İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, influencerın sosyal medya paylaşımlarıyla markanın itibarını zedeleyip haksız rekabete yol açtığı iddiasıyla açılan davada ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinaf incelemesini yaptı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir sosyal medya influencerının ismini açıkça belirtmese de ürün görselleri, kullanıcı yorumları ve "tehlikeli" veya "yanma yaptı" gibi ispatlanmamış negatif ifadelerle bir markayı dolaylı yoldan hedef alarak itibarını zedelediği ve haksız rekabete yol açtığı iddiasıyla açılan ihtiyati tedbir talebinin, ilk derece mahkemesince ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek reddedilmesine karşı, davacı vekilinin markanın örtülü hedeflendiğini, ticari etki doğuran yönlendirici bir içerik olduğunu ve influencerın rakip firmalarla çalıştığını ileri sürerek yaptığı istinaf başvurusu ile ilgilidir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████İNCELENEN EK KARARINMAHKEMESİ : İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ : █████/2026 (Ek Karar)NUMARASI : 2026/... E. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; davalının “...” kullanıcı adlı hesap üzerinden Instagram nezdinde gerçekleştirdiği paylaşımlarla müvekkili şirket markasını karalamak suretiyle haksız rekabete sebebiyet verdiğini, bu nedenle, söz konusu içeriklere erişimin engellenmesine ve yayının kaldırılmasına yönelik olarak öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ayrıca haksız rekabetin tespiti ile ref’i ve men’ine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli yapılan yargılama sonunda; "Tüm dosya kapsamı ve alınan rapor dikkate alındığında, davalıya ait paylaşımlar üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının yorumlarında Davacı markasının kendisi tarafından zikredilmediği, Videonun açıklamasında, “Bu video bir kişi ya da markayı hedef almak için değil. Sistemi, algıyı ve alışkanlıklarımızı sorgulamak için hazırlandı” ifadesine yer verildiği, bu durumda videonun salt davacı markasını kötüleme amacıyla yapıldığının kabul edilemeyeceği, Anayasamızın 26. maddesi gereğince düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında bir eylemin mevcut olduğu, davalı tarafından ifade özgürlüğü kapsamında kullanılan ifadelerin kötüleme boyutuna ulaşmadığı, düşünceyi açıklama hakkının sınırları kapsamında kaldığı, böylece eylemin haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmış olup yaklaşık ispat sağlanamadığından tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı her ne kadar davacı markasını açıkça zikretmemiş ise de, paylaşım içeriği, ürünün görsel sunumu ve kullanıcı yorumları birlikte değerlendirildiğinde, ortalama tüketici nezdinde davacı markasının açıkça teşhis edilebilir hale geldiğini, bu suretle örtülü şekilde marka hedeflemesi yapıldığını, alınan bilirkişi raporunda davalıya ait instagram hesabunda müvekkili marka/ürününe “ …TFY” şeklinde işaret edildiğini, görselin sunulduğunu, Davalının örtülü şekilde tüketicilerin anlayacağı şekilde müvekkili markasını işaret ettikten ve ürünün standardları bakımından tüm kötülemeleri yaptıktan sonra, karalama değil şeklindeki yazısının hukuki değeri olamayacağını, örtülü marka hedeflemesi ve dolaylı itibar zedeleme söz konusu olduğunu, müvekkilinin 30 milyonu aşan reklam yatırımı içinde 14 milyon tutarında ınfluencer gideri bulunduğunu, harcamalarının tümü kayıtlı olup; ticari defterleri ile sabit olduğunu, mali reklam yatırımı verileri ile davalının bu yayının müvekkilinin markalarına olumsuz sirayeti açık olduğunu,-Dava konusu paylaşım; bireysel bir düşünce açıklaması veya eleştiri değil, ticari etki doğuran bir iletişim sureti ile yönlendirici nitelikte bir içerik olduğunu, sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşan, tüketici davranışını etkileyen bir yayın olduğunu, uyuşmazlık, davalının iddia ettiği gibi ifade özgürlüğü kapsamında değil; haksız rekabet ve ticari itibara müdahale olduğunu, davalının paylaşımında ürün deneyiminde “tehlikeli”, “yanma yaptı” gibi ifadeler yer almakta, bu da davacı markanın itibarını zedeler nitelikte olduğunu, sosyal medya dinamiklerinde, hele hele kozmetik sektörü gibi, davalı gibi influencerlar’ın tüketicilerce çok iyi bilindiği, keza markaların da çok iyi bilindiği bu dinamiklerde, markanın açıkça söylenmesine gerek olmadığını, ürün, olaydaki gibi görsel olarak tanınabiliyorsa, özelliklerinden ayırt edilebiliyorsa, yorumlarla net biçimde teşhis edilebiliyorsa, bu durumda örtülü marka hedefleme olduğunu, ortalama tüketici nezdinde çağrışım yeterli olduğunu, Davalı bu yönlendirmesi ile müvekkili markası/ürünü için haksız eylemde bulunduğunu, “Cildimde yanma yaptı” “Tehlikeli içerik” gibi davalı ifadeleri ispatlanmadığı, bir veriye dayanmadığından karalama niteliğinde itibar zedeleme olduğunu, davalının İnfluencer sıfatı ile müvekkilinin rakip firmalarının da reklamlarını içerik paylaşımlarını yürüttüğünü, müvekkilin markasının davalı tarafından da …. tfy şeklinde örtülü ifşa edildiği nazara alınarak influencer kimliği, ifade özgürlüğünün sınırı, algı yaratılarak markanın hedef alındığı, ürünün videoda varlığı, kullanım deneyiminin bir ispat olmadan anlatıldığı, negatif etki vurgulandığı, yorumlarında markanın açık edildiği, bilinçli ancak hukuki kılıf içinde olabilmek gayesi ile örtülü marka hedefi, kötülemesi niteliği itibarıyla, tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan █████/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; Dava konusu Instagram hesabı teknik olarak incelenmiş, Paylaşımın içeriği ayrıntılı şekilde analiz edilmiş, Paylaşım altındaki yorumlar tek tek değerlendirilmiş, Davacı markasının kim tarafından zikredildiği tespit edilmiş, Paylaşımın hukuki niteliği açıklanmış olduğunu, raporda açıkça davacı markasının müvekkili tarafından kullanılmadığı, yalnızca üçüncü kişiler tarafından yapılan yorumlarda zikredildiği, paylaşımın eleştiri mahiyetinde olduğu ve haksız rekabet teşkil etmediği tespit edildiğini, açık, denetlenebilir ve gerekçeli rapora göre karar verildiğini, dava konusu Instagram paylaşımında davacı markasının müvekkili tarafından doğrudan kullanılmadığını, Davacı markasına ilişkin ifadeler yalnızca paylaşım altındaki yorumlarda üçüncü kişiler tarafından zikredildiğini, Müvekkilinin paylaşım açıklamasında ise açıkça; “Bu video bir kişi ya da markayı hedef almak için değil. Sistemi, algıyı ve alışkanlıklarımızı sorgulamak için hazırlandı.” ifadelerine yer verildiğini, bu nedenle davacı tarafın ileri sürdüğü şekilde müvekkili tarafından doğrudan veya örtülü biçimde bir marka hedeflemesi yapıldığının kabul edilemeyeceğini, sosyal medya platformlarında üçüncü kişiler tarafından yapılan yorumların sırf paylaşımın altında yer alması sebebiyle paylaşım sahibine isnat edilmeyeceğini, müvekkilinin davacı markasını kendi mal veya hizmetleri için kullanması, markanın menşe işlevine müdahale etmesi, markayla ticari bağ kurması ve iltibas yaratması söz konusu olmadığını,“örtülü marka hedefleme” iddiasının, marka hukukunun aradığı markasal kullanım unsurunu karşılamadığını. bir kişinin sosyal medya üzerinden içerik üretmesi, yaptığı her eleştiriyi otomatik olarak ticari iletişim veya haksız rekabet fiili haline getirmeyeceğini, Davacı taraf sosyal medya etkileyicilerine ilişkin reklam mevzuatına dayanmakta ise de bu düzenlemeler tüketicinin korunmasına yönelik idari düzenlemeler olup, özel hukuk anlamında doğrudan marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet sonucunu doğurmayacağını, Davacı taraf paylaşım nedeniyle doğmuş veya doğması kuvvetle muhtemel somut bir zararı ortaya koyamadığını, ihtiyati tedbir koşulları mevcut olmadığından istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece delil tespiti yaptırılmış olup 06.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalıya ait olduğu belirtilen https://www..../ alan adlı web sitede yapılan incelemede; Hesap adının eyloonuzz olduğu, Hesabın Haziran 2025 tarihinde oluşturulduğu, hesapta ...-...ibaresinin yer aldığı, hesapta iletişim bilgisinde ...@gmail.com mail adresinin yer aldığı, hesapta https://www.... adresinde yer alan ve halihazırda yayında olan 27.01.2026 tarihli paylaşım incelendiğinde; Paylaşımda bahsedilen ürünün olduğu, Paylaşımda ürün sahibi firmanın davalıya ulaşarak reklam yapmasının istendiğinin belirtildiği, Paylaşımda söz konusu ürünün davalı tarafından denendiği ve cildinde yanma yaptığı için tekliflerini reddettiği, yeni bir ürün olduğu için bu tarz tehlikeli içeriklerde riske girmek istemediğinin belirtildiği, hesapta https://www.... adresinde yer alan ve halihazırda yayında olan 27.01.2026 tarihli paylaşıma yapılan yorumlar incelendiğinde; o Paylaşım için htcarsln.n adlı kullanıcı tarafından yapılan yorumda ürünün “...” olduğunun belirtildiği, Paylaşım için zelaolala adlı kullanıcı tarafından yapılan yorumda ürünün “...” olduğunun belirtildiği Paylaşım için ...adlı kullanıcı tarafından yapılan yorumda ürünün “...... olduğunun belirtildiği, Paylaşım için ... adlı kullanıcı tarafından yapılan yorumda ürünün “...” olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. haksız rekabet bakımından yapılan incelemede; davacı markasının Davalı yanca değil, yorumlarda üçüncü kişilerce zikredildiği, Raporda yer verilen kazai içtihatlara paralel olarak, Videonun açıklamasında, “Bu video bir kişi ya da markayı hedef almak için değil. Sistemi, algıyı ve alışkanlıklarımızı sorgulamak için hazırlandı” ifadesine yer verildiği de dikkate alınarak, bu durumda videonun salt Davacı markasını kötüleme amacıyla yapıldığının kabul edilemeyeceği, Anayasamızın 26. maddesi gereğince düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında bir eylemin mevcut olduğu, Davalı tarafından ifade özgürlüğü kapsamında kullanılan ifadelerin kötüleme boyutuna ulaşmadığı, düşünceyi açıklama hakkının sınırları kapsamında kaldığı, böylece eylemin haksız rekabet teşkil etmediğine yönünde görüş bildirmişlerdir. Davalının eyleminin, Davacıya yöneltilmiş eleştiri kapsamında paylaşıldığı, SMK'nın 29 ve 7. maddesinde yazılı şekilde bir eylemin mevcut olup olmadığının yargılama gerektirdiği, davacı markası ile iktibas yahut iltibas teşkil eden bir mal ya da hizmet sunumunun bulunduğuna ilişkin tespit yapılamadığından bu aşamada yaklaşık ispat bulunmadığından verilen tedbir kararının reddinde aykırılık bulunmadığı, davacının istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin tarih ve 2026/... E., sayılı ek kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026