Anahtar kelimeler: İtirazname Açılarak İftira İnceleyen Taksitlendirmeye Delaletiyle Süreç Sayı Kimlik Dosyayı
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No : ██████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : 977-1179
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın, iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267/1, 62/1-2 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000 TL; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ise TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 267/1, 62/1-2 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç bakımından TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirmeye ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2018 tarihli ve 43-35 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 17.10.2018 tarih ve 977-1179 sayı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın iftira ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından aynı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
    Hükümlerin, katılanlar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.01.2022 tarih, 16420-443 sayı ve oy çokluğu ile temyiz istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
    Daire Üyesi ... ; "... 04.01.2016, 30.01.2016, 24.01.2016, 01.02.2016 tarihlerindeki BİMER şikâyetlerinin yapıldığı IP adreslerinin bulunduğu yerdeki baz istasyonlarında sanığın kullanmış olduğu cep telefonunun sinyal bilgilerinin alındığının tespit edildiği söz konusu durumun tamamen bir tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği bu sebeple sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi" gerektiği düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.03.2022 tarih ve 15686 sayı ile; karşı oyda yer alan görüş doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.06.2022 tarih, 924-8579 sayı ve oy çokluğu ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen eylemlerin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkidir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığının 03.03.2016 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgelere göre; başvuran olarak katılan ...’ın gösterildiği suça konu ihbarların; 04.01.2016 tarihinde saat 19.54.47’de 88.247.49.20, 24.01.2016 tarihinde saat 15.53.54 ve 15.54.18’de 78.187.79.232, 30.01.2016 tarihinde saat 17.39.56’da 88.232.111.199 ve 01.02.2016 tarihinde saat 12.51.34’te 78.187.79.232 sayılı IP numaraları kullanılarak yapıldığı, içeriklerinde ise Adana ili, ... ilçesinde bulunan ... Ortaokulu fen bilgisi ve teknoloji öğretmeni olan katılan ...’in sürekli olarak öğrencilerini dövdüğü, taciz ettiği ve onlara düşük not verdiği iddialarının yer aldığı,
    ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.03.2016 tarih ve 104-90 sayı ile; katılan ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda görevi kötüye kullanmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından düzenlenen 10.05.2016 tarihli müzekkere cevabı ekinde yer alan belgelere göre;
    - 88.247.49.20 numaralı IP'nin; ... Mahallesi, ... Bulvarı, No. ..., .../Silifke/Mersin adresinde bulunan tanık ... ... tarafından kullanıldığı, oturum başlama tarihinin 04.01.2016 saat 09.25.54, oturum bitirme tarihinin ise 05.01.2016 saat 00.06.41,
    - 78.187.79.232 numaralı IP'nin; Merkez Mahallesi, ... ... ... Sokak, No: ... Erdemli/Mersin adresinde bulunan tanık ... tarafından kullanıldığı, oturum başlama tarihinin 22.01.2016 saat 13.24.32, oturum bitirme tarihinin ise 25.01.2016 saat 18.29.34,
    - 88.232.111.199 numaralı IP'nin; ... Mahallesi, ... Sokak, No: .., Kat: ..., Erdemli/Mersin adresinde bulunan tanık ... tarafından kullanıldığı, oturum başlama tarihinin 30.01.2016 saat 09.58.04, oturum bitirme tarihinin ise 30.01.2016 saat 20.09.37,
    Olarak gösterildiği,
    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından düzenlenen 10.11.2016 tarihli yazı ekinde gönderilen sanık adına kayıtlı 0 553 *** *** 82 numaralı hatta ilişkin iletişim tespiti raporunda; baz bilgilerine göre sanığın; 02.01.2016 tarihinde 14.49.03 - 19.30.19 saatleri arasında Mersin ili, Silifke ilçesinde, 04.01.2016 tarihinde saat 15.47.08'de Mersin ili, Silifke ilçesinde, 06.01.2016 saat 19.09.31'den 22.01.2016 saat 13.05.11'e kadar Mersin ili, Silifke ilçesinde, 24.01.2016 tarihinde saat 00.21.18'de Mersin ili, Erdemli ilçesinde, 25.01.2016 tarihinde saat 21.12.17'de Mersin ili, Erdemli ilçesinde, 28.01.2016 saat 19.48.20'den 29.01.2016 saat 18.06.25'e kadar Mersin ili, Silifke ilçesinde, 29.01.2016 tarihinde saat 20.38.36'da Mersin ili, Erdemli ilçesinde, 30.01.2016 saat 01.38.45, 01.38.50 ve 01.40.57'de Mersin ili, Erdemli ilçesinde, 31.01.2016 saat 19.21.37, 19.21.41, 19.21.46'da Mersin ili, Erdemli ilçesinde, 01.02.2016 saat 09.18.30, 09.18.35, 09.18.43'te Mersin ili, Erdemli ilçesinde bulunduğu,
    Katılan ...'in ... Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz ettiği 05.08.2016 havale tarihli şikâyet dilekçesinin; "Ben halen ... Orta okulunda öğretmenlik yapmaktayım ... beni ve ailemi yıpratmak amacıyla hakkımda yapılan bu asılsız ihbarları ablam olan ... ...'ın ayrılmış olduğu eşi ...'nın yaptığından şüpheleniyorum. Çünkü BİMER'e yapılan şikâyetlerde ...'nın ayrılmış olduğu 2. eşi ... ve ailesinin ismi geçmektedir. Şikâyet dosyalarında beyanlar alınan ... ve ... kendilerinin de ... isminden şüphelendiklerini söylemişlerdir. Bu asılsız şikâyetler bana göre ... ve ... ailelerini karşı karşıya getirip yıpratmak, huzursuz etmek ve itibarımızı zedelemek amacıyla yapılmaktadır ... Buna benzer asılsız ihbar yollu şikâyetler daha önceden annem ... ..., babam ... ..., kardeşlerim ... ve ... ... adına da bir takım asılsız şikâyetler olmuştur. Bu kişi veya kişiler sürekli asılsız ihbarlar yaparak beni ve ailemi maddi ve manevi olarak yıpratmaya çalışmaktadır." şeklinde olduğu,
    Sanığın 30.04.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgelere göre;
    - Milli Eğitim Bakanlığının 08.08.2012 tarihli ve 35392 sayılı yazısına göre; sanığın Adana ili, ... ilçesinde bulunan ... İlkokulunda görevli iken 08.08.2012 tarihinde Mersin ili, ... ilçesinde bulunan ... Ortaokuluna atandığı,
    - ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında sanık kollukta 25.12.2013 tarihinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde; ... Köyü.../Mersin adresinde ikamet ettiğini, yaklaşık 10 yıl kadar önce Adana ili, ... ilçesinde evli olduğu ... ... isimli şahıstan boşandığını, çocukları olmadığı için bu kişiyi yaklaşık 10 yıldır hiç görmediğini, daha sonra katılan ... ile evlendiğini, yaklaşık 3 yıl evli kalıp boşandıklarını, katılan ...'dan bir çocuğu olduğunu ve annesinde kaldığını, çocuğuna nafaka verdiğini ve bu durumdan dolayı kesinlikle bir pişmanlık duymadığını, tanık ...'un katılan ...'ın annesi olduğunu, BİMER'e herhangi bir yazı yazmadığını ve nasıl yazıldığını da bilmediğini, Adana ili, ... ilçesinde öğretmen olarak çalışırken kendi isteği ile 1,5 yıl önce tayin isteyerek Mersin ili, ... ilçesinde bulunan ... Ortaokuluna geldiğini, yapılan suçlamaları kabul etmediğini, 13.01.2014 tarihinde kollukta şüpheli sıfatı ile alınan ifadesinde ise; hakkında şikâyette bulunan ... isimli şahsın eski eşi olduğunu, bu kişiden yaklaşık olarak 10 yıl önce boşandığını, o tarihten itibaren de kendisini görmediğini, bu kişinin BİMER'e şikâyet edilmesi konusuyla ilgili olarak hiçbir bilgisinin olmadığını, kendisine neden böyle bir iftira attığını da bilmediğini, suça konu ihbarın kendi kimlik bilgileri ile yapılmadığını, ... Köyü ... İlköğretim Okulundan ... ilçesinde bulunan ... Lisesine tayininin çıktığını, kendisine bu adresten ulaşılabileceğini ifade ettiği, 13.01.2014 tarihli kolluk ifadesinde ise iş adresi olarak; Mersin ili, ... ilçesinde bulunan ... Lisesinin belirtildiği,
    - ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.12.2014 tarih ve █████████ sayı ile; sanığın ilk eşi olan ... hakkında BİMER üzerinden yapılan asılsız ihbarlar nedeniyle yapılan soruşturma sırasında bahse konu kişinin eski eşi olan sanıktan şüphelendiğini ifade ettiği, yapılan başvurular sırasında kullanılan IP numarasından... ilçesinde bulunan bir internet kafeye ulaşıldığı ancak ihbarın yapıldığı bilgisayarı kullanan kişinin tespit edilemediği açıklandıktan sonra iftira suçundan kamu davası açılması için yeterli şüphe uyandıran delil elde edilemediği belirtilip sanığın da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, suç tarihinin 19.04.2013 olarak gösterildiği,
    - ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.02.2018 tarih ve █████████-████████ sayı ile; sanığın boşandığı ikinci eşi olan katılan ... ile annesi tanık ... hakkında BİMER üzerinden yapılan asılsız ihbarlar nedeniyle başlatılan soruşturma sırasında bahse konu kişilerin sanıktan şüphelendiklerini ifade ettikleri, yapılan başvurular sırasında kullanılan IP numaralarından Silifke ve Erdemli ilçeleri ile Mersin ilinde bulunan internet kafelere ulaşıldığı açıklandıktan sonra suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın da aralarında yer aldığı şüpheliler hakkında iftira suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, suç tarihinin 29.07.2016 olarak gösterildiği,
    - Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.12.2017 tarih ve ██████████ sayı ile; katılan ...'in kardeşi olan ... isimli şahıs hakkında kadın ticareti yaptığı iddiası ile BİMER üzerinden yapılan asılsız ihbar nedeniyle başlatılan soruşturma sırasında bahse konu kişinin sanıktan şüphelendiğini ifade ettiği, söz konusu ihbarın tanık ... adına yapıldığı ancak kullanılan cep ve sabit telefon bilgilerinin sahte olduğu açıklandıktan sonra şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden bahisle katılan ..., tanık ... ve sanık hakkında hakaret suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, suç tarihinin ise 29.07.2016 olarak gösterildiği,
    UYAP sorgulamasına göre;
    - Sanığın 18.07.2005 tarihinde eski eşi ...'e boşanma davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2008 tarihli ve 383-44 sayılı kararı ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, kararın 29.04.2008 tarihinde kesinleştiği,
    - Katılan ...'ın 08.06.2012 tarihinde sanığa boşanma davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2013 tarihli ve 265-9 sayılı kararı ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin katılan ...'a verilmesine, sanığın çocuk ile şahsi ilişki tesisine, müşterek çocuk için 22.10.2012 tarihli celsede hükmolunan 250 TL tedbir nafakasının 400 TL'ye çıkarılmasına, belirtilen nafakanın çocuğun ihtiyaçlarında kullanılmak üzere sanıktan alınarak katılan ...'a verilmesine, karar kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, katılan ... için 22.10.2012 tarihli celsede hükmolunan aylık 250 tedbir nafakasının 400'ye çıkarılmasına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmekle katılan ...'ın yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmekle sanığın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, karar verildiği, hükmün sanık ve katılan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 20.06.2013 tarih ve 4570-17432 sayı ile katılan ... lehine yoksulluk nafakası gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına, bozma dışında kalan temyize konu bölümlerin ise onanmasına karar verildiği, bu ilamla ilgili olarak sanık tarafından yapılan karar düzeltme talebinin ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 31.10.2013 tarih ve 20029-24504 sayı ile reddine karar verildiği, bozma üzerine nafaka yönünden yapılan yargılama sonucunda ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 14.04.2014 tarih ve 214-287 sayı ile; katılan ...'ın yoksulluk nafakası talebinin kabulüne, 400 TL yoksulluk nafakasının sanıktan alınarak katılan ...'a verilmesi karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 02.03.2015 tarih ve 2696-3124 sayı ile onanmasına karar verildiği, bu ilamla ilgili olarak sanık tarafından yapılan karar düzeltme talebinin ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 03.07.2015 tarih ve 8913-14662 sayı ile reddine karar verildiği,
    - Sanığın 26.04.2016 tarihinde katılan ...'a velayetin değiştirilmesi ve müşterek çocukları lehine bağlanan iştirak nafakasının kaldırılması davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 23.03.2017 tarih ve 533-290 sayı ile davanın reddine karar verildiği,
    ... İcra Dairesinin █████████ esas sayılı dosyası üzerinden alacaklı olan sanık tarafından borçlu olan katılan ...'a ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2013 tarihli ve ████████ sayılı kararı doğrultusunda 01.07.2016 tarihli çocuk teslime veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin icra emri gönderildiği, bu belgede sanığın adresinin "... Mah. ... . Sok. No: ... Silifke/Mersin" olarak gösterildiği,
    Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.07.2017 tarihli yazıda; BİMER başvuruları ile ilgili olarak başvuru esnasında, başvuru sahiplerinin cep telefonlarına aktivasyon kodu gönderilmesi uygulamasının 23.08.2016 tarihi itibarıyla başlatıldığından suç konu başvuruların yapıldığı tarihte herhangi bir onay kodu gönderilmediğinin belirtildiği,
    Katılan adına kayıtlı olan 0 538 *** ** 63 numaralı hattın baz istasyon bilgilerine göre katılan ...'ın suç tarihleri olan 24.01.2016, 30.01.2016 ve 01.02.2016 tarihlerinde Adana ili, ... ilçesinde bulunduğu,
    Sanığın 24.09.2018 tarihli dilekçesinde adresini "... Lisesi Silifke" olarak belirttiği,
    Anlaşılmıştır.
    Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; Adana ili, ... ilçesinde bulunan ... Ortaokulunda fen bilimleri öğretmeni olarak görev yaptığını, kendisi ile ilgili BİMER'e yapılan ihbarlar nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturma açıldığını, bu ihbarlara ilişkin tespit edilen IP numaralarına bakıldığında Mersin ili, Silifke ya da Erdemli ilçelerinden ihbarda bulunulduğunun belirlendiğini, ablası olan ve ... PTT Müdürlüğünde çalışan ... isimli şahıs hakkında da aynı şekilde BİMER'e asılsız ihbarlarda bulunulduğunu, bu ihbarların IP numaralarına göre Mersin'in ilçelerinden yapıldığının tespit edildiğini, bu ihbarlarla ilgili olarak ablasının eski eşi olan sanıktan şüphelendiğini, sanığın Silifke ilçesinde görev yaptığını, ihbarların da sanığın ayrıldığı ikinci eşi olan katılan ... ile bu kişinin annesi olan tanık ...'un adının verilerek yapıldığını, bu nedenlerle ihbarların sanık tarafından yapıldığından şüphelendiklerini, katılan ...'ın ne kendisini ne de ablasını tanıdığını, katılan ...'ın bu şekilde bir ihbarda bulunması için herhangi neden olmadığını,
    Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; katılan ...'i tanımadığını, bu ihbarların eski eşi olan sanık tarafından yapıldığını, sanığın kendisinden intikam almak için adını ve T.C. kimlik numarasını kullanarak bu ihbarları yapıp kendisini suçlu duruma düşürmek istediğini, daha önce de buna benzer ihbarlarda bulunduğunu, bununla ilgi ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesinin alındığını, katılan ...'in sanığın kendisinden önceki eşi olan ...'in ağabeyi olduğunu, sanığın hem kendisini hem de katılan ...'i zor durumda bırakmak istediğini, sanığın Mersin ili, Silifke ilçesinde öğretmenlik yaptığını, boşandıktan sonra sanığın kendisi hakkında başkaca iftiralarda bulunduğunu, kendi hakkında da BİMER'e şikâyet dilekçesi gönderildiğini,
    Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde faaliyet gösteren ... İnternet Kafe adlı iş yerini çalıştırdığını, söz konusu iş yerinde bulunan telefon hattının annesi olan ... adına kayıtlı iken yaklaşık bir yıl önce kendi üzerine aldığını, annesinin 25.10.2011 tarihinde vefat ettiğini, katılan ... ile tanıklar ... ve ...'i tanımadığını, iş yerine birçok insanın geldiğini, bu şahısları takip etme gibi bir sorumluğunun olmadığını,
    Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Erdemli ilçesinde, ... adlı internet kafeyi işlettiğini, katılanlar ... ve ...'ı tanımadığını, ancak iş yerine gelen bir şahıs tarafından söz konusu ihbarların yapılmış olabileceğini, evraktaki IP numarasının kendi iş yerine ait olduğunu,
    Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; Erdemli ilçesinde bulunan ... adlı internet kafeyi işlettiğini, ********@ttnet isimli kullanıcı adının iş yerine ait olduğunu, ancak evrakta adı geçen şahısların hiçbirisini tanımadığını, ihbarların iş yerinden yapılmış olabileceğini, sanığın iş yerine gelip gelmediğini bilmediğini, ayrıca iş yerine gelen müşterilerden herhangi bir kimlik fotokopisi almadıklarını,
    Tanık ... istinabe olunan Mahkemede; kızı olan katılan ...'ın sanığın eski eşi olduğunu, kendilerine BİMER'den kızının kimlik numarası kullanılarak yazılmış bir yazı geldiğini, kızının daha sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğunu, bu olaya ilişikin bilgi ve görgüsünün bundan ibaret olduğunu,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık aşamalarda benzer şekilde; ... Mahallesi, ... Sokak, Silifke/Mersin adresinde oturduğunu, eski eşi ...'in katılan ...'in ablası olduğunu, katılan ...'in hâlihazırda nerede olduğu ve ne işle uğraştığını bilmediğini, bu kişiler ile bugüne kadar da görüşmediğini, tanık ...'nin eski eşi olan katılan ...'ın annesi olduğunu, kendisinin sürgüne gönderildiğine ilişkin beyanlarının doğru olmadığını, kendi isteği ile bu şahıslardan uzaklaşmak ve başını dinlemek için tayin istediğini, BİMER'e şikâyet etse idi telefonuna onay kodu geleceğini, kendi telefonuna böyle bir onay kodu gelmediğini, cep telefonu sinyali alınmasının kendisinin Mersin ilinde çalışmasından başka bir şey olmadığını savunmuştur.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Anayasa'nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
    Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.
    Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).
    Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
    Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).
    Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
    Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
    B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
    Sanığın 04.01.2016, 24.01.2016 (iki kez), 30.01.2016 ve 01.02.2016 tarihlerinde katılan ...'ın kimlik bilgilerini kullanarak ... Ortaokulunda fen bilimleri öğretmeni olarak görev yapan katılan ... hakkında sürekli olarak öğrencilerini dövdüğü, taciz ettiği ve onlara düşük not verdiği iddiası ile BİMER'e asılsız ihbarlarda bulunduğu iddia edilen olayda;
    Sanığın ihbar tarihlerinde Mersin ili, Silifke ilçesi, ... Mahallesinde ikamet etmesi, aynı Mahallede bulunan ... Lisesinde de öğretmen olarak görev yapması, katılan ...'in sanığın ilk eşi ...'in kardeşi, katılan ...'ın ise sanığın daha sonra boşandığı ikinci eşi olması nedeniyle sanığın hem katılan ...'ın kimlik bilgilerini hem de katılan ...'in mesleğini ve çalıştığı yeri bilebilecek durumda bulunması, katılan ...’in 05.08.2016 tarihli dilekçesinde söz konusu ihbarlar ile ilgili olarak ablası ...’in eski eşi olan sanıktan şüphelendiğini belirtip sanığın amacının ... ve ... ailelerini karşı karşıya getirip yıpratmak, huzursuz etmek ve itibarlarını zedelemek olduğunu ifade etmesi, katılan ...’ın ise sanığın kendisinden intikam almak amacıyla adını ve T.C. kimlik numarasını kullanarak bu ihbarları yapıp kendisini suçlu duruma düşürmek istediğini ileri sürmesi, sanık ile katılan ...’ın taraf olduğu davalar göz önünde bulundurulduğunda katılan ...'ın bu beyanını doğrular şekilde müşterek çocuklarının velayeti ile lehine bağlanan iştirak nafakası konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğunun anlaşılması, 04.01.2016 tarihli ilk ihbarın Silifke ilçesi, ... Mahallesi'nde bulunan tanık ...'a ait internet kafeden yapılması, sanığın ikametinin ve iş yerinin de aynı Mahalle'de yer alması, 24.01.2016 ve 30.01.2016 tarihli ihbarların Silifke ilçesine komşu olan Erdemli ilçesinde bulunan internet kafelerden yapılması, sanığın da o tarihlerde Erdemli ilçesinde bulunması, 01.02.2016 tarihli son ihbarın tanık ...'in Erdemli ilçesinde bulunan internet kafesinde kullanılan IP numarası üzerinden gerçekleştirilmesi, sanığın da aynı gün 09.18.30 itibarıyla Erdemli ilçesinde bulunması, katılan ...'ın suça konu ihbarların yapıldığı 24.01.2016, 30.01.2016 ve 01.02.2016 tarihlerinde Adana ili, ... ilçesinde olması, BİMER'e başvurulması hâlinde cep telefonuna onay kodu gelmesi gerektiğine yönelik sanık savunmasının Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.07.2017 tarihli yazıda bu uygulamanın suça konu başvuru tarihlerinden sonra 23.08.2016 tarihi itibarıyla başladığının belirtilmesi nedeniyle doğrulanmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, birbirleri ile irtibatları bulunmayan ancak sanıkla aralarında husumet bulunduğu anlaşılan katılanların ortak tanıdıkları olan sanığa isnat edilen suça konu eylemlerin sabit olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen eylemlerin sabit olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli ve 16420-443 sayılı temyiz isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA,
    3- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 977-1179 sayılı hükmünün, sanığa isnat edilen eylemlerin sabit olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğu ile karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!