Anahtar kelimeler: Emredebilir Zaruri Şüpheye Biçim Kastıyla Müflis Muhtemel Sübut Bulduğundan İik

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı müflis ve şirketten olan alacağı olan Bakırköy .... İcra Dairesi ... E İcra Dosyası sayılı kesinleşmiş ilamlara dayanmakta olduğundan, alacağın varlığı şüpheye yer bırakmayacak biçimde sübut bulduğundan, davalı şirketin kötü niyetli biçim de hareket ederek mal kaçırma kastıyla hareket etmesi kuvvetle muhtemel olduğundan İİK 159 kapsamında mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir.” hükmü doğrultusunda gerekli TÜM MUHAFAZA kesinleşmiş olduğu 1.172.128,71 TL Alacak Oranı Kadar Teminatlı Veya Teminatsız Tedbirlerinin UYGULANMASINA karar verilmesine, 166/2 Maddesi Uyarınca İFLAS TALEBİMİZİN İLANINA, arz edilen hususlar dikkate alınarak davalı borçluların Bakırköy .... İcra Dairesi .... -E İcra Dosyası doğan borçlarından dolayı İfasına İİK'nin sair fıkralarının da dava ile örtüştüğü ölçüde iflas davamıza uygulanmasını, borçluların iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava ; İİK 156.maddesi kapsamında iflas istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının sözleşme kapsamında üstlendiği görevlerine yerine getirmesine rağmen davalının ödeme yapmadığı, alacağı nedeniyle yapmış olduğu iflas yolu ile adi takip nedeniyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı, davalının itirazında haklı olup olmadığı, itirazın kaldırılması ve davalı şirketin İİK.nun 156.maddesine dayalı iflas koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nin 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine █████/2025 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğe gönderildiği, davalı borçlunun vekili vasıtasıyla █████/2025 tarihli dilekçe ile borcun tamamına, faize, yetkiye ve her türlü fer'ilere itiraz ettiği anlaşıldı.Toplanan ve sunulan deliller, yapılan yargılama, sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından, davalı şirket aleyhine, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile adi takipte icra takibi başlatılmıştır. Davaya konu takibe; davalı şirketin, davacı tarafa işbu takibe ilişkin veya başkaca herhangi bir borcu bulunmadığı savunmasıyla itiraz edilmiş ve takibin durması üzerine eldeki itirazın kaldırılması ve davalının iflasına karar verilmesi davasının açıldığı anlaşılmıştır.Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, kapak hesabı, Tüketici Mahkemesi dosyası, davalının ödeme beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İİK'nin 177.maddesinde; “Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1– Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3 – 308 inci maddedeki hal varsa; 4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılır. (Ek: 9/███████-███████ md.) Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır. Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .. E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatmıştır.Dava, İİK'nın 156. madde hükümlerine dayalı alacaklının açtığı adi takipten doğan itirazın kaldırılması ve iflas iflas istemine ilişkindir.İcra İflas Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, icra memurunun aksi yöndeki işlemleri kamu düzenine aykırılık oluşturacağından, süresiz şikayete tâbi olacağı gibi hakim tarafından da re'sen gözetilmelidir. Alacaklının takip talebine eklediği belgenin para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam olması halinde icra memurunun borçluya örnek 4-5 nolu icra emri tebliğ etmesi yasal zorunluluktur. Alacaklının talebi üzerine ya da kendiliğinden, ilamsız icra takiplerine ilişkin ödeme emri göndermesi, açıkça yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır. Pek tabidir ki elinde ilam olan bir alacaklının ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması da hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim ilamlı icra takibinde borçlunun itirazı takibi durdurmayacağı gibi itfa ve imhal itirazlarının ispatı ancak "yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya tetkik merciinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle" (İİK. m. 33) mümkün olacaktır. Halbuki ilamsız icra takibinde itiraz üzerine takip duracak ve alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurarak olumlu karar alması gerekecektir. Yine ilamlı icra takibini, alacaklı istediği icra dairesinde yapabilecekken(İİK. m.34), ilamsız icra takibinde genel yetki kurallarına göre (İİK. m.50) takip yapması gerekecektir. O zaman elinde ilam olan bir alacaklı bu kadar avantajlar var iken neden ilamsız icrayı tercih eder? Burada ilk akla gelen ilamlı icra takiplerinde uygulanan İİK.'nun 36. maddesini, bir diğer anlatımla borçlunun icranın geri bırakılması kararı alarak takibi durdurmasını bertaraf etmek olabilir. Bir diğer neden de ilamın bozulması halinde takibin durmasının ve sonrasında alacağın olmadığı ya da daha az olduğunun ilamla belirlenmesi halinde icranın iadesinin yolunu kapatmak olarak düşünülebilir (İİK. m 40).İcra ve İflas Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde, bu kanuna aykırı düşmediği ölçüde genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin icra takipleri hakkında da uygulanması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 29/1. maddesine göre ise taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Buna göre elinde ilam olan bir alacaklının ilamlı icra takibi yapmak yerine ilamsız icra takibi yapmasının anılan maddede düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı muhakkaktır.Kaldı ki mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin, ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması ve bu şekilde Devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir. Şu hale göre, alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması, en başta İİK.nun 32.maddesi amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. (Yüksek Yargıtay 12.Hukuk Dairesinen,█████/2020 gün ve █████████ esas,█████████ karar,█████/2015 gün ve ██████████ esas,██████████ karar sayılı ilamları) HMK'nın 114/1 nci maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayıldıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında da "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü ile diğer kanunlarda dava şartlarına ilişkin düzenlemelerinde dikkate alınması gerekliliğine vurgu yapılmıştır.Sözü geçen Kanun'un 115 nci maddesi hükmü de "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre Mahkeme'nin dava şartı noksanlığı hâlinde yapacağı işlemler düzenlenmiştir.Yargıtay 6. Hukuk dairesi █████████ Esas ███████ K. Sayılı ilamında ilama bağlanmış bir alacağın adi takip yoluyla iflas takibi yapılarak ve itirazın kaldırılması , suretiyle yeniden ilama bağlanmak suretiyle takibin devam ettirilmesinde hukuki yarar bulunmadığına karar vermiştir. Anılan yargıtay kararına konu ilk derece mahkemesi kararı incelendiğinde, alacaklının para alacağına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile ilamlı icra takibi başlatıp borçluya icra emri tebliğ ettirdikten sonra ilamlı icra takibini iflas yolu ile takibe çevirdiği ve borçlu hakkında takipli iflas davası açtığı neticede davanını hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Yukarıda bilgilerine yer verilen istinaf mahkemeleri ile yargıtay kararında " iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas davası " olarak adı geçen davada da takipsiz iflas davasında olduğu gibi alacağını tahsil edemeyen ilam alacaklısı netice olarak borçlunun iflasının talep etmektedir, fakat iflasla sonuçlanabilecek bu davanın süreci farklılaşmaktadır.Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde,davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhine adi takipte iflas takibine borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ödeme emrinin davalı-borçluya tebliğ edilmesi üzerine borçlu-davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine huzurdaki itirazın kaldırılması suretiyle iflas davasının Mahkememize açıldığı anlaşılmış ise de,davacı vekilinin elinde ilam varken icra takibine ilamlı icra olarak devam etmesi gerekirken takip yolunu iflas yolu ile adi takibe devam etmesi İİK'nın 32.maddesi ile HMK'nın 29.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına uygun olmadığı,buna göre davacı vekili tarafından usulüne uygun bir icra takibinden söz edilemeyeceğinden davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulüne uygun icra takibine ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın Özel Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere tensiben oy birliğiyle karar verildi. █████/2025Başkan ... e-imzaÜye ... e-imza Üye .. e-imza Katip ... e-imza