Anahtar kelimeler: Mobilizasyon Mekaniktesisat Doğalgaz Yanca Tesisat İkame Depo İik Başlattığını Proje

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : ████████
DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... isimli proje için yapı ve mobilizasyon mekanik-tesisat doğalgaz tesisat olmak üzere 3 ayrı sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin yer alan sözleşmelerden kaynaklanan alacaklı için ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas yolu ile icra takibi başlattığını ve davalı yanca takibe itiraz edilmediğini, ardından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı iflas davası ikame edildiğini, davanın derdest olduğunu, borcun depo edilmesi yönünde ara karara hükmedildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirket aleyhine ... 30.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile "1.860.000,00-TL'lik █████/2022 vade tarihli Sözleşme Alacağı (Asıl alacak) Mukayeseli keşif farkı alacağı ve sözleşmenin ifasından kaynaklanan munzam zararından kaynaklanan alacak için ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas yolu ile icra takibi başlatıldığını, iş bu takipten gönderilen ödeme emrinin de davalı şirketin e-tebligat adresine tebliğe çıkarıldığını, █████/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirket aleyhine yapılan icra takibine tebliğ yapılmasından önce █████/2021 tarihli dilekçesi ile haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, ancak davalı tarafça henüz ödeme emri tebliğ edilmeden yapılmış olan itirazın geçersiz olduğunu, iflas takibinin kesinleştiğini, davalı tarafça her ne kadar ... 30.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile yapılmış olan takibe itiraz edilmiş ise de davalı tarafın itirazlarının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin takibe konu edilen tutarda alacağı mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan çalışma neticesinde hazırlanan "..." █████/2020 tarihinde Wetransfer ile ...'a iletildiğini, ayrıca iletilen mailde "eksik görülebilecek ve başka noktalarda mukayese istenecek olursa o hususlarda da çalışma yapılabileceği hususu" da ifade edildiğini, müvekkili tarafından iletilen iş bu mukayese tablosuna davalı şirket tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, müvekkili şirketin davalı şirketten alacağının mukayese farkı alacağı ile de sınırlı olmadığını, müvekkili şirketin davalı şirketten ayrıca munzam zarar kalemi altında, son hakediş ve kesin hesabın yapılıp ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararları, nakit sıkışıklığını gidermek ve şirketin işleyişini sağlamak adına değerinden düşük bedellere satmak zorunda kaldığı dairelerin rayiç bedel farkları, kesin hesabın yapılmamış olması nedeniyle uygun teklif verip alamadığı başkaca projelerden kaynaklı iş kaybı tazminatı vs. alacaklarının da söz konusu olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya dair her türlü dava hakları saklı kalmak kaydıyla; alacaklı müvekkili şirketin ve diğer alacaklıların korunması için tensip kararı ile birlikte İİK'nın 159. maddesi gereğince alınması gereken muhafaza tedbirleri kapsamında tedbiren davalı şirketin mallarının defterinin tutulmasını, taşınmaz mallarının devrinin ve üzerinde ayni hak tesisinin önlemesi için ihtiyati tedbire taşınır mallarının yediemine teslimine, mağaza, dükkan ve depolarının mühürlemesine, posta ve diğer vasıtalarla gönderilen mektup, paket, havale vs. şeylerin icra müdürlüğüne teslimi için posta ve gümrük idarelerine ve bankalara yazı yazılmasına karar verilmesini, davalı şirketin ... 30. İcra Müdürlüğünün ..Esas sayılı takibe itirazının kaldırılmasını ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İİK 160.maddesi kapsamında iflas avansının depo edildiği anlaşılmıştır.
... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının tetkikinden ; davacının 1.860.000 TL tutarlı 20.01.2022 vade tarihli sözleşme alacağı, mukayeseli keşif farkı alacağı ve munzam zarar açıklaması ile 1.860.000 TL nin tahsili için davalı aleyhine iflas yolu ile takip başlattığı, davalının takibe süresinde itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, davalı tarafından takibe yapılan itirazın kaldırılması için 1 yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan iflas yolu ile takibe yapılan itirazın (İİK m.156.) kaldırılması ve davalı şirketin iflası istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedildiği belirtilen █████/2017, █████/2018 ve █████/2019 tarihli eser sözleşmeleri kapsamında davacının ilave işlerden kaynaklı hakediş alacağının bulunup bulunmadığı, davacının hakediş alacağının ödenmemesi sebebiyle davacının munzam zararının oluşup oluşmadığı, varsa munzam zararının ve hakediş alacağının miktarı ile davalının iflası için gereken koşulların oluşup oluşmadığı konularında toplanmıştır.
İİK'nun 154. maddesi gereğince iflas yolu ile başlatılan takibe karşı borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, takibin duracağı, alacaklının bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği İİK‘nun 156/3. fıkrasında düzenlenmiştir. İflas davası basit yargılama usulüne göre incelenir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, mahkemece ilk önce davacı alacaklının İtirazın kaldırılması hakkındaki talebini inceler. Bu İtirazın kaldırılması talebinin incelenmesi, genel haciz yolundaki İtirazın kaldırılması talebinin incelenmesinden ( m.68-70) tamamen farklıdır. Genel haciz yolunda tetkik merciinin incelemesi yalnız belgelere göre ve ilamsız icra kuralları çerçevesinde yapıldığı halde, buradaki ticaret mahkemesinin incelemesi genel hükümlere ( yani HMK ‘daki hükümlere) göre olur. Bu nedenle borçlu, ticaret mahkemesindeki savunması sırasında ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı borçlu, İflas davasına karşı vereceği cevap layihalarında bütün savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Ticaret mahkemesi normal bir alacak davasında olduğu gibi, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını araştırır. İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından m.68. ‘de olduğu gibi tahdidi olarak sayılmış olan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi, alacağının varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Burada alacaklının alacaklı olup olmadığı maddi hukuk kurallarına göre esastan incelendiğinden ticaret mahkemesi borçlunun İtirazının ya kesin olarak kaldırılmasına veya kesin kaldırma talebinin (bununla İflas davasının) reddine karar verir. Burada, borçlunun itirazı esastan karara bağlanmakta ve alacağın esası hakkında hüküm verilmektedir. Bu hüküm normal bir alacak davasında olduğu gibi kesin hüküm oluşturur. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, davacının alacağının mevcut olduğunu tespit eder ve borçlunun itiraz ve defilerini yerinde bulmazsa, yani borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa borçlunun İtirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verir. Buradaki İtirazın kaldırılması kararı bir ara karardır. (Prof.Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3.sayfa ,2672 vd, 1993 baskı). Bu nedenle yalnız başına istinaf edilemez.
Yapılacak inceleme sonucu alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir ve mahkemece aynı zamanda bir depo kararı verir. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2).Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir.
Davacının ilave işlerden kaynaklı alacağının olup olmadığı,... başlıkları altında belirtilen ilave işlerin mevcut olup olmadığı, bu işlerin sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı, ilave işlerin miktarı, yapıldığı tarihteki rayiç değeri (sözleşmede ilave işlerle ilgili hesaplama yöntemi varsa sözleşmeye göre ilave iş bedeli) belirlenip davalının varsa munzam zararının ( hakediş alacağının ödenmemesinden kaynaklanan) hesaplanması, ilave işler bedelinin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, taraf defterlerinde varsa mutabakatsızlık sebepleri konusunda rapor düzenlenmesi için dosya 1 mali müşavir, 1 inşaat mühendisi ve 1 nitelikli hesaplama/eser sözleşmesinde uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, inşaat mühendisi bilirkişi ..., mali müşavir bilirkişi ... ve borçlar hukuku -nitelikli hesaplama alanında ehil bilirkişi ... tarafından sunulan 15.05.2024 havale tarihli raporda özetle; ''Davacı tarafından yapılan 15 ana başlıkta toplanan mukayeselerin sahada tek tek incelendiğini, bu mukayeselerden 3 adet (... ) taraflar arasında kurulan sözleşmede dikkate alınarak .... lehinde, 12 adet mukayese ise (... ) taraflar arasında kurulan sözleşmede dikkate alınarak ... lehine olduğunu,... firmasının mukayeseden kaynaklanan alacağının 360.404,38 TL olduğunu, ... başlıkları altında belirtilen ilave işlerin mevcut olup olmadığı hususunda ise sahada yapılan keşif çalışmasında mukayeselerin tek tek incelendiğini ve mevcut olduklarının görüldüğünü, bu işlerin sözleşme kapsamına dahil olup olmadığı hususunda bahsi geçen mukayeseye konu edilen işlerin, heyetteki inşaat yüksek mühendisince benimsenen yaklaşıma göre, taraflar arasında yapılan sözleşmeye ilave edilmesi gerekiğini, mukayeselerin taraflar arasında yapılan sözleşmede sözleşmenin kurulduğu esnada ihaleye çıkılan projeye ilave işler ve/veya malzeme niteliği açısından ve/veya inşaat firmasının mimari düzenlemesi sonucunda yükleniciye iş yükü getirmesi ve/veya ihaleye çıkılan mekanik tesisat projesinin teknik açıdan sıkıntılı ve uygun olmayan kısımlarının yeniden düzenlenmesi sonucunda ortaya çıkan işler olduğunu, ilave işlerin yapılma sebebinin yükleniciye atfedilememesi hallerinde yüklenicinin bedel alacağının doğacağı noktasında bir değerlendirme yapılabileceğini, İlave işlerin miktarı, yapıldığı tarihteki rayiç değeri (sözleşmede ilave işlerle ilgili hesaplama yöntemi varsa sözleşmeye göre ilave iş bedeli) belirlenip davalının varsa munzam zararının (davacı tarafından 2 nolu ara karar gereği açıklanacak hususlar ile hakediş alacağının ödenmemesinden kaynaklanan) hesaplanması noktasında Taraflar arasında yapılan sözleşmede olmayıp idarenin talimatlarıyla yaptırılmış işler toplamının 491.904,89 TL + KDV olduğunu, Tekline firması tarafından flaş bellek içerisinde sunulan çalışmada 3. Nolu dosyada idare iş emri ile yaptırılan ... Nolu tüm imalatların keşif mahalinde yapılan incelemede görüldüğünü, tüm bu işlere ait imalatların autocad ve excel ortamında yapılan çalışmada incelendiğini, hesaplamaların doğru yapıldığının görüldüğünü, ... firmasının bu işlerden kaynaklanan alacağının 491.904,89 TL+ KDV olduğunu ,taraflar arasında yapılan sözleşmede mevcut olup idarenin isteğiyle yaptırılmış işlerin toplamının 109.199,06 TL + KDV olduğunu,... firması tarafından flaş bellek içerisinde sunulan çalışmada 3. Nolu dosyada idare iş emri ile yaptırılan ... Nolu tüm imalatların yapımından vazgeçildiğini,bu işlere ait imalatların teklif metninde belirtilen tutarlarının yüklenici kârı düşülerek ... inşaat lehine yazıldığını, hesaplamaların doğru yapıldığını,... firmasının bu işlerden kaynaklanan alacağının 109.199,06 TL + KDV olduğunu, İlave işlerin miktarı ... lehine : 491.904,89 TL- 109.199,06 TL = 382.705,83 TL + KDV olarak hesaplandığını, Taraflar arasında sözleşmenin anahtar teslim götürü bedel olarak kurulmuş olup, artan ve azalan işlerin tespiti ve mukayesede hesaplama yaparken kullanılmak üzere her bir ürün ve işçilik için birim fiyatların imza altına alındığını, Taraflar arasında imza altına alınan Teknik şartname ( zeyilname ) sayfa 3'te “ Proje ve şartnamede yönetmelik harici işler onaylı proje değişikliklerinde artan ve azalan imalatlar karşılıklı değerlendirilecektir. Fiyatlandırmada taşeron sözleşme ekindeki teklif birim fiyatı esas alınacaktır.İşin yapımı esnasında proje, mahal listesi ve yönetmelik arasında bir uyuşmazlık olursa taşeron, idarenin ve iş sahibinin istediği imalatı yapmakla yükümlüdür. Fiyat belirlemede imza altına alınmamış malzeme ve işçilikler için yaygın olarak kullanılan nitelik olarak benzer ürünler ve/veya anma çapları itibariyle ürünlerin enterperasyon yöntemiyle belirlenmesi, proforma fatura ile belirlenmesi ve/veya piyasadan alınacak tekliflerden belirlenmesi yöntemleri kullanılabilmektedir." hususlarının yer aldığını, davacı Yüklenici firma ... ilave işler ve mukayesedeki hesaplamalarda yaklaşık %90 oranında imza altına alınmış malzeme ve işçilik fiyatlarını kullanmış olduğu, yaklaşık %10 oranında da enterperasyon uygulayarak malzeme ve işçilik fiyatlarını belirlediği ,İlave işler bedelinin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, taraf defterlerinde varsa mutabakatsızlık sebepleri hususunda değerlendirme yapıldığında incelemeye sunulan davacı şirket defterlerine göre, davacı şirketin 2021 yılında basılı defter kullanmakta olduğu 01.01.2021 tarihinden itibaren 1 numaralı Elektronik Defter Tebliği kapsamında e-defter kullanıcısı olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre yapılması gereken açılış ve kapanış tasdikleri ile açılış onayı yerine geçen Ocak ayı ve kapanış onayı yerine geçen Aralık ayı elektronik defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğunun tespit edildiği,Davacı şirket ticari defterlerine göre taraflar arasında 2018 yılında başlayan 120.01.008 Cari Hesap Kodu ile devan eden ticari ilişki mevcut olduğu, cari hesap bilgilerine göre davacı şirketin davalı şirketten alacağının aşağıda tablo halinde gösterildiği üzere 24.01.2023 dava tarihi itibari ile 4.537.909,56 TL olduğunun tespit edildiği, 2022 ve 2023 yıllarında her hangi bir cari hesap hareketi olmadığı, Davalı şirketin 1 numaralı Elektronik Defter Tebliği kapsamında e-defter kullanıcısı olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre yapılması gereken açılış ve kapanış tasdikleri ile açılış onayı yerine geçen Ocak ayı ve kapanış onayı yerine geçen Aralık ayı elektronik defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğunun tespit edildiği,Davalı şirket ticari defterlerine göre taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin genel cari hesap takibinin 320.04.199 kodlu Satıcılar hesabı olduğu ancak yapılan her bir iş içini, barter ve kesintiler için de ayrı hesaplarda cari hesapların takip edildiği, şirketin davacı şirkete tüm cari hesap hareketlerinin bakiye bilgilerine göre 2.111.593,43 cari hesap alacak bakiyesi ile borçlu olduğunun görüldüğü,Davacı şirket ticari defterlerinde davalı şirketten alacağı 4.537.909,56 TL olarak görünmesine karşın davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirkete borç tutarı 2.111.593,45 TL olduğu, 2.426.316,11 TL fark bulunduğu, cari hesap farkının nedeninin davacı şirket cari hesap kayıtlarında barter daire kesintilerinin mevcut olmamasından kaynaklı olduğunun tespit edildiği, sunulan ticari defterlerde ilave işler bedellerinin ayrı bir hesap olarak takip edilmediğinden toplam iş maliyetlerinin içerisinde maliyetlendirilerek kayıt altına alınmış olduğunun tespit edildiği'' yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen █████/2017, █████/2018 ve █████/2019 tarihli eser sözleşmeleri kapsamında davacının ilave işlerden kaynaklı hakediş alacağının 382.705,83 TL olduğu bilirkişi raporundan anlaşılmakla davalının ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı iflas takibine vaki itirazının ilave işler bedeli 382.705,83 TL yönünden kaldırılmasına, İİK 158/1 ve İİK 166. maddeleri uyarınca davalı hakkında iflas davası açıldığının ilan edilmesine,... 30. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 382.705,83 TL asıl alacak yönünden bir sonraki duruşma tarihi itibari ile (depo emrine esas) toplam borç miktarını gösteren kapak hesabının gönderilmesi istenilmesine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.Davacı kesin hakediş alacaklarının ödenmemesi sebebiyle aşkın zararının oluştuğunu, bu nedenle munzam zarar miktarı yönünden de itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
Borcun ifasının geciktirilmesi borçlunun temerrüdü sonucunu doğuracaktır. Borçlunun temerrüdü hâlinde ise ortaya çıkacak olan hukukî sonuçlar TBK’nın 117 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. Bu sonuçlar arasında uyuşmazlığın niteliği itibariyle önem arz edenlerden ilki; TBK’nın 122. maddesinde düzenlenen aşkın (munzam) zarar kavramıdır. Öte yandan aşkın (munzam) zararın anlaşılabilmesi için öncelikle, borçlu temerrüdünün bir diğer sonucu olan temerrüt faizinin hukuksal niteliği üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine TBK’nın 120. maddesi gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle zamanında ifa etme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içerisindedir. Bu kapsamda borçlu, kusurlu olsun veya olmasın borcunu zamanında ifa etmemiş olması durumunda temerrüt faizi ödemekle yükümlü olup bu durum ve temerrüt faiz oranları, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 2. maddesinde “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.
Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur (Barlas, Nami; Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, İstanbul 1992, s. 127).
Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın (munzam) zarara ilişkin olarak ise TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir.
Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).
Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından hakedişlerin zamanında ödenmemesi sebebi ile davacının aşkın zararının oluştuğu iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ... Esas ... K.sayılı emsal kararında belirtildiği üzere temerrüt oluşmadığından temerrüt faizi ve munzam zarar talebinin reddi gerekmektedir.Davacının kesin hesap alacağının miktarını belirtmek suretiyle takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünün iddia ve ispat edilemediği bu nedenle davacının takip ve dava tarihi itibari ile munzam zarar talebinde bulunamayacağı kanatine varılmakla davacının munzam zarar talebi yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi talebi yerinde görülmemiştir.
“Adi iflas yolu ile takibe vaki itirazın kaldırılması ve iflas davası sonucunda verilen hüküm, belli bir alacağı hüküm altına alan ve maddi hukuk bakımından bu alacağın tahsili sonucunu doğurmayan; sadece yenilik doğurucu sonuç ortaya çıkartan bir hükümdür. Bu itibarla, iflas davaları kural olarak davacının alacağının miktarı bakımından kesin hüküm teşkil etmez. “ (Yargıtay (Kapatılan) 23. HD'nin █████/2014 tarih ve ...Esas, ... Karar sayılı kararı) Yargıtay kararında da belirtildiği üzere alacaklının, İİK 155.,156 ve devamında düzenlenen takipli iflas yolunu ,uygulamadaki ismi ile itirazın kaldırılması ve iflas davasını tercih etmekteki amacı borçlunun iflasına karar verilmesini sağlamaktır.
06.03.2025 tarihi itibari ile ... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takibine konu; 382.705,83 TL asıl alacak, 17.413,12 TL tahsil harcı, 80,70 TL başvuru harcı, 61.232,93 TL vekalet ücreti, 329.074,59 TL işlemiş faiz miktarı ve 5,50 TL masraf olmak üzere toplam 790.512,67 TL'nin yedi gün içinde icra dosyasına ödenmesi veya mahkememiz veznesine depo edilmesi gerektiği, aksi halde ilk duruşmada davalının iflasına karar verilebileceği hususu duruşmada davalı vekiline ihtar edilmiş, davalı taraf süresinde toplam 790.512,67 TL borcu 10.03.2025 tarihinde mahkememiz veznesine depo ettiğinden iflas talepli davanın konusuz kaldığı, esas hakkında karar verilemeyeceği anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, mahkememiz veznesine depo edilen borcun icra dosyasına gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Mahkememiz veznesine davalı tarafından depo edilen 790.512,67 TL'nin (davalının borcu ödemesi olarak) kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına gönderilmesine,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 192,00 TL, ilan masrafı 351,00 TL, bilirkişi ücreti 15.000,00 TL olmak üzere toplam 15.543,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!