İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin kambiyo senetlerinden kaynaklanan itirazın iptali davasında zorunlu arabuluculuk, yetki ve zamanaşımı itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Davacı şirketin karşılıksız çeklere dayalı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği davada, davalı vekili, zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi ve yetki itirazları ile davanın usulden reddini; esas yönünden ise borcun bulunmadığını ve özellikle 72.000 TLlik çekin ibraz tarihinden dört yıl sonra takip başlatılması nedeniyle mülga Ticaret Kanunundaki altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek itirazlarının haklı olduğunu ve davanın reddini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalılardan İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasının dayanağı olan 10.11.2010 tarihli ve 72.000,00 TL bedelli çek ile 20.12.2010 tarihli ve 66.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle alacaklı olduğunu, iş bu çeklerin müvekkil şirket tarafından tahsil için bankaya ibraz edilmiş ise de çeklerin karşılıksız çıktığını, bunun üzerine müvekkil tarafından istanbul .... icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyası ile (eski esas no: ... E. ) icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından takibe haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla davalılara karşı istanbul .... icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyası ile (eski esas no: ... e.) başlatılan icra takibine vaki itirazlarının iptali için işbu davayı ikame etmek gerektiğini belirterek davanın kabulüne, davalıların istanbul .... icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle usuli açıdan belirtmek gerekirse dava görevli mahkemede açılmadığını, dava dilekçesindeki iddialar incelendiğinde, davacının ticari şirket olduğu ve çekten kaynaklanan bir alacak iddiasından söz ettiği anlaşıldığından davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği izahtan vareste olduğunu, dava Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğinden ve öne sürülen alacak iddiasının çekten kaynaklandığı iddiası dikkate alınarak 7155 sayılı kanunun 20. maddesi ile ttk'ya eklenen ttk'nın 5/a maddesi gereğince böyle bir alacak davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi mecburi olduğunu, oysa ki somut olarak bu davaya özgü ve davalı müvekkilim ...'ü hedef alan geçerli bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığından, zira davacının da dava dilekçesinde böyle bir iddiası mevcut olmadığından davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibine karşı ileri sürülen yetki itirazında belirtildiği üzere icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığı gibi huzurdaki bu davada yetkili mahkemede açılmadığını, gerçekten de müvekkilinin yerleşim yerinin kocaeli'nde bulunmasına, takip dayanağı çeklerin verildiği banka şubesinin de kocaeli'nde bulunmasına, takip dayanağı çeklerin keşide yerlerinin de (ödeme yeri) kocaeli'nde bulunmasına göre takip yetkili icra dairesine yapılmadığı gibi itirazın iptali davası da yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili olmayıp Kocaeli Asliye Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davalarında diğer genel dava şartlarının yanında özel dava şartı olarak aranan bir hususun da : ' ortada yetkili icra dairesinde açılmış ve usulüne uygun bir icra takibinin bulunması' olduğunu, ortada yetkili icra dairesine yapılmış geçerli ve usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığından itirazın iptali davasının özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe karşı müvekkili tarafından yapılmış takibe ve borca itirazların tamamı fevkalade yerinde ve isabetli olup itirazlarının kanunen haklı olduğunu ve haksız itiraz olmadığından itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, gerçekten de müvekkilinin takip dayanağı çeklerde imzası bulunsa da, müvekkilinin takip dayanağı çeklerden dolayı gerçekte davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, kaldı ki davanın dayanağını teşkil eden eski esası ... yeni esası ise ... olan İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün icra takip dosyası incelendiğinde takibin 2 adet çeke dayandırıldığı, anılan çeklerden 72.000,00 tl meblağlısının keşide tarihinin 10.11.2010 olduğu, ve aynı tarihte muhatap bankaya ibraz edildiğini fakat bu tarihten tam olarak 4 yıl sonra yani 10.11.2014 tarihinde icra takibine konulduğunu dolayısıyla anılan çekin ibraz bitim tarihi baz alınarak zaman itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı eski ticaret kanunu'muzun 726/1 md.sindeki 6 aylık zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğunun anlaşıldığını, bu itibarla anılan çekin zamanaşımına uğramış olduğu bu sebeple çekten doğan alacak ve müracaat hakkının düşmüş olduğu anlaşılacağından takibe ve borca yapılan itirazlarının haklı olduğunu ve açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, takip dayanağı çeklerden 66.000,00 tl meblağlı olanın da keşide tarihinin █████/2010 olduğu ve aynı tarihte muhatap bankaya ibraz edildiğini ancak bu tarihten yaklaşık olarak 3 yıl, 10 ay, 20 gün sonra █████/2014 tarihinde icra takibine konulduğunu, dolayısıyla çekin ibraz bitim tarihi baz alınarak zaman itibariyle uygulanan 6762 sayılı ticaret kanunumuzun 726/1. maddesindeki 6 aylık zamanaşımı süresinin bu çek bakımından da geçirilmiş olduğu bu itibarla çeklerin zamanaşımına uğramış olduğu bu sebeple çeklerden doğan alacağın ve müracaat hakkının düşmüş olduğu anlaşılacağından takibe ve borca itirazın da haklı olduğunu hatta icra takip dosyasını detaylı incelediğinde icra takip dosyasındaki dosya isteme yazılarından yola çıkarak araştırma yaptıklarında davacı şirketin takip dayanağı çeklerden doğan alacağın zamanaşımına uğratılması nedeniyle takibi başlatan eski vekili Av. ...'a karşı İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi'nin █████████ E. sayılı davasıyla alacak hakkını zamanaşımına uğratmaktan zarar - ziyan (tazminat) davası açtığı Tüketici Mahkemesi'nin görevsizlik kararı vermesi üzerine, dosyanın İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ E. sayılı davasıyla görülmeye devam ettiğini de tespit etmiş bulunduklarını, bu hususun dahi davacının ne denli kötü niyetli olduğunu ve davanın nasıl bir kötü niyetle açıldığını açıkça ortaya koyduğunu, dolayısıyla dava yalnızca haksız, yersiz ve mesnetsiz olmayıp aynı zamanda kötü niyetli bir dava olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle usuli açıdan belirtmek gerekirse davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava dilekçesindeki iddialar incelendiğinde, davacının ticari şirket olduğu ve çekten kaynaklanan bir alacak iddiasından söz ettiği anlaşıldığından davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği izahtan vareste olduğunu, bu nedenle Mahkememizin görevli olmadığını, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple TTK 4-5 ve HMK 114/1-c maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının esas bakımından da kötü niyetli, haksız, yersiz ve mesnetsiz olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe karşı müvekkili tarafından yapılmış takibe ve borca itirazların tamamı fevkalade yerinde ve isabetli olduğunu ve itirazlarının kanunen haklı olup haksız itiraz olmadığından itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, takip dayanağı çeklerden 66.000,00 TL meblağlı olanın da keşide tarihinin █████/2010 olduğu ve aynı tarihte muhatap bankaya ibraz edildiği ancak bu tarihten yaklaşık olarak 3 yıl, 10 ay, 20 gün sonra █████/2014 tarihinde icra takibine konulduğunu dolayısıyla çekin ibraz bitim tarihi baz alınarak zaman itibariyle uygulanan 6762 sayılı Ticaret Kanunumuzun 726/1. Maddesindeki 6 aylık zamanaşımı süresinin bu çek bakımından da geçirilmiş olduğu bu itibarla çeklerin zamanaşımına uğramış olduğunu bu sebeple çeklerden doğan alacağın ve müracaat hakkının düşmüş olduğu anlaşılacağından takibe ve borca itirazlarında haklı olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin █████/2022 tarihli ████████ Esas E. ████████ K. sayılı kararı ile;
Mahkemece; "1-Davanın zamanaşımı nedeni ile reddine,
2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
Dairemizin █████/2025 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; "1-Davacı vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile;
2-İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ E.-████████ K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA," karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından 2010 yılının başlarında Kocaeli İzmit ...'da bulunan 20 dönüm civarındaki tarlaların hisselerinin toplanması, hacizlerin kaldırılması ve tapu devrinin şirketlerine yapılması amacıyla ödeme talep edildiğini, davalının aldığı para karşılığında dava konusu çekleri ciro ederek teminata verdiğini, aradan geçen süreye rağmen davalının tapu devrini gerçekleştiremediğini, icra takibine konu çeklerin kambiyo vasfını yitirdiğini, bu nedenle 6 aylık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını, alacağın Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla değil genel haciz yoluyla başlatıldığını, yerel mahkemece yapılan zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin verdiği kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılmış, görevsizlik kararı ile yukarıdaki esasa kayıt edilmiştir.
Davacı .... Şti. Vekili, müvekkil şirketin, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 10.11.2010 tarihli 72.000 TL bedelli çek ile 20.12.2010 tarihli 66.000 TL bedelli çek nedeniyle davalılardan alacaklı olduğunu, söz konusu çeklerin tahsil amacıyla bankaya ibraz edildiğini ancak karşılıksız çıktığını, bunun üzerine eski esas numarası ... olan ve sonradan ... esas numarasını alan icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların takibe haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduklarını ileri sürerek; davalıların icra takibine yaptıkları itirazların iptaline, takibin devamına ve alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında alacaklının .... Şti., borçluların ise ... ve ... olduğu, ilamsız takip başlatıldığı, takibin 10.11.2010 tarihli 72.000 TL bedelli çek ile 20.12.2010 tarihli 66.000 TL bedelli çeke dayandığı, çeklerde keşidecinin ..., cirantaların ise ... ve alacaklı şirket olduğu, borçluların itirazı üzerine 12.10.2020 tarihinde takibin durdurulduğu, bunun üzerine süresinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir.
Mahkemece, çeklerin keşide tarihlerinin 10.11.2010 ve 20.12.2010 olduğu, dolayısıyla ibraz sürelerinin dolduğu tarihte yürürlükte bulunan yasal düzenleme gereği altı aylık zamanaşımına tabi oldukları, icra takibinin ise 10.11.2014 tarihinde başlatıldığı, bu nedenle takip tarihinde çeklerin zamanaşımına uğramış bulunduğu, keşideci ... yönünden, altı aylık müracaat zamanaşımına ek olarak sebepsiz zenginleşmeye ilişkin bir yıllık sürenin de geçtiği, zamanaşımına uğrayan çeklerin kambiyo vasfını kaybettiği ve tek başına ilamsız takibe dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalıların kötü niyet tazminatı talebini ise davacının kötü niyeti ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Davacı vekili karara karşı istinaf talep etmiştir.
6762 Sayılı TTK.nın 726. maddesinde çek için düzenlenen zamanaşımı süresi altı ay iken █████/2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanun'un 7. maddesiyle süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nun 6273 Sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç yıldır. Çekler yönünden zamanaşımı süresinin başladığı tarihte hangi yasa yürürlükte ise, o yasada öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre,zamanaşımı süresi █████/2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde altı ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise üç yıldır.
Somut olayda; çeklerin 10.11.2010 ve 20.12.2010 keşide tarihli oldukları , 6762 Sayılı TTK'nın 708. maddesi gereği ibraz süresinin 10 gün olduğu buna göre , zamanaşımı süresinin 6 ay olduğu, icra takibinin ise 10.11.2014 tarihinde başlatıldığı dolayısıyla çeklerin takip tarihinde zamanaşımına uğramış oldukları görülmektedir. Bu durumda müracaat hakkını yitiren hamilin alacağına kavuşabilmesi için süresi içerisinde sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda keşideciden alacağını talep edebileceği, TTK'nun 644. maddesine dayalı olarak hamilin keşideciye karşı çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren (1) yıl içinde takibe geçmesi gerektiği dikkate alındığında davalı keşideci ... yönünden, TTK'nun 644. Maddesine dayalı değerlendirme yapılması gerekir ise de, diğer davalı ... yönünden ise , bu davalının dava konusu çeklerde ara ciranta konumunda olduğu, hamilin zamanaşımına uğrayan çeke dayalı olarak borcu düşmüş olan cirantaya karşı sebepsiz zenginleşmeye dair istem ileri süremeyeceği, ancak ciranta ... ile davalı hamil arasında temel ilişki bulunduğu, zamanaşımına uğrayan çeklerin adi yazılı delil başlangıcı vasfında olduğu , temel ilişkiye dayalı alacağın varlığını ispat külfetinin alacaklıda olduğu , yazılı delil başlangıcı mevcut olduğundan artık temel ilişki yönünden alacağın tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabileceği dikkate alınarak davacıya ispat olanağı tanınmak suretiyle gösterdiği deliller toplanarak bir karar verilmesi gerektiği, kararın bu yönü ile eksik incelemeye dayalı olduğu kanaatine varıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- İstanbul ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../███████ tarih, 2025/.... E. 2026/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!