Konya BAM 6. Hukuk Dairesinin, dolandırıcılık iddialarıyla şirkete ortak olunmadığı ve alacak talepli davada ilk derece mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle verdiği ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının yurt dışındaki bir şirkete yüksek kar vaadiyle kandırılarak en az 100.000 Euro yatırım yaptığını, ancak şirket ortağı olmadığını iddia ederek yatırdığı paranın faiziyle iadesini talep ettiği bir davayı konu almaktadır. Davacı, dini duygularının ve memleket sevgisinin istismar edildiğini öne sürerken, davalı herhangi bir borç ilişkisi olmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davalının eylemlerini haksız fiil kapsamında değerlendirerek, davanın 7.5 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle reddine karar vermiş, davacı vekili ise davalının çelişkili beyanları nedeniyle bu kararı istinaf etmiştir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026NUMARASI: ... Esas - ... KararİSTİNAF EDEN DAVACI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve AlacakİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ: █████/2026YAZIM TARİHİ : █████/2026 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında █████/2026 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın Dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ........ Şirketi ve ........ şirketinin yurtdışı temsilcisi olduğunu söyleyen kişilerce, yurt dışında toplanan paralarla Türkiye’de çok büyük yatırımlar yapılacağı, yatırımcılarına önemli ölçüde kâr payı verileceği, paraların istendiği an geri ödeneceği, şirkete para yatırıldığını ispat etmeye yönelik ortaklık durum belgesi ve ........'ne ait hisse senetlerinin sonradan teslim edileceği, paralar geri alınmak istendiğinde hisse senetlerinin şirketçe geri alınması karşılığında ödemelerin temsilcilik adresinde yapılacağı yönünde reklamlar yapması ve taahhütleri ile kandırılarak, Almanya' da 205.000 DM ( bugünkü değeri ile en az 100.000 Euro) para aldığını, bunun karşılığında müvekkilinden DM para alınmasına rağmen hiçbir belge verilmediğini, müvekkilinin ısrarı üzerine müvekkilinin ortak olmamasına rağmen belge olarak, sonradan 2120 hisse gibi çok düşük hisse senedi verildiğini ancak, davalı şirketin ikincil kayıtlar da tuttuğunu, gurbette olan müvekkilini dini duyguları, memleket sevgisi özlemi ve yüksek faiz/kar payı garatisi ile kandırdıklarını, müvekkilinin defalarca davalıdan parasını istediğini ancak olumlu bir cevap alamadığını ileri sürerek, müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile davalı şirkete en az 100.000 Euro (205.000 DM) borç para verdiğinden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1000 Euro’nun işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiğinin aksine taraflar arasında müvekkilini borç altına sokacak bir sözleşme, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, davacının ibraz ettiği "ortaklık durum belgesi" adlı belgenin fotokopiden ibaret olup, müvekkili şirket yetkililerince imzalanmadığını, bu nedenle belgenin, müvekkili şirket aleyhine delil kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının tüm taleplerinin, 818 sayılı Borçlar Kanunu ve/veya 6762 sayılı Ticaret Kanunu hükümlerine açıkça aykırı düştüğü gibi zamanaşımı nedeni ile de reddedilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin, HMK'nın 142. maddesi gereği öncelikle zamanaşımı nedeniyle, zamanaşımı itirazları kabul edilmediği takdirde, davanın 6762 sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca esastan reddedilmesi gerektiğini, davacının, 100.000 Euro'nun şimdilik 1.000 Euro'sunun avans faizi ile birlikte tahsili talebinin de hukuki dayanağının bulunmadığını, taraflar arasında yabancı paranın aynen ödeneceği konusunda yapılmış bir anlaşma mevcut olmadığı gibi, davacının faiz talep etmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin temerrüt durumunun söz konusu olmadığını, davacının mesnetsiz iddialarının tamamen reddi gerektiğini savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararları ve istikrar kazanmış uygulamaları kapsamından davalının eylemlerinin haksız fiil mahiyetinde olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı yararına karar tarihinde geçerli olan AAÜT gereğince nispi vekalet ücreti takdirine (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Es.█████████ Kar. Sayılı ilamı benzer mahiyettedir) karar vermek gerekmiş....." gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesinde bir yandan davacının şirkete ortak olduğunu beyan edip, diğer yandan ise zamanaşımı def'inde bulunmasının çelişkili davranış yasağına ve TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı tarafça hileli davranışın devam ettirildiğini, davalının zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağına ilişkin istikrar kazanmış kararların uygulanmasına devam edilmesi gerektiğini, taraflar arasında hukuken geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının sabit olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arz ettiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nca verilen 22.04.2022 tarih, 2021/7 Esas- 2022/2 Karar sayılı kararda haksız fiilin işlendiği tarihin, paranın alındığı tarih olduğu ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında, davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, 818 sayılı Yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, davalı tarafından SPK'na sunulan CD kayıtlarının incelenmesinde, davacının █████/1998, █████/1999, █████/2001 tarihlerinde para yatırdığı, buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra █████/2026 tarihinde açıldığı ve bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince, taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdır Üye ...e-imzalıdır Katip ...e-imzalıdır .....