerektirecek nitelikte bir haksız fiilden söz edebilmek için kişilik haklarına saldıran bir yayın eyleminin varlığı, yayının hukuka aykırılığı ve yayın eyleminin zarar verici niteliğinin birlikte açıkça görülmesi gerektiği; ancak, dava konusu haberde bu unsurların olmadığı; dava konusu yayının "haber verme hakkı" çerçevesinde yapıldığı; bu nedenle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davacı ... AŞ'nin ... Gazetesi’nin yayın/imtiyaz hakkı sahibi; ... AŞ'nin ... ve ... Gazeteleri’nin yayın/imtiyaz hakkı sahibi; ... AŞ.'nin ise 24 logolu televizyonun yayın lisans hakkı sahibi olarak ... grubu bünyesinde ticari faaliyetini sürdürdüğü, somut olayda basın özgürlüğüne mi yoksa kişilik hakkına mı ağırlık verileceğini belirlemede kullanılacak ölçütler, kümülatif olmak üzere (i) görünür gerçeklik, (ii) kamu yararı ve toplumsal ilgi, (iii) güncellik ve (iv) öz biçim arasındaki dengedir." (...; Basın Yoluyla Kişilik Hakkının İhlalinin Tespitinde Kullanılan Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Ölçütlerinin Değerlendirilmesi; TBB Dergisi 2020(151), s. 259-302.)Anayasa Mahkemesi'nin Başvuru Numarası: ..., Karar Tarihi: █████/2015, R.G. Tarih ve Sayı: 8/███████-29556 kararında belirtildiği üzere; basının veya kişilerin ifadelerinde ticari söylemlerin var olması durumunda basın özürlüğünün daha sıkı bir şekilde denetime tabi tutulması gerektiğini, davalı şirkete ait internet sitesinde yayınlanan haberde; ... döneminde ...’ya... Belediyesinden her ay ‘reklam geliri’ adı altında 10 milyon lira bütçe aktarıldığı; Belediye Başkanlığı’nı ...’nun kazanması sonrası söz konusu bütçenin kesildiği; ...'nın mali sıkıntı yaşamaya başladığı ve bu sebeple ...’da işten çıkarmaların başladığı; ...’nin yüzde 40 küçülmeye gideceği; söz konusu küçülmenin ..., ... ve ... gazetelerine de yansıması beklendiği"nin belirtildiği, davalı tarafından söz konusu haber içeriğini doğrulayacak nitelikte herhangi bir delil sunulmadığı; dava dilekçesi ekinde sunulan internet çıktısında benzer içerikli haber yapan bir yayın kuruluşunun özür ve düzeltme yazısı yayınladığınin görüldüğü, her ne kadar davalı tarafından söz konusu haberin iddia niteliğini taşıdığı bu nedenle de hukuka aykırı bir eylemlerinin olmadığı belirtilmiş ise de iddia niteliğinde olsa dahi yayınlanan haberin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi için Yargıtay kararlarında belirtilen kıstaslara uygun olması gerektiğini, dava konusu haber ile davacı şirketlerin yolsuzluk yaptığı algısının oluşturulmaya çalışıldığı; aynı zamanda davacı şirketlerin ekonomik olarak sıkıntıya düştüğü ve küçülmeye gideceği yönünde spekülatif söylemlerde bulunulduğu; Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda ticari söylemlere ilişkin haberlerin daha fazla sınırlanabilir olduğunun kabulü ile haber içeriğinin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi için haberin gerçek olay ve olgulara dayanması; en azından görünür gerçeğe uygun olması gerekmesi sebebiyle bu söylemlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava konusu haberin davacı şirketlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu; dolayısıyla söz konusu haberin TTK.m.55/a-1 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı hareket tarzında davacılar yönünden haksız rekabet oluşturduğu kanaati ile davacıların manevi tazminat talebinin haklı olduğu kanaatine varılarak haberin sunuluş ve yayınlanış şekli, saldırının boyutu ve basın özgürlüğü ile kişilik haklarına saygı hakkı arasındaki denge gözetilerek her bir davacı için 5.000-TL manevi tazminat takdirinin hak ve nesafet kurallarına uygun düştüğü kabul edilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; her bir davacı bakımından 5.000-TL manevi tazminatın █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazla talebin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ : 1- Davalı vekili; davaya konu haberde kişilik haklarını ihlal edici nitelikte ifadeler yer almadığı, dava konusu haber, davacı şirketlerin ... ile olan ilişkileri ile ve davacı şirketlerde çalışanların işten çıkarılması ile ilgili olduğunu,dava konusu haberde ismi geçen çalışanlar işten çıkarılmıştır ve... Belediyesi ile olan reklam ilişkileri sonlandırılması olduğunu, bu durumun görünür gerçeğe uygun olduğunu, basın kamusal bir görev icra ettiğini, basının haber vermek, incelemek, eleştirmek, yorumlamak türünden eylemleri, hakkın/görevin icrası niteliğindedir ve bu açıdan hukuka uygun olduğunu, basının belirtilen görevini icrası Anayasal güvence altında olduğunu dava konusu haber, hukuka uygunluk sebeplerinin bulunması, düşünce ve ifade ve basın özgürlüğü kapsamında yazıldığını, manevi tazminat ödenmesini gerektiren koşulların bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Katılma yoluyla davacılar vekili; toplumsal ve bireysel hayatın en önemli unsurlarından biri haline gelen sosyal medya kullanımı, hızlı ve çok çabuk erişilebilir olması nedeniyle, paylaşımların hızlı bir şekilde yayılması ve üretilebilir olmasını mümkün kıldığını, davalının internet haber sitesi olduğu da dikkate alındığında, nefret içerikli söylemlerle davacıları halkın bir kesiminin kin ve nefretine maruz bıraktığını, bu itibarla haksız fiil/rekabetin gerçekleştiği mecra, haberin ulaştığı okuyucu sayısı, eylemin niteliği birlikte değerlendirildiğinde; hükmedilen manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu, haberdeki iddiaların davacıların ticari itibarına ağır bir saldırı olduğunu, davalının araştırmadan, başkalarının mesnetsiz iddialarını haberleştirmesindeki kastının eline geçen fırsatı değerlendirip davalıları aşağılayıp ticari itibarlarına saldırmak olduğu ortada iken; mahkemenin takdir ettiği tazminatın son derece düşük ve caydırıcı olmaktan uzak olduğu nazara alınarak kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE :Dava; yayın suretiyle kişilik haklarına saldırı ve haksız rekabet iddiasıyla açılan manevi tazminat istemine ilişkindir.Somut olayda davalı tarafından yapılan "Hükümete yakın medya kuruluşlarından ...’da başlayan işten çıkarmaların, ...Belediyesi’nin (...) ...’den ...’ye geçmesiyle ilgili olduğu öne sürülüyor. İddiaya göre, ... döneminde ...’ya ... nden her ay ‘reklam geliri’ adı altında 10 milyon lira bütçe aktarılıyordu. Belediye Başkanlığı’nı ...’nun kazanması sonrası ise bu bütçe kesildi...., ... ve ... gazeteleriyle ...’yi bünyesinde bulunduran ...’da geniş çaplı bir tenkisat başlatılmıştı. İşten çıkarılanlar arasında, ...’nin iki tanınan ekran yüzü ... ve ...’nin yanı sıra gece editörü ..., gece moderatörü ... ve şef yönetmen ... bulunuyor.‘Yüzde 40 küçülebilir ’... sitesinin haberine göre, ...’nin yüzde 40 küçülmeye gideceği söyleniyor. ..., ..., ... ve ... gazetelerine de yansıması bekleniyor.‘İmamoğlu kesti’İddiaya göre, ...’da yaşanan bu krizin, ...’nin... Belediyesini kaybetmesiyle ilgisi bulunuyor. ...’ın haberinin ilgili bölümü şöyle: “İddialara göre ..., ...Belediyesi’nden her ay reklam geliri adı altında 10 milyon lira bütçe alıyordu. ... Parti’nin belediyeyi kaybetmesi ve göreve ...’nun gelmesiyle bu bütçe kesildi ve ... mali sıkıntı yaşamaya başladı."şeklinde haber yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık bakımından incelenmesi gereken TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın █████████ esas, ████████ karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır.Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayımın haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Davalının davaya konu haberinde, davalının davaya konu yayında, davacı şirketlerin ...'den reklam geliri altında her ay 10 milyon TL aldıkları, ... yönetimindeki değişiklikten sonra bunu alamadıkları için tenkisata gidildiğini ve bunun devam edeceğini ileri sürdüğü, haberin bu şekilde olgu isnadı niteliği taşıdığı, haberin yapılmasında basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, objektif sınırlar içinde kalınmadığı, medyaradarın haberine göre işten çıkarmaların devam edeceği, ... sebebinin ... seçimleri olduğu, ...'nın Büyükşehir Belediyesi'nden her ay reklam geliri adı altında 10 milyon TL bütçe aldığı şeklindeki yayında yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, gereksiz yere incitici beyan niteliğinde olduğu, davacıları ve faaliyetlerini kötüleyen yayın içeriğinin haksız rekabet teşkil ettiği ve manevi tazminatı gerektirdiği sonucuna varılmasında isabetsizlik bulunmamıştır.Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacılar üzerindeki etkisi, olay tarihi ve manevi tazminatın amacı malvarlığında ki bir kazanımı amaçlamadığı dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yeterli bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin hukuka aykırılık bulunmadığı, davacılar vekilinin takdir olunan manevi tazminatın azlığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin ve katılma yoluyla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 539,70-TL harcın mahsubu ile kalan 192,30-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 1.024,65-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 256,90-TL harcın mahsubu ile kalan 767,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar ve davalı tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içindetemyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiylekarar verildi. █████/2026