Anahtar kelimeler: Davadavacı İnşaatta Taşeron Yazildiği Başkan Sunduğu Noterliğinin Katip Adana Başladığını

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : █████████
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...-...
VEKİLİ : Av. ... - ..
DAVALI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
Av. ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2013
KARAR TARİHİ : █████/2022
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında █████/2012 tarihli taşeron sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme gereğince müvekkilinin taşeron olarak davalı şirkete ait inşaatta işe başladığını, sözleşme hükümlerinin davalı şirket tarafından ihlal edildiğini, davalı şirkete █████/2012 tarihinde Adana 9. Noterliğinin ... yevmiye numarası ile sözleşmenin feshine ilişkin ihtarname çekildiğini, davalı şirket ihtara cevap vermediğini, Adana 3. Sulh Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile davalı şirkete ait inşaatta delil tespiti yapıldığını, yapılan tespit neticesi bilirkişi tarafından müvekkilinin davalı şirketten 304.160,00TL alcaklı olduğuna dair hesaplama yaptığını, Adana 2. Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin ise takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu belirterek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle;Davacının dayandığı █████/2010 tarihli sözleşmenin dava dilekçesinin ekinde müvekkiline tebliğ edilmediğini, dilekçenin ekinde bulunan █████/2011 tarihli sözleşmeye göre davacının taahhüt ettiği işlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi halinde 376.000,00-TL karşılığı bedele hak kazanacağını ancak davacının edimini yerine getirmediğini, protokolde belirtilen ve kendisine ait malzemelerin hiçbirini almadığını, malzemelerin müvekkili tarafından satın alındığını, davacının taahhüt ettiği işleri müvekkilinin tamamladığını, Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyada yapılan tespiti kabul etmediklerini, raporun davacının beyanlarına göre düzenlendiğini, işin eksik yapıldığını ayrıca sözleşmeye aykırı imalat bulunduğunu, diğer taraftan tespit raporunda belirtilen ve inşaat sahasında kaldığı belirtilen malzemelerin █████/2012 tarihli protokol ile davacıya teslim edildiğini, raporda belirtilen diğer malzemelerin de müvekkiline ait olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizin ... E. ... K. sayılı kararı ile;"tarafların götürü bedel karşılığı imzaladıkları eser sözleşmesi gereğince davacı tarafından bir kısım işlerin yapıldığı daha sonra sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği, davacının fesih tarihine kadar yaptığı işlerin bedellerini isteyebileceği, icra takip talebinde 250.660,00-TL imalat bedeli ve ayrıca 53.500,00-TL malzeme bedeli olmak üzere 304.160,00-TL talep edildiği, davalının ödediği nakit para, davacının çektiği kredi nedeniyle davalının yaptığı ödeme, sözleşmeye göre davacının temin etmesi gereken demir dışındaki diğer inşaat malzemelerinin bedeli ve ayrıca █████/2012 tarihli protokol ile davacıya iade edilen demir direklerin bedeli düşüldüğünde davacının herhangi bir alacağının kalmadığı, keza davalı tarafından ibraz edilen malzeme bedellerine ait faturaların kendisi tarafından ödendiğinin davacı tarafından ispatlanmadığı, bu konudaki ispat yükünün kendisine düştüğü, diğer taraftan delil tespiti için yapılan keşif sırasında inşaat sahasında görülen ve tespit raporunda bedelleri gösterilen araçların (200 adet demir direk, 2 adet yük asansörü, 1 adet sıva asansörü ve tabliye kalıp kerestesi,) davacıya ait olduğu konusunda da delil bulunmadığı, kaldı ki bunlardan bir kısmının iade alındığının davacının da kabulünde olduğu, bu araçların tamamının davacıya ait olduğu kabul edilse dahi sonucun değişmediği, davanın ispatlanamadığı, davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karar, taraf vekillerinin istinaf etmesi üzerine, Adana BAM 6. H.D.'nin █████/2022 tarihli ... E. ... K. sayılı kararı ile; "davacının tacir ve buna göre davanın ticari nitelikte olup olmadığının belirlenerek mahkemenin görevinin tespit edilmesi gereğinden bahisle" kaldırılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.)
TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). 5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez. 21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir (Yargıtay 15.H.D. █████████ E. ████████ K.,
3.HD ██████████ E. █████████ K.)
Ulukışla Mal Müdürlüğü'nden davacı ...'in gerek sözleşmenin imzalandığı 2011 yılında, gerekse dava tarihi itibariyle faal mükellefiyet kaydına rastlanmadığı, Adana Ticaret Sicili Memurluğu'ndan ve Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden ...'in sicil kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.
Şu halde davacının inşaat işlerini yürüttüğü bir ticari işletmesinin bulunmadığı, bu işleri devamlı yaptığı konusunda delil ibraz edilmediği, tacir olmadığı, açılan davanın da, mutlak yada nispi ticari dava olmadığı, davaya bakmak görevinin Asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu, görev hususunun HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Adana Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, karar kesinleştikten sonra İKİ HAFTA içerisinde taraflarca talep edilir ise, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine
2-Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenmez ise, alınması gereken harç konusunda, HMK 20/1-son cümle gereğince; açılmamış sayılması kararı ile birlikte karar verilmesine, yargılama giderleri konusunda ise HMK 331/2 maddesi gereğince talep halinde dosya üzerinden karar alınmasına,
3-Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenir ise, HMK 331/2 maddesi gereğince, harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemede karar verilmesine,
4-Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2022
Başkan ...
E-imza
Üye ...
E-imza
Üye ...
E-imza
Katip ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!