Danıştay 8. Dairenin, Iğdır Üniversitesi öğrencisinin önceki eğitimden ders muafiyeti ve intibak talebinin süreaşımıyla reddi kararı temyizi üzerine verdiği karar.
Özet: Bir üniversite öğrencisinin, önceki lisans ve önlisans programlarında aldığı derslerden muafiyet talebi ile ilgili üniversite yönergesi maddelerinin iptali istemiyle açtığı dava, ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi tarafından, öğrencinin idari işlemin tebliğini takip eden yasal sürelerde dava veya itiraz başvurularını yapmaması ve bu nedenle süre aşımı gerekçesiyle reddedilmiş olup, bu ret kararlarının temyizen incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun da tebliğden itibaren otuz günlük yasal süre geçtikten sonra yapıldığı tespit edilerek, davanın tüm aşamalarında usuli sürelerin esas alındığı anlaşılmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: ... Üniversitesi Ziraat Fakültesi ... Bölümünde öğrenci olan davacının, daha önce bitirmiş olduğu lisans, önlisans ve meslek yüksekokulu programlarında gördüğü bazı derslerin intibakı yapılarak derslerden muafiyet sağlanması için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddine dair kararın yeniden değerlendirilerek itiraz hakkında Üniversite Yönetim Kurulunca başvuru yaptığı derslerden tarafına muafiyet sağlanması ve Iğdır Üniversitesi Muafiyet ve İntibak İşlemleri Yönergesi'nin dayanak maddelerinin iptal edilmesi talebiyle ... tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin Ziraat Fakültesi Dekanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile işlemin dayanağı olan Iğdır Üniversitesi Muafiyet ve İntibak İşlemleri Yönergesi'nin 5/1(ç)ve 6/1(1) maddelerinin (ilgili kısımlarının) iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin; muafiyet ve intibak talebinin kısmen reddine dair karara karşı yapılan itirazı hakkındaki Muafiyet ve İntibak İşlemleri Komisyonunun █████/2022 tarihli kararına, söz konusu kararın 3 ve 4 numaralı maddelerinin iptal edilerek itirazı hakkında Üniversite Yönetim Kurulunca karar alınması, ayrıca muafiyet ve intibak talebi reddedilen (█████/2022 tarihli kararın 3 ve 4 numaralı kararlarıyla reddedilen, Köy Sosyolojisi, Üniversite Yaşamına Geçiş, Kariyer Plânlama, Mikro Ekonomi, Tarım Ekonomisinde Bilgisayar Kullanımı, Tarım İşletmelerinin Analizi ve Plânlanması, Tarımsal Pazarlama, Tarım Muhasebesi, Meslekî Yabancı Dil I ve II, İletişim ve Sunum Teknikleri dersleri ile ilk başvurusu ve itiraz başvurusunda yer alan ancak muafiyeti kabul edilmeyen Akademik Türkçe, Gıda İşletmeciliği, Kırsal Turizm derslerinden oluşan) 14 aynı ders için muafiyet tanınması talebiyle yaptığı itirazın reddine dair kısmı ile Iğdır Üniversitesi Muafiyet ve İntibak İşlemleri Yönergesi'nin 6'ncı maddesinin (l) bendi(ilgili kısmı) yönünden davanın süre aşımı yönünden reddine; davacının önceki başvurularında yer almayan ve Komisyon kararlarına konu olmayan 12 yeni ders yönünden muafiyet tanınması talebinin reddine dair kısmı ile işlemin dayanağı olan Iğdır Üniversitesi Muafiyet ve İntibak İşlemleri Yönergesi'nin 5'inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi(nin) (ilgili kısmı) yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Değerlendirme Komisyonunun █████/2022 tarihli kararıyla muafiyet talebi kabul edilmeyen dersler için muafiyet tanınması talepleriyle davacı tarafından yapılan başvurunun İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olmadığı, davacı tarafından komisyon kararının tarafına posta yoluyla gönderilmesi üzerine en geç öğrenildiği tarih olan (ve davacı tarafından beyan edilen) █████/2023 tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde ya idareye 11. madde kapsamında başvuru yapılması ya da doğrudan dava açılması gerekirken, dava açma süresi geçirildikten çok sonra ... tarihinde başvuru yapıldığı, dolayısıyla işlemin bu kısmının esasının da süre aşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığı, komisyon kararı yönünden dava süresinde açılmadığından bu kararın dayanağı olan Iğdır Üniversitesi Muafiyet ve İntibak İşlemleri Yönergesi'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Muafiyet başvuruları öğrencinin ders kaydını yaptığı ilk yarıyılda akademik takvimde belirlenen süreler içinde yapılır" kısmı yönünden de davanın süresinde açılmadığı, bu haliyle davanın süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararıyla; █████/2025 tarihinde tebliğ edilen Daire kararına karşı 30 (otuz) günlük temyiz yoluna başvuru süresi içinde ve en geç █████/2025 Çarşamba günü temyiz yoluna başvurulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra █████/2025 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı, █████/2025 tarihinde Daire kayıtlarına giren davacının ek beyan dilekçesinde; ablası E. M. S. ile aynı konutta ikâmet etmedikleri ve tebligatın usulsüz olduğunun ileri sürüldüğü, ancak; ablası ile aynı konutta ikâmet etmediklerine dair herhangi bir ispatlayıcı belge sunulmadığı gerekçesiyle davacı tarafından yapılan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının tarafına usulsüz tebliğ edildiği, bu haliyle beyan ettiği tarihin dikkate alınmak suretiyle temyiz başvurusunun süresinde kabul edilerek uyuşmazlığın esası yönünden inceleme yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklama yapılmak suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY :(X)- Uyuşmazlıkta; davacı tarafından ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde öngörülen usule uyulmaksızın tarafına usulsüz tebliğ edildiği, temyiz başvurusunun süresinde kabul edilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği ileri sürüldüğünden; uyuşmazlığın çözümü için, 7201 sayılı Tebligat Kanununun "Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 16. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanununun "Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 16. maddesinde; kendisine tebliğ yapılacak şahsın adresinde bulunmaması halinde tebliğin, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde de benzer kurala yer verilmiş olup; "Muhatap yerine tebligat yapılacak kişinin yaş ve ehliyet şartı" başlıklı 34. maddesinde ; "(1) Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve açıkça anlaşılır bir şekilde ehliyetsiz bulunmaması gerekir.(2) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya diğer bir hastalık ya da engel sebebiyle kendisi ile anlaşma imkanı olmayan kişiye tebligat yapılmaz.(3) Muhatap adına kendisine tebligat yapılacak olan, görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı veya açıkça anlaşılır bir şekilde ehliyetsiz olur ve o adreste muhatap yerine tebligat yapılacak başka bir kişi de bulunmazsa 30 ve 31 inci madde hükümlerine göre işlem yapılır." kuralı yer almaktadır.Tebligat Kanunu ve bu Kanun'a dayanılarak yürürlüğe giren Yönetmelik hükümleri usuli işlemlere ilişkin kurallar içermektedir. Anılan işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan işlemlerdir. Dolayısıyla; tebliğ işlemi ve tarihi, ancak; Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle uygulanması halinde ispat olunabilir. Zira; Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi (tebligatın bilgilendirme fonksiyonu) ve bu hususların belgeye (tebligatın belgelendirme fonksiyonu) bağlanmasıdır. Dolayısıyla; Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin bütün yönleriyle uygulanması zorunludur. Tebligat Kanunu ile Yönetmelikte öngörülen şekilde işlem yapılmaması halinde işlemin gerçekten yapıldığı belgelendirilmiş sayılmaz. Nitekim, Kanun’un ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı yerleşik yargısal içtihatlarda da açıkça vurgulanmıştır.Öte yandan; Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi hâlinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermediğinden; Mahkemece, her somut olayın özelliği, oluş şekli, gerçekleşen maddi olgular çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2022 tarih ve E:███████-345, K:█████████ sayılı kararı ile █████/2022 tarih ve E:███████-178; K:████████ sayılı kararlarında da benzer tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; Tebligat Kanunu’nun 16. maddesinde belirtilen şahıslara muhatap adına tebligatın yapılabilmesi için muhatap o adreste olmakla beraber sadece tebligatın yapılacağı sırada orada bulunmaması gerekir. Muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığı saptanmadan Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre tebliğ yoluna gidilemez. Öncelikle kendisine tebliğ yapılacak şahsın adreste bulunmadığı tespit edilerek mazbataya yazılmalı, daha sonra aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine tebligat yapılmalıdır. Muhatabın tebliğ yapılacağı sırada ikametgah adresinde bulunmadığı tespit edilip tebligat tutanağına yazılmamış ise ve/veya aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine tebligat yapılmamışsa kişiye yapılan tebliğ, usulsüz tebliğdir.Dolayısıyla; Kanun'un "Usulüne aykırı tebliğin hükmü" başlıklı 32. maddesinde yer alan; "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." kuralı uyarınca, ilgilinin öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin dikkate alınması gerektiği açıktır. Uyuşmazlıkta; davacı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden kendisinin "... Mah. ... Sk. ... Apt. No:... İç Kapı No: ... - .../..." adresinde; tebliğ mazbatasını imzalayan ablası E. M.S.'nin ise; "... Mah. ... Sk. ... Apt. No:... İç Kapı No: ... - .../..." adresinde ikamet ettiği görüldüğünden, davacı ile aynı konutta yaşamayan ablası E.M.S.'ye yapılan tebligatın Tebligat Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca usulsüz olduğu, dolayısıyla davacının öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin esas alınması suretiyle temyiz kanun yolu başvuru süresinin hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Olayda; davacı tarafından; █████/2025 tarihinde UYAP ortamından gönderilen temyiz başvuru dilekçesinde öğrenme tarihi olarak █████/2025 tarihinin beyan edildiği, akabinde █████/2025 tarihinde yine UYAP ortamından gönderilen ek beyan dilekçesinde; her ne kadar öğrenme tarihi olarak █████/2025 (dilekçede sehven 20 Şubat yazılmıştır.) beyan edilmiş ise de tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek herhangi bir öğrenme tarihi beyan edilmediği, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararıyla temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi üzerine anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusuna ilişkin dilekçede (█████/2025 tarihli) ise; öğrenme tarihi olarak █████/2025 tarihinin beyan edildiği görülmektedir. Bu durumda; her ne kadar tebligatın Tebligat Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca usulsüz olduğu, dolayısıyla davacının öğrenme tarihinin dikkate alınması gerektiği açık ise de; davacı tarafından beyan edilen çelişkili tarihler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, █████/2025 tarihli temyiz başvuru dilekçesinde beyan ettiği █████/2025 tarihi dikkate alınmak suretiyle temyiz başvuru süresinin hesaplanması gerektiği kanaatine ulaşılmış olup; temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer alan gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.