Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari araç satışından kaynaklanan ayıplı mal nedeniyle sözleşmeden dönme ve alacak talebinin değerlendirildiği dava.
Özet: Ticari bir araç satışından kaynaklanan alacak davasında, davacı müvekkilinin davalıdan satın aldığı aracın arızalı ve teslim edilmemiş olması nedeniyle sözleşmeden döndüğünü, ödenen bedelin ve oluşan zararın iadesini talep ederken, davalı ise aracın ayıplı olmadığını, davacının tamir talebiyle seçimlik hakkını kullandığını ve sözleşmeden dönmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; mahkeme, taraflar arasındaki araç satım sözleşmesi kapsamında aracın ayıplı olup olmadığı, süresinde teslim edilip edilmediği ve Türk Borçlar Kanununun ilgili maddeleri çerçevesinde sözleşmeden dönme ile davacının alacak ve zarar taleplerinin hukuki dayanağını araştırmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : █████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026KARARIN YAZILMA TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerinin davalıdan 2 araç satın aldığını, araçlardan birinin arızalı olduğu gerekçeli ile teslim edilmediğini, uzun süre arızanın giderilemediğini bu nedenle aracın ayıplı olduğunun ortaya çıktığını bu nedenle sözleşmeden döndüklerini aracın ücretinin iadesini istediklerini fakat davalının ücreti iade etmediğini belirterek araç için ödenen ücret ile bu süreçte davacının zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Dava konusu aracın ayıplı olmadığını, davacının aracın tamirini talep ettiğini bu nedenle seçimlik haklarını tükettiğini sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığını bu nedenle bir zararının oluşmamış olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki araç satım sözleşmesi kapsamında aracın süresinde ve ayıpsız teslim edilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönülmesi nedeni ile davacının alacak ve ayrıca uğradığı zarara ilişkin tazminat talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde; davalı ile aralarında düzenlenen satış sözleşmesi neticesinde aracın bedeli olarak belirlenen 1.520.344,55 TL bedeli davalıya ödendiği ancak aracın kendisine arızasının bulunduğu söylenerek teslim edilmediği, taraflar arasındaki mail yazışmalarında aracın parça beklediğinin ifade edildiği, davacı tarafından Didim .....Noterliğinin █████/2024 tarihli ...... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile teslim edilmeyen aracın eş değer başka bir araç ile değiştirilmesinin talep edildiği, en geç bir hafta içerisinde talebinin yerine getirilmesi gerektiğini belirterek süre verildiği, davalının işbu ihtarnameye cevaben parça beklenilmesi nedeniyle gecikmenin yaşandığını ifade ettiği, davacının Bakırköy ..... Noterliği'nin █████/2024 tarihli, ......Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden döndüğünün tarafa ihtar edildiği, aracın teslim edilmemesi nedeniyle başka bir araç alınması zorunda kalındığı belirtilerek ödenen işbu bedelin de davalıdan tahsilinin istendiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise aracın ayıplı olmadığının ve dahi tescilinin de gerçekleştiği, davacının zarar talebinde bulunmayacağını belirttiği görülmüş olup öncelikle aydınlatılması gereken hususun tarafların irade beyanları doğrultusunda hizmette ayıp olup olmadığı ve işbu ayıp nedeniyle ve genel hükümler kapsamında sözleşmeden dönme eylemi olup olmadığıdır. TBK’nun Alıcının Seçimlik Hakları başlıklı 227.m. “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.” hükmünü, Dönmenin Sonuçları başlıklı 229.m. “Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi. 2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi. 3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi. Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.” hükmünü haizdir. Ayrıca genel hükümlerde TBK’nın 125/III. Maddesi uyarınca sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Sözleşmenin fesih ya da dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracağı yani, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, taraflar sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa etme yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimleri, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceklerdir. Bu geri isteme aynen olabileceği gibi, aynen ifanın mümkün olmaması halinde, ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli de olabilecektir. İhtarnamede yöneltilen dönme açıklamasının hüküm doğurabilmesi için gerekli şartların sağlanması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki kanuni veya iradi bir sebebe dayalı olmaksızın yöneltilen dönme açıklaması hukuki sonuç doğurmaz. Taraflarca sözleşmede “haklı fesih sebebi” olarak nitelendirilen iradi sebepler, dönme bakımından kabul edilse dahi somut uyuşmazlık bakımından bunlardan herhangi birine dayanılmadığı anlaşılmaktadır. O halde dönme açıklamasının geçerliliği için kanuni bir sebebin bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Somut olayda davacı iş bu davada TBK 227 uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olup satış bedelinin iadesini ve bir kısım zararlarının tazminin talep ettiği görülmektedir. Dosyada mübrez bilgi ve belgeler kapsamında bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor hazırlanması istenmiştir. █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda verilen hizmetin ayıplı olduğu ve aracın davacıya teslim edilmediğinin belirtildiği, ihtarnameler neticesinde davalının temerrüde düşürüldüğü belirtilmiştir. Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde dönen tarafın talep edebileceği zararlar hususunda menfi zararlarının talep edilebileceği bilinmektedir. Menfi zarar, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Bu nedenle sözleşme kapsamında aracın teslim alınabilmesi için yapılan harcamaların ( ihtarname ve noterlik ruhsat masraflar vb) gibi bedellerin talep edilebileceği bu hususta davacıya değer artırım için süre verildiği ancak sunulan █████/2026 tarihli beyan dilekçesinde "Ayrıca, önceki bir dilekçemizde, satın alma tarihinden sonra, davalı tarafa göndermiş olduğumu ihtarname ücretini belirtmiş isek de gerek bu miktarın ve gerekse, otonun satın alınması üzerine yapılmış olan Sigorta, ve motorlu taşıtlar vergisi ile 2025 ve içinde bulunduğumuz 2026 yılı için yapılması zorunlu olan vergi ve Zorunlu sigorta ve kasko sigortaların bedelleri ile ihtarname ve varsa diğer miktarların davalı taraftan tahsili için davalar açma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, önceki dilekçemizde belirttiğimiz gibi saklı tutuyoruz. " demek suretiyle yalnızca ödenen sözleşme bedelinin talep edildiği görülmüştür. Bu minvalde davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması neticesinde davacının ödemiş olduğu 1.520.344,55 TL bedelin ifanın yerine getirilmesi için gönderilen ihtarnamenin 28.08.2024 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ihtarnamede 3 günlük süre verildiği gözetildiğinde, davalının 01.09.2024 tarihinde temerrüde düştüğü ve davacının bu tarihten itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmekle birlikte davacının diğer talebi olan uğranılan zararların ispatlanamadığı değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddine Davacı tarafından ödenen bedel olan 1.520.344,55 TL nin temerrüt tarihi 01.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek olan avans avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 103.854,73.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 25.890,77.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 77.963,96.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 427,60.-TL başvurma harcı ile 25.890,77.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan 16.000,00 TL bilirkişi ücreti 627,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 16.627,50.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 16.616,57.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 230.848,24.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.797,50.-TL'sının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydınaDair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. █████/2026Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır