Anahtar kelimeler: Ermenek Açılarak İnceleyen Delaletiyle Süreç Cezasıyla Sayı Kılma Dosyayı Hukukî

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : 1023-1445I. HUKUKÎ SÜREÇSanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/1, 109/3-f, 109/5, 39/2-c delaletiyle 39/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin Ermenek Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.04.2017 tarihli ve 55-16 sayılı hükümlerin, katılan mağdur vekili, sanıklar müdafii ile katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 06.12.2017 tarih ve 1968-2399 sayı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılarak, sanıkların aynı suçtan TCK'nın 37/1. maddesi delaletiyle 109/1, 109/3-f, 109/5, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.Bu hükümlerin de sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 04.03.2019 tarih ve 7581-7775 sayı ile; "Sanıkların, diğer sanık ...'in (1998 doğumlu) işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım eden sıfatıyla katıldıkları hâlde haklarında TCK'nın 39. maddesinin uygulanması gerekirken üzerlerine atılı suçu TCK'nın 37. maddesi anlamında birlikte işledikleri kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi ise 27.09.2019 tarih ve 1023-1445 sayı ile; "Bilindiği üzere 15 yaşını bitirmemiş bir çocuğun bir yere gitme ve bir yerde bulunma iradesi hukuken geçerli bir irade olmayıp bu yaştaki bir çocuğun istek ve iradesi olsa bile anne ve babasının yani kanuni temsilcilerinin izni ve rızası olmadan bulunduğu yerden başka bir yere götürülmesi ile veya kişinin evine mağduru kabul etmesi ile kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçu oluşur. Dava konusu olayda mağdure ve ... (1998 D.lu) sanık ...'nin evine gitmişlerdir. Sanık ... (1978 D.lu) bu sırada aynı evdedir. ... (1998 D.lu) mağdureyi kaçırdığını söylemiştir, hazırlık beyanlarından da anlaşıldığı üzere bunun üzerine sanıklar mağdurenin kimliğine bakmışlar ve yaşının 15'ten küçük olduğunu görmüşlerdir. Sanıklar ... (1978 D.lu) ve ... bunun üzerine jandarmaya veya kızın ailesine haber vermemişler bir süre bir arada oturmaya devam etmişler ve daha sonra ikisi evde yalnız kalsınlar diye evden ayrılmışlardır. ...'in (1998 D. lu) mağdureyi evlenmek için kaçırdığını söylediği yani mağdureyi anne ve babasından habersiz ve onların izni olmadan geldiğini ve 15 yaşını bitirmediğini bildiği hâlde sanık ...'nin mağdurenin geceyi evinde geçirmesine ve evinde kalmasına izin vererek TCK'nın 37. maddesi anlamında birlikte işleyen sıfatı ile kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunu işlemiştir.Sabah saatlerinde sanık ...'nin evine tekrar gelerek ... (1998 D.lu) mağdureye evde arama yapılacağını söylediği, sanık ... (1978 D.lu) yeni bir yer ayarladığından mağdurenin ... kasabasındaki ormanlık alana götürülerek ... (1998 D.lu) inşaatta kalmalarını sağladığı, sanık ...'in (1978 D.lu) ... kasabasında ormanlık alanda kalmaları için yer sağladığı gibi burada kaldıkları dönem içerisinde çeşitli kişiler aracılığıyla onlara yiyecek maddeleri gönderdiği, daha sonra yanlarına giderek mağdureyi ailesinin yanına dönmeye ikna etmeye çalıştığı, mağdurenin kabul etmemesi üzerine inşaattan ayrıldığı, daha sonra mağdure ile oğlu ... (1998 D.lu) bir bağ evinde kalmalarını sağladığı ve sanık ... (1978) yanında ... ve ...olduğu halde kaldıkları bağ evine giderek mağdureyi araç ile aldığı ve jantarma karakoluna götürdüğü böylelikle mağdureyi bulunduğu yerden başka bir yere götürdüğü, mağdure ile oğlunun kalması için yerler ayarladığı ve mağdureyi en son bulunduğu yerden araç ile alarak ailesine teslim edilmek üzere getirdiğinden TCK'nın 37. maddesi anlamında birlikte işleyen sıfatı ile kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunu işlediği,Kaldı ki Yargıtayın yüzlerce içtihadında 15 yaşını bitirmemiş küçüğü kendi isteği ile olsa bile anne babasının yani kanuni temsilcisinin rızası olmadan evine iş yerine kabul eden, kalmasına izin veren hatta arabasına alan, arabası ile bir yere götüren bir kişinin kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunu asli fail olarak işlediği eylemin TCK'nın 37. maddesi delaleti ile TCK'nın 109. maddesindeki suçu oluşturacağı belirtilmiştir. Bu anlamda bu suça ilişkin bozma ilamı Yargıtayın kökleşmiş içtihatları ile de çelişen bir karardır. Bu nedenle dairemizce sanıklar ... ve ... (1978) kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunun TCK'nın 37. maddesi anlamında birlikte işleyen olduklarının kabulü ile verilen kararın bozulmasına ilişkin Yargıtay bozma ilamına direnme kararı verilmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir.Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan mağdur vekili, sanıklar müdafii ile katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2020 tarihli ve 33410 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 18.01.2022 tarih ve 13680-374 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSUİnceleme dışı sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya yardım etme ve suçu bildirmeme suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar mercisince itirazın reddine karar verilmek, inceleme dışı sanık ... hakkında suçu bildirmeme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar itiraz edilmeksizin, inceleme dışı sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı onanmak; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı temyiz isteminin reddine karar verilmek, sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına yardım etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ise onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların, inceleme dışı sanık ...’nun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna TCK’nın 37. maddesi uyarınca müşterek fail olarak mı yoksa aynı Kanun’un 39. maddesi uyarınca yardım eden olarak mı iştirak ettiklerinin belirlenmesine ilişkindir.III. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarTCK'da suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.Kanun’un 37. maddesindeki;"(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır." şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.Yardım etme ise TCK'nın 39. maddesinde;"(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde,Bağlılık kuralı da aynı Kanun'un 40. maddesinde;"(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir." biçiminde düzenlenmiştir.Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,Olarak sayılmıştır.2- Manevi yardım ise;a) Suç işlemeye teşvik etmek,b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,Şeklinde belirtilmiştir.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeSuç tarihi itibarıyla on sekiz yaşında olan, Karaman ili, Ermenek ilçesi, ... Beldesinde ikamet eden inceleme dışı sanık ... ile on dört yaş yedi aylık olan, Karaman ili, Başyayla ilçesi, ... köyünde ikamet eden katılan mağdurun yedi aydır tanıştıkları ve arkadaşlık ettikleri, sık sık telefonla görüştükleri ve bu görüşmelerinde birlikte kaçmaya karar verdikleri, 19.09.2016 tarihinde saat 00.30 sıralarında inceleme dışı sanık ...'in ... köyüne açık kimliği tespit edilemeyen bir kişinin kullandığı araçla giderek katılan mağduru aldığı, inceleme dışı sanık ... ile katılan mağdurun birlikte sanık ...'nin evine gittikleri, evde sanık ... ile birlikte sanık ...'nin dayısı ve inceleme dışı sanık ...'in babası olan sanık ...'in bulundukları, sanık ...'in söylemesi üzerine katılan mağdurun iyi olduğu ve rızasıyla kaçtığı yönünde ailesine mesaj gönderdiği, bir süre sonra sanıkların evden ayrılmaları üzerine evde yalnız kalan katılan mağdur ile inceleme dışı sanık ...'in birden fazla kez cinsel ilişkiye girdikleri, sabah saat 08.00 sıralarında kontrol amaçlı eve gelen sanık ...'nin kısa bir süre evde kalıp ayrıldığı, 1-2 saat sonra tekrar eve gelen sanık ...'nin evde arama yapılacağını, hemen gitmeleri gerektiğini söylediği, böylelikle ... kasabasında bulunan ormanlık alana gönderdiği inceleme dışı sanık ile katılan mağdurun ormanlık alandaki bir inşaatta saklandıkları, aynı gün akşam vakti sanık ...'in inşaata gelerek katılan mağdura "Ailen bizi çok sıkıştırıyor, seni ailene teslim etmek zorundayız." dediği, ancak katılan mağdurun ailesine dönmeyi kabul etmemesi üzerine sanık ...'in "Yakalanırsanız beni ele vermeyin." diyerek inşaattan ayrıldığı, sanık ...'nin de inşaata gelerek inceleme dışı sanık ...'e "Ailelerinizi barıştıralım." şeklinde konuşup ayrıldığı, daha sonra inşaata akrabaları olan inceleme dışı sanık ...'in gelerek inceleme dışı sanık ... katılan mağduru kontrol edip gittiği, ardından da bu defa ormanlık alandaki inşaata yine akrabaları olan inceleme dışı sanık ...'nin sanık ...'in talimatıyla gelerek inceleme dışı sanık ... ve katılan mağduru alıp tanık ...'e ait bağ evine götürdüğü, onları bağ evine yerleştirdikten sonra inceleme dışı sanık ...'nin evden ayrılıp bir süre sonra eve geri dönerek inceleme dışı sanık ... ve katılan mağdura getirdiği yiyecekleri bıraktığı, geceyi bağ evinde geçiren inceleme dışı sanık ile katılan mağdurun yine cinsel ilişkiye girdikleri, ertesi gün saat 16.00-17.00 sıralarında sanık ...'in, yanında tanıklar ... ve ...olduğu hâlde araçla bağ evine giderek katılan mağduru alıp kendi evine götürdüğü, yolda sanık ...'in katılan mağdura "Beni satma!" şeklinde telkinlerde bulunduğu, sanık ...'in jandarmaya ve katılan mağdurun ailesine haber verip katılan mağdurun 20.09.2016 tarihinde saat 20.50'de jandarma tarafından ailesine teslim edildiği iddia ve kabul edilen, eylemlerin sübut bulduğu hususunda Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı ve bu kabulde de dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizliğin olmadığı anlaşılan olayda;Mütemadi (kesintisiz) bir suç olan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tamamlanma ve bitme zamanlarının farklı olabildiği, mağdurun hürriyetinin kısıtlanması ile suçun tamamlandığı ancak sona ermediği, mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu anın suçun bitme zamanı olduğu dikkate alındığında; sanıkların inceleme dışı sanık ...'in katılan mağduru kaçırmasına iştirak etmemeleri, sanıklar ile inceleme dışı sanık ...'in katılan mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleme kararı almadıklarına ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurmadıklarına ilişkin savunmalarının aksini gösteren delil bulunmadığı, temadinin devam ettiği süreçte sanıklar tarafından kalacak yer ayarlama, yemek gönderme, kontrol etme ve yakalanmamaları için bilgi verme gibi eylemlerin fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğunu göstermeyeceği, katılan mağduru jandarmaya haber vererek ailesine teslim etmek üzere bağ evinden alıp kendi evine götüren sanık ...'in de toplumda kabul gören bir davranışa ya da genel ahlak kurallarına uygun olmayan bir amaçla hareket etmediğinin anlaşılması karşısında, sanıkların belirtilen eylemlerle inceleme dışı sanık ...'in işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun icrasını kolaylaştırdıkları ve buna bağlı olarak TCK'nın 39/2-c maddesi kapsamında suça yardım eden olarak iştirak ettikleri kabul edilmelidir.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.IV. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.09.2019 tarihli ve 1023-1445 sayılı mahkûmiyet hükümlerindeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanıkların inceleme dışı sanık ...’nun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna TCK’nın 39. maddesi uyarınca yardım eden olarak iştirak ettiklerinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.