Anahtar kelimeler: Alımına Borçludan Satımdan Davalıborçlu Davalıborçluya İlişkiden Usd Ödenmiş Avans İlişki

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı/borçlu arasında mal ve hizmet alımına dayanan bir ticari ilişki bulunduğunu, davalı/borçluya müvekkili şirket tarafından 99.500-USD avans ödemesi yapıldığını ancak müvekkili şirket tarafından davalı/borçluya 99.500-USD avans ödenmiş olmasına rağmen davalı/borçlu tarafından müvekkili şirkete herhangi mal ve hizmet sağlanmadığını, ayrıca söz konusu 99.500-USD avans tutarının müvekkili şirkete geri ödenmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından davalı borçludan olan alacağının tahsili için 10.01.2023 tarihinde ... 20. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin 99.500-USD bedelin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden iadesine ilişkin olarak başlatıldığını, takip tarihindeki harca esas değerin 1.872.172,10-TL olduğunu, ardından ödeme emri kendisine tebliğ edilen borçlu şirketin █████/2023 tarihli dilekçesi ile söz konusu takibe haksız olarak itiraz ettiğini, akabinde taraflarınca arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ve arabuluculuk sürecinin akabinde anlaşamama şeklinde son tutanak düzenlendiğini, tüm bu açıklamalar ile davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun açık olduğunu, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın tamamen haksız, kötüniyetli ve müvekkilinin haklı alacağının tahsilini engellemeye yönelik olduğunu, borçlunun yalnızca zaman kazanabilmek adına taraflarınca borçlu aleyhine açılan icra takibine itirazda bulunduğunun açık olduğunu, alacak likit ve muayyen olduğundan kötü niyetle takibe itiraz eden davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı ve resen nazara alınacak gerekçelerle fazlaya ve başkaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; davalarının kabulü ile davalı/borçlu tarafın ... 20. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptali ve takibin 99.500-USD'nin fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış karşılığı kur üzerinden faizi ile birlikte devamını, davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı-borçlu taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde somutlaştırma yükünün yerine getirilmediğini, 99.500-USD ödendiği belirtilmiş ise de hangi hukuki dayanak ile geri istendiği, delillerin ne olduğu gibi noktaların kasıtlı olarak müphem bırakıldığını, davacının borç ödemesi olarak müvekkiline dava konusu tutarı gönderdiğini, dava dilekçesinde her ne kadar avans olarak ödendiği ileri sürülmüş ise de iş bu iddialarını hiçbir delil ile desteklemediğini, sunmuş oldukları havale dekontlarının açıklama kısmında tutarın avans olarak gönderildiğine ilişkin beyan olmadığını, böylelikle davacının kendisi ile de çeliştiğini, dolayısıyla ortada davacıya geri verilmesi gereken bir tutarın olmadığını ve davanın haksız olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir avans ödemesi olması durumunda açıklama kısmına avans ödemesi yazılmamasının basiretli tacirin yapacağı işlem olmadığını, davada ispat yükü davacıya ait olup davacının hiçbir somut delil ikame etmediğini, davanın yekün olarak delilsiz olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı; davanın reddini, davacı aleyhine en az %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, mal ve hizmet alımı amacıyla davalıya havale edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalıya havale edilen 99.500 USD'nin bir borcun ifası amacıyla yapılıp yapılmadığı, aksinin ispat külfetinin davacıya ait olup olmadığı, havalenin bir mal ve hizmet temini için avans olarak gönderilip gönderilmediği konularından ibarettir.
Davacı delil olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayandığından her iki tarafın 2021, 2022, 2023, 2024 yılları ticari defterlerinde mahkememiz duruşma salonunda 17.07.2024 günü saat 15:00-16:00 saatleri arasında inceleme yapılarak havale edilen 99.500 USD'nin davalı ve davacı defterlerine avans olarak kayıtlı olup olmadığı, davalının kendi defterlerinde avans olarak kayıtlı olup olmadığı, davalının kendi defterlerinde davacıya borçlu görünüp görünmediği konusunda rapor düzenlenmesi için dosya yeminli mali müşavir bilirkişi ...'e teslim edilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 26.08.2024 tarihli raporda özetle, ''Davacı şirket vekili tarafından sunulan USB içerisindeki e-defter berat bilgilerine göre şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış ve kapanış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda, davacı şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına aiy yevmiye ve kebir defterlerinin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları, Davacı şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait envanter defterine ilişkin tasdik bilgilerinin tarafıma sunulan USB flash bellek içerisinde yer almadığı, Mahkemece belirlenen inceleme gününde davalı tarafça inceleme amacıyla davalının ticari defterleri ibraz edilmediğinden, davalı tarafın ticari defterleri kapsamında herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı, Davacı tarafından davalının hesabına banka yoluyla 99.500 USD'nin havale edildiği, Havale edilen 99.500 USD'nin davacının ticari defterlerine cari hesap alacağı olarak kaydedildiği, akabinde söz konusu tutarın avans hesabına virmanladığı ancak sonradan tekrar bahse konu tutarın davalının cari hesabına aktarıldığı,Davalı tarafından inceleme amacıyla ticari defterler ibraz edilmediğinden havale edilen tutarın davalının ticari defterlerine avans olarak kayıtlı olup olmadığı yada davalının davacıya borçlu görünüp görünmediği konusunda herhangi bir tespit ve değerlendirmenin yapılamadığı'' şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Davacı defterlerinin kendi lehine delil olabilmesi için davacı defterlerinin kendi içinde uyumlu olması gerektiği, buna karşılık davacının envanter defterine ilişkin tasdik bilgilerini ibraz etmediği anlaşılmakla, davacı vekiline 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılları envanter defterlerini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davacı ticari defterlerinin kendi lehine delil teşkil eder nitelikte olmadığı kabul edilerek yargılamaya devam edileceği ihtar edilmiş, kesin sürenin bitiminden sonra süresinde envanter defterinin tasdik bilgileri ibraz edilmekle davacının ticari defterlerinin kendi içinde uyumlu olup olmadığı, davacı defterlerinin TTK'nın 64. maddesi ve devamı kapsamında delil teşkil eder nitelikte olup olmadığı konusunda mahkememiz duruşma salonunda █████/2025 günü 11:00-12:00 saatleri arasında inceleme yapılarak TTK'nın 84. maddesi uyarınca davacı defterlerinin ilgili sayfaları rapora ek yapılarak yeniden rapor düzenlenmesi için dosya önceki bilirkişiye tevdi edilmiş, yeminli mali müşavir bilirkişi ...tarafından sunulan 22.04.2025 tarihli ek raporda özetle, ''Davacı şirketin fiziki olarak tuttuğu 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılları envanter defterlerinin açılış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış ve kapanış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, davacının ticari defterlerinin kendi içinde uyumlu olduğu, bu kapsamda davacı şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları,Mahkemece belirlenen inceleme gününde davalı tarafça inceleme amacıyla davalının ticari defterleri ibraz edilmediğinden, davalı tarafın ticari defterleri kapsamında herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı,Davacı tarafından davalının hesabına banka yoluyla 99.500 USD'nin havale edildiği,Havale edilen 99.500 USD'nin davacının ticari defterlerine cari hesap alacağı olarak kaydedildiği, akabinde söz konusu tutarın avans hesabına virmanladığı ancak sonradan tekrar bahse konu tutarın davalının cari hesabına aktarıldığı, davalı tarafından inceleme amacıyla ticari defterler ibraz edilmediğinden havale edilen tutarın davalının ticari defterlerine avans olarak kayıtlı olup olmadığı yada davalının davacıya borçlu görünüp görünmediği konusunda herhangi bir tespit ve değerlendirmenin yapılamadığı'' şeklinde tespitte bulunulduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK.nun 555 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe, bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta; davalı davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak, bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle ( borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir. Bu durumda, davacı taraf, davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalı tarafın borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. Maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmünü içermektedir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “ (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği , bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulmaması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafın ticari işletmesininden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydı ile kesin delil niteliğinde bulunduğu, davacı ticari defterlerinde davalıdan 99.500 USD'ninTL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, bu bedelin davalı ticari defterlerinde borç olarak kayıtlı olup olmadığının tespiti için davalı ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, davalının ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ticari defterlerini ibraz etmekten kaçınması sebebi ile davacı ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiği , davacı defterlerinde davalıya avans olarak verildiği kaydedilen 99.500 USD-TL yönünden davacının ispat külfetini yerine getirdiği ve 99.500 USD TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davalının ... 20.İcra Müdürlüğünün ....Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin talepnamedeki koşullarda devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan İİK 67/2 maddesi uyarınca %20'si oranında 374.434,42 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
Davalının ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile, takibin talepnamedeki koşullarda devamına,
Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan İİK 67/2 maddesi uyarınca %20'si oranında 374.434,42 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 127.888,08 TL olduğundan peşin alınan 22.610,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 105.277,77‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılıp mahsup edilen 22.610,31 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 165,00 TL ile bilirkişi ücreti 10.000,00 TL toplamı 10.165,00 TLyargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 265.938,93 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!