Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin, trafik kazası kaynaklı cismani zarar tazminatı davasında ilk derece kararının faiz başlangıcı, kusur oranı ve maluliyet itirazlarıyla istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası sonucu cismani zarara uğrayan davacının, davalı sigorta şirketinden talep ettiği maddi tazminata ilişkin olup; ilk derece mahkemesi, kazada davacının %30, diğer sürücünün %70 kusurlu olduğunu belirleyerek, uzman raporları doğrultusunda geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı giderleri için toplam 475.674,04 TL maddi tazminata hükmetmiştir. Karar, davacı vekili tarafından faiz başlangıcı ve gelir hesabındaki hatalar nedeniyle, davalı vekili tarafından ise poliçe geçerliliği, kusur tespiti ve maluliyet raporlarına ilişkin itirazlarla istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : █████/2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; █████/2022 tarihinde davacı ... sevk ve idaresindeki aracın, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan araç ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kazada davacının kusurunun bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100.000,00-TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 100,00-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere 100.200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, yargılama aşamasında talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 440.659,28 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 31.511,96 TL, geçici bakıcı giderini 3.502,80 TL belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kaza tarihi ile poliçe tarihinin aynı tarih olduğunu, bu nedenle kazanın poliçenin tanziminden önce mi yoksa sonra mı olduğunun tespitinin gerektiğini, yasanın aradığı şekilde başvuru yapılmadığını, hatır taşıması ve müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından, bakıcı giderinden sorumluluğunun bulunmadığını, her durumda sorumluluğun kusur ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan alınacak raporlar ile maluliyet durumunun değerlendirilmesini, ceza soruşturması kapsamında uzlaştırma olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu; İstanbul Ünivesitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli raporda, "Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının engel oranının %6 olduğu, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu yönünde kanaat belirtildiği, trafik kazası nedeniyle tarafların kusurlarının varlığı ile oranı bakımından; adli trafik uzmanı bilirkişi tarafından sunulan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı sürücüsü ...'in dava konusu trafik kazasının oluşumunda % 30 oranında kusurlu olduğu, olay tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortalı bulunan aracın dava dışı sürücüsü ...'ın ise trafik kazasının oluşumunda % 70 oranında kusurlu olduğu, yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, tazminat hesabı yönünden alınan raporda; geçici iş göremezlik zararının 19.523,45-TL, sürekli iş göremezlik zararının 340.761,38-TL, geçici bakıcı giderinin 3.502,80-TL olarak hesaplandığı, hesaplanan tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığının bildirildiği, raporun Yargıtay içtihatlarında öngörülen kriterlere uygun olduğu ve bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gerkçesiyle; "Davanın kabulü ile; 440.659,28-TL sürekli iş göremezlik, 31.511,96-TL geçici iş göremezlik, 3.502,80-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 475.674,04-TL maddi tazminatın █████/2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekii tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; faiz başlangıcının hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ek raporda davacının gelirinin hatalı belirlendiğini, yeniden yargılama yapılması halinde usuli kazanılmış haklarını korunmasını talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, kazanın poliçe tanzim tarihi ile aynı olması nedeniyle, kazanın poliçe tanziminden sonra geldiğinin şaibeli olduğunu, kaza saati ve poliçe tanzim saatinin araştırılmadığını, sigortalı araça isnat edilen kusuru kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumu’ndan kusur raporu alınması gerektiğini, davacının kask ve koruyucu malzeme kullanmaması nedeniyle müterafik kusurunun olduğunu, maluliyet raporuna da itiraz ettiklerini, raporun Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, raporun Yönetmeliğe uygun tanzim edilmediğini, esas alınan gelirin de kabulünün mümkün olmadığını, süreklilik arzetmeyen işler için çalışılmayan günler için asgari ücret kadar gelir esas alınması gerektiğini, SGK hizmet dökümünde davacının çalışmasının çoğunlukla 30 günün altında olduğunu, bu durumda çalışılmayan günler için gelirin asgari ücret olması gerektiğini, SGK hizmet dökümünde gerçek gelir belli iken asgari ücretin katı olarak belilenemeyeceğini, kazanın iş kazası niteliğinde olduğunu, SGK tarafından ödeme var ise araştırılarak varsa ödemelerin mahsubu gerektiğini, hesaplamanın genel şartlara göre yapılmadığını, ayrıca tedavi gideri ve bakıcı giderinden sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu, faizin ticari faiz olarak hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın da güncel tazminata göre hesaplanmış olması nedeniyle faiz talebinin yerinde olmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Olay tarihinde, davalının tarafından ZMMS ile sigortalı aracın seyri sırasında, sürücü beyanına göre arızalanması sonucu sağ şeritte durduğu, araç sürücüsünün aracından inerek ön kaputu kaldırarak aracın arızasına baktığı sırada, aracın arka kısmına aynı istikamette seyreden davacı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki motosikletinin ön kısımları ile çarpması sonucu yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün KTK'nın 47/1-b maddesini, davacının ise KTK'nın 52/1-b maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir. Meydana gelen kazaya ilişkin görülen ceza davasında, alınan kusur raporunda; davacının motosikleti ile seyri sırasında aracının hızını, hava ve yol durumuna göre ayarlamaksızın ön ilerisinde arızalanması ile şeritte duran araca arkadan çarpmasında tedbirsiz ve dikkatsiz davrandığından bahisle asli kusurlu olduğu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün de aracın arızalanması sonrasında kara yolunda seyreden araçların uyarılması için alınması gereken önlemleri almadığından asli kusurlu olduğu, kabul edilmiştir. Mahkemece, trafik polisi bilirkişiden alınan raporda ise; ceza dosyasında da kabul edilen her iki araç sürücüsünün aynı eylemleri çerçevesinde kusur oranın, aracın arızalanması sonrasında gerekli önlemleri almayan davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün asli %70 oranında, davacının ise tali %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesi üzerine mahkemece her iki rapor arasında farklılık mevcut ise de, TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinde alınan kusur raporunun hukuk hakimini bağlamayacağından bahisle mahkemece alınan kusur raporunun da dosya kapsamına uygun olduğu kabul edilerek, kusur raporu esas alınarak, yine davacının engel durumunu esas alan rapora göre alınan aktüer raporuna göre davanın esası hakkında karar verilmiştir. 1-Öncelikle davalının poliçe tarihi ile kaza tarihinin aynı olması nedeniyle poliçenin kazadan sonra tanzim edilip edilmediğine yönelik eksik inceleme yapıldığına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Dosya kapsamına göre davalı tarafından sigortalı araç █████/2023 tarihinde, araç maliki "... İnş. Maden.ve Kuyumculuk San.ve Tic. Ltd. Şti." tarafından ZMMS ile sigortalanmış iken, aynı tarihte meydana gelen kaza sırasında ise kaza tespit tutanağında araç maliki ... olup, araç malik sorgusuna göre aracın aynı gün █████/2023 tarihinde, davalının aynı zamanda sigortalısı olan önceki malikten Tekirdağ/Çorlu 2. Noterliğinde yapılan satış sözleşmesi ile ... tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır. Kaza anındaki araç maliki, önceki malik tarafından sunulan ZMMS poliçesini kaza sırasında ibraz etmiş, aynı tarihte ve kazadan önce yeni malik tarafından yaptırılan başka poliçe olduğuna dair iddia ve savunma da bulunmamaktadır. Bu durumda, davaya dayanak yapılan poliçenin kaza tarihinden önce tanzim edildiği sabit olmakla, davalıya husumet yöneltilebileceğinden davalının buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. 2-Tarafların kusur raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemli davada kusur oranın doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Eylemin suç teşkil etmesi nedeniyle ceza yargılamasında rapor alındığı durumlarda, ceza mahkemesi tarafından alınan kusur raporundaki kusur oranı TBK'ın 74. maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamaz ise de, her iki rapor arasında çelişki bulunduğu durumda, özellikle rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasındaki çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Somut olayda, davacı sevk ve idaresindeki araç ile görüşe açık düz yolda, aynı istikamette seyreden ve arızalanması nedeniyle sağ şeritte duran davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araca, aracının ön kısmı ile çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kaza Tespit Tutanağında, motosiklet sürücüsünün çarpışma öncesinde fren tedbirine başvurduğuna yönelik bir tespite yer verilmemiştir. Ceza Mahkemesi ve ilk derece mahkemesince alınan her iki raporda tek kişilik trafik bilirkişisinden alınmış olup, ceza mahkemesi tarafından tanzim edilen raporda görüşe açık yolda davacının yola gereken dikkati vermeksizin ön ilerisindeki araca çarpması nedeniyle, KTK'nın 52/-b maddesindeki "b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak," kuralını ihlal ettiği kabul edilerek asli kusurlu, yine davalı tarafından sigortalı araç sürücüsününde aracının arızalanması sonrasında alması gereken önlemleri almaması, geriden gelen araçların uyarılması için Kanun ve Yönetmelikte belirtilen şekilde uyarı işaret lehvalarını koymaması nedeniyle asli kusur verilmiştir. Araç sürücülerinin eylemleri çerçevesinde kusurlu davranışları anlaşılmakta ise de, tarafların ihlal ettiği kanun ya da yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenecek olan kusur oranı, kazayı ve neticeyi meydana getirmeye etkisi oranında değerlendirilebileceğinden, yol durumu, aracın yol üzerindeki konumu, kazanın gündüz ya da gece olması, aydınlatma olup olmaması, çarpma öncesi fren tedbirine başvurulup vurulmadığı gibi olayın somut özellikleri ve soruşturma sırasında alınan beyanlar değerlendirilerek belirlenir. Mahkemece, ceza mahkemesi tarafından alınan kusur oranı, hukuk hakimini bağlamayacağı ve mahkemece alınan kusur raporunun oluşa uygun olduğu belirtilmiş ise de, aynı oluşa göre yapılan değerlendirme sonucun tanzim edilen raporlar arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. Bu durumda, raporlar arasında çelişki olduğundan, ceza dosyasının tamamı dosya içerisine kazandırılarak, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden ya da Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden alınacak rapor ile kazanın oluş şekli, kazaya etki eden eylemlerin ağırlığı, ceza soruşturma ve kovuşturmasında alınan beyanlar da değerlendirilmek suretiyle raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile çelişki oluşturan rapora göre karar verilmiş olması doğru olmadığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. 3-Aktüer hesap raporuna ilişkin istinaf sebeplerinin incelesinde; geçici ve sürekli iş göremezlik talepli maddi tazminat davalarında, zarar veren gerçek zarar ile sorumlu olduğundan, geçici iş göremezlik süresi ve maluliyet oranın tespiti kadar zararın doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Gerçek zararın hesaplanmasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemler esas alınır. Bu çerçevede, kaza nedeniyle geçici iş göremezlik meydana gelmişse, kişi bu dönemde %100 malul sayılarak tazminat talep edebilir ise de, aynı döneme ilişkin SGK tarafından geçiçi iş göremezlik ödemesi yapılmış ise, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, geçici iş göremezlik zararının yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ile karşılandığı ölçüde, TBK'nın 55. maddesi gereğince kişinin meydana gelen geçici iş göremezlik zararından bu miktarın indirilmesi gerektiğini kabul ettiğinden, kaza iş kazası olsun ya da olmasın zarar görene yapılan geçici iş göremezlik ödemesi mevcut ise davacının geçici iş göremezlik tazminatından mahsup edilerek, bakiye zararı olması halinde bakiye zararı üzerinden geçici iş göremezlik taleplerine ilişkin karar verilir. Yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin kusura isabet eden miktarı ile yine kusura isabet eden kadar olan geçici iş göremezlik zararı karşılanmış ise talebin reddine karar verilir. Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararlarında, bu ödemelerin rücuya tabi olup olmaması tazminattan mahsup edilmesinde bir ölçüt olarak kabul edilmemiş olduğundan, geçici iş göremezliğin iş kazasından kaynaklanmış olup olmadığı ya da rücuya tabi olup olmadığı geçici iş göremezliğin mahsubunda esas alınmadığından, olay iş kazası olduğu ve 5510 Sayılı Yasa'nın 21. maddesi kapsamında SGK'nın rücu edebileceği miktar olduğu durumda dahi, tazminattan mahsup edilecek miktarın belirlenmesinde rücu edilebilecek miktar değil, 5510 Sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin, zarar verenin kusuruna ya da müteselsil sorumluluk çerçevesinde dava açılmış ise müteselsil sorumlularının sorumlu oldukları kusur oranına isabet eden kısmı kadar olmalıdır. (SGK tarafından iş kazası nedeniyle bağlanan gelir açısından ise TBK'nın 55. maddesi gereğince ödemenin rücuya tabi olması ve 5510 Sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince zarar sorumlusuna rücu edilebilecek miktarı nazara alınır.) Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan ek raporda (her ne kadar gerekçeli kararda bu rapordan bahsedilmemiş ise de hükme esas alındığı anlaşılmakla) davacının geçici iş göremezlik zararı 52.494,78 TL olarak hesaplanmış, %70 kusura isabet eden kısmının 36.746,34 TL olduğu belirtilerek, bu miktardan SGK tarafından yapılan ödeme olarak 5.234,38 TL mahsup edilerek, buna göre davacının geçici iş göremezlik tazminatı 31.511,96 TL olarak hesaplanmıştır. SGK yazısına göre söz konusu miktarlar, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsün tali %25 kusuru oranında rücu edilebileceği belirtilen miktarlar olup (kaldı ki eldeki davada %70 kusurlu denilmiştir.) yukarıda açıklandığı üzere SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi olup olmadığına bakılmaksızın, davalının kusuruna isabet eden miktar kadarı, davalının sorumlu olduğu geçici iş göremezlik tazminatından mahsubu gerektiğinden, SGK tarafından, davacıya trafik kazası neticesinde yaralanması nedeniyle yapılan geçici iş göremezlik ödemesi miktarı sorularak, bu miktarın davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusuruna isabet eden kısmı belirlenerek, bu miktarın davalının sorumlu olduğu geçici iş göremezlik tazminatından mahsubu gerekirken, SGK tarafından bildirilen ve %25 kusur çerçevesinde hesaplandığı anlaşılan rücu edilebilecek miktarın, geçici iş göremezlik tazminatından mahsubu ile yetinilmiş olması doğru görülmemiştir. Sürekli iş göremezlik tazminatı açısında ise; davalı sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında trafik kazasına karışmış olup, SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemesinin rücu edilmesi gerektiği yazı cevabında bildirilmekle, trafik kazasının aynı zamanda trafik-iş kazası olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda iş kazası kapsamında SGK tarafından yapılan tahkikat var ise buna ilişkin kayıtlarda getirtilerek, ayrıca meydana gelen kaza trafik-iş kazası ise davacıya rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlamış ise ilk peşin sermaye değeri sorularak, bu hususlarda alınacak raporda değerlendirilmelidir. Yine, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat taleplerinde, davacı gerçek zararını talep edebileceğinden, kaza tarihinde davacı fiilen çalışıyor ise çalıştığı işyerinden düzenli gelirine ilişkin kayıtlar getirtilerek, bu çerçevede geliri belirlenmeli düzenli geliri esas alınarak zarar hesaplanmalıdır. Somut olayda, davacının yaralanmasının iş kazası olduğu SGK tarafından kabul edildiğinden, iş kazası nedeniyle SGK İş müfettişleri tarafından düzenlenen teftiş raporu var ise buna ilişkin kayıtlar da getirtilerek, ayrıca davacıya iş kazası kapsamında gelir bağlanıp bağlamadığı hususu ve gelir bağlanmış ise ilk peşin sermaye değeri sorularak, akabinde davacının çalıştığı işyerlerinden gelirine ilişkin belgeler getirtilerek, bundan sonra daha önce rapor alınan bilirkişiden yahut yeni bir bilirkişiden, gelen yazı cevapları ve davacının düzenli geliri çerçevesinde zararının hesaplandığı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, açıklanan eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının ve davalının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacı vekili ile davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 4-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan-ÜyeÜye-Katip- * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.