Anahtar kelimeler: Usûlüne İstemli Düşme İhlali Eski Yok Görüşü Ret Hale Getirme
2. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
    HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma, düşme
    I- Sanık ... hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
    Sanığın temyiz ve eski hâle getirme istemli dilekçesi üzerine mahkemece verilen 09.02.2016 tarihli ek karar ile eski hale getirme ve temyiz isteminin reddine karar verildiği, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Kanun'un 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması sebebiyle bu ek kararın yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
    Sanığın 21.12.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 12.02.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın yerinde olmayan eski hâle getirme isteği ile süresinde olmayan temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,
    II- Sanık ... hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik Av. ...'nun temyiz isteminin incelenmesinde;
    Karar tarihinden sonra sanık ... vekili sıfatıyla 09.02.2016 tarihli eski hale getirilme ve temyize ilişkin dilekçe veren Av. ...'nun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2020 tarihli eksikliği giderme yazısına rağmen sanık müdafii olduğunu gösterir vekaletname sunmadığı gibi kovuşturma aşamasında duruşmalara da katılmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisi bulunmayan adı geçen avukatın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,
    III- Sanık ... hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
    Sanığın temyiz ve eski hâle getirme istemli dilekçesi üzerine mahkemece verilen 20.01.2016 tarihli ek karar ile eski hale getirme ve temyiz isteminin reddine karar verildiği, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Kanun'un 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması sebebiyle bu ek kararın yok hükmünde olduğu ve sanığa yapılan tebligatın son bildirdiği adresten farklı adreste yapılması sebebiyle usulüne uygun olmadığı ve sanığın temyiz isteğinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
    Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanığın karar tarihinden sonra 07.08.2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddeleri uyarınca ölüm nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
    IV- Sanıklar ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
    Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
    Sanıkların şikâyetçinin iş yerini kapı kilidini kırmaları şeklindeki mala zarar verme suçundan eylemlerine uyan ve 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, mahkûmiyet hükmünün verildiği 20.10.2015 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve sanık ...'nın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
    V- Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
    Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    Tüm dosya içeriğine göre; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında bu suçtan verilen cezaların 5237 sayılı Kanun'un 119/1-c. maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
    Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!