İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satıştan kaynaklanan ve davalı tarafından keyfi feshedilen yarı römork siparişi sözleşmesi nedeniyle oluşan kar mahrumiyeti ve fiyat farkı tazminatı davası.
Özet: Davacı, davalıdan belirli bir tarihte teslim edilmek üzere sipariş ettiği ve ön ödemelerini yaptığı beş adet standart perdeli yarı römorkun, davalı tarafından Covid-19 gerekçesiyle ancak esasen artan fiyatlar ve davacının bu ürünleri üçüncü şahıslara satma eğilimi iddiaları nedeniyle tek taraflı ve haksız yere iptal edildiğini belirterek, bu durumun yol açtığı yüksek maliyetli alternatif alım ve teslimat gecikmesinden kaynaklanan fiyat farkı ile dorselerin kullanılamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybının ticari faiziyle birlikte tazminini talep etmektedir; davalı ise savunmasında iddiaların zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme kurulmadığını ve davacının piyasadaki boşluklardan faydalanarak araçları karaborsada satma amacı güden fırsatçı bir yaklaşım sergilediğini öne sürerek davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 01.09.2021 tarih ve ---------- no'lu fiyat teklifi ile davalıdan 5 adet ---------- Marka --------- Ürün Föyü -------- olan ve teslim adresi ---------- olan Standart Perdeli Yarı Römork siparişi verildiğini, bu ürünlerin teslim tarihinin 2022 yılının 5. haftası olarak kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca davalıya 10.09.2021 tarihinde 5.000,00 Euro, 17.11.2021 tarihinde 20.000,00 Euro olmak üzere toplamda 25.000,00 Euro ödeme yapıldığını, teslim tarihi olan 2022 yılı 5.haftası itibariyle 02.02.2022 tarihinde 122.500,00 Euro ödendiğini, müvekkilinin, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafın Covid- 19 nedeniyle taleplerini iptal ettiğini bildirdiğini, ancak davalının iptal sebebinin aslında Covid-19 olmadığını, taraflar arasında yapılan yazışmalarda talep edilen dorse fiyatlarında artış olduğunu, müvekkili için dorseleri satmayı planladığı, bu amaçla pazar ağını genişletmek amacı ile reklam verildiği gerekçesi ile yapılan sözleşmenin iptal edildiğini, bunun akabinde ise müvekkilinin başka bir firma olan ----------- isimli bir firmadan yeniden aynı nitelikte dorse almak için teklif vermek zorunda kaldığını ve 08.03.2022 tarihinde 513.443,70 TL üzerinden 2022 yılı Aralık ayı teslim tarihi olan siparişlerini vermek zorunda kaldığını, gelen zamlar neticesinde her bir dorse fiyatına yaklaşık 7.500,00 Euro zam geldiğini, ayrıca 2022 yılının 5. haftasında teslim alacağı dorseleri davalı ile iptal edilen sözleşme nedeniyle 2022 yılı Aralık ayında teslim alacağını, müvekkilinin sipariş vermiş olduğu dorselerin kendisine verilmiş olması halinde dorseleri taşımacılıkta kullanacağını, teslim edilmemesinden dolayı çalışmadığı süre zarfındaki kârdan da mahrum kaldığını, müvekkilinin sözleşmenin feshini gerektirecek bir eylemi olmamasına rağmen davalının keyfi olarak sözleşmeyi iptal ettiğini ve müvekkilinin mağdur ettiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafın fiyat artışların ve müvekkilinin alacağı dorseleri 3.şahıslara satacağı nedeni ile serbest piyasa koşulları ile bağdaşmayan nedenlerle feshettiğini, müvekkilinin hem dorseleri zamanında teslim almaması nedeniyle kazanacağı kârdan mahrum kaldığını, hem de davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle dorselerde meydana gelen fiyat artışı nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek, davalının keyfi olarak 5 adet dorse siparişlerini iptal etmesi nedeniyle yeni dorse siparişi vermek zorunda kalması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL zararın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, davalının keyfi olarak 5 adet dorse siparişlerini iptal etmesi nedeniyle 2022 yılının 5.haftasından yeni dorselerin teslim tarihi olan 2022 yılı Aralık ayı arasında dorselerin çalıştırılacak olması nedeniyle uğranılan zararın şimdilik 5.000,00 TL'sinin işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davadaki taleplerin zamanaşımı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının, müvekkili şirketten 5 adet -------- marka standart perdeli yarı römork satın almak istediğini müvekkili şirkete bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirket satış yetkilileri tarafından davacıya 07.09.2021 tarihinde fiyat teklifi gönderildiğini, müvekkilinin davacı ile sözleşme yapılmasına dair kesin bir irade ortaya koymamışken ve böyle bir talebi olmamasına rağmen davacı tarafından 10.09.2021 tarihinde müvekkili hesabına peşinat adı altında 5.000 Euro gönderdiğini, bu esnada davacının müvekkilinden davaya konu 5 treylerden evvel aldığı 2 adet treylere ilişkin KDV dahil 257.890,24 TL tutarlı 15.09.2021 tarihli fatura düzenlendiğini, araçlardan ilkinin 18.09.2021 tarihinde, ikincisinin ise 01.10.2021 tarihinde davacıya teslim edildiğini, araçlara ilişkin ödemelerin alındığını, davacının 18.09.2021 tarihinde teslim aldığı dava konusu olmayan aracı 24.09.2021 tarihinde ---------- isimli sitede 315.000,00 TL bedel karşılığında online olarak satışa çıkardığını, davacının, müvekkilinden 257.890,24 TL'ye satın aldığı aracı teslim aldıktan yalnızca 6 gün sonra 57.110 TL kar koyarak fırsatçılık yapmaya çalıştığını, müvekkilinin, karaborsadan satılan bir araç tespit ettiğinde bir daha o müşteriyle çalışmadığını, dünya genelinde treyler üreticisi yaşanan yarı iletken chip ve hammadde sıkıntısı ile özellikle ticari araçların bulunabilirliğinin zorlaşması sonucunda söz konusu zor durumdan yararlanmak isteyen kişilerin engellenmesi ve cezalandırılması için müvekkilinin elinden gelen tüm gayret ve çabayı göstermeyi ilke edindiğini, müvekkilinin, kara yolu taşımacılığında aracı kullanarak müşteriye doğrudan satış yaptığını, ikinci ele satış uygulaması bulunmadığını, bayisinin bulunmadığını, davacının, müvekkilinden satın aldığı aracı online satış platformunda satışa sunduğundan haberdar olması sonucunda müvekkilinin davacı ile iletişime geçerek davacının bu araç satışlarını yapmayacağını, yaptığını yanlış olduğunu, dava konusu 5 adet araca ilişkin satış görüşmelerinin bu nedenle iptal edileceğinin, evvelce alınan iki araca 6 ay satılamaz kaydı konulmasına ilişkin protokol yapılması gerektiğinin ifade edildiğini, davacının ise müvekkilinin protokol istemine yanaşmadığını, bu görüşmeden sonra müvekkilinin davacı ile dava konusu 5 araca ilişkin satış görüşmelerini sonlandırdığını, davacıdan müvekkilinin talep etmediği halde gönderdiği 5.000,00 Euro peşinatı iade etmek üzere hesap numarası istediğini, davacının 27.09.2021 tarihli görüşmede ilgili hesap numarasını göndereceğini söylemesine rağmen hesap numarasını müvekkiline göndermediğini, akabinde iki kez kasıtlı olarak yanlış hesap numarası gönderdiğini, 01.10.2021 tarihinde davacının müvekkili şirkete e-mail göndererek 18 Eylül'de teslim aldıkları dorseyi satmayı planladıkları bir aracın Pazar ağını genişletmek amacıyla reklam amacıyla internet ortamında paylaşıldığı, konunun yanlış anlaşıldığının bildirildiğini, müvekkilinin yeniden davacı ile görüşerek araç daha önce teklif ettiği protokolün yapılmasını önerdiğini, ancak davacı tarafından protokol talebinin kabul edilmediğini, bunun üzerine müvekkilinin, davacı tarafından yapılan peşinat ödemesinin iadesi için davacıdan yeniden hesap numarası istediğini, ancak davacının yine yanlış hesap numarası bildirdiğini, akabinde telefonlara cevap vermediğini, 17 Kasım 2021 tarihinde davacının ikinci kez kasıtlı bir şekilde ara ödeme açıklaması ile müvekkilinin hesabına 20.000,00 Euro daha gönderdiğini, müvekkilinin, davacının ilettiği hesap numarasına gönderdiği paraları iade etmeye çalışmışsa da hesap numarasının yine hatalı çıktığını, devam eden süreçte davacının, müvekkilinin telefonlarına hiçbir şekilde cevap vermediği gibi mesajlarına da cevap vermediğini, müvekkilinin davacıya hiçbir şekilde ulaşamadığını, 07.01.2022 tarihinde davacının müvekkiline ihtarname göndererek kararlaştırılan 5 adet dorsenin teslim tarihi olan 2022 yılının 5.haftasında teslim yeri olan ---------- teslim edilmesini, aksi halde uğradıkları zararların tazmini için hukuki yollara başvurulacağını ihtar ettiğini, müvekkilinin 07.01.2022 tarihinde cevabi ihtarname keşide ederek davacının ihtarnamesindeki iddiaların gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu, eyleminin suç teşkil ettiğinin, müvekkili şirkete gönderilen 25.000 Euro'nun iadesi için geçerli ve aktif bir banka hesap numarası bildirilmesi halinde ödemenin yapılacağının bildirildiğini, ancak davacı tarafından işbu ihtarnameden sonra aktif banka hesabı bildirmek yerine kasıtlı olarak kötü bir niyetle para göndermeye devam ettiğini, 02.02.2022 tarihinde müvekkili hesabına 122.500 Euro daha gönderdiğini, müvekkili tarafından davacının vekili ile görüşülerek iade için aktif hesap numarasının acilen gönderilmesinin son kez istendiğini, nihayet davacının aktif hesap numarasının müvekkiline verilmesi üzerine 14.02.2022 tarihinde davacıya 147.500 Euro'nun iade edildiğini, davayı ve davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere sözleşmenin müvekkili tarafından tek taraflı feshedildiği iddiasının hukuka uygun olmadığını, davacının müspet zarar kalemi olarak gösterdiği zararları oluşmadığı gibi müvekkilinin bu zararları karşılamakla da yükümlü olmadığını, müvekkilinin davacıya araç satışı yapacağına dair taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı gibi neticesinde bir feshin de söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacı ile 07.09.2021 tarihinde başladığı satış görüşmelerini 25.09.2021 tarihinde davacının kusurlu hareketleri ile sonlandırarak iptal ettiğini, ülkemizde ----------- haricinde ---------- gibi tenteli treyler üretip satan başka firmaların da bulunduğunu, davacının treyler ihtiyacını gidermek için bu firmalardan da daha erken teslim tarihleriyle daha uygun fiyatlara treyler de tedarik edebileceğini, davacının --------- almak istedi diye aradaki fiyat farkını ve Aralık 2021 teslim tarihine kadarki kar kaybını müvekkilinden talep etmesinin kabul edilebilir bir yanının bulunmadığını, davacının tamamen kötü niyetli olarak ----------- isimli firmadan yaptığı alışı müvekkilinin üzerine yıkmaya çalışarak kazanç elde etme peşinde olduğunu, davacının müspet bir zararı oluşmadığı gibi Müvekkilinin böyle bir bedeli karşılama yükümlülüğünün de bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkiline ait araçları ikinci el piyasasında satmaya çalışacağının müvekkili tarafından başta bilinmesi halinde müvekkilinin davacı ile satış görüşmelerine dahi başlamayacağını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan araç satışı sözleşmesi kapsamında oluşan zararın tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 06.11.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin 2022 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirket tarafından, ticari defterlerin ---------- olduğu belirtilmiş olduğundan, davalı şirket defterleri üzerinde usul ve hesap incelemesinin yapılamadığı, Davacının Tazminat Talepleri Yönünden: Taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu, davalının sözleşmede değişiklik önerisinin davacı tarafından kabul edilmediği, davalının satış konusu malları teslim etmeyeceğini açıklamış olduğu, bu irade beyanının öne alınmış sözleşmeye aykırılık niteliğinde olduğu ve davacının temerrüde dayalı olarak aynen ifadan vazgeçerek olumlu zararın tazmin talep etmesinin mümkün olduğu, davacının malvarlığının son durumu ile ifa edilmeyen sözleşme fiyatı arasındaki farkı talep edebileceği, zarar miktarının davacının sunduğu sipariş formuna göre yapılmasının mümkün olduğu, davacının kazanç mahrumiyeti şeklindeki zarar iddiasının ispata Muhtaç olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. Davalı tarafın faaliyet alanı Sakaryada bulunduğundan ---------- Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Talimat mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda özetle; "Davalının kendi ticari defterlerinde davacıya 15.09.2021 tarihinde iki adet römork teslim edildiği, Davalı kendi ticari defterlerine göre 10.09.2021 tarihinde 5.000,00 € ve 01.10.2021 tarihinde 20.000,00 € olmak üzere 25.000,00 € gönderildiği, son olarak 2022 yılında gönderilen 122.500,00 € bedel ile birlikte daha önce gönderilenler toplu olarak 147.500,00 € olarak davacıya geri gönderildiği," şeklinde rapor sunulmuştur. 15.08.2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "Cari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin 2022 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirket tarafından, ticari defterlerin ---------- olduğu belirtilmiş olduğundan, davalı şirket defterleri üzerinde usul ve hesap incelemesinin yapılamadığı, Davacının Tazminat Talepleri Yönünden: Taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu, davalının sözleşmede değişiklik önerisinin davacı tarafından kabul edilmediği, davalının satış konusu malları teslim etmeyeceğini açıklamış olduğu, bu irade beyanının öne alınmış sözleşmeye aykırılık niteliğinde olduğu ve davacının temerrüde dayalı olarak aynen ifadan vazgeçerek olumlu zararın tazmin talep etmesinin mümkün olduğu, davacının malvarlığının son durumu ile ifa edilmeyen sözleşme fiyatı arasındaki farkı talep edebileceği, zarar miktarının davacının sunduğu sipariş formuna göre yapılmasının mümkün olduğu, davacının kazanç mahrumiyeti şeklindeki zarar iddiasının ispata muhtaç olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. 02.10.2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "Kök raporda varılan sonucun aynen geçerli olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. 13.05.2025 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; " Dava konusu römorkların ikinci el satışının, davalının dayandığı İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında olmadığı ve sınırlandırılmadığı; Davalının tekrarlanan itirazlarının, rapor içinde açıklanan ek gerekçelerle kök ve ek raporda varılan görüşte herhangi bir değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur. İtirazlar doğrultusunda ve var ise davacının zararlarını somut olarak hesaplanması iç in yeni bir bilirkişi heyetinde rapor tanzimi istenilmiştir. 09.12.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; " Yukarıda arz ve izah edilen hususlara binaen, Trafik Mevzuatımıza göre dorselerin römork sınıfında sayıldığı, Trafik Tescil Mevzuatımızda bazı römorkların tescile tabi, bazı römorkların ise tescile tabi olmadıkları, dosya içerisinde satışa konu malların tescile tabi olup olmadıklarına dair bir kayda rastlanılmadığı, Mevcut Durumda, a- Niza Konusu Dorselerin Malların Tescile Tabi Olması Durumunda, bu tür römorklar ancak noter satışı ile devredilebileceklerinden sözleşmenin geçersiz olacağı, bu durumda sadece sebepsiz zenginleşme kapsamında iade borcunun doğacağı, davalı sözleşme bedelini dava tarihinden önce iade ettiğinden herhangi bir iade borcunun kalmayacağı, b- Dorselerin Tescile Tabi Olmaması Durumunda, Sözleşmenin Kurulması Bakımından, davalının düzenlemiş olduğu proforma fatura icap bu icaba karşılık davalının yaptığı ödeme de fiili kabul sayılacağından taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmuş sayılacağı, İrade sakatlığı Bakımından, taraflar tacir olduğundan ve ticari satım sözleşmeleri, alınanın 3. Kişiye satılmasına engel olmayacağından ve bu malların belirli süre 3. Kişiye satılmaması ile ilgili sözleşmenin esaslı unsuruna dönüşmüş proforma faturada kayda ya da sair sözleşme öncesi bir belgeye rastlanılmadığından, davacının araçları aldıktan hemen sonra daha yüksek bedellerle satmasının tek başına irade sakatlığı doğurmayacağının düşünüldüğü, bununla beraber irade sakatlığı her türlü takdiri delile dayandığından, Mahkemece davacının davalıda yanlış bir kanaat uyandırarak araçları belli bir süre satmayacağına ikna ederek taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğuna kanaat edilmesi halinde irade sakatlığının oluşacağı, bu hususla ilgili nihai takdirin Mahkemenin olduğu, Mahkemece irade sakatlığının olmadığına kanaat edilmesi halinde, Zarar Bakımından, davalının bedeli iade ettiği 14.02.2022 tarih itibarıyla, ilgili dorselerin ya da muadillerinin piyasa rayicinin 147.500 EUR üzerinde olması halinde davacının aradaki farkı fiili zarar kapsamında davalıdan talep edebileceği, piyasa rayicine göre bu tutarın 1.250,00 EUR olduğu, Yoksun Kalınan Kar Bakımından, davacının 14.02.2022 tarihine kadar bu araçların çalışması ile elde edebileceği gelir için 3. Kişilerle sözleşme yapma fırsatını kaçırmışsa yoksun kalınan karını da talep edebileceği, bununla beraber dosya içerisinde dorselerin teslim edilmemesi sebebiyle, kaçırılan sözleşme fırsatlarına dair bir belgeye rastlanılmadığından, ilgili hususta bir değerlendirme yapılamadığı," şeklinde rapor sunulmuştur. TBK 112. Maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusuru yüklenemeyeceği ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür. TBK'nın 112. Ve devamı Maddesine göre; alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarardır. Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Sözleşmenin feshedilmiş olması halinde menfi zarar talep edilebilecek olup, sözleşme feshedildikten sonra müspet zarar talep edilebilmesi için sözleşmede bu yönde açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 125. maddesi gereğince sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararın istenmesidir.TBK'nın 126.maddesinne göre ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.Somut olayda davacının davalıdan dorse satın aldığı, dorselerin teslim edilmediği dosya kapsamı itibariyle sabittir. Davacı taraf davalı tarafından teslim edilmeyen dorselerin başka yerden temini nedeniyle doğan zarar ve teslim edilmeyen dorselerin çalışacağı zaman çalıştırılacağı zaman aralığında çalıştırılamaması sebebiyle doğan zararları talep ettiği görülmüştür. Davalı tarafın, davacının satın aldığı malları internet sitesinden satılması sebebiyle malları teslim etmediği, satış sözleşmesi aktedildikten sonra sözleşmede araçların satın alındıktan sonra belirli bir süre satılamayacağına ilişkin düzenleme yapılmasını istediği, düzenlemenin yapılmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacı taraf kendisine teslim edilmeyen mallar sebebiyle davalıdan başka yerden daha pahalıya aynı nitelikte malları satın almasından doğan fiili zararını isteyebilir. Mahkememizce alınan her iki bilirkişi raporunda da fiili zararın istenebileceği ancak fiili zararın ilk raporda davacının sunduğu sipariş formuna göre değerlendirildiği, ikinci raporda ise piyasa koşullarındaki muadillere göre değerlendirildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından başka bir satıcıdan aynı nitelikteki dorselerin satın alınmasına ilişkin sipariş formu sunulduğu ancak sipariş formunda yazan bedellerin ödenerek malların satın alındığına ilişkin delil, fatura, ödeme dekontu sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda davacı taraf fiili zararının doğduğunu ispata elverişli delil sunmamıştır. Varsayımlar üzerine ya da ödendiği ispatlanamayan sipariş formuna dayanarak davacının fiili zararının doğduğu kabul edilemeyecektir. Davacı malları zamanında teslim edilememesinden doğan yoksun kalınan kar kaybı-kazanç kaybı talebinde de bulunmuş ise bu taleplerine ispat eder delil sunamadığı, defter kayıtlarından da zararın tespit edilemediği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78-TL harcın mahsubu ile artan 561,22-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 26.000,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.560,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026