İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin yangın hasarı tazminat talebinde, sigortalı mülkün nitelik değişikliği bildiriminin acente aracılığıyla yapılması ve sigortacının zımni kabulü nedeniyle sorumluluğuna ilişkin istinaf incelemesi kararı.
Özet: Sigortalı, imar barışı ile işyerini konuta çevirerek durumu acente aracılığıyla sigorta şirketine bildirmesine rağmen, şirketin değerlendirme sürecinde çıkan yangın hasarını iş yeri poliçesi kapsamında görmeyip reddetmesi üzerine açılan davada; ilk derece mahkemesi, sigortalının bildirimini ispatladığı, şirketin primleri kabul etmeye devam ettiği ve hasar sonrası cayma hakkını kullanmadığı gerekçesiyle sigorta şirketini, bilirkişi raporuyla belirlenen 31.850,00 TL yangın hasar bedelinden yasal faiziyle birlikte sorumlu tutmuştur.

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06.12.2023NUMARASI : █████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026 İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2023 tarih █████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ... Mah. ... Cad No:... ... ... adresindeki taşınmazını 6 senedir davalı şirkete sigortalattığını, en son olarak yangın teminatını da kapsayan şekilde sigorta sözleşmesi imzaladığını, imar barışı kapsamında bu taşınmazını iş yerinden konuta dönüştürdüğünü, poliçeyi yapan acente vasıtası ile bu durumu zamanında davalı şirkete bildirdiğini, davalının makul sürede bu duruma herhangi bir olumsuz cevap vermeyerek prim ödemelerini almaya devam etmesi nedeniyle sözleşmenin değişen koşullarla zımnen kabul edildiğine dair kendisinde haklı güven oluştuğunu, 11.08.2019 tarihinde işyerinin üst katında çıkan yangın sonucunda hasarın karşılanması için sigorta şirketine yaptığı başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin riziko tarihi olan 11.08.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, HMK'nın genel yetki kuralları gereğince davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ilgili poliçede dain-i mürtehin kaydı bulunduğundan davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacıya ait iş yerinin, iş yeri paket sigorta poliçesi ile 13.03.2019 -13.03.2020 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde meydana gelebilecek rizikolara karşı teminat altına alındığını, davacı tarafça yapılan hasar ihbarı üzerine yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda üst kat daireye ait sigorta poliçesinin bulunmaması nedeniyle hasarın teminat dışı olduğunun tespit edildiğini, poliçenin iş yeri poliçesi olup, yangın çıkan üst kat dairenin sigorta poliçesinin olmadığını, üst daireye ait sigorta poliçesinin bulunmaması nedeniyle teminat dışı kaldığı tespit edildiğinden davacının talebinin karşılanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Uyuşmazlık ilk olarak İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin ████████ esas sırasında açılmış ise de adı geçen mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine Dairemizin ████████ esas ve ████████ karar sayılı ilamı ile Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin kabulü ile tüketici mahkemesinin usulden ret kararının esastan reddine karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait yapının yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınan kısmı da dahil olmak üzere toplam yapı alanının 423 m2 olduğu, mahkememizce dinlenilen ve dava konusu poliçeyi düzenleyen acente sahibi tanık ...'in █████/2023 tarihli duruşmadaki beyanında davacının hasar öncesi imar barışı nedeniyle zeyilname talebinde bulunduğu, buna ilişkin kendisi tarafından davalı sigorta şirketine bildirimde bulunulduğu, ancak davalı sigorta tarafından bu durum değerlendirilmekte iken hasarın meydana geldiği, daha sonrasında davalı sigortanın hasarın teminat kapsamında olmadığını davacıya bildirdiğini beyan ettiği, davacının TTK'nun 1416 maddesi uyarınca davalı sigortanın acentesine zeyilname talebi ile başvurduğunu ispat ettiği, aynı adrese ve aynı döneme ilişkin olarak hem davacı hem de davacı eşi tarafından davalı sigorta nezdinde paket sigorta poliçesinin düzenlendiği ve poliçelerdeki toplam sigortalı alan miktarının yapı alanını karşıladığı ve davalı sigortanın söz konusu hasardan sonra TTK'nun 1439 maddesi uyarınca cayma hakkını kullanmadığı dikkate alındığında, davalının söz konusu hasardan sorumlu olduğu ve mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre hasar tarihi itibariyle söz konusu hasarın onarım bedelinin 31.850,00 TL olduğu, davacının poliçe teminatı kapsamında kalan söz konusu hasar bedelini davalıdan talep edebileceğinin kabulü gerektiği, davacının dava değerini █████/2023 tarihli dilekçesi ile ıslah ettiği, ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalı sigortanın ekspertiz tarihinden bir ay sonrası olan █████/2019 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davacının sıfatına göre talep edebilecek faizin yasal faiz olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, tanık beyanına karşı beyanda bulunmak üzere duruşma zaptının taraflarına tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, dosyanın tanık anlatımlarına karşı beyanda bulunmadan eksik inceleme sonucu karara çıktığını, yalnızca tanık anlatımına dayanarak hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığını, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kararda bu hususun değerlendirmeye esas alınmadığını, bilirkişi raporunda ticari alan için ayrı, konut için ayrı poliçe tanzim etmesi gerektiğinin raporlandığını, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirmeye ihtiyaç duyulan ilgili hususlar karar gerekçesinde değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, yangın sigorta poliçesi kapsamında hasar tazmin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davacıya ait taşınmazın █████/2019 tarihinde konut kısmında meydana gelen hasarı sebebiyle yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığı ve ancak hasarın poliçe teminat kapsamında olması nedeniyle zarar tazminat talebi ile açılan iş bu davada mahkemece yapılan keşfen inceleme neticesi sunulan █████/2023 tarihli raporda davacı hasarının 31.850,00 TL olduğu, sigorta bilirkişi tarafından ise alternatifli değerlendirme yapılmakla birlikte yukarıdaki gerekçeler ile konuta ilişkin alınan yapıl kayıt belgesinin davacı acentesi vasıtasıyla davalıya bildirildiği ve ancak davalı yanca cayma hakkının kullanılmadığı, davacı ile davacı eşinin davalıdan yaptırdığı sigorta poliçesine ilişkin sigortalı alının yapı alanını m² olarak karşıladığı, davacı nezdinde oluşan hasarın teminat kapsamında olduğunun değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. Sigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti üzerinde davalı sigorta şirketindedir. Sigorta şirketinin, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. (Yargıtay HGK'nun █████/2020 tarihli ve ███████-1083 E.- ████████ K. ) Davanın dayanağını teşkil eden poliçede sigortalı ve sigorta ettiren olarak davacı şirketin adı geçmektedir. Sigorta sözleşmesinin en önemli unsurlarından biri menfaattir. Günümüzde modern sigorta hukukunda baskın olan görüş, zarar sigortalarında sigorta konusu “mal” yani eşya olmayıp, eşya üzerindeki menfaattir. Bu menfaatin sigorta edilebilmesi için ayrıca para ile ifade edilen ekonomik bir değerinin olması gerekir. Mal sigortalarında menfaat sahibi kavramını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1453. maddesine göre, rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanların bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabileceği amirdir. (Yargıtay 4. HD'nin 10.11.2022 tarih ve ██████████ E. - ██████████ K.) Davanın dayanağına teşkil eden yapı mimarı projesine göre 95 m² bodrum kat + 170 m² zemin ve batar kat olmak üzere 265 m² iken imar barışından yararlanılarak █████/2018 tarihinde 194 m² konut + 229 m² ticari alan olmak üzere 423 m² olarak yapı kayıt belgesine bağlandığı, söz konusu yapıya yönelik davalı nezdinde olay tarihinde yürürlükte olan iki ayrı iş yeri paket sigorta poliçesi bulunmakla birlikte davacı yanın yaptırdığı poliçenin (█████/2019-█████/2020 arası geçerli) Y-...-0-0 nolu 300 m²'lik alana, davacı eşinin yaptırdığı poliçenin (█████/2019-█████/2020 arası geçerli) ise Y-...-0-0 nolu 200 m²'lik alana ilişkin olduğu, hasar ise konut kısmında meydana gelmekle birlikte davalı yanca konut kısmının poliçe kapsamında olmadığının belirtildiği göz önüne alındığında öncelikle teminat dışı halin olup olmadığı yönden inceleme yapılması gerekmektedir. Öncelikle şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; davalı acentesi sıfatına sahip tanık beyanına göre davacı poliçesinin yapılmasından sonra yapı kayıt durumuna ilişkin hususun davalı yana acente vasıtasıyla bildirildiği, bildirim hususunda tanık dinlemeyeceği gibi bu hususun tanık ile ispatlanamayacağı belirtilmiş ise de vakıa niteliğindeki bu durumda tanık dinlenebileceği gibi ispatının tanık beyanı ile de yapılabileceği değerlendirilmekle bu yönden ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda, davacı poliçesinin yapıldığı tarihten evvel söz konusu yapı kayıt belgesinin alındığı, yapı kayıt belgesinin yapının kullanımına ilişkin belge olduğu, imar yönünden ek bir hak sağlamadığı, yapının ruhsata uygun hale getirilmesine ilişkin geçici bir belge olduğu, resmiyette bu şekilde kayıtlı olan yerlere yönelik sigortalılık ilişkinin kurulmasına yönelik yasal bir engel bulunmadığı, söz konusu yapıya yönelik davalı nezdinde iki ayrı poliçe bulunmakla birlikte bu poliçelerin aynı iş yerine ilişkin yapıldığı dolayısı ile konutu kapsar biçimde sigortalı alan olmadığı belirtilmiş ise de aynı yer için iki ayrı poliçe düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi yapı kayıt belgesindeki durumun davalı yana bildirildiği ve davalı tarafından cayma hakkının kullanıldığı hususunun ispatlanamadığı, davalı nezdinde düzenlenen poliçelerin "iş yeri paket sigorta poliçesi" olarak adlandırılmasının sigortalı yerin resmi kayıtlardaki niteliğinden ötürü olduğu zira yapı kayıt belgesinin az yukarıda da belirtildiği üzere tapu siciline yansımayan nitelikte geçici bir belge olduğu gözetildiğinde davalı nezdinde sigortalan 500 m²'lik alanın yapı kayıt belgesindeki toplam 423 m² alanı kapsadığı gibi davacı yanca yaptırılan sigorta poliçesinin savunmanın aksine hasara uğrayan konutu da kapsar biçimde olduğu değerlendirilmekle bu yönden mahkeme görüşüne itibar edilmekle belirtilen yönden de ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, taraflar arasında düzenlenen poliçe ile savunmanın aksine yapı kayıt belgesine bağlanan konuttaki yargılama konusu hasarın teminat altına alınmış olmasına, hasarın miktarının tespitine dair incelemenin yerinde ve yeterli bir inceleme ile tespit edilmiş olmasına göre talep edilen hasar bedelinin yerinde bir bedel olmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, ileri sürülen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.175,67 TL'den peşin alınan 543,91 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.631,76 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.