Anahtar kelimeler: Görünse Olacakları Amme Emrinin Mükerrer Temsilcilerin Kararıyla Vergi Esaslara Tahsil
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : ████████
Temyiz Eden : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
Karşı Taraf : ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti: Davacı adına düzenlenerek tebliğ olunan ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesi ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun mükerrer 35'inci maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi ve buna bağlı alacakların ödenmesinden anılan kanunun 10'uncu maddesi uyarınca sorumlu olan kanuni temsilcilerin diğer amme alacaklarının ödenmesinden de bu esaslara göre sorumlu olacakları, 6183 sayılı Kanunun 1'inci maddesinde sayılan vergi dahil tüm amme alacaklarının tahsili usulü düzenlendiğinden, mükerrer 35'inci madde vergi ve buna bağlı alacaklar için uygulanabilir gibi görünse de, 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinin özel nitelikli bir tahsil hükmü olan ikinci fıkrası zımnen veya açık olarak ilga edilmediği için, vergi ve buna bağlı alacaklarda mükerrer 35'inci maddenin uygulanma olanağının bulunmadığı, vergi ve buna bağlı alacaklarda kanuni temsilcilerin takibi için uygulanacak madde, özel hüküm olan 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi olup, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddesinin ancak diğer amme alacakları için uygulanabileceği, bu durumda vergi ve buna bağlı alacaklar için davacının 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddesine göre takip edilemeyeceğinden davacı adına düzenlenip tebliğ olunan ödeme emrini iptal etmiştir. Davalı idarece, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağı nedeniyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı adına, ...LPG Dolum Tevzii Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının takip ve tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada ödeme emrini iptal eden Mahkeme kararı temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların vakıf ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa temsilcileri tarafından yerine getirileceği, aynı maddenin 2'nci fıkrasında ise, 1'inci fıkrada sayılanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55'inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı belirtildikten sonra ikinci fıkrasında; ödeme emrinde borcun aslı ve ferilerinin mahiyet ve miktarı, nereye ödeneceği, müddetinde ödenmediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsili ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar hapis ile cezalandırılacağının kayıtlı bulunacağı düzenlenmiştir.
Hukuk devletinde idari işlemlerin dayanağının ve gerekçesinin gösterilmesi hem idari işlem tesisi sırasında keyfiliğin önlenmesi, belli bir düzen ve disiplinin sağlanması hem de haklarında idari işlem tesis edilenlerin bunun nedenini daha kolay anlayıp, yasal haklarını kullanabilmeleri veya gerekli önlemleri alabilmeleri bakımından özel bir önem taşımaktadır.
Buna göre ödeme emirlerinin kanunda yazılı şekil unsurlarını taşıması da bu ilkenin bir gereğidir. Takibe konu amme alacağının niteliğinin tayinine yarayacak hususların ödeme emriyle borçlunun bilgisine sunulmasıyla borçlu, hangi alacak için takip edildiğini öğrenerek buna karşı kullanabileceği savunma sebeplerine göre mercilere başvurmak veya takibin devamına izin vermek yollarını kullanabilecektir. Alacağın niteliği ve yasal dayanağının tayinine imkan verecek
gerekli bilgileri taşımayan ödeme emrinin, borçluya bu olanağı sağlayacağını ve kanuna uygun
olduğunu söylemek mümkün değildir. Özellikle, bir şirketin borçlarının takibinde, kendisine ödeme emri tebliğ edilen şahsın, hangi sıfatla takip edildiğini bilmesi ancak bu yolla mümkün olacağından, alacağın türü ve niteliği ile dayanağının ödeme emrinde yer alması ayrıca önem taşımaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu edilen ödeme emri üzerine asıl borçlu şirketin ünvanı, davacı şahsın adı ve "müteselsil sorumlu "ibaresinin yazılı olduğu, ancak söz konusu ödeme emrinde davacı şahsın hangi sıfatla amme borcundan dolayı takip edildiği ve bu takibin kanuni dayanağının gösterilmediği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu ödeme emri bu haliyle, ödeme emrine itiraz yolunu düzenleyen 6183 sayılı Yasanın 58'inci maddesinin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, ödeme emrini iptal eden mahkeme kararında sonucu itibariyla yasaya aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddine, 20.2.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X.K A R Ş I OY :
6183 sayılı Kanunun 55'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ödeme emrinde borcun aslı ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödenmediği veya mal bildiriminde bulunulmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar hapis ile tazyik olunacağının kayıtlı bulunacağına dair düzenleme uyarınca, ödeme emirlerinin kanunda yazılı unsurları ihtiva etmesi yasal bir zorunluluk ise de, bakılan davada, anonim şirketin ödenmemiş vergi borcundan dolayı, adına ödeme emri düzenlenen davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı idarenin gerek savunma gerek temyiz dilekçesindeki ifadelerinden, vergi ve buna bağlı alacaklarda kanuni temsilcilerin takibi için uygulanan hükümler olan 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinden bahsedildiği görüldüğünden bu durumun ödeme emrinin iptalini gerektirecek bir şekil sakatlığı olarak kabulü de mümkün değildir.
Buna göre; yazılı gerekçeyle verilen kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!